Etiket arşivi: duruşma

BAHÇELİ’YE GÖRE TUTUKLU ASKERLER DARBECİ


En garip tepki MHP Genel Başkanı’ndan geldi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs Üniversitesi‘nin düzenlediği fahri doktora töreninden sonra mahkemenin açıkladığı kararla ilgili konuştu. Başbakan Erdoğan tarihi Kudüs fotoğraflarından oluşan sergiyi gezerken salondaki televizyonda balyoz kararlarının açıklanması ilginç bir görüntü oluşturdu.

Başbakan Balyoz davasında verilen kararla ilgili şunları söyledi:

"Gerekçeyle ilgili hiçbir bilgim yok. Gerkeçeyi bilmeden bu konuyla ilgili açıklama yapmam doğru olmaz. Kaldı ki gerekçeyi gördükten sorna da bunun şu andaki kararla, mahkeme kararından sonra bir de malum yargıtay süreci var. bunu da görmek durumundayız. Bizim bütün temennimiz bütün arzumuz buradan haklı bir kararın çıkmasıdır. Bunu bekleriz. Ama şu anda noktanın konulduğu bir durum değildir. Çünkü devam eden bir süreç var. o devam eden süreçten sonra ortaya ne çıkar onu bilemem, gerekçeyi gördükten sonra yorum yapma imkanına kavuşabilirim."

HÜKÜMET VE MUHALEFETTEN İLK YORUMLAR

Mahkemenin kararının ardından ilk tepkiler hükümet ve ana muhalefet tarafından geldi. Hükümet adına konuşan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, kararın nihai olmadığını belirtirken, duruşmayı izleyen CHP İstanbul Milletvekili Ali Özgündüz, hukuk katliamı yaşandığını belirtti.

Hükümet kanadından ilk tepkiyi veren Bozdağ, cezaların kesinleşmiş olmadığını ve Yargıtay safhasının beklenmesi gerektiğini söyledi.

BAHÇELİ: "ASKERLER DARBECİ"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kararla ilgili olarak yazılı açıklama yaptı.

MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan‘ın aldığı 18 yıl cezasını bir hukuk garabeti olarak tanımlayan Bahçeli, "Millet vekâletini seçimle almış bir milletvekilinin mesnetsiz ve haksız yere cezalandırılması, millet iradesine sürülmüş kara bir leke, telafisi çok zor olacak hakaret ve saygısızlıktır. Verilen karar ne olursa olsun, Milliyetçi Hareket Partisi, İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan’ın suçsuz olduğuna inandığından yanında durmaya sonuna kadar devam edecektir" ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin, "Pkk terör örgütüyle azim ve cesaretle mücadele eden kahramanların toptancı bir yaklaşımla darbecilerle ve darbe heveslileriyle aynı kategoride değerlendirilmesi bu sarih gerçeği göstermektedir" diyerek komutanları darbeci ilan etmesi ise şaşkınlıkla karşılandı.

MHP lideri sıkça, "terör örgütü pkknın Meclis’teki uzantısı" olarak nitelendirdiği BDP’lilerle el ele, kol kola verdiği pozlarla gündeme geliyordu.

CHP: "TAMAMEN SİYASİ KARAR"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, CNN Türk‘ün Ana Haber Bülteni’ne canlı bağlanarak Balyoz Davası kararlarına ilişkin soruları yanıtladı. Kararı sert bir dille eleştiren Gürsel Tekin, "Baştan beri alınan kararların tamamı siyasi karardır. Eğer hukuken işlemiş olsa, tüm kararlara baktığınızda, telefon dinlemeleri ve lüzumsuz belgelerle, kamuoyunun gündemini meşgul etmiştir" dedi.

"HUKUK KATLİAMI YAŞANDI"

Muhalefet tarafında ise CHP Milletvekili Ali Özgündüz, kararda hukuk katliamı yaşandığını söyledi.

Özgündüz, "Savunma hakkı ihlal edildi. Avukatlar olmadan karar verildi. Bu Türkiye’de bir ilk. Bir hukuk katliamı yaşanmıştır" dedi.

Bedri Baykam : SILIVRI ZINDANI, INSANLIK ADINA TARIHE GOMULECEK!


SİLİVRİ ZİNDANI, İNSANLIK ADINA TARİHE GÖMÜLECEK!

Hafta sonum, Silivri zindanına atılmış aydınların durumuna tepki vermekle geçti. Cuma günü, CHP vekilleri ve aydınlarla beraber Çağlayan’a gittik ve tutsak gazetecilerin resimleri önünde Ayşenur Arslan’ın yaptığı konuşmadan sonra kalemlerimizi bıraktık. Bunun ardından Odatv davasını izledik. Soner Yalçın 14 kilo vermiş, ama kararlı ve umut doluydu. Hasretle sarıldık. Ertesi gün, CKM’de “Tuncay Özkan’ın 5. Tutsaklık Yılı” ile ilgili düzenlenen toplantıda konuşmalar yaptık, ardından Özkan’ın kitaplarını imzaladık. Günün hediyesi, bir gün önce davalarını izlediğimiz Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun serbest kalarak etkinliğe katılmalarıydı. Onlarla kucaklaşırken, pek yakında bir gün “özgür” (?) dünyada, abileriyle de bunu yaşayabilecek miyiz sorusu geldi aklıma… Doğu Perinçek: 5 yıl. Tuncay Özkan: 5 yıl. Ergün Poyraz: 5 yıl. Mustafa Balbay: 4 yıl. Mehmet Haberal: 4 yıl. Fatih Hilmioğlu: 4 yıl. Hikmet Çiçek: 4 yıl. Soner Yalçın: 20 ay. Yalçın Küçük: 20 ay. Silivri’den cenaze olarak veya “ağır hasta” haliyle çıkan tutuklu sayısı ayrı bir acı konusu. Empati kurun; sizi 5 gün odaya hapsedip, sevdiklerinizden ayırsam ne derdiniz?

Silivri’de yazarlar, gazeteciler, akademisyenler, televizyon sahipleri dışında, onca asker, subay ve yüksek rütbeli general, hatta Genel Kurmay Başkanı var. Açık konuşmak gerekirse, onlara karşı daha da büyük bir haksızlık yapılıyor. Gazetecilere, yazarlara, kolayca sahip çıkılırken, TSK ile ilgili davalarda, tutarsızlık ve mantıksızlık ne kadar ortalıkta gezerse gezsin, sanki “askere sahip çıkmak riskli alan” olarak değerlendiriliyor ve insanlar bu konuya bulaşıcı hastalık varmış gibi mesafeli durmayı tercih ediyorlar. Bu sendrom “yalnız Nedim Şener ile Ahmet Şık’a sahip çıkalım” şeklinde ortada dolanmış yüzer-gezer medyacı tavrından çok da farklı değil! Bunun dışında konuşmamda yaptığım diğer bir hatırlatma şuydu: “Normal” bir hukuk devletinde, şayet “sanıklar” hakkında ortaya atılan delillerin uydurma olduğu ortaya çıkarsa, mahkeme iki şey yapar: Önce sanıkları serbest bırakır ve aklar, ardından “bu komployu tezgahlayan çete hangisi?” sorusunu gündemine alır, üstüne gider! Ülkemizde böyle bir gözleminiz olursa, lütfen bana da bildirin!

Ülkede medyanın yandaşlarını, hükümeti dinleseniz, ülkede “dindarlara” karşı büyük baskı var. Gerçeklere bakarsak, Atatürkçü kesim son çeyrek asırda öldürüldü, hapislere atıldı, çalıştığı kuruluşlardan atıldı, saldırılara uğradı, demokratik haklarını hiçbir şekilde kullanamasın diye kıskaca alındı! Yani bedel ödeyen bir kesim var iken ortada, sürekli gözyaşları eşliğinde durumunu şikayet eden ise bambaşka birileri! Merdan Yanardağ, yine Goebbels’in ünlü taktiğini hatırlattı:

Bir yalan ne kadar büyük olursa, o kadar çok inanan olur”. Odatv davasında, Yalçın Küçük o kendine has teatral sunumuyla yine 2-3 saat boyunca konuştu: “Burası suçsuzlar mahkemesi. Bize suçumuzu bulun. Cezamızı verin. Burada dezenformasyon var. Artık ortada ‘suç lokantaları-suç otelleri’ var. Engizisyonda da suç yoktu. Sizleri tenzih ediyorum: Kimin ne zaman tutuklanacağına veya serbest bırakılacağına, bir merkezi planlama ile karar veriliyor. Siz kendiniz karar verdiğinizi düşünüyorsunuz. Bizi affedin. Hukuk mantıktır, vicdandır. Benim Öcalan’ı yönettiğim söyleniyor. Bunu ciddiye alamazsınız. Bizler burada ‘Ancien Regime’, yani Atatürk döneminin eski Cumhuriyeti’nin rejimini savunmaktan yargılanıyoruz. Bu nedenle suç gerekli değil. Çünkü artık onlar benden sonra ‘Yeni Türkiye’ dediler. Biz Kemalist Cumhuriyet’in sahipleriyiz, onu kimseye vermeyeceğiz. TÜBİTAK artık bir yobaz yatağıdır. Raporunda teknik olarak her şey görülmüş ama dil, bürokratik olarak yazılmış. İhbarlar yapılıyor. Ardından ‘bu adama suç bulun’ diye emir geliyor. O da bulunuyor: ‘İzinsiz toplantı yapmak’ (!). Sayenizde Ertuğrul Özkök bile ‘seviyorum o çılgını’ diyor hakkımda! Artık erkeklerin bile ilanı-aşk ettiği adam olmuşum!”

Sonunda “tadımlık” bir Özkök esprisi verdiğim Yalçın Küçük savunması, aslında Cem Yılmaz’a taş çıkartacak müthiş incelikli nüktedan öğelerle dolup taşıyor. Eminim ileride, onları yalnız mizah adına analiz eden kitaplar bile çıkacak. Oradan okursunuz ama, tabii Küçük’e has ses vurgularını da ihmal etmemeli! Mesela “L’Etat, c’est moi” (Devlet benim) diye haykırdığında! Tabii o acı gülümsemeli günlere varabilmemiz için, önce her açıdan her gün yeni insani dramlar yaşadığımız bu çirkin tabloyu geride bırakmamız gerek.

STAR’DAN YENİ İDDİA : ÖSYM’deki ‘derin yapıların’ izi Balyoz belgelerinde çıktı


ÖSYM’deki derin yapılanmadan yakınan ÖSYM Başkanı Ali Demir’in sözünü ettiği çetenin izine Balyoz iddianamesinde rastlandı

Balyoz Darbe planlarında yer alan bir belge cuntacıların ÖSYM ile ilgili çalışma yaptığını ve yükseltilmesi gereken isimleri belirlediğini gösteriyor. İddianamede yer alan belgeye göre cuntacılar darbeyi yaptıktan sonra ÖSYM’nin başına kendilerine yakın isimleri atamayı planlamış ve kurum içinde kendileri için çalışan 18 kişinin yerine atanacak yeni isim listesini bile belirlemişti. İddianamede, savcılığın isimleri ÖSYM’ye sorduğu ve oradan gelen cevapta da belgede adı geçen 18 kişinin ÖSYM personeli olduğu bildirildiği kaydediliyor.

11 No’lu listedeki isimler

Balyoz darbe planı belgesinin de yer aldığı 11 Nolu CD’de bulunan “ÇALIŞMALAR A/YENİ YAPILANMADA yer alan ÇALIŞMALAR_ı GÖREVLENDİRİLECEKLER” adlı exel dosyasının “MehmetAltunay” isimli sayfasında 18 kişinin isim ve soy isimleri yer alıyordu. “Yapılandırmada Görev Alacaklar” başlığı altında bu isimlerin karşısında bazı notlar alınmıştı. Listenin ilk sırasında H. A.’nın ismi yer alıyor. H.A.’nın isminin karşısında “Mutlaka ÖSYM Başkanı olarak atanmalı” yazıyor. H.A’nın uzun yıllar ÖSYM başkanı olarak görev yapan Fethi Toker’in yerine getirilmesi planlanıyor. Listenin 11 numarasında yer alan M.A.’nın ise Milli Eğitim Bakanı yapılması planlanan Kemal Gürüz’ün yerine YÖK Başkanı yapılması planlanıyor.

‘Kritik noktalarda görev alabilir’

Savcılığın belgede ismi geçenler hakkında bilgi talep ettiği bu 18 ismin tamamının ÖSYM personeli olduğu ortaya çıktı. Belgede, bu kişilerin isimlerinin karşısında “Çok güvenilir ÖSYM’de Cemile’nin yedeği olacak, ÖSYM Test Araştırma Birimi Müdürlüğüne atanması uygun olur, YÖK veya ÖSYM de bilgi işlemde kritik noktalara getirilmesi uygun olur, Çok güvenilir bir eleman kritik görevler verilebilir, çok güçlü referansları var, ÖSYM Bilgi İşlem Müdürü olarak atanmalı, ÖSYM veya YÖK te yönetici yapılaması uygun olur” notları düşülmüş.

KPSS ŞÜPHELİLERİ DE AYNI LİSTELERDE

Listede ÖSYM’de yönetici yapılmasının uygun olacağı belirtilen G.T.’nin yanı sıra S.Ö, N.A, A.A, M.Ö ve M.Y’nin de yönetici yapılması isteniyor. Balyoz planında ÖSYM yöneticisi yapılması istenen G.T. mal varlığı ve KPSS hazırlık kursu veren bir dersanenin sahibi olması ile uzun süre tartışılmıştı.

Belgedeki memurların kıskandıran mal varlığı

ÖSYM tarafından 2010 yılında yapılan KPSS sınav sorularının sızdırıldığı iddialarının ardından ismi gündeme gelen ÖSYM Soru Hazırlama Komisyonu üyesi eşi G.T. Hakkında YÖK Başkanlığına gönderilen bir ihbar mektubunda dersane sahibi olduğu belirtilmişti. CumhurBaşkanı Abdullah Gül’ün talimatı ile inceleme yapan Devlet Denetleme Kurumu hazırladığı raporda, G.T ve dönem ÖSYM Bilgi işlem Daire Başkanı olarak görev yapmakta olan eşi M.T.’nin mal varlıklarına dikkat çekmişti. Yapılan incelemede M.T ile G.T.’nin 3 bin 200 lira aylık maaşla, Ankara’nın en lüks semtleri olan Gaziosmanpaşa, Çayyolu ve Konutkent’te 3 ev, Toyoto Raw 4 jeep ve Toyoto Carollo marka 2 lüks otomobil sahibi olduğu, 2 kızını ise paralı okula gönderdiği belirlenmişti. denetleme kurumu ÖSYM’de görevli başka bir çalışanın ise 130 milyon TL’ye Volvo S80 marka otomobil satın aldığı tespit edilmişti.

STAR GAZETESİ

18.09.2012 TARİHLİ ERGENEKON MAHKEMESİ ARA KARARI /// SANIKLAR 16 CELSE MEN EDİLDİ !!!


Ergenekon duruşmasında gerginlik


Ergenekon davasında yargılama koşullarıyla ilgili usule ilişkin konuşmak isteyen sanıklar, mahkeme tarafından kendilerine söz verilmemesini protesto etmek amacıyla salonu terk etti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki Ergenekon davası duruşmasının öğleden sonraki bölümünde bazı sanıklar yargılama koşulları, mahkemenin tutumu ve usule ilişkin konularla ilgili konuşmak için söz istedi. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, duruşmada tanık dinleneceğini belirterek, sanıklara söz vermedi. Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu sanıklar kendilerine söz verilemesi konusunda ısrar etti. Sanıkların büyük çoğunluğunun bu konuda söz istediği gözlendi.

Başkan Özese, ısrarlarına devam eden sanıkları, yerlerine oturmaları konusunda uyardı. Ancak ısrarına devam eden sanık Tuncay Özkan, salondan dışarı çıkarıldı.

Başkan Özese, duruşma sırasında sanıklar ile sanık bölümü dışındakiler arasında herhangi birşey alınıp verilmesinin de yasak olduğunu söyledi. Başkan Özese ile bir süre tartışan tüm tutuklu sanıklar, daha sonra duruşma salonunu terk etti. Bu sırada duruşmaya ara verildi. Ara sırasında tutuklu sanık Tuncay Özkan, Başkan Özese’nin sanıkların avukatlarla yaptıklarını söylediği alışveriş konusuyla ilgili açıklama yaptı. Özkan, ‘Sıfırcı hoca’ lakabıyla tanıdıkları Prof. Dr. Kurthan Fişek’in, üniversiteden kendi hocaları olduğunu belirterek, ölümü nedeniyle hazırladığı başsağılı ilanını avukatına verirken üye hakim Ercan Fırat’ın müdahale ettiğini söyledi. Üye hakimin ilanı okuduktan sonra kendisine geri vererek avukatına iletebileceğini söylediğini kaydeden Özkan, mahkemenin tutumunu eleştirdi.

Mustafa Balbay da, "Giderek ağırlaşan yargılama koşullarıyla karşı karşıyayız. Bu yargılama değil yargılama işkencesi. Hiç tanımadığımız insanlar bizim hakkımızda konuşuyor." dedi. Böyle bir yargılamayı kabul etmediklerini belirten Balbay, "Bunu mahkeme başkanına söylemek istedik. Söz hakkı vermiyor. Avukata dilekçe vermeyi bile biz kontrol edeceğiz diyorlar. Giderek katılaşan uygulamalar söz konusu. Mahkeme kendi usulünü oluşturmaya başladı. Talep konuşmaları kaldırıldı. 28 Temmuz’da 58 sayfa tahliye gerekçe yazıldı. 24 Ağustos’ta tahliye talepleri yine değerlendirildi ve 28 Temmuz’daki gerekçeler geçerlidir yazıyor. Bu mahkemeler yasayı da tanımıyor.’ ifadesini kullandı.

Aranın ardından duruşma başlarken tutuklu sanıklar tekrar salon dışına çıktı. Salonda sadece tutuksuz sanıklardan Hayrettin Ertekin’in bulunduğu gözlendi. Başkan Özese, dinlenecek olan tanık Emrah Özdemir’in sanıkların bulunmadığı bir ortamda ifade vermek istediğini belirterek Ertekin’in de salon dışına çıkmasını istedi. Ertekin de salon dışına çıkmasının ardından tanık Özdemir’in ifadesinin alınmasına başlandı.

Ergenekon davasında savunma tanıkları dinleniyor


Ergenekon davasında savunma tanıklarının dinlenmesine devam ediliyor.

Ergenekon davasında savunma tanıklarının dinlenmesine devam ediliyor. 65’i tutuklu 274 sanıklı Ergenekon davasının sanıkları arasında eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ, Mehmet Haberal, Mustafa Balbay ve Sinan Aygün de yer alıyor.

İstanbul 13.Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon davasının 231. duruşmasına Mustafa Balbay, Veli Küçük, İbrahim Şahin ve Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu 38 tutuklu sanık ile tutuksuz sanıklardan Mahir Akkar katıldı. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Mehmet Haberal, Levent Ersöz, Hurşit Tolon, Doğu Perinçek ve Danıştay saldırısının tetikçisi Alparslan Arslan’ın da aralarında bulunduğu 27 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tutuklu sanıklardan emekli Tuğamiral Alaettin Sevim’in talebi üzerine, emekli Albay Salih Taşdelen’in savunma tanığı olarak dinleneceğini açıkladı. Taşdelen, Alaettin Sevim 2007-2009 yılları arasında Genelkurmay İstahbarat Daire Başkanı olarak görev yaparken kendisinin de, Sevim’im emrinde 2. Şube Müdürü olarak çalıştığını söyledi.

Albay Dursun Çiçek’i tanıdığını ancak merhabası bile olmadığını belirten Taşdelen, Çiçek’e ait olduğu iddia edilen İrtica İle Mücadele Eylem Planı isimli belgeyi de ilk kez basından duyduğunu belirtti. Karargahta bu ve buna benzer çalışmalara tanık olmadığını anlatan Taşdelen, böyle bir çalışma yapıldığına dair bilgisi olmadığını savundu.

Kasım ayında Amerika ile yapılan anlaşma gereği, istihbarat paylaşımıyla ilgili birimde (Amerikan Savunma İşbirliği Ofisi) ikiz görev ile görevlendirildiğini anlatan Taşdelen, asli görevli olduğu dairede ise sadece 2 – 2,5 ay kadar kaldığını kaydetti. Gerçek zamanlı istihbarat paylaşımıyla ilgili görev yaptığı bu birimde de de Sevim ile çalıştıklarını belirten Taşdelen, Sevim’in zamanının büyük bir bölümünü burada geçirdiği bilgisini verdi.

Önce Başkan Özese, ardından da savcı Mehmet Ali Pekgüzel, sanık Sevim’in hazırladığı veya son kullanıcı olarak isminin geçtiği iddia edilen ‘Kitleşim’ ve ‘Proje’ isimli belgeleri duyup duymadığını sordu. Bu belgeleri hiç duymadığını belirten Taşdelen, "Biz istihbarat işlerininin yürütülmesini yapıyorduk. Yoğun çalışıyorduk. Bu tür şeylere zaman ayıracak vakti yoktu" dedi.

Daha sonra da sanık Alaetttin Sevim tanık Taşdelen’e bazı sorular yöneltti. Görevi süresince en fazla zaman geçirdiği şube müdürü olduğu için Taşdelen’i tanık olarak çağırdığını belirten Sevim, Taşdelen’in istihbarat konusunda Avrasya bölgesinden sorumlu olduğunu anlattı.

Sanık Sevim, Ekim 2007 Dağlıca baskınından sonra, Kasım ayında Başbakan ve beraberindeki heyetin ABD ile görüşmeler yaptığını söyledi. Bu görüşmelerde politikalar belirlendiğini, istihbarat paylaşımının yapıldığını belirten Sevim, kendilerinin protokollere hiç katılmadıkları bilgisini aktardı.

İNternet Andıcı dava dosyası sanıklarının fotoğrafları gösterilen ve tanıdıklarını söylemesi istenen Taldelen, gerçek zamanlı istihbaratla ilgili ABD ile paylaşım yaparken, yurt dışına ait istihbarat konusundaki görüntülerin dışarıya sızdığını belirtti. Taşdelen bu konuda dava sanıklarından dönemin Genelkumay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu’ya bir rapor sunduğu bilgisini verdi. GENÇBİLİM

Başbakan yargıçlara talimat veriyor


CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, Başbakan Tayyip Erdoğan’ı eleştirip, Maalesef ki Türkiye bugün hukuk devleti değildir dedi.

Milletvekili Bülent Tezcan, hukuk fakültesinden mezun olan kızı Ezgi Tezcan ile damadı Umut Yaşar’ı, Aydın Barosu’ndaki yemin ve cüppe giyme töreninde yalnız bırakmadı. Kızının avukatlık yemini etmesinden önce bir konuşma yapan chp’Lİ Tezcan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı eleştirerek, Türkiye’de yaşanan hukuksal olaylar ile ilgili görüşlerini dile getirdi. Kendisinin 12 Eylül Cuntası döneminde hukukçu olmaya karar verdiğini söyleyen Tezcan, şunları anlattı:

"Türkiye’de 12 Eylül cuntasının fırtınalı günlerinin devam ettiği ve toplumun üzerinden faşist baskıların bir silindir gibi hızlı geçtiği günlerdi. O günlerde bütün çevremizdeki insanlarla hukuka ciddi biçimde ihtiyaç duyuyorduk. Arzu ederdim ki 12 Eylül 2012 yılında genç meslektaşlarımıza hukuk dünyasında mesleğe adım atarlarken, cüppelerini giydirirken Türkiye hukuk ile problemlerini çözmüş olsun. Arzu ederdim ki 32 yıl öncesinin hukuksuzlukları sadece tarihte acı bir hatıra olarak yazılmış ve bundan sonrasına ilişkin ibretle o tarihin kararlık müzesinde müzelik birer hatıra olsun. Ama maalesef 2012 yılının 13 Eylül’ünde yeni meslektaşlarımızı mesleğin eşiğinden adım attırırken, cübbelerini giydirirken Türkiye’de dünyada emsali görülmemiş bir şekilde hukuksuzluğun yeniden ve aynı hızla yaşandığı günleri yaşıyoruz. 32 yıllık hukuk, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde Türkiye’nin maalesef bir arpa boyu yol alamadığını günleri görmek, bugün ki sevincimizi azaltan, hak ettiği noktaya ulaştıramayan üzüntümüz, acımızdır."

"TÜRKİYE BUGÜN HUKUK DEVLETİ DEĞİLDİR"

Siyasal iktidarların hukuku dilenden düşürmediğini hatırlatan Tezcan, "Siyasal iktidarlar doğası gereği gücü ellerine geçirdikleri andan itibaren sınırlanmak ve kontrol edilmek istemezler. Onun için hukuk ile siyaset arasında sürekli bir çatışma vardır. Hukukun siyaseti, iktidarın gücünü, devletin sınırlaya bildiği toplumlar özgür, demokratik toplumlardır. Bunu siyasetteki adı hukuk devletidir. Maalesef ki Türkiye bugün hukuk devleti değildir" diye konuştu.

BAŞBAKAN YARGIÇLARA TALİMAT VERİYOR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dokunulmazlıkların kaldırılması için "Yargıya talimat verdim" açıklamasının hatırlatılması üzerine Tezcan, "Başbakan bunları söylüyor ve o ülkede hukuk ayağı kalkmıyorsa, o ülkede siyaset başbakana, siyasetçiye bu söylediği sözü ters yüz edip yutturabilecek, yedirebilecek noktada güçlü biçimde siyasal süreçte etkin olamıyorsa oturup düşünmek zorundayız. Hiçbir siyasetçi yargıya talimat veremez. Siyasetçinin yargıyı kuşattığı süreçte, hukuk devletinden bahsedilemez. Ama maalesef bugün Türkiye başbakanın yargıya ve yargıçlara talimat verdiği, başbakanın Genelkurmay’a ana muhalefet partisi başkanına dava açması için talimat verdiği ve Türkiye’de aydınların, siyasetçilerin silahlı kuvvetleri mensuplarının düzmece davalarla aylarca, yıllarca haksız biçimde tutuklu kaldıkları bir hukuksuzluğun her gün tekrar tekrar yaşandığı bir ülke haline gelmiştir" dedi

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: