Etiket arşivi: BÖLGE

Pakistan – Afganistan Arasındaki Kabileler ve Bölgedeki Terör Faaliyetleri


FAZIL AHMED BURGED

Pakistan’ın kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde ağırlıklı olarak Peştun kabileler yaşamaktadırlar. Bunların yaşadıkları bölgeler de Özgür Kabileler anlamına gelen “Âzâd Kabâil” adıyla bilinmektedir. Afganistan devleti her ne kadar bu bölgelere hak iddia ediyorsa da uluslararası camiada bu coğrafyanın Pakistan toprakları olduğu kabul edilmektedir. Aslında Afganistan yönetiminin bu coğrafyaya ilişkin kesin çizgilerle belirlenmiş bir siyasetinin olduğu söylenemez. Zira Afganistan devletine karşı savaşan Taliban örgütü bu bölgelerdeki Peştun kabileleri tarafından desteklenince Afgan yönetimi söz konusu örgütün Pakistan coğrafyasından desteklendiğini öne sürmektedir. Ama normal şartlarda bu coğrafyayı kendi toprakları dahilinde olduğunu iddia etmektedir. Yani Afganistan devleti söz konusu bölgenin statüsüne ilişkin büyük bir çelişki yaşamaktadır.

Diğer taraftan bölge insanı, adından da anlaşılacağı gibi “özgür kabilelerden” oluşmakta ve her iki devlette de vatandaşlık görevini yerine getirmemektedirler. Ancak her iki ülke sınırlarına serbestçe dolaşıp çalışabilmekte ve diğer faaliyetlerde bulunmaktadır. Bölgenin kendi içerisinde herhangi bir merkezi otoriteden söz etmek de mümkün değildir. Uyuşturucu ekimi ve ticareti serbest olduğu gibi, silah ticareti de serbest olmakla beraber, silah yapmak için bir çok atölyenin bile bulunduğu bilinmektedir. Bu karmaşık yapı ve otorite boşluğundan dolayı her zaman bir takım terör faaliyetlerinin de merkezi haline gelmiştir.

Nitekim, Hindistan – Pakistan arasında yaşanan sorunlarda, Keşmir Müslümanları bu bölgedeki kamplarda yetişerek Hindistan’a karşı savaşa gönderilmiştir. Yine aynı şekilde Afganistan Sovyetler tarafından işgal edildiğinde bu bölge Afgan Mücahitlerin merkezi olduğu gibi, silah ve mühimmat temin yerlerinden biri olarak bilinmekteydi. Ayrıca Afgan mücahitlerin en önemli eğitim kaplarından bazılarının da bu bölgelerde olduğu bilinmektedi. Yine aynı şekilde Sovyetlerin yıkılması ile başlayan Çeçenistan ve Tacikistan savaşlarında da bu bölge, Tacik ve Çeçen direnişçilerine ev sahipliği yapmıştır.

Afganistan savaşında oldukça tecrübe kazanmış olan Arap asıllı bir takım radikal İslamcılar, Sovyetlerin dağılması ile Kafkasya ve Orta Asya’da başlayan muhalif hareketleri desteklemeye çalışmışlardır. Kafkasy ve Orta Asya’dan Afganistan yoluyla söz konusu kabileler bölgesine getirilen direnişçiler bu bölgedeki eğitim kamplarına eğitim gördükten sonra memleketlerine geri dönmüşlerdir. 1997’de Tacikistan savaşının bitmesi ve Çeçenistan çatışmalarının durmasından sonra bir takım Tacik ve Çeçen asıllı direnişçiler bu bölgelerde kalmışlardır.

Daha sonra Özbekistan İslami Hareketini de bu bölgelere gelmesi ile söz konusu ülke vatandaşları Özbekistan İslami Hareketi ile beraber hareket etmeye başlamışlardır. Nitekim günümüzde Özbekistan İslami Hareketinin, sadece Özbeklerin oluşturmadığı, Çeçen, Uygur, Tacik, Kazak ve Kırgızlardan oluştuğu da bilinmektedir. Bu anlamda Pakistan’daki medreseler ile bu ülkedeki bir takım radikal İslamcı grupların da desteklendiği bu bölgeler aynı zamanda bölgesel manadaki bir takım radikal unsurları da desteklediği bilinmektedir.

Diğer taraftan söz konusu bölgedeki bir takım kabile reislerinin Pakistan Askeri İstihbaratı (ISI) ile bazı radikal İslamcı gruplar arasında bir aracı olduğu da bilinmektedir. Bu bağlamda, son günlerde BM Güvenlik konseyi tarafından terörist listesine alınan Seracuddin Hakkani’nin söz konusu bölgedeki kabileler tarafından yoğun olarak desteklendiği bilinmektedir. Ayrıca, Hakkani’nin Pakistan Askeri İstihbaratının himayesinde olduğu defalerce CIA ve NATO tarafından dile getirilmiş ve Pakistan devleti bu noktada eleştirilmiştir. Hatta bu konu NATO ile Pakistan arasında ciddi sorun olarak defalarca gündeme gelmişti. Aslında, Bölgede Radikal İslam eğiliminin ortaya çıkıp gelişmesinde en büyük etken Pakistan’daki medreselerdir. Bu medreseler bölgede siyasal İslam zihniyetini geliştiren en büyük merkezler hâlinde faaliyet göstermektedir.

Bu doğrultuda bölgedeki yıllarca Pakistan İstihbarat Servisi’nin kontrolünde olan bu medreselerin faaliyetlerinin son dönemlerde kontrolden çıktığı ifade edilmektedir. Bu noktada Pakistan analizcilerinden Doktor Hasan Asgari Razavi, ülkedeki son gelişmeleri endişe verici olarak değerlendirirken, “savaşa hazır zihniyetlerin” çoğalmaya başladığına dikkat çekerken, Pakistan’daki askeri ve sivil idarenin çaresizlik içinde olduğunun altını çizmektedir.

Pakistan – Afganistan sınırındaki kabileler tarafından yoğun olarak desteklenen radikal unsurlar her geçen gün daha da güçlenirken, umutlar yeniden ABD Başkanı seçilen Obama’nın yeni plan ve stratejilerine bağlanmıştır. Nitekim, geçtiğimiz günlerde Afganistan Devlet Başkanlığından yapılan bir açıklamada, Obama’nın ikinci devresinde Pakistan – Afganistan sınırındaki terör kamplarına ilişkin ciddi bir karar alması gerektiği uyarısında bulunulmuştu. Bu arada bölgenin güvenliği için Pakistan devletinin Afganistan devleti ile işbirliği yapması bölgesel güvenliğin sağlanması açısından son derece önemlidir. Bu iki devletin iş birliği yapmaması durumunda ABD’nin de başarılı olacağı beklenemez.

http://www.turksam.org/tr/a2802.html

İRAN VE EL-HEKİM GRUBUNDAN BÖLGEDE YENİ TERÖR PLANLARI


İRAN ANALİZ / Iraklı üst düzey siyasi kaynaklara dayandırdığı haberinde Kuveyt es-Siyase Gazetesi, Suudi Arabistan topraklarında terörist faaliyetler düzenlemek üzere Irak’ta Kudüs Tugaylarını yaptığı çalışmaları kamuoyu ile paylaştı. Öte yandan Irak’ın güneyinden Suudi Arabistan’a giren silah, mühimmat ve patlayıcı dolu bir tırın yakalanması ve şoförün olayın arkasında fanatik Şii Ammar el-Hekim’in bulunduğunu itiraf etmesi de gündeme bomba gibi düştü.

İlk habere göre güneydeki Nasiriyye ve Müsenna eyaletlerinde Iraklı emniyet birimleri ellerindeki son gelişmeleri içeren istihbarat bilgilerini Nuri Maliki başkanlığındaki merkezi hükümete iletti. Buna göre General Kasım Süleymani başkanlığındaki İran Devrim Muhafızlarına bağlı terörist Kudüs Tugayları bünyesinde terörist eylemler düzenleyen özel gruplar Suudi Arabistan ile Irak sınır bölgelerinde aktif çalışmalar yürütmekteydi.

İkinci haber ise Suudi Arabistan güvenlik birimlerinin patlayıcılar ve silah dolu bir tırı Irak’tan ülkeye sokarken yakalaması. Güney Irak’tan sokulan tırın şoförü sorgulandığında olayın arkasında İran destekli Irak İslam Yüksek Konseyi ve başkanı fanatik Şii Ammar el-Hekim’in bulunduğunu itiraf etti. Bu hadisenin aynı zamanda el-Hekim’in yönettiği Suud aleyhinde faaliyet yürüten bir casusluk şebekesinin varlığını da gün yüzüne çıkartığına dikkat çekiliyor.

Olayı mümkün mertebe çok fazla yaymamaya çalışan Suudi güvenlik makamlarının aksine Iraklı Şiilerin hadiseyi hemen ilan ettikleri, el-Hekimi savunarak Suudlu makamların kendisinden özür dilemesini istediği yönünde haberler yayımlandı. Böylesi aşırı ve abartılı saldırılar üzerine ülkeyi kana bulayacak bomba yüklü tırın yakalanması ve diğer detaylarla ilgili resmi makamlardan açıklama geldi.

İçişleri Bakanlığı vekili General Halid Salim el-Abbasi yaptığı açıklamasında Suudi Arabistan’a patlayıcılar ve silahların sokulması hadisesinde Ammar el Hekim ve Irak İslam Yüksek Konseyinin rolüne değindi. Abbasi, el-Katif şehrine sokulmak istenen ve içinde silahlar, mühimmat, patlayıcı bulunan tırın varlığına işaret etti. Iraklı siyasilerin el-Hekim’i ithamlarından ötürü özür dilemeleri yönündeki taleplerine herhangi bir ehemmiyet vermediklerini söyledi General. Suçlamaları inkara yeltenenen el-Hekim ise klasik cümleler kurarak bunun Irak ile Suud halklarını arasına fitne sokmak olduğunu öne sürdü.

KİMDİR AMMAR EL-HEKİM VE TEMSİL ETTİĞİ OLUŞUM?

Irak’ta Sünni kesimlere ve direniş gruplarına karşı Amerikan işgal güçlerinden daha fazla düşmanlık beslediği, daha fazla saldırılar düzenleyip inanılmaz cinayetler işlediği bilinen Şii Bedir Tugayları adlı terörist örgüt el-Hekim grubuna bağlı. Abdulaziz el-Hekim’in ölmesinden sonra İran’ın işaretiyle başa getirtilen Ammar el-Hekim’in ismi daha çok Müessesetül Şehidul Mihrab başkanı veya Şii dini lider, alim vs gibi sıfatlarla basına servis ediliyor. Oysa Iraklı kaynaklar ve uzmanlar Ammar’ın İran istihbaratındaki ve devrim muhafızları içindeki rolüne, Irak karşıtı terör eylemlerine, eski Irak ordusuna karşı yaptığı saldırılara ve 2003 sonrası ülkedeki etnik temizlik saldırılarındaki aktif rolüne dikkat çekiyor.

Irak içinde yoğun terörist faaliyetler ile yüzbinlerce Sünni ailenin göçe zorlandığı, iskan politikası ile çok sayıda İran vatandaşlığına mensup kişilerin ülkeye yerleştirilmesinde, milyonlarca kişiye sahte oy kullandırtılarak seçimlere hile karıştırılmasında, devlet kurum ve kuruluşlarında aşırı fanatik bir Şiileştirme politikası uygulanmasında, İran’a çok ciddi oranlarda gizlice petrolün nakledilmesinde, İran karşıtı Şii şahsiyetler ve oluşumların tasfiyesinde, bombalı terör faaliyetleri düzenlenmesinde, İran-Irak savaşına katılan binlerce üst düzey komutan, pilot, siyasi, din adamı, alim, akademisyen ve bilim insanının kaçırılması, işkencesi ve katliamında ismi duyulan örgüt Bedir Tugayları idi. Onun da bağlı bulunduğu Irak İslam (devrim) Yüksek Konseyi’nin başkanlığını şimdi fanatik Şii Ammar el-Hekim yapıyor. Yaptıkları ve mevcut siyaseti ortada olan böylesi bir kanlı örgüt ile liderinin Suud’u veya Türkiye’yi veyahut farklı bir İslam ülkesini hedef alacak bir terörist saldırının arkasında yer alması gözlemciler açısından gayet normal karşılanıyor.

EL-ARABİYYE KANALI, YANLI SİYASETİ VE EL-HEKİM HABERİNİ GÖRMEMESİ

Öte yandan manipülatif ve doğru olmayan çokca habere imza atan merkezi Birleşik Arap Emirliklerindeki Suud sermayeli el-Arabiyye adlı meşhur kanalın bu hadiseye dair tutumu da gözlerden kaçmıyor. Suud emiri Velid bin Telal’in finanse ettiği el-Arabiyye’nin yanı sıra Lübnanlı el-Müstakbel ve LBC kanallarını da finanse ettiği biliniyor. Yahudi medya şirketlerin başı olan Mardoch’un ortaklığı bulunduğu yönünde iddialar mevcut.

Kanalın haberlerinin tıpkı İran resmi medyasında olduğu gibi çok fazla yalan barındırması inandırıcılığını yitirmesine sebep oldu. Son olarak sözde Suriye istihbaratına ait olduğu iddia edilen Suriyeleaks adı verilen haberlerin birçoğunun yalan olduğu ortaya çıkmıştı. Bunlar arasında örneğin son derece mantıksız ve inandırıcılıktan uzak Türk Silahlı Kuvvetlerine ait keşif uşağının düşürülmesi ve pilotların akıbetiyle ilgili haber yer almaktaydı.

Tüm bunlara, Suud İçişleri Bakanlığının ikinci isminin tekid etmesine rağmen el-Arabiyye kanalı böylesi önemli bir haberi görmemezlikten gelmekte, sessiz kalmaktaydı.

SONUÇ:

Kanlı eylemleri tetikleyecek tırın yakalanması ve paralelindeki gelişmeler şu iki noktayı gözler önüne seriyor:

İlk olarak; Kudüs Tugayları komutanı General Süleymani Suudi Arabistan’ın doğu sınırına komşu Irak içindeki bölgelerde silahlı kişilerin eğitimi, yetiştirilmesi için kamplar kurmayı planlamakta. Iraklı özel güçlerin bazı komutaları bölgedeki aşiret liderleriyle görüşmeler gerçekleştirip bunları satın almaya çalışmaktaydı. Tüm bunlar Suuda karşı yapılacak kışkırtma saldırılarında kullanılacak.

İkinci olarak; Her ne kadar sözde Maliki’ye Irak’ın iç güvenliğini tehdit eden bu özel kuvvetlere karşı önlemler alması yönünde tavsiyeler gittiği haberleri yer alsa da bunun bir anlamı olmadığı gerçeği biliniyor. Zira İran’ın sadık adamı olan Maliki’nin General Süleymani’den emir ile hareket eden Şii özel kuvvetlere karşı değil önlem alması, bunları engellemeye çalışmasının dahi imkanı bulunmuyor. Irak toprakları içinden Suuda karşı istihbarat çalışmaları yapacak, terör eylemleri düzenleyek bu güçler aksine Maliki’den en ciddi desteği almakta ve alacak.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: