Etiket arşivi: emniyet

Atilla Kart’tan müthiş iddia


CHP’nin Konya Milletvekili Atilla Kart, Emniyet’in Silivri ve bağlı davalarla ilgili olarak Amerikan Büyükelçiliği’ne raporlar yazdığını birifingler verdiğini ileri sürdüve bazı belgeler gösterdi.

Kart, 24 Kasım 2008 tarihli belgeyi delil olarak gösterip, “Emniyet Genel Müdürlüğü, Silivri ve bağlı davalarla ilgili olarak ABD elçiliğine raporlama yapıyor, brifingler veriyor. Soruşturma ayrıntılarını anlatıyorlar” dedi.

Başbakan da biliyor

İddİasInI daha ileri taşıyan Kart, “Ortaya çıkan tablonun özeti şudur: Başbakan, Silivri ve bağlı olaylarla ilgili soruşturma dosyalarının doğrudan içindedir. ABD izni ve icazeti alınıp, bilgilendirme yapılıyor” diye konuştu.

“ABD’ye Silivri davası için brifing veriyorlar!”

CHP’li Atilla Kart, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün, Silivri ve bağlı davalarla ilgili olarak ABD Büyükelçiliği’ne rapor yazıp, brifingler verdiğini ileri sürdü
CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, Silivri davaları konusunda ABD’ye brifing verildiğini iddia etti. Kart, ABD Ankara Büyükelçiliği’nin düzenlediği 24 Kasım 2008 tarihli belgeyi de delil olarak gösterdi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarından rahatsız olduğunu, masadan kaçmak istediğini de iddia eden Kart, “Erdoğan yeter ki gölge etmesin. O zaman biz Başbakan’a rağmen anayasa yapmayı başarırız” dedi. Adli Tıp Kurumu’nun ulaştığı sonuçlara hep “soru işaretiyle” baktıklarını bildiren Atilla Kart, merhum Turgut Özal’ın zehirlenme iddialarıyla ilgili soruya, “Adli Tıp’ın kritik konularda yapmış olduğu tespitlere hep kuşkuyla hep soru işaretiyle bakıyorum” karşılığını verdi. Atilla Kart, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, ABD Ankara Büyükelçiliği tarafından düzenlenmiş 24 Kasım 2008 tarihli bir belgeden söz ederek şöyle konuştu:

Rapor verip icazet aldılar

“Türkiye Cumhuriyeti Emniyet Genel Müdürlüğü, Silivri ve bağlı davalarla ilgili olarak ABD elçiliğine raporlama yapıyor, brifingler veriyor. Yaptıkları açıklama ve değerlendirmelerde, soruşturma ve yargılamalar sonucunda şüphelilerin mahkûmiyetlerinden emin olduklarını dile getiriyorlar. Soruşturmanın ayrıntılarını anlatıyorlar. Emniyet birimleri yargılama yapıyorlar, hüküm kuruyorlar. Mezkûr belgeye göre, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Silivri soruşturması ve bağlı dosyalarla ilgili olarak davayı yürütenlerle haftalık toplantılar yaptıkları ifade ve tespit ediliyor. Ortaya çıkan tablonun özeti şudur: Başbakan, Silivri ve bağlı olaylarla ilgili soruşturma dosyalarının doğrudan içindedir. Kolluk gücü, siyasi iktidarın emir ve talimatları doğrultusunda görev yapmaktadır. Bu çalışmalar yapılırken, ABD mercilerinin izni ve icazeti alınıp, bilgilendirmeler yapılmaktadır.”

Wikileaks belgesi gibi

“Bu belgeye karşı Başbakanlık makamının saygınlığı adına bu belgenin tahkiki yapılmalıdır” diyen Kart, “Gerekirse olayı dava boyutuna götürürsünüz. Umarım Başbakan bu cesareti, bu sorumluluğu gösterir” açıklaması yaptı. Bir gazetecinin, “Bu Wikileaks belgesi mi?” sorusuna Kart, “Nitelik olarak evet. Bir resmi belge aslında” yanıtını verdi. Kart, Başbakan’ın Anayasa Uzlaşma Komisyonu çalışmalarından rahatsız olduğunu iddia ederek, “Başbakan, bir kere başlatmış olmanın getirdiği sıkıntıyı yaşıyor. Çünkü Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda müzakere ediliyor. Müzakere kavramı Başbakan’ın bilmediği bir kavram. Başbakan’ın rahatsızlığı buradan geliyor. Başbakan o masadan kaçmak istiyor, gerekçe ve bahane yaratmak istiyor” diye konuştu.

Diyarbakır’da 10.5 milyon liralık vurgun!

CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Diyarbakır Et Kombinası’ndaki dolandırıcılıkla ilgili olarak görevini yapmadığını söyledi. Kombinada çalışan Mehmet Kaymaz’ın 85 kişiden 10,5 milyon lira para topladığını anlatan Öğüt, para aldığına dair kurumun kaşesini kullandığını savundu. Dolandırıcılığın 3 yıl sürdüğünü, bu sürede kombinaya çuvallarla para geldiğini belirten Öğüt, aynı yerde çalışan Hayati Altıntaş’ın durumu ihbar ettiğini, ancak müfettişler tarafından kendisinin suçlu bulunup Erzurum’a sürgün edildiğini ileri sürdü.Kaymaz’ın işine 4,5 ay önce son verildiğini dile getiren Öğüt, “Et Kombinasında, yöneticilerin de içinde olduğu ortamda 3 yıl boyunca 85 vatandaşın dolandırılmasına göz yumulmuş” dedi.

Fethullah – Tayyip Erdoğan zıtlaşması /// CC : @siring


Ali Serdar Bolat

"MİT’in Fethullahçılaştırılması" operasyonunda frene basılması üzerine Taraf ve ZAMAN gaz tenekeleri MİT’e ve Tayyip Erdoğan’a karşı ateşe başlamışlardı.

(Konu ile ilgili 1 Ocak 2012 günlü yazımı aşağıda tekrar veriyorum.)

Fethullahçı ekip, bütün gövdesi ile MİT için abanıyordu.

Fethullah’ın "Akıllı ol" anlamındaki yazısı, Tayyip Bey’e ihtar olarak gaz tenekelerinde yayımlanıyordu.

Hatta, hani şu "Meçhul darbesavar subay"ın Ergenekon belgelerini bavulla getirip verdiği Taraf yazarı Mehmet Baransu bir adım daha ileri giderek, gazetedeki köşesinden "Avrupa’dan uçakla bavul içinde yüzbinlerce dolar getiren kim" diyerek Tayyip Erdoğan’ın İsviçre’deki gizli banka hesapları ve para trafiği hakkında bilgi sahibi olduklarını çıtlatmış, bu yolla Tayyip Bey’i tehdit bile etmişti.

Baransu, dün, kendisini takip eden 2 kişiyi polise haber vererek yakalattı. Twitter’de "İkisinin de MİT’ten olduğu kesinleşti. Üzerlerinden dinleme aletleri çıktı. MİT Daire başkanı’nın görüşme isteğini reddettim" diye cikcikledi.

KCK soruşturmasını yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı, eski Müsteşar Emre Taner’i ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i ifadeye çağırdı.

Tayyip Erdoğan’ın bir kadrosu olmadığı için, yıllarca kadro yetiştirmiş olan Fethullah’a mahkum olmuştu.

Fethullahçı Savcı ve Hakimleri kullanmaktan başka bir seçeneği yoktu.

Yetkiyi ele geçiren Fethullahçı kadro, dişlerini Tayyip’e de göstermeye başlamıştı.

Canavarı yaratan Frankenştayn, her zaman tehdit altındadır.

"Bağımsız yargı var, biz karışamayız" diyerek canavarı her gün biraz daha azdıran AKP yöneticileri, ne yapacaklarını şaşırdılar.

"Şüpheli sıfatıyla KCK içerisinde bu 3 kişi nasıl yer alır, aklımla izah edemiyorum. Olsa olsa tanıklıklarına başvurulabilir diye düşünüyorum. "

diyerek bağımsız (!) yargıya müdahale eden Bülent Arınç’ın şaşkın yüz ifadesi ibretlikti.

Davutoğlu da NTV’ye "İstihbarat teşkilatlarının işi bu" anlamında konuşarak yargıya müdahale etti.

Kaşif Kozinoğlu ölmeden önce Aydınlık’a yazdığı mektupta "Hakan Fidan döneminde MİT’te Fethullahçı yapılanmanın arttığını" belirtmişti.

Mülakatlar bile laf olsun diye yapılıyordu, kimlerin mülakatı kazanacağı liste halinde önceden belirleniyordu.

MİT’e yakın kaynaklar, Hakan Fidan’ın yeni gelen Fethullahçılar ile uzun süredir MİT’te çalışmakta olan eski kadroları uzlaştırıcı bir rol üstlendiğini ifade ediyorlardı.

Ancak yeni gelenler (Fethulahçılar) bu uzlaştırıcılıktan memnun değillerdi.

Eski kadrolar atılmalı, sürülmeli, en azından etkisizleştirilmeli, MİT’te tüm yetki Fethullahçılara geçmeliydi.

Dananın kuyruğu bu noktada kopuyordu.

ZAMAN ve Taraf gaz tenekeleri, bu yüzden MİT’e ve Tayyip’e ateş püskürüyorlardı.

Fethullahçılar geçen gün ateş püskürme aşamasından operasyon aşamasına geçtiler.

Hakan Fidan ve 2 MİT’çinin ifadeye çağırılması operasyonuna Tayyip Erdoğan cenahından hemen yanıt verildi:

2 Fethullahçı polis (İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan ve Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün) ışık hızıyla görevden alındılar.

Afet Güneş bir yakınına:

"Bizi ifadeye çağıran Başbakan’ı da çağırır"

diyerek savaşın taraflarını kamuoyuna açıkladı.

Çünkü Oslo’daki Hükümet-PKK görüşmesinde Hakan Fidan PKK heyetine: "Beni Başbakan görevlendirdi. Ben Başbakan’ın özel temsilcisiyim" diyordu.

Tayyip Erdoğan ise "Hakan Fidan’ı gönül rahatlığı içinde gönderdik. Hatası da olsa Hakan Bey’i böyle nedenlerle harcamayız." diyerek olaya açıklık kazandırmıştı.

Hakan Fidan ve Afet Güneş, kendilerine Başbakan tarafından verilen görevi yapmışlardır.

Ama, kanunsuz görevi kabul etmek gibi bir sorumlulukları var.

Afet Güneş’in "Biz suçlanırsak Başbakan da suçlanmalıdır" anlamındaki açıklaması doğrudur.

İki Amerikancı güç arasındaki bu kapışmayı merakla izlemeye devam ediyoruz.

Kapışmanın başlangıcı ile ilgili 1 Ocak günlü yazımı tekrar veriyorum:

Fethullahçılar tam kadro Tayyip Bey’e saldırıya geçti

Ali Serdar Bolat

Taraf ve ZAMAN gaz tenekelerinde Tayyip Bey hedefte.

Abdullah Gül’ün bir daha seçilmesini isteyen Fethullahçılar, görev süresinin 5 sene olmasını istiyor.

Gözü Çankaya’da olan Tayyip Bey ise, Gül’ün görev süresinin 7 yıl olmasında ısrarlı.

Bu yüzden Fetocular ile Tayyip Bey’in arası uzun zamandır açıktı.

35 köylünün öldürülmesi üzerine bu çekişmede yeni bir sayfa açıldı.

Fetocular bu ölümlerden dolayı sert ifadelerle MİT’i eleştirdiler.

İstihbaratın Amerika’dan gelmiş olmasını gözardı eden bu Amerikan uydusu Fethullahçılar, "Yanlış istihbarat PKK içindeki bir MİT ajanından geldi" diye yaygara koparıyorlar.

Fethullah’ın Türkiye Büyükelçisi ve ZAMAN yazarı Hüseyin Gülerce’ye göre, nasıl TSK içinde vesayetçiler var ise, MİT içinde de var.

Onların lisanına göre, Fethullahçı olmayanlar, vesayetçi. Yani Ergenekoncu ve darbeci.

MİT eleştirisi bahanesi ile Tayyip Bey’e açılan salvo ateşin nedeni şu:

–Gerek Oslo görüşmelerinin ortaya çıkması,

–gerekse Kozinoğlu’nun Aydınlık’ta yayımlanan mektuplarında

MİT Müsteşarı Hakan Fidan başta olmak üzere MİT’te Fethullahçı kadrolaşma olduğu hakkında bilgiler ortaya çıkması Tayyip Bey’i frenlemiş, MİT’in Fethullahçılaştırılması operasyonu hız kesmişti.

MİT aleyhine başlatılan kampanya, MİT içindeki Fethullahçı (Amerikancı) olmayan, Türkiye’nin bölünmesine karşı olan görevlilerin tasfiyesine dönük çalışmaların devam etmesi için Tayyip Bey’i tehdit etmeyi amaçlıyor.

Mehmet Ali Güller, 31 Aralık günlü Aydınlık köşe yazısını özetle şöyle bitiriyor:

(Parantez içi maviler bana ait)

"5. Oslo görüşmesini kim sızdırdı?

Cemaatin (Fetocuların) MİT’ten rahatsızlığının kaynağı ne olabilir?

PKK, "Görüşmeleri biz sızdırmadık" dedi.

Tayyip Erdoğan, "hataya rağmen" Hakan Fidan’ı sahipleneceğini söyledi.

Demek ki, Hakan Fidan, MİT’e tamamen hakim olamamış. (Hala MİT içinde Türkiye’nin bölünmesine karşı olan elemanlar var.)

"Yeni Anayasa" çalışmalarına paralel ikinci bir "açılım" yapılacaksa, yeni Oslo sızdırmalarının önüne geçilmesi gerekiyor.

(PKK ile görüşmelere devam etmeden önce, görüşmelerin sızdırılmaması için, MİT içinde tek bir ulusalcı bile bırakılmaması, MİT’in tamamen Fethullahçıların eline geçmesi gerekiyor)

Taraf yazarı Mehmet Baransu, Twitter’de :

"Kasımpaşalı Erdoğan’dan korkacağımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz" diye cikcikledi.

Cikcikleyen o değildi. Onu cikcikleten Fethullah idi.

(Dini bilgisi kuvvetli olanlar bu sözü daha iyi anlar)

Baransu, 30 Aralık günlü Taraf’ta özetle şöyle yazıyor:

"PKK içindeki bir MİT ajanı, bombalanan bölgeden içinde Fehman Hüseyin’in de bulunduğu PKK’lilerin geçeceğini Ankara’ya bildiriyor.

Bölgeye gönderilen Heron’dan alınan görüntüleri gören yetkililerden biri, şüpheleniyor, gurubun sivil olma ihtimali olduğunu yetkililere söylüyor.

MİT ile iki kez temasa geçiliyor. MİT: "Gurup kesin PKK’li" diyor. Bunun üzerine gurup bombalanıyor"

Azılı ordu düşmanı Baransu, MİT’teki Fethullahçı operasyonun devam edebilmesi için, bu defa orduyu değil de, kırk yıllık canciğer kuzu sarması olduğu MİT’i suçluyor, orduyu suçsuz buluyor.

Fethullah’ın Büyükelçisi Hüseyin Gülerce, 30 Aralık günlü ZAMAN’da özetle şöyle yazıyor:

"111 kişinin öldüğü Maraş katliamının hemen sonrasında İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş "Katliamdan MİT sorumludur" diyor.

Alevilerin evi tespit edilmiş, yakılacak evler işaretlenmiş.

Saldırı olacağı belli, ama MİT bilgi vermiyor. MİT bizzat katkı yapıyor.

Bu feryat üzerine yer yerinden oynamalı değil mi?

MİT hakkında derhsl soruşturma başlatılmalı değil mi?

AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar "PKK’yı MİT kurdu" diyor.

Vesayetin askeriyede, medyada, üniversitede, siyasette ayağı var da MİT’te yok mu?

MİT içinde suça bulaşanlar hesap vermeyecekse, Ergenekon davalarının sonucundan nasıl emin olabileceğiz?"

Bakan Güneş’in bu açıklaması yeni değil. Sanki Gülerce bu sözleri yeni duymuş.

30 senedir niye bu suçlamaları yapmamış?

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Nusret Senem, Maraş olaylarından sonra saldırıya uğrayanların avukatlığını yaptı, MİT’in suçlarını ortaya döktü.

O zamanlar Fethullahçı takımı kulaklarının üzerine yatmışlar, katliamı alkışlıyorlardı.

Nereden çıktı Alevi düşmanlarının bu sözde "MİT’in suçlarının peşine düşme" oyunu?

"PKK’yı MİT kurdu" tespiti de yeni değil.

Aydınlık dergisi / gazetesinin arşivlerinde, hem MİT’in Maraş olaylarındaki rolü, hem de PKK – MİT ilişkisi hakkında yığınla bilgi, belge ve inceleme mevcut.

Sırf MİT’i suçlayabilmek için, "PKK’yi Perinçek kurdu" palavralarını bile unutmayı göze aldılar.

Yeter ki MİT’teki tüm Fethullahçı olmayanlar ayıklansın, MİT tamamen -kılçıksız olarak- Amerika’nın hakimiyeti altına girsin.

http://aliserdarbolat.blogspot.com/2012/01/fethullahclar-tam-kadro-tayyip-beye.html

http://www.facebook.com/notes/ali-serdar-bolat/fethullahçılar-tam-kadro-tayyip-beye-saldırıya-geçti/10150455326908157

Ergenekon’da cemaat izi /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


Wikileaks belgelerinde Ergenekon davasının cemaat tarafından yürütüldüğü iddiası.

Wikileaks belgeleri, ABD’li diplomatların Ergenekon davasının Emniyet Örgütü’nde etkin olan Fethullahcı polis ekibi tarafından yürütüldüğünü rapor ettiklerini ortaya koydu. ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi James Jeffrey’nin Washington’a gönderdiği rapora (kripto) göre, Ergenekon soruşturmasını Fethullahçılar yürütüyor. Üstelik bu soruşturmayla, AKP Hükümeti’ne karşı çıkan muhalifler tasfiye ediliyor.

ABD’nin Ankara eski Büyükelçisi James Jeffrey, 4 Aralık 2009 tarihinde Washington’a gönderdiği kriptoda, “ Bu durum (Ergenekon operasyonları) Gülenciler’in nihai hedefinin, Türkiye’nin görünür biçimde İslamcı hale gelmesini onaylamayan bütün kurumların yıpratılması olduğu yönündeki suçlamaları güçlendirdi” diyor.

James Jeffrey’in 4 Aralık 2009 tarihinde Washington’a gönderdiği kripto şöyle:

“Gülencilerin ayrıca, Ergenekon soruşturmasının öncüsü olarak görev yaptıkları Türk Ulusal Polisi’ne de hâkim oldukları belirtiliyor. Bu soruşturma, askeri şahsiyetler dahil olmak üzere iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin pek çok laik muhalifinin tutuklanmasına ve tasfiyesine neden oldu. Bu da Gülencilerin nihai hedefinin Türkiye’nin görünür biçimde İslamcı bir hale gelmesini onaylamayan bütün kurumların yıpratılması olduğu yönünde suçlamalara neden oldu. “

POLİS OKULU SINAV SORULARI CEMAATTE

ABD’nin eski Türkiye Büyükelçisi Jeffrey, bu bilginin hemen altına parantez içinde şöyle bir yorum yapıyor: “ Türk Ulusal Polisi’nin , Gülencilerin kontrolünde olduğu iddiasını teyit etmek imkansız ama biz buna karşı çıkan kimseye rastlamadık ve Gülenci yurtlarda kalan polis adaylarına polislik sınavındaki soruların cevaplarının önceden verildiğine ilişkin tanıklıklar duyduk.”

GÜLENCİ GAZETELER, ATATÜRK MİRASINI SORGULUYOR

Büyükelçi Jeffrey kriptosunun devamında Fethullah Gülen cemaatine ait gazetelerin Atatürk’ün mirasını bıkmadan sorguladıklarını belirterek, şöyle devam ediyor:

“Zaman gibi Gülenci gazeteler, Atatürk’ün mirasının geçerliliğini bıkmadan sorguluyor ve ABD heveslisi bir ülke olarak, siyasi konularda Türk Ordusu’nun sesinin kısılmasının sağlanması gerektiğini savunuyorlar. Bu gazeteler, Ergenekon soruşturmasının bayraktarlığını yapıyor ve Türk Ordusu’nun geleneksel hâkimiyetinin Türkiye’nin tarihinde olumsuz bir etken olduğunu sürekli vurguluyorlar. Şaşırtıcı olmayan bir şekilde, Türk Genelkurmay’ına yakın kaynaklar, Gülen’den açıkça nefret ediyor; onun destekçilerinin sadece Türk Ordusu’nu yıpratmak değil, aynı zamanda Türkiye’yi İran benzeri bir İslami cumhuriyete dönüştürmek için de amansız bir mücadeleye giriştiklerini savunuyorlar.(….) “

ERGENEKON “BATI VE ABD KARŞITI”

Emniyet Örgütü’nden üst düzey polisler, ABD Elçiliği ve CIA görevlilerine verdikleri brifing sırasında sadece, Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt ve kızına ait “cinsel içerikli” görüntülerin yer aldığı dosyadan söz etmiyorlar. Brifing veren polisler Ergenekon soruşturmaları hakkında ayrıntılı bilgi verirken, bu çevrelerin “Batı ve ABD karşıtı” olduklarını da özel olarak vurguluyorlar.

ABD Türkiye Büyükelçiliği Siyasi Müsteşarı Daniel O’Grady, bunu kriptosunda şöyle anlatıyor:

“Türk Ulusal Polisi, 21 Kasım’da, AKP Hükümeti’ni devirme planları yapmakla itham edilen belirsiz grup hakkındaki Ergenekon soruşturmaları konusunda da çok kapsamlı bilgi verdi. Brifing, Ergenekon’un, aşırı ulusalcı çevrelerden taraftar kazanmak için Batı ve ABD karşıtı propagandaya dayanan çok büyük, iyi finanse edilen ve iyi organize olduğunun altını çizen kusursuz bilgi sundu.”

ABD’li diplomatın raporunun bundan sonrası daha da ilginç:

“Brifingi verenler, bize davayı ‘yasal açıdan güçlü’ bulduklarını ve ikna edici olma konusunda kendilerine güvendiklerini ama Türk yargısının ne yapacağının belli olmayabileceğini anlattılar. Brifing, Ergenekon’un ABD karşıtı eğilimine odaklandı ki, Türk Ulusal Polisi çabalarında ABD Hükümeti’nden doğrudan ya da dolaylı destek talep etti. Keza Türk Ulusal Polisi, Türk kamuoyunun Ergenekon davasına ilgisini hızla yitirdiğinin de farkında.”

Yurt Gazetesi

http://www.gercekgundem.com/?p=435829

Çocuklar bakın işte bu ‘devlet’!


Medya açılımı yapan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın en büyük yeniliği internetteki ‘Çocuk Sayfası’ oldu… Tartışma yaratan bu sayfa türünün tek örneği değil. Yurtdışında da yurtiçinde de benzerleri var. Bakalım çocuklara ‘devlet’i anlatan bu internet siteleri onlara neler öğretiyor?

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın kuruluşunun 85. yıldönümünde gazetecileri davet ederek yaptığı açılımın etkileri internet sitesinde de görüldü. Baştan aşağıya yenilenen mit.gov.tr adresinde ‘Çocuk Sayfası’ dikkatli gazetecilerin gözünden kaçmadı. ‘MİT’ten çocuklara ispiyonaj açılımı’ ve ‘MİT’ten çocuk açılımı’ başlıkları görsel ve yazılı medyada geniş yer tuttu. Hal böyle olunca ‘çocuklara yönelik sayfa hazırlayan tek devlet kurumu MİT mi’ sorusundan hareketle ilginç bir durum tespiti yapmak düştü bana da… Doğrusu, yabancı muadillerinin ne durumda olduğuna bakmak ilk işim oldu. CIA, MI5 ve Mossad yani sırasıyla ABD, İngiltere ve İsrail’in ulusal ‘ispiyonaj’ teşkilatlarının internet sitelerine baktım. İngiliz ve İsraillilerin bu konuda Türk ve ABD’li meslektaşlarından daha vizyoner olmadıklarını -en azından çocuk alanında- gördük… İngiliz ve İsrail teşkilatlarının internet siteleri kuru bilgiler ve ‘biz kimiz’, ‘bizimle çalışmak ister misiniz’ gibi başlıklarla yetinmiş, çocuklar için bir çalışma yapmamışlar.

MİT’in çocuk sayfasının detaylarını az sonra anlatacağım ama ABD’lilerin www.cia.gov adreslerindeki ‘kids’ page’ sayfalarının çok daha gelişmiş ve renkli olduğunu söylemeliyim. cia.gov’da çocuklar iki kategoride hedef alınmış 5. sınıfa kadar ve 5’ten 12. sınıfa kadar. Yaşlarına uygun bilgiler vermeye gayret ederek, ulvi amaçlarını anlatmanın yanında detaya girmiş örneğin Afganistan operasyonlarını anlatmış; Afganistan’ın aşiret yapısı, Sovyet desteği gibi hikayeyi en baştan alarak üstelik… Operasyonlar sırasında Afganistan’da bulunan veya kullanılan bombaları da resimleriyle çocuklarla paylaşmışlar. Detaylıca baktım ama başka bir operasyon bilgisi bulamadım. Örneğin Somali’ye 1993’te yaptıkları General Muhammed Aidid’i yakalayamama operasyonlarına dair bir bilgi yoktu. Halbuki fiyaskoyla sonuçlanan 18 ABD’li ‘Delta Gücü’ askerinin öldüğü, iki Black Hawk helikopterin düştüğü, Somalili sivillerin öldüğü bu operasyonu ve daha sonra bu operasyondan ilham alan Hollywood’un bir başarı destanına çevirdiği ‘Kara Şahin Düştü’ isimli filmi bilmeyen yoktur herhalde…

CIA’nın oyunlar alanında MİT’ten daha başarılı olduğunu söylemeliyim, grafikler daha iyi, daha yaratıcı ve çeşitli alternatifler var. ‘Eşini bulma’ oyununda kullandıkları K9’ların arasında Osman ve Elgin adında iki köpek görmek beni şaşırttı doğrusu. CIA’nın oyunlarından MİT’in oyunlarına geçersek sadece iki oyun var; biri iki resim arasında 5 farkı bulun, diğeri de gemisi batan ve bir adaya düşen Ahmet’i kurtarın… Önce barınma gibi sorunlara dair sorulara yanıt veriyorsunuz. Ardından Ahmet’in karşısına üç kız çıkıyor ve ‘Onların diğer insanlara karşı davranışlarını ve yaklaşımlarını öğrenmek için Ahmet ne yapmalıdır?’ sorusu yöneltiliyor. Üç şık verilen oyunda ‘kendini tanıtmak’ ve ‘kaçmak’ şıkları da yer alıyor ancak doğru cevap, ‘Onları 2-3 gün gizlice izlemek’. Peki, neden şaşırıyorsunuz? Bir istihbaratçıdan da bu beklenmez mi? Bu iki oyunun yanı sıra sitede, ‘Devlet’, ‘İstihbarat’ ve ‘Nasıl Çalışırız?’ bölümleri var. Tüm bölümler, çok düzgün bir diksiyonu ve tonlaması olan spiker abla tarafından okunuyor. Bu durum okul öncesi çocukları hedefledikleri anlamına da gelebilir…

Başbakan’dan çocuklara sevgilerle…
basbakanlik.gov.tr adresindeki ‘Çocuk Sayfası’ da ferah açılış sayfasıyla ilgi çekiyor. İlk sayfada Başbakan Tayyip Erdoğan’ın mesajı var; ‘Sizleri en güzel dileklerimle selamlıyorum, gözlerinizden öpüyorum. Büyükleriniz olarak sizleri çok seviyor, her gün yeni bir şeyler öğrenerek, yeni duygular edinerek büyümenizi heyecanla izliyoruz’ diye başlıyor ve ‘Türkiye’yi hepimizin gurur duyacağı bir ülke haline getireceğinizden, insanlığa barış ve esenlik ilhamı vereceğinizden hiç kuşkumuz yok. Yeter ki medeniyet aşkı ve insanlık sevgisi kalplerinizden hiç eksik olmasın. Allah yolunuzu açık etsin’ ile bitiyor. Bir de çeşitli ziyaretlerde çekilmiş ‘çocuklar ve Başbakan’ temalı fotoğraflar.
Yasama ve Yargı başlıklarıyla çocuklara kısa bilgiler verilen sitede, Acaba Nedir başlığında, ‘demokrasi, vatandaşlık, seçimler, insan hakları, Cumhuriyetin temel nitelikleri, çocuk hakları, çevre ve geleceğimiz’ kısa kısa anlatılıyor… Güvenli İnternet Macerası’ isimli oyun fazla güvenli ve açılmıyor. Diğer oyunlarsa matematik ve Türkçe testlerinden oluşuyor, bir de fen ve teknoloji dersi için deney yapabiliyorsunuz…

Kanka olmazsa, trafik ışığı boyama oyunu var
Polisin çocuk ve gençlere yönelik önemli çalışmaları var. Bunlardan biri de ‘Kanka Projesi’. Çocuk ve gençlerin kısa mesaj atıp dertlerini veya sorunlarını paylaşabildikleri Kanka’yla ilgili daha önce çeşitli haberler yayınlanmıştı. Yine de hatırlatalım Kanka’nın SMS numarası 1550. Haberimizin konusu olan çocuk sayfasıysa www.emniyet.gov.tr adresinde ‘Çocuklar İçin’ adı altında hazırlanmış. Benzerleri içinde başarılı… ‘Eğlenelim, Öğrenelim’ başlığıyla üç oyunla çocuklara bilgiler veriliyor. Bir puzzle, bir boyama, bir de bir türlü açamadığım ‘Çocuklar Trafikte’ isimli bir oyun var… ‘İzleyerek Öğrenelim’ bölümündeyse animasyon bir trafik polisi, trafik levhaları hakkında açıklamalar yapıyor. Siteye bakarsak ülkemizdeki çocukların, şiddet, taciz, uyuşturucu gibi polisiye sorunları yok; varsa yoksa trafik… Ne diyelim buna da şükür.

Fişini alan düdüğü çalar
Gelirler İdaresi Birliği’nin internet sitesi gib.gov.tr’de çocukları hedefleyen ‘Vergibilir’ adlı bir başlık var. İlk sayfada ‘Biz çocuklar, güzel okullar, parklar, spor alanları, internet, tatil ve eğlence isteriz. Ama bize bu olanakları sunması için devletimizin düzenli gelir elde etmesi gerekir. Devletimiz de gelirlerini vergi toplayarak sağlar. Hadi bakalım önce vergi ne demekmiş öğrenelim’ diyerek çocukları can evinden vuruyorlar. Hangi çocuk daha fazla tatil, daha çok internet, daha çok eğlence istemez ki? Gerçi vergilerin adil bir şekilde dağılımı ve yatırımların tüm yurt sathına aynı adaletle dağıtılmasının gerekliliğinden bahsedilmiyor ama olsun, çocukların kafasını fazla karıştırmamak lazım. Bu girişin ardından olanlar tanıdık. Bu site, oyunlar açısından en zengin olanı, gelir-gider defterinden piyano çalmaya 10’dan fazla oyun var. Bolca çocuk şarkıları olan sitede, öyküler de ‘vergi’ ile ilgili. Keloğlan kumbarada para biriktirirken, vergisini ödemeyen Nasreddin Hoca bindiği dalı kesiyor yahut parayı veren değil fişini alan düdüğü çalıyor. Yani kahramanlar tanıdık ama başlarına gelenler yenilikçi bir bakış açısıyla yorumlanmış…

http://www.aksam.com.tr/cocuklar-bakin-iste-bu-devlet–92449h.html

EŞREF PAŞA ‘KİM ÖLDÜRDÜ’YE GİTMİŞ


Askeri savcı dosyayı kapatmış, MİT ve Emniyet bakmamış

Jandarma Genel eski Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümüne ilişkin dosyayı araştıran Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT ve Emniyet’ten bilgi, belge istedi, “Askeri savcılık dosyayı kapattı, biz de araştırmadık” yanıtını aldı.

Jandarma Genel eski Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in 1993’te uçağının düşmesi sonucu ölümünü MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün araştırmadığı ortaya çıktı.

Bitlis’in şüpheli ölümüne ilişkin dosyayı yıllar sonra araştırmaya başlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden belge ve bilgi istedi. Ancak MİT ve Emniyet, savcılığa gönderdiği cevap yazısında, “Askeri savcılık dosyayı kapattı, biz de araştırmadık” dedi.

Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın Bitlis’in ölümüne ilişkin takipsizlik kararını vermesinin ardından dosyanın rafa kaldırıldığını belirten iki kurum, şüpheli ölüme ilişkin detaylı bilginin kendilerinde olmadığını açıkladı. İki kurum da mevcut bilirkişi raporlarının ötesinde kazaya ilişkin o dönem özel bir çalışma yapmadıklarını bildirdi.

İTÜ: ‘BUZLANMA SONUCU OLAMAZ’

Eşref Bitlis’i Diyarbakır’a götürecek askeri uçak, 17 Şubat 1993 tarihinde havalandıktan kısa süre sonra Ankara Yenimahalle’deki PTT İşleme Merkezi’nin bahçesine düşmüştü. Kazada Bitlis ile 3 subay, bir astsubay ve bir PTT görevlisi hayatını kaybetmişti. Gazeteci Uğur Mumcu suikastından 1 ay sonra meydana gelen olayın, uçak motorundaki buzlanmadan kaynaklandığı açıklanmıştı. Ancak İTÜ öğretim üyeleri tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, uçağın buzlanma sonucu düşmüş olamayacağı vurgulanmış ve sabotaj ihtimaline dikkat çekilmişti. 19 yıl sonra başlatılan soruşturma kapsamında dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş olmak üzere MİT’in önde gelen isimleri Mehmet Eymür ve Cevat Öneş’in de ifadesi alınmıştı.

KAYNAK: HÜRRİYET

MİT’çiyi öldüren polis: Eşimi taciz ediyordu


Ankara’da, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) mensubu İsmail Cesur’u önceki gece tabancayla öldüren polis memuru Nafi İspir’in, “Bir yıldır eşimi taciz ediyordu” iddiasında bulunduğu öğrenildi.

Yenimahalle’deki MİT Lojmanlarının karşısında bir markette meydana gelen olayda, Ankara Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Nafi İspir (40), MİT mensubu İsmail Cesur’u (45) 5 kurşunla öldürdü. Olaydan sonra evinden eşi ve çocuğunu alarak arabayla Ankara’dan ayrılan İspir, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ışıklı kavşağında durduruldu. Gözaltına alınan İspir’i, Ankara’dan giden 3 kişilik özel ekip aldı.

‘Çok uyardım, dinlemedi’

Ankara’da sorgulanan polis İspir’in, şu ifadeyi verdiği belirtildi: “İsmail Cesur’un çocukları ile çocuğum aynı okula gidiyordu. Bir tanışıklığımız vardı. İsmail bir yıldır eşimi taciz ediyordu. Kaç kez uyarmama rağmen tacizlerine devam etti. Markette karşılaştık. ‘Eşimi niye taciz ediyorsun?’ diye çıkıştım. Eşime kötü bir laf söyleyince kendimi kaybettim ve ateş ettim. Daha sonra da eşimi ve çocuğumu alarak kaçtım, güvenli bir yere bıraktıktan sonra teslim olacaktım.”

Biri başa 5 kurşun

İfadesine başvurulan Nafi İspir’in eşi E.İ.’nin ise, “İsmail Cesur beni sürekli taciz ediyordu. Kocam bir şey yapacak diye korkumdan söylemiyordum. Ama kocam duymuş ve böyle bir olay oldu” dediği belrtildi. Otopsisi tamamlanan MİT’çi İsmail Cesur’un cenazesi Adli Tıp Kurumu’ndan ailesi tarafından alındı. Yapılan otopside Cesur’un biri başına, diğer 4 kurşunun göğüs ve karın bölgesine isabet ettiği anlaşıldı. MİT’çi Cesur’un evli ve 2 çocuk babası olduğu ve uzun süredir eşiyle ayrı yaşadığı kaydedildi.

Bilgi elçilikte değil Emniyet’te verildi


ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde Ergenekon konusunda Amerikalı görevlilere yönelik gerçekleştirildiği iddia edilen bilgilendirmenin, elçilikte değil, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nde yapıldığı öğrenildi

Wikileaks belgelerinde yer alan ve Türk polisinin ABD Büyükelçiliği’nde verildiği iddia edilen Ergenekon brifinginin, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nde Türk ve ABD polisleri arasında yapılan “bilgi paylaşımı toplantısı” niteliğinde olduğu öğrenildi. Milliyet, Wikileaks belgelerinde yer alan ve ABD Büyükelçiliği’nde ABD’li diplomatlara verildiği öne sürülen bilgilendirmeyle ilgili yeni bilgilere ulaştı.

İstihbarat Dairesi’nde

ABD Büyükelçiliği’nden gönderilen kriptoda yer aldığı belirtilen Ergenekon konusundaki bilgilendirmenin, iddia edildiği gibi ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde değil, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün Oran’daki İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nda gerçekleştiği öğrenildi. ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’nde görev yapan FBI uzmanlarıyla yapılan toplantının brifing olmadığı iki ülke arasında “polisiye bilgi paylaşımı” olduğu ifade edildi. Bilgilendirmeyi yapan EGM İstihbarat Dairesi Uluslararası İlişkiler Şube Müdürü Ufuk Gürsoy Yavuz tarafından yapıldığı ve toplantı sonrasında görüşme tutanağı hazırlanarak dönemin İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek’e de sunulduğu öğrenildi.

Şube Müdürü Yavuz’un İstihbarat Dairesi’nin uluslararası ilişkiler çerçevesinde bilgi paylaşımı yapılan tüm ülkelerle gerçekleştirilen görüşmelerden sorumlu olduğu ifade edildi.

‘Baykal ve Büyükanıt yok’

Bilgi paylaşımı kapsamında CHP eski lideri Deniz Baykal ile emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’la ilgili değerledirmelerin kesinlikle yer almadığı belirtildi.
Milliyet’e bilgi veren emniyet yetkilileri, görüşmede yer alan konular çerçevesinde ABD’li güvenlik uzmanlarıyla yapılan bilgi paylaşımında değerlendirilen bilgilerin hiçbir adli birimde kullanımılmasının mümkün olmadığına dikkati çekti. Yetkililer, söz konusu bilgilerin istihbari nitelikte olması nedeniyle karşı ülke nezdinde hiçbir hukuki geçerliliğinin bulunmadığını vurguladı.

http://gundem.milliyet.com.tr/bilgi-elcilikte-degil-emniyet-te-verildi/gundem/gundemdetay/10.02.2012/1500231/default.htm?ref=OtherNews

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: