Etiket arşivi: emekli tuğgeneral

BİR AY UĞRAŞTI, ÖLÜM HABERİNİ ALDI


Silivri’de yaşanan acılara bir yenisi eklendi

(SÖZDE) Balyoz davasından tutuklanan emekli Tuğgeneral Mustafa Kemal Tutkun’un 2 yıldır tedavi gören annesi 97 yaşındaki Hüsniye Tutkun vefat etti. Tutkun’un özel izinle annesinin cenaze törenine katılacağı bildirildi.

Hüsniye Tutkun’un, yarın Çanakkale’nin Biga İlçesi’ne bağlı Çınardere Köyü’nde ikindi vakti toprağa verileceği bildirildi.

Çanakkale Onsekiz Mürt Üniversitesi (ÇOMÜ) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Salih Zeki Tutkun, tutuklu olan ağabeyi Mustafa Kemal Tutkun’un özel izinle, annelerinin cenaze törenine katılacağını belirtti.

Bu arada ÇOMÜ Rektörlüğü de Hüsniye Tutkun için taziye iletisi yayınladı. Emekli Tuğgeneral Mustafa Kemal Tutkun, ÇOMÜ’de bir süre İnkılap Tarihi dersi vermişti.

BİR AYDIR İZİN İÇİN UĞRAŞIYORDU

Öte yanan emekli Tuğgeneral Tutkun’un Haydarpaşa GATA‘da iki yıldır tedavi gören fafkat bir aydır hastalığı ağırlayan annesini ziyaret etmek için bir aydır Silivri 10. Ağır Ceza Mahkemesi‘ne "hasta ziyaret talebi"nde bulundu fakat izin verilmediği öğrenildi. Mahkeme, zorlu izin alma sürecinin sonunda 10 Kasım sabah erken saatlerde "görüş izni" verilen Tutkun, apar topar hastaneye gitti. GATA’ya geldiğinde annesinin öldüğü haberin alan Tutkun ardından Silivri’ye tekrar götürüldü. Avukatları ise "görüş izni"nin "vefat izni" olarak değiştirilmesi için izin başvurusunda bulundu.

Ergenekon Davasında Emekli Tuğgeneral Esener Dinlendi


Ergenekon davasında emekli Tuğgeneral Kadir Ali Esener, tanık olarak dinlendi. Esener, Ayışığı, Yakamoz ve Sarıkız isimli darbe planlarından haberdar olmadığını söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 274 sanıklı Ergenekon Davası’nın 252. duruşması bugün görülüyor. Duruşmada CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve Gazeteci Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu 39 tutuklu sanık hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, dava sanıklarından Levent Ersöz ile Hasan Atilla Uğur’un savunma tanığı Emekli Tuğgeneral Kadir Ali Esener’i dinledi. Özese’nin “Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz gibi darbe planlarından bilginiz var mıydı” sorusuna tanık Esener, “Ankara’ya gittiğimde komutanım olan emekli Orgeneral Fevzi Türkeri’i nezaketen ziyaret ettim. Bana dedi ki ‘Sen o dönemde karargahtaydın. ‘Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız neymiş?’ diye sordu. Ben de ‘Sayın komutanım ilk defa sizden duyuyorum" dedim. Genel sekreter odasında çay içip ayrılayım diye girdiğimde, Levent Ersöz Paşa oradaydı. Ersöz’e Ayışığı, Yakamoz ve Sarıkız’ı sordum. Ersöz, ‘Mayıs ayında Faruk Demir vermişti. Ben de Jandarma Genel Komutanım Şener Eruygur’a arz ettim, dedi. Emekli olduktan sonra 2006 yılında Levent Ersöz’ün Ankara’daki ofisinde Faruk Demir ile karşılaştım. Bu söz konusu planları sordum. O da ‘Amerikalı dostumdan alıp Levent Paşa’ya ilettim’ dedi."

Esener, duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in "Dava sanıklarından Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur’unda olduğu ortamda sivillerle bir toplantıya katıldınız mı?" şeklindeki sorusu üzerine şunları söyledi:

“Evet bir akşam yemeği yedik. Levent Paşa arayarak beni çağırdı. Normalde bir gün önceden haber verilir. O gün akşam beni aradı. ‘Komutan gelmedi yer boş kalmasın’ diye seni çağırdık dedi. Orada İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay vardı. Rektörlerden kimseyi görmedim. Biz ayrılırken biri geldi ama biz ayrılıyorduk. Bize ‘Siz gidebilirsiniz’ dediler"

Esener, savcı Pekgüzel’in “3 Mart 2004 tarihinde hilafetin kaldırılmasıyla ilgili toplantıdan haberiniz var mı?" şeklindeki sorusu üzerine toplantıdan haberi olduğunu ancak katılmadığını ifade etti. Esener’in ifadesinin ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Öğle arasında sonra devam edecek duruşmada sanıklardan Mustafa Balbal’ın savunma tanığı CHP Milletvekili Emrehan Halıcı dinlenecek.

Öte yandan, eski bakanlardan Yaşar Okuyan da Ergenekon davası duruşmasına izleyici olarak katıldı. Okuyan’ın duruşma öncesinde CHP Milletvekili Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan ile bir süre sohbet ettiği görüldü.

İhanetle suçlanan Tuğgeneral konuştu


Emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk, Başbakan eleştirel her görüşü ihanetle suçlamayı alışkanlık haline getirdi dedi.

Afyonkarahisar’daki mühimmat deposunda yaşanan patlamayla ilgili yaptığı açıklamalar nedeniyle, “ocağına ihanet etmekle” suçlanan emekli Tuğgeneral Haldun Solmaztürk’ten, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yanıt geldi. Solmaztürk, “Başbakan eleştirel her görüşü ‘ihanetle’ suçlamayı alışkanlık haline getirdi. Eleştiriyi hoşgörüyle karşılama toleransı sıfır. Hayal dünyasında yaşıyor” dedi.

Başbakan Erdoğan, önceki gün yaptığı konuşmada, “Birisi bir emekli generali getiriyor. Açıklamalar yapıyor. Vatandaş da işin gerçeği bu zannediyor. Bazı emekli askerler geldikleri ocağa ihanet ediyor. Bu ahlaki ve vicdani değil” değerlendirmesinde bulundu.

‘Alışkanlık haline getirdi’

Başbakan’ın sözlerinin hedefinde yer alan Tuğgeneral Solmaztürk, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yaptı: “Başbakan siyasi kararlarına aykırı veya eleştirel her görüşü ihanetle suçlamayı alışkanlık haline getirdi. Her türlü eleştiriyi hoşgörü ile karşılama toleransı sıfır. Herkesin kendisini alkışlamasını istiyor. Bu hiçbir siyasetçi için hoş değil. Başbakan için hiç hoş değil. Böyle devam ettiği sürece kendisine yakın insanların ona doğruları söyleme olanağı kalmıyor. Dolayısıyla herkes kendisine sadece onun hoşuna gidecek şeyleri söylüyor. Bu yüzden Sayın Başbakan bir hayal dünyasında yaşıyor. Gerçeklerden kopuk olarak yaşıyor. Ama bunu yaratan kendisidir. Yarattığı korku havası, çevresindekilerin ve en yakınlarının kendisine gerçekleri söylemesini engelliyor. Sayın Başbakan gerçeklerle yüzleşmeye hazır değil. Gerçeklerin ifade edilmesini kendisine hakaret olarak görüyor.”

‘25 senedir çözülemedi’

Solmaztürk, Afyonkarahisar’daki patlama sonrasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in bölgeye yaptığı inceleme ziyareti sırasında yaşanan “iletişim kazaları” ile ilgili olarak da şunları söyledi:

“Genelkurmay bunu hep yapıyor, yeni bir şey değil. Genelkurmay ilk basın toplantısını 1988 yılında yaptı. 25 sene geçti üzerinden. Genelkurmay, basın ve halkla ilişkilerini -halkla zaten ilişki yok da- istikrarlı, kontrollü, soğukkanlı, sağlam bir zemine oturtamadı. Artık dünya değişti. Şunu bunu suçlayarak bir yere varmak mümkün değil. Modern dünya bunları kaldırmıyor. Bugünün ihtiyaçlarına cevap vermiyor. Dolayısıyla ihtiyaçlara cevap verecek basınla ilişkiler, halkla ilişkiler altyapısının oluşturulması ve profesyonel destek alınması lazım. Bu konu, Harp Okulu’ndan mezun olmuş, kıt’alarda görev yapmış ve hasbel kader iletişim daire başkanı olmuş kişilerle çözülecek işler değil. Bu çok ciddi bir alan. ABD’de bu konuda bakanlık kuruldu. NATO ordularında da bu konu böyle. Basın ve halkla ilişkiler konusu TSK’nin 1988’den beri bir esasa bağlayamadığı alanlardan biri. Aslında kolayca çözülecek bir şeyi neden çözmediklerini de anlayamıyorum. Bakın dünyanın demokraside örnek aldığımız ülkelerinde; İngiltere, Hollanda, Almanya, bunların hepsinde oturmuş, kurumsallaşmış, uzmanlaşmış bir basınla ilişkiler teşkilatı – personeli vardır. Bu en demokrat ülkelerde yapılıyorsa bizde niye yapılmasın. Yorumsuz gerçekleri paylaşmak başka bir şey, siyasi yorumlar yapmak başka bir şey. Genelkurmay anladığım kadarıyla şundan korkuyor. Ben gerçek bilgiyi, yorumsuz paylaşmaya kalkarsam ve basınla yüz yüze gelirsem, siyasi konular da gelecektir. Bundan kaçınamam. Ancak bundan kaçınmak daha çok zarar getiriyor.

Anahtar teslimi ordu kuruyorlar


Rafet Ballı

rafballi

Aydınlık, 4 Eylül 2012

http://www.gazetevatanemek.com/

Düşünebiliyor musunuz?

Birileri, "ben suikastla adam öldürmeyi, sabotaj düzenlemeyi, tedhiş (terör) hareketleri yapmayı öğreteceğim" diye yola çıkıyorlar…

Açıkça, "ben suç işleyeceğim, suç işlemeyi öğreteceğim" diye davul çalıyorlar.

Demekle kalmıyor, şirket kurmak için başvuruyorlar.

"Tamam, sen bunları yapmaya ruhsatlısın" diyorlar kendilerine.

O kadar pervasızlar ki, şaşarsınız. Değneksiz dolaşıyorlar

Saflıklarından mı, yoksa en ziyade müsaadeye mazhar olmalarından mı?

"Devran, bizim devran" dedikleri kesin.

Bütün marifetlerini resmi internet sitelerinde hiç çekinmeden ilan etmişler.

Gayri nizami harple sınırlı değil faaliyetleri.

Hafif silahlar çerez onlar için. Füze, tank, uçak, savaş gemisi eğitimi bile veriyorlar.

Kara, deniz, hava harekatı öğretiriz diyorlar.

Orduları yeniden organize ediyorlar.

SADAT- Uluslararası Savunma Danışmanlık inşaat, Sanayi ve Ticaret A.Ş‘den söz ediyorum.

Kurucu heyete bakınız.

Hepsi irticai konumları nedeniyle ordudan atılmış ya da emekli edilmiş eski asker.

Başlarında kıdemli özel harpçi Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi.

AKP ile iç içeler. İki taraf da saklamıyor zaten.

Eski Kontrgerilla bunların çırağı bile olamaz.

Gizliydi ama devletin içindeydi.

Türkiye’de faaliyet gösterirdi sadece.

Devlet dışındaki sivil unsurları ise, bazı ülkücü gruplar, ancak yardımcı rollerdeydi.

Küreselleştik ya.

Yeni Türkiye’nin kontrgerillası da yeni.

Açık faaliyet gösteriyor ve temel bazı unsurları devlet denetiminin dışında, özelleştirilmiş.

Eskisi sadece gayri nizami harple iştigal ederdi. Yenisi anahtar teslimi ordu da kuruyor.

Faaliyet alam Türkiye’yle sınırlı değil, bütün islam coğrafyası.

BOP coğrafyası da diyebiliriz. Küreselleşmiş bir nevi.

Değişmeyen tek şey, patron: Amerika.

Bakmayın SADATçıların anti-Batı söylemlerine.

Her yerde ABD ile aynı hedefe ateş ediyorlar. Suriye’de yaptıklarından belli değil mi?

İLGİLİ HABER:

Bakanlık onaylı KONTRGERİLLA merkezi

İstanbul’un göbeğinde ‘yasal’ kontrgerilla merkezi: SADAT

TSK’dan atılan irticacı askerler Suriyeli çeteleri eğitiyor, silahlandırıyor-1

Suriyeli ve yabancı militanlar, AKP Hükümeti’nin özel bir şirket olarak kurdurduğu SADAT tarafından eğitiliyor ve silahlandırılıyor. SADAT görünüşte yasal bir şirket. Gerçekte ise bir Kontrgerilla merkezi gibi örgütlenmiş

Aydınlık, 03 Eylül 2012

Suriye’de iç savaş çıkaran Suriyeli ve yabancı eylemcileri eğitmek ve silahlandırmak üzere kurulan İstanbul’daki merkezi bulduk.

SADAT (Uluslararası Savunmak Danışmanlık İnşaat, Sanayi ve Ticaret AŞ) adlı merkez, 28 Şubat sürecinde ordudan atılan veya çıkarılan AKP çizgisindeki emekli askerler tarafından kuruldu.

ASDER (Adaleti Savunanlar Derneği) adlı bir derneğin şemsiyesi altında faaliyet gösteriyor.

Her ikisinin de başında İslamcı bir emekli tuğgeneral var.

Aydınlık’a bilgi veren istihbarat çevreleri tarafından “İslamcı Kontrgerilla” olarak adlandırılan SADAT, kendi internet sitesinde verdikleri “eğitim hizmetleri”ni açıkça ilan etmiş.

Bu “hizmet”lerin hepsi hem Türk yasalarına göre, hem de uluslararası hukukta ağır suç kapsamına giriyor.

Para, eğitim, silah

Aydınlık’a iki farklı MİT kaynağından gelen bilgilere göre, SADAT üç önemli alanda faaliyet yürütüyor:

Para aktarma: Körfezden gelen dolarlar, Türkiye’de çeşitli kuruluşların örtülü ödeneğinden ayrılan paraların bir kısmı Suriye muhalefetine ASDER/SADAT tarafından ulaştırılıyor.

Askeri eğitim: Özellikle gayri nizami harp (gerilla harekatı, sokak savaşı, sabotaj, suikast, keskin nişancılık vs.) eğitimi veriliyor. Bu, kendi internet sitelerinde açıkça yazıyor.

Silah tedariki ve sevki: Her türlü silah tedariki, bunların eğitimi ve mahalline sevki. Bu da internet sitelerinde verdikleri “hizmet”ler arasında sayılıyor.

2 bin 800 kişi eğitilmiş

Aydınlık’ın edindiği bilgilere göre, SADAT’ın çeşitli yerlerde açtığı eğitim kamplarında bugüne kadar yaklaşık 2800 kişi gayri nizami savaş eğitimini tamamladı.

Bilindiği gibi gibi askeri literatürde gayri nizami savaş, düzenli ordular dışında yürütülen, yasalara bağlı olmayan, gerilla tipi, sokak savaşı gibi yürütülür.

Askeri eğitimler hâlâ sürüyor. Mevcut kamplarda 300-400 kişilik bir grubun eğitimi devam ediyor.

Hedefin, bu sayıyı 4500’ün üzerine taşımak olduğu ileri sürülüyor.

Çekirdek ASDER

Bu merkezin ilk çekirdeği, 2000 yılında Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) olarak kuruluyor. Derneğin kurucuları, 28 Şubat sürecinde TSK’dan atılan ve çıkarılan askerler.

ASDER, 2002 sonunda iktidara gelmesinden sonra AKP’nin askeri cenahtaki faaliyetlerinin merkezi olarak perde gerisinde faaliyet yürüttü. Ordu içindeki uzantıları aracılığıyla belge, bilgi sızdırmada etkin rol oynadı.

ASDER üyeleri, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarında etkin görev aldı.

Bilgisayar ortamında sahte belge üretmede bu üyelerin de bulunduğu ileri sürülüyor.

Suriye kriziyle birlikte ASDER, AKP hükümetinin de talebiyle askeri alanda faaliyet gösterme kararı aldı.

Zira, Ağustos 2011’den itibaren Suriye muhalefeti silahlı saldırılarını artırmış, AKP hükümeti de Suriye yönetimiyle ilişkilerini kesmişti.

Bugünlerde ASDER’in asker üyeleri, AKP hükümetinden gelen talep üzerine, başlarında kıdemli özel harpçi Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi olduğu halde SADAT’ı kurmaya karar verdiler.

Bakanlık önerisiyle değişiklik

Kurucular, SADAT’ı kurmadan önce AKP hükümetiyle geniş istişarelerde bulundular. Kendileri de bunu saklamıyor.

Başvuru yaptıktan sonra, Milli Savunma, Gümrük ve Ticaret Bakanlıklarından gelen önerilere göre kuruluş sözleşmesinde bir takım değişiklikler yaptılar.

Bakanlıklarla istişarelerden sonra SADAT’ın kuruluşu tescil edildi. Şirket sözleşmesi 28 Şubat 2012 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandı. Sicil numarası 809300/0.

SADAT’ın Yönetim Kurulu Başkanı emekli özel harpçi Adnan Tanrıverdi, neden böyle bir şirket kurduklarını anlatırken, İslam ülkelerinde kanlı bir değişim başladığını, istikrarın çok uzun zaman alacağını, bu süreçte onlara “yardımcı” olmak amacıyla yola çıktıklarını vurguluyor.

SADAT’ın diğer yöneticileri şunlar:

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı: Emekli Kurmay Albay Fethi Kıran.

Yönetim Kurulu Üyeleri: Emekli Jandarma Binbaşı Bülent Demir, Emekli Tank Kıdemli Başçavuş Nurettin Yavuz, Emekli Kıdemli Personel Başçavuş Reşat Fidan.

Kurucular: 28 Şubat sürecinde Ordudan çıkarılan veya emekli edilen 23 subay ve assubay.

Şirket merkezi: Adnan Kahveci Mahallesi, Caner Sokak, No: 3 Beylikdüzü / İstanbul

Paket paket eğitim: Sabotaj, suikast, pusu…

SADAT’a ait resmi internet sitesi, faaliyet alanlarını harita üzerinde gösteriyor.

Buna göre İslam coğrafyası faaliyet alanı olarak seçilmiş. ABD’nin ilan ettiği BOP coğrafyası ile örtüşüyor.

Buna Balkanlar’daki Arnavutluk ve Bosna ile Güneydoğu Asya’daki Endonezya gibi Müslüman ülkeler eklenmiş.

Şirketin amacı şöyle ifade ediliyor:

“Özellikle ve öncelikle yönetim değişikliğine uğrayan İslam Ülkelerinin Silahlı Kuvvetlerinin yeniden organize edilmesinde, ihtiyaç duyacakları savunma danışmanlığı, lider seviyesindeki askeri ve güvenlik personelinin eğitimini, askeri ve güvenlik alanlarında gerekli araç, silah ve malzemenin tespit ve tedariki faaliyetlerini, Devletimizin politikalarının bir parçası olarak ve Devletimizin çıkarlarını gözeterek, gereken sahalardaki izinler ilgili Bakanlıklardan alınmış olarak, konularında mütehassıs emekli askeri personelden yararlanarak teşkil edilen ekipmanlar vasıtasıyla yürütecektir.”

‘Türkiye’de ilk ve tekiz’

Duyuruda açıkça anlatıldığı gibi, amaç askeri, faaliyet alanı çok geniş.

Gereken izinleri hükümetten (ilgili bakanlıklardan) aldıklarını söylüyorlar.

Yani, şirket sözleşmesi tescilinin ötesinde özel bir “onay” ve “izin” mekanizmasından söz ediyorlar.

Ayrıca, SADAT’ın örtülü faaliyet yürütebileceği de, kuruluş duyurusunda şöyle ima ediliyor:

“Resmi makamlarımızın yetişemediği, ilgilenmediği veya ilgilenmek istemediği alanlarda ve ilgili bakanlıkların istekleri doğrultusunda, bir nevi akredite olarak… hizmeti kâr amacının önüne geçirerek vücut bulmuş bir ticari kuruluştur.”

SADAT, şirket açıklamasında Türkiye’de “ilk” ve “tek” olduklarının da altını çiziyor.

Paket paket eğitim

SADAT, bu genel amacını nasıl gerçekleştireceğini, hangi “hizmetler”i ve hangi “eğitimler”i vereceğini kendi resmi internet sitesinde (www. sadat.com.tr) ayrıntılı olarak yazmış. Bunların ana başlıkları şöyle:

“Genel eğitim paketleri: a) Tek er muharebe ve küçük birlik taktikleri kursu, b) Özel birlik temel kursu, c) Özel birlik ileri ihtisas kursu, d) Havacılık kursları.”

“Alternatif uzmanlık kurs paketleri: a) Kara harekatı, b) Deniz harekatı, c) Hava harekatı, d) Keskin nişancılık, e) Koruma, f) Tahrip, g) Gayri nizami harp, i) İleri tek er muaherebe, j) Tank avcılığı (zırhlı araç tahribi/sağlam ele geçirme).”

Yasalara göre suç

SADAT, kendi internet sitesinde, “gayri nizami harp” (GNH) kurslarında neleri öğrettiklerini de şöyle saymış:

“GNH’te teşkilatlanma, istihbarat, mukavemet harekatı, gerilla harekatı, kurtarma-kaçırma harekatı, özel kuvvetler harekatı, gizli deniz harekatı, hava harekatı, psikolojik harp harekatı, muhabere ve muhabere emniyeti, lojistik, GNH kuvvetlerine karşı harekat, GNH’de liderlik, GNH’de ilk yardım.”

Peki, bu kursları bitirenler neleri öğrenmiş oluyorlar?

SADAT’ın internet sitesi bu soruya da cevap veriyor. Yine yorumsuz aktarıyoruz:

“Başta psikolojik harp ve harekat olmak üzere, sabotaj, baskın, pusu, tahrip, suikast, kurtarma ve kaçırma, tedhiş (yani terör), sokak hareketleri türü eylemlerde ve gizli etkinliklerden oluşan harekat teknikleri.”

Bunlar hem Türk yasalarına göre, hem de uluslararası hukuka göre açık ve ağır suç teşkil eden faaliyetler.

Kontrgerilla talimnamesiyle aynı

SADAT’ın eğitim ve kursları ile, NATO’nun Türkiye’de kurdurduğu SüperNATO’nun talimnamesi aynı özellikleri taşıyor.

12 Mart 1971’den sonra Türkiye kamuoyunun “Kontrgerilla” olarak tanıdığı bu kuruluşun ST 31-15 adıyla bilinen talimnamesi, Türkiye‘de ilk kez 1964’te “hizmete özel” olarak yayımlandı.

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanının imzasıyla ve “Sahra Talimnamesi 31-15” adıyla yayımlanan talimname, ABD Kara Kuvvetleri’nin “Field Manual 31-15” adıyla kullandığı belgenin birebir çevirisiydi.

Talimnamede gayrinizami harp unsurlarının yani kontrgerilla elemanlarının tedhiş, sabotaj, suikast gibi eylemler yapabileceği ve öldürme yetkisi olduğu vurgulanıyordu.

Bilgiler iki farklı MİT kaynağından

Aydınlık bugün, Suriye’deki iç savaşın perde arkasına ait önemli bir dosyayı açıklamaya başlıyor.

Dosyamız, Suriye’de iç savaş çıkaran çeteleri eğiten ve silahlandıran İslamcı Kontrgerilla’yla ilgili.

İlk bölümde İslamcı Kontrgerilla’nın nasıl ve kimler tarafından kurulduğunu, hangi “hizmetleri” yürüttüğünü anlatacağız.

Önce Aydınlık bu bilgilere nasıl ulaştı, nerelerden topladı o konuda okuyucularımıza bilgi vermek istiyoruz.

İlk bilgi, önemli bir MİT kaynağından geldi. Kaynak özetle şunları söyledi:

“Adaleti Savunanlar Derneği diye bir dernek var. Oradan, buradan gelen paralar Suriye muhalefetine bu dernek üzerinden dağıtılıyor.”

İlk tepkimiz “itiraz” şeklinde oldu:

“Adaleti sevenler falan diyorsunuz, belli ki bunlar hukukçu, avukat falan. Avukatlarla gizli operasyon yürütülmez, bir yanlış anlama olmasın.”

MİT kaynağı ısrar etti:

“Adlarına bakmayın, pek hukukla uğraşmıyorlar. Zeten başlarında emekli bir İslamcı general var. Bir araştırın, başka şeyler de görürsünüz.”

Doğrusu, bir süre bu bilgiyi üzerinde pek durmadık. Fakat başka bir vesileyle derneği araştırma ihtiyacı doğdu.

Araştırdıkça büyük ve önemli bir organizasyonla karşılaştık.

Elimizdeki dosya kabardıkça kabardı. ASDER ve çevresindeki kuruluşlar boylu boyunca Suriye operasyonlarının içindeydi.

ABD’nin Irak işgali sırasında örtülü operasyonlarda ve “pis” işlerde kullandığı ünlü Blackwater gibi, aslında devletin uzantısı olan, “özel” bir şirket vardı karşımızda.

Bir başka MİT kaynağına sorduk elimizdeki bilgileri. İkinci kaynak elimizdeki bilgileri hem teyid etti, hem de yeni bilgiler verdi.

Başka araştırmalarımızla birlikte Gladyo’nun önemli bir merkezi ortaya çıktı.

Kaynaklarımızdan gelecek yeni bilgilerle bu dosyayı daha da derinleştirmeyi planlıyoruz.

General Tanrıverdi kim?

Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, kıdemli bir özel harpçi. Bir süre Özel Harp Dairesi’de yöneticilik de yaptı.

Biyografisinde bunları açıkça yazıyor.

1996’da TSK’den kadrosuzluk nedeniyle emekliye sevkedilen bir isim.

Kendisi de emekliye sevkini dini görüşlerine bağlıyor.

İslamcı görüşlerini hiçbir zaman saklamadı. AKP’yle de hep yakın ilişkiler içinde oldu.

22 Haziran 2012’de Suriye’nin Türk jetini düşürmesi üzerine, ASDER Onursal Başkanı, SADAT’ın Yönetim Kurulu Başkanı Emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi, çok sert bir açıklama yapmıştı. Tanrıverdi açıklamasında, SADAT olarak yürüttükleri örtülü operasyonları da üç maddede tek tek tarif etmişti:

ÖSO’nun (Özgür Suriye Ordusu) organize olmasına” yani kurulmasına, eğitimine “etkin mücadelesine” yani silahlı hareketlerine destek verilmeli. Üçüncüsü ise, “özel girişimler himaye edilimeli”, yani SADAT gibi kuruluşlara “destek verilmeli, kaynak aktarılmalı” diyor.

Muhalefetin açık ve dolaylı yollardan desteklenmesi”ni özenle vurguluyor.

Burada da SADAT’ın rolüne gönderme yapıyor.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: