Etiket arşivi: darbe komisyonu

Ahmet Takan : Buyukanit Pasa’nin kravat ignesi ile verdigi mesaj…


cccc-ahmet-takan.jpg

“27 Nisan e-muhtıra değildi bizzat Başbakan teyit etti.”, “TSK’nın laiklik hassasiyetini gösteren bir bildiriydi. Bu bizzat Başbakan tarafından yapılan açıklamalarla teyit oldu.”, “Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgisi yoktu.”, “Bozacının şahidi şıracı” yı bundan daha iyi anlatacak başka bir örnek olamaz.Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt Paşa konuşmuş, güya darbeleri gün ışığına çıkaracak, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu da (kuzu kuzu) dinlemiş.

Komisyon Dolmabahçe’de dolmayı yutmuş. Büyükanıt Paşa’nın anlattıklarını, gerçekleri bilmeyenler yedi, bilenler ise acı acı güldü.

“Bu yazdıklarınla yukarıdaki fotoğrafın ne alakası var” diye soracaksınız. Sabırsızlanmayın!.. Daha önceki yazılarımda da Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı

sürecinin perde arkasına biraz değinmiştim. Hadi biraz daha açıklık getirelim..

“e-muhtıranın” öyle “laiklik hassasiyeti” ile falan ilgisi yok. Adına ne derseniz deyin. O gün yaşananlar Abdullah Gül’ün Çankaya yoluna döşenen kaldırım taşlarıydı. Tayyip Erdoğan’ın adayı Hilmi Özkök’ün Cumhurbaşkanı olmaması için Abdullah Gül-Yaşar Büyükanıt ikilisinin düzenlediği bir (burasını siz doldurun)……..’dı, du.

En azından Genelkurmay karargahında çalışan subaylar bilir; Genelkurmay Başkanları asla bir yazıyı kendi başlarına kaleme almazlar. Süreç şöyle işler; İlgili başkan, 2’nci Başkan, Genelkurmay Başkanı.

“e-muhtıra” da ekip işiydi.

27 Nisan’da tam bir toplum mühendisliği yapıldı. Büyükanıt Paşa doğru söylemiyor. “e-muhtıra” yı bazıları televizyonlardan öğrenmedi.. Büyükanıt daha sonra, yapılan çalışma ile ilgili tüm evrakı, bizzat kendisi, odasındaki kağıt kıyma makinesinde yok etti.

27 Nisan’dan sonra, o zaman Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül Genelkurmay İkinci Başkanı Ergin Saygun ile iki defa gizli yemek yedi. Üçüncüsü planlandı ama olmadı çünkü deşifre olmuşlardı. Bu yemeklerin içeriğini açıklayabilecek bir babayiğit veya soruşturabilecek komisyon var mı?..

Ne Tayyip Erdoğan ne de Yaşar Büyükanıt, Dolmabahçe görüşmelerini açıklayabilir. Çünkü açıklarlarsa ikisi de biter.

Gelelim fotoğrafa…

Yaşar Büyükanıt Paşa, Dolmabahçe’de, Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun karşısına oldukça şık bir takım elbise ve içine şık bir kravat takarak çıkmış. Paşanın pırıl pırıl parlayan kravat iğnesine dikkat ettiniz mi?.. Etmediyseniz fotoğrafa bir daha dikkatlice bakın. 4 yıldızlı kravat iğnesi. Bu, ABD Büyükelçiliğinin generalliğe ve daha üste terfi eden komutanlara gönderdiği bir hediye. Hediye paketinin içinde viski, çikolata vs.. bulunur ama en değerlisi kravat iğnesidir. Bir hatırlatma daha yapalım;

Yaşar Büyükanıt, Kara Kuvvetleri Komutanı olduğunda da ABD, liyakat madalyası ile ödüllendirmişti.

Dolmabahçe’deki fotoğrafı görünce yıllarını karargaha vermiş bir komutanı aradım. “Bizde ABD’ye derin sevgisi olan generaller, bu iğneyi takarlar” dedi.

Benim yorumumu sorarsanız..

Dolmabahçe’de Yaşar Büyükanıt’ın komisyona anlattığı masalları bir tarafa bırakın. Ne yazık ki(!) ABD’ye sonsuz bağlı oldukları halde bazı komutanların başlarına gelen ortadayken Büyükanıt “büyük patrona” oldukça duygusal bir mesaj verdi;

“Ben ABD’ye hâlâ bağlıyım”…

Darbe Komisyonu Sarmusak’ı dinledi…


Çiller’in ‘Şerefsiz onbaşı’ sözüyle tanınan, 28 şubat’ın sembol isimlerinden Kadir Sarumsak, darbe komisyonuna ifade verdi.

Kapalı oturum isteyen Sarumsak, “Benim adıma açılan ortak hesapla borsadan komutanlara büyük paralar kazandırdım. Sincan’da tanklar yürümeden önce hisse senetlerini sattık” dedi.

28 Şubat sürecinin sembol isimlerinden Kadir Sarmusak, TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesinde oluşturulan alt komisyonda şok iddialarda bulundu. BÇG (Batı Çalışma Grubu) belgelerini Deniz Kuvvetleri’nden Emniyet İstihbarat’a sızdırdığı gerekçesiyle “köstebek” davasında yargılanıp beraat eden ve dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in ‘Şerefsiz onbaşı’ sözleriyle bilinen Sarmusak, talebi üzerine basına kapalı gerçekleştirilen toplantıda 3 saat süren açıklamalarıyla komisyon üyelerini tam anlamıyla şaşkına çevirdi. Komisyon üyelerinden zaman zaman “tutarsız açıklamalarda bulunduğu” yönünde eleştiriler alan Sarmusak, komisyona özetle şunları söyledi:

‘Bürokratlardan tüyo aldım’

“Hükümete yakın isimler ve bazı bürokratlarla kurduğum ilişki sayesinde spekülatif dalgalanmalara yol açacak istihbaratları değerlendirerek borsada para kazandım. Benim üzerime komutanlarla ortak bir hesap açtık. Hükümete yakın kişilerden, bürokratlardan aldığımız bilgilerle hangi hisse senetlerine yatırım yapacağımıza karar veriyorduk. Aldığım tüyolar doğrultusunda komutanlara borsadan büyük paralar kazandırdım. Örneğin AK Sigorta’ya ilişkin tüyo sayesinde yüzde 25’lik bir kazanç sağladım. Bir keresinde de o dönemin parasıyla 150 bin lira kazandık. Bu paralar ortak hesaba yatırılıyor ve bölüşülüyordu. Sincan’da tanklar yürümeden önce hisse senetlerini satmıştık mesela. (BÇG belgelerini Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu ile Hanefi Avcı’ya götürüp götürmediği sorusu üzerine) “Bu belgeleri dışarı çıkarmanın bedeli vatana ihanetle yargılanmaktır. Zaman aşımı da 25 senedi. belgeleri götürmedim, ezberledim. Belgeler gündeme geldiğinde Gazeteci Fehmi Koru ile görüşmek istedik. Koru birkaç kez randevu vermesine rağmen hep iptal etti. Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu da benimle görüşmek istemedi. Fikri Sağlar’a ulaşamadım. Hanefi Avcı benimle ilgilendi, sahip çıktı. Benim adımın da bulunduğu bilgi ve belgeleri Bülent Orakoğlu MGK’ya sunmuş. Zaten BÇG konusu o yüzden açığa çıktı. Belgeleri ben vermedim, başka biri vermiştir. Belgeler MGK’da Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in önüne konulmuş. Demirel de beni askere ihbar etti.”

Aczmendileri asker yönlendiriyordu

“O dönemde kimse bana itibar etmedi, sadece olayı öğrenen o dönem DYP’de olan Meral Akşener dik durdu. 28 Şubat’a EMASYA protokolünde revizyon yapılarak hukuki meşruiyet kazandırıldı. 28 Şubat’ta ne yapıldığı ve yapılmak istendiği öğrenilmek isteniyorsa EMASYA protokolüne bakılmalı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı arşivinde 3 gün şeriat kelimesini araştırdım. 28 Şubat’ın gerekçeleri arasında gösterilen Aczmendilerin nerede ne yapacakları Deniz Kuvvetleri’nde biliniyordu. Hangi camide, meydanda gösteri yapılacaklarını biliyorlardı. Aralarında ordu elemanları da olan aczmendileri asker yönlendiriyordu. Meclis’teki gizli görüşmelerin tutanakları, kararnameler bize gelirdi. Oradaki yüzbaşı benden şüpheleniyordu. Odasına girdiğimde bilgisayarı çeviriyordu. Subaylar fişlenirdi irticacı olup olmadıklarına ilişkin. Çocuğuna Erbakan adını koyduğu için fişlenenler oldu.”

‘Asker Ülkücüleri takip etti’

“O dönemdeki milletvekilleri ve MHP yöneticileri hakkında yoğun bir istihbarat çalışması yürütüldü. MHP lideri Alparslan Türkeş’in cenaze törenini izlendi, Türkeş’in ölümünün ardından komutanlar da MHP’yi takibe aldı. Artık bunlar etkin yerlere gelebilerler diye Ülkü Ocakları ve MHP’liler hakkında istihbarat çalışması yapıldı. Meclis’te de milletvekilleri etkilenebilirler, etkilenemezler ve ortadakiler diye 3 gruba ayrılmıştı. Özellikle etkilenebilirler grubunda yer alanlar hakkında Meclis’teki oylamaları etkilemeye yönelik kullanabiliriz düşüncesiyle istihbarat bilgileri toplanıyordu. Eğer Erbakan istifa etmeseydi RP’den 36 milletvekili ayrılacaktı.”

‘Kocatepe, Erkaya’nın hatası’

Sarmusak, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Türk uçakları tarafından vurularak batan Kocatepe Muhribi ile ilgili de “Kocatepe Erkaya’nın (Güven Erkaya) kusuru nedeniyle vuruldu. Erkaya’nın hiç gemi tecrübesi olmamasına karşın Ecevit’in tavsiyesi ile komutanlığa getirilmişti” iddiasında bulundu.

‘Artık askeri sır kalmadı’

“Mahkemem bittiği gün bütün basın mensuplarına ‘Türkiye’de her şey değişiyor. Artık bugünden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ demiştim. 15 yıl geçti, hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Ve artık ’askeri sır’ diye bir şey de kalmadı. Bugün geldiğimiz nokta, bizim için iyi bir noktadır. Ben de üstüme düşen görevi, bana ne verildiyse onu yapmaya çalıştım, onların talep ettiği doğrultuda. Vatana olan son görevimi de yaptığımı düşünüyorum.”

Mal varlıkları incelenecek

Komisyon Sarmusak’ın yaptığı açıklamalar üzerine, Sarmusak ile borsada birlikte para kazandıklarını savunduğu askerlerin mal varlıklarını incelemenin yanısıra, Tunceli ve Adana savcılıklarından dile getirdiği olaylarla ilgili bilgi sorulmasına karar verdi.

‘Bana bir şey olur mu?’

Sarmusak 10.00’da başlayacak toplantı için 09.50 sularında Meclis’e geldi. Salona geçmeden önce bir süre Komisyon Başkanı AK Partili Nimet Baş ile görüştü. İkili görüşmenin ardından salona geçtiğinde Komisyon Başkanı Baş, toplantının basına kapalı olarak gerçekleştirileceğini açıklayarak, salonda bulunan basın mensuplarından dışarı çıkmalarını rica etti. Sarmusak’ın bazı üyelere “Bu açıklamalarım yüzünden bana da bir şey olur mu?” diye sorduğu öğrenildi.

Melih Aşık: Darbe komisyonu!


Milletvekili dostumuza:

– Ama Anayasa diyecek oluyoruz…
– Anayasa mı kalmış memlekette, diyor…

Anayasayı bizzat Meclis çiğniyor… Hem de gayet açık ve seçik şekilde…

Bir yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 28 Şubat soruşturmasını yürütürken… İnsanları sorguya çeker, tutuklar, hapse atarken…

Bir yandan da Meclis’te Darbeleri Araştırma Komisyonu adı altında bir komisyon 28 Şubat’la ilgili – ilgisiz kişileri sorguya çekiyor… Paralel bir soruşturma yürütüyor…

İstediği soruları soruyor, cevapları istediği yöne çekiyor…

Oradaki soru cevaplar ve yapılan yorumlar basına yansıyor…

Neticede “soruşturmayı ve adli yargılamayı” etkileyen bir nitelik kazanıyor.

* * *

28 Şubat bir taraftan yargıya intikal etmişken diğer taraftan Meclis’te bu konuda komisyon kurulması, “… Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde… görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” diyen Anayasa’nın 138. maddesine aykırı değil midir? Soruya CHP’nin eski hukukçu milletvekili Kemal Anadol “Taban tabana zıttır” diyor. Bir başka hukukçu milletvekili Dilek Akagün Yılmaz da aynı görüşte:

“Bana göre de aykırıdır. Ama zaten bu komisyonun kurulma amacı yargıyı baskı altına alarak vereceği kararı etkilemektir. Başbakan’ın, yargıya talimat verdiğini açıkça söylediği, dolayısıyla yargı bağımsızlığının olmadığı ülkemizde mahkemenin bu komisyondan etkilenmemesi mümkün müdür.”

* * *

CHP böyle bir komisyonun kurulmasını nasıl kabul etmiş, neden üye vermiş? Merak uyandıran bir soru da bu kuşkusuz…

Savaş aşk mıdır?

Komutan askerleri toplamış havadan sudan konuşuyormuş…

Size bir soru soracağım demiş askerlere, sevişmek aşk mıdır, iş midir?

Biri atılmış:

– Aşktır komutanım…

– Nereden biliyorsun?

– İş olsa onu da bize yaptırırdınız…

Ordu’lu okurumuz Demet Özel diyor ki:

Suriye işi pis iş olmasa da aşk olsaydı.. ABD kendi yapar bize yaptırmazdı…

Rahmetli Özal ABD taşeronluğuna aktif politika adı takmıştı.

Bir koyacağız üç alacağız sloganıyla Türkiye’yi savaşa sokmaya çalıştı.

Sonunda üç koyduk bir aldık… Ama akıllanmadık.

Bizi hiç ilgilendirmeyen bir kavgaya karışıp Akdeniz’de iki pilotumuzu, Urfa’da beş canımızı kaybettik. Misilleme yaparken 15 Suriye askerini öldürdüğümüz söyleniyor.

Suriye’nin kışkırttığı PKK’nın öldürdüğü vatan evlatları da cabası…

Bunların hepsi Suriyeli çapulcuları destekleyeceğiz diye oluyor…

Portakal Zamanı

Antalya Altın Portakal Film Festivali bugün başlıyor… Bu yıl 49’uncusu yapılacak festivale sinemanın “Sultan”ı Türkan Şoray imza atacak… Bu akşamki açılış töreninde Türkan Sultan’a sanatta sosyal sorumluluk ödülü verilecek. Yaşam boyu onur ödülüne değer görülen yönetmenDuygu Sağıroğlu, yapımcı Necip Sarıcı, usta oyuncular Güler Ökten, Salih Güney ve Meral Zeren’e ödülleri sunulacak.

Türkan Şoray’ın Altın Portakal ile yaşıt olan mesleki başarılarını Antalya Belediye Başkanı ve AKSAV Şeref Üyesi Prof. Mustafa Akaydın şöyle anlatıyor:

– Türkan Şoray sinema kariyerinin ilk ödülünü ‘Acı Hayat’ ile Altın Portakal’ın ilk yılında yani bundan 49 yıl önce almıştır. Daha sonraki yıllarda da ‘Vesikalı Yarim’,

‘Hayallerim, Aşkım ve Sen’ ve ‘Bir Aşk Uğruna’ filmleriyle 3 kez daha Altın Portakal’ı kucaklamıştır…

Festivalin bu yılki ana teması “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi”…

Festivalin ilk galası, gazeteci Soner Yalçın’ın Sivas katliamını anlatan “Menekşe’den Önce” adlı belgeseli için yarın yapılıyor…

Soner Yalçın’ın OdaTV davasından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmeden önce çekimlerine başladığı “Menekşe’den Önce”, arkadaşları tarafından tamamlanmıştı… Film Sivas katliamını konu alıyor.

Festivalde en iyi film ödülü bu yıl 350 bin TL’den 400 bin TL’ye yükseltildi.

Festival birçok kategoride Türkiye’deki en yüksek ödülü dağıtıyor…

Festivalin bu yılki yabancı konukları arasında Macar yönetmen İstvan Szabo gibi sinema tarihine geçmiş isimler bulunuyor.

Özel ödüllerden biri İlyas Salman’a veriliyor…

Yıldırım Önal Anı Ödülü’ne ise bu yıl değerli sanatçı Işık Yenersu layık görüldü…

Festival ödüllendirmede her zaman iyi isimler seçiyor.

Yiğidin hakkını yiğide vermek lazım… Muhalefetteki Devlet Bahçeli bugunkü iktidara AKP’ye katılan iki eski lider Kurtulmuş ve Soylu’dan
daha fazla hizmet etti…

Haldun Ertem

Yapılan “Muhafazakârlık Araştırması”na göre oruç tutanların oranı azalmış.

O zaman iftar kuyruklarının uzamasının tek izahı var: Açlık!

Fahrettin Fidan

Milliyet

TBMM Darbe Komisyonu bugün 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i dinleyecek… /// CC : @siring @notredame desion @ecolasan @emreuslu


TBMM Darbe Komisyonu, 1960 darbesinin ardından kurulan Milli Güvenlik Kurulu, Yüksek Askeri Şura, Cumhuriyet Senatosu, Anayasa Mahkemesi ve HSYK benzeri kurumları mercek altına alacak. Bu kurumların icraatlarını ve bu icraatların sonuçlarını inceleyecek.

Yürütmenin görev alanında özgürce faaliyet yapmasını engelleyecek kararlar ve fiillerde bulunup bulunmadıkları araştırılacak. Komisyon Genelkurmay başkanlığı ve ilgili kurumlardan bilgi ve belge talep edecek. 1960 Darbesine Yönelik Alt Komisyon Başkanı AK Partili Cengiz Yavilioğlu, BUGÜN’e konuştu.

Yavilioğlu, darbe sonrası oluşturan bu kurumların yürütmenin yapacağı işleri kontrol altına almak ve bir anlamda frenlemek için kurulduklarını ifade etti.

TSK 35 MUTLAKA KALDIRILMALI

Darbe sonrası oluşturulan bu kurumların militarist anlayışı sağlamlaştırdığını söyledi. 1960 sonrasında askerin cumhurbaşkanı olma gibi bir geleneğe sahip olduğunu dile getiren Yavilioğlu, cumhurbaşkanına verilen ciddi yetkilerin incelenmesinin de gündemlerinde olduğunu vurguladı.

Darbelerin gerekçesi olarak gösterilen TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35.maddesinin darbeleri meşrulaştırdığını dile getiren Yavilioğlu, komisyon raporunda bu maddenin kaldırılması gerektiği yönünde görüş bildireceklerini vurguladı. Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ve artık darbe dönemlerinin kapandığına dikkat çekti.

Yavilioğlu, Yassıada’daki yargılama konusuna büyük önemverdiklerini vurgularken bununla alakalı günlüklerin, broşürlerin inceleneceğini söyledi.

YASSIADA AYDINLATILACAK

Yargılamayı yapanların, avukatların, orada dinleyici olarak bulunan kişilerin nasıl seçilip oraya getirildiklerinin aydınlatacaklarını kaydetti. Orada yargılananlara yapılan kötü muamelelerin araştırılması gerektiğini ifade eden Yavilioğlu, yargılama sürecinde çıkarılan ve geriye doğru işletilen kanunları da inceleyeceklerini dile getirdi.

Komisyon, darbe süreçleri hakkında bilgi sahibi olduğuna inandığı Bedii Faik, Cüneyt Arcayürek ve Hasan Cemal gibi gazetecileri de dinleyecek. Ayrıca dönemin işçi ve işveren sendikalarının yöneticilerinin bilgisine başvuracak. 27 Mayıs’ta basının ciddi şekilde maniple edildiğini belirten Cengiz Yavilioğlu, Demokrat Parti lehine yayın yapan Tercüman ve Hürriyet gazetelerinin bir anda aleyhe dönmelerindeki sebebin araştırılacağını sözlerine ekledi.

DEMiREL’E 9 MART SORULACAK

TBMM Darbe Komisyonu bugün 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i dinleyecek. Demirel’in bütün darbe ve muhtıra dönemleri hakkında bilgi sahibi olan tek kişi olduğuna dikkat çeken Yavilioğlu, 3 alt komisyonun da Demirel’e yöneltilmek üzere önemli sorular hazırladığını belirtti.

Yavilioğlu, "Örneğin 9 Mart’ta yapılması düşünülen darbe hakkında bir bilgisi var mıydı, istihbarattan kendisine bir bilgi ulaştı mı? Ulaştı ise nasıl bir tavır takındı? Bu önemli bir soru" dedi. Demirel’i 8 kişilik bir heyetin dinleyeceğini hatırlatan Yavilioğlu, Başkan Nimet Baş, Başkan Vekili Naci Bostancı, Sözcü İdris Şahin ve alt komisyon başkanlarının heyette yer alacağını kaydetti.

Bu arada Darbe Komisyonu Sözcüsü İdris Şahin, 1960 darbesi ve 1971 muhtırasına ilişkin kurulan alt komisyonun, Meclis eski başkanlarından Ferruh Bozbeyli’yi dinleme kararı aldığını bildirdi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: