Etiket arşivi: emniyet

HİZBULLAH ÖRGÜTÜ UYUŞTURUCU TACİRLERİYLE İŞBİRLİĞİ YAPIYOR


İRAN ANALİZ / Lübnan’daki çeşitli üst düzey siyasi ve emniyet kaynaklarının Hizbullah örgütünün uyuşturucu kaçakçılığı yapan tüccarlara yardımcı olmasıyla ilgili ciddi rahatsızlıklar duyduğu aktarıldı. Lübnan içindeki terör saldırıları veya İsrail işgal güçlerine karşı Filistin topraklarındaki eylemler gibi sair iddialarla örgütün bu tür uyuşturucu ticaretinde yer aldığına dikkat çekildi.Gelişmeyi sarsıcı dosyalar ve haberler yayımlayan Kuveyt es-Siyase gazetesi duyurdu.

Gazetenin haberine göre Lübnanlı üst düzey makamlar gelişmelerden ve örgütün kurduğu ilişkilerden haberdar. Son olarak İsrail basın kuruluşları, Hizbullah’ın büyük miktarda patlayıcıyı uyuşturucu tacirlerinin yardımlarıyla ülkeye soktuğu yönünde bir iddia ortaya atmıştı. Patlayıcıların taşınıp taşınmadığı, bunun spekülasyon olup olmadığı tartışmaları sürerken uyuşturucu tacirleriyle kurulan ilişki başta olmak üzere Hizbullah örgütünün çeşitli önde gelen unsurlarının karapara aklama ve uyuşturucu işinde yer aldığı yönünde ciddi bilgilerin varlığına dikkat çekiliyor.

Lübnan-Suriye sınırı başta olmak üzere Hizbullah unsurlarının yoğun olduğu sınır bölgelerinde büyük miktarlarda uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığı, buna izin verilip göz yumulduğu ve belli komisyon alındığı da biliniyor. İran, Suriye üzerinden Hizbe içi silah ve mühimmat dolu tırlarla transferler gerçekleştiriyor. Yine bunlar İran Devrim Muhafızları lider kadrosunun gözetim, denetim ve bizahiti yönetiminde yürütülüyor. Tıpkı İran-Afganistan-Pakistan hattındaki uyuşturucu ve narkotik trafiğinde devrim muhafızlarının açıkça yer alıp, ticaret işlerini yürüttüğü yönündeki istihbarat raporlarında olduğu gibi Hizbin de benzer bir ilişki kurduğu yönünde tezler öne sürülüyor.

Emniyetten liste açıklaması!


Sultangazi’deki Gazi Polis Merkezi’ne düzenlenen canlı bombalı saldırının ardından ortaya çıkan 9 kişilik listesiyle ilgili tartışmalar yaşanmıştı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden o listeyle ilgili yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada şöyle denildi:

"Son günlerde basında (9) şahsın fotoğrafını yayınlayarak. Terör örgütü adına canlı bomba eylemi gerçekleştirecekleri yönünde ifadeler kullanılmıştır. İstihbarat birimlerinin intikal eden bilgiler doğrultusunda, terör örgütü adına silahlı eylem yapacakları bildirilen şahıslarla ilgili, herhangi bir müessif olayın yaşanmaması için emniyet birimlerimize tamimler yapılmıştır. Terör örgütleri bile, muhakeme yetisi zaafa uğramış canlı bomba eylemcisi bulmada zorlanırken, emniyet müdürlüğümüzün (9) kişilik ’canlı bomba’ tanımlamasında bulunması mümkün değildir. Yapılan bilgilendirmeler sonrasında farkındalığı artırılan ekiplerimiz, terör örgütünün ikişer kişilik (4) ayrı eylem timini, üzerlerinde bulunan silah ve mühimmatlarıyla birlikte çeşitli tarihlerde ele geçirilmiştir"

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMUŞTU

"Tespitlerin birinde; Fatih ilçesinde bir işyerine bomba konulması ve Gaziosmanpaşa İlçesinde polis memuru Zekeriya Yurdakul’un şehit edilmesi eylemini gerçekleştirdikleri anlaşılan Sultan Işıklı ve Hasan Selim Gönen isimli örgüt mensuplarına ait fotoğraflar tüm yaya ve motorize ekiplerimizce paylaşılmıştır. Sultan Işıklı’nın annesi, "kendisine ait olmayan bilgiyle" kızının silahlı eylemci olmadığını belirterek adli makamlara suç duyurusunda bulunmuştur. Fotoğrafları paylaşılan 2 eylemci, eşkal değiştirerek (erkek şahıs çift pantolon giymiş halde ve çantasında perukla, bayan şahsın saçı boyalı ve yedek kıyafetle) ve bir eylem hazırlığındayken, Gaziosmanpaşa ilçesinde kendisini fark eden ekibimizle silahlı çatışmaya girmeleri neticesinde 2 tabanca, çok sayıda fişek ve sahte kimliklerle birlikte yaralı olarak yakalanmışlardır.

Yaralı yakalanan örgüt mensupları, ekibimiz marifetiyle ivedilikle hastaneye intikal ettirilmiş, yaşam haklarının korunmasına azami özen gösterilmiştir. Erkek eylemci kaldırıldığı hastanede ölmüş, diğeri adalete teslim edilmiştir. Kanlı terör örgütü, ölüme gönderdiği çocuğun annesine dahi yalan söyleyerek, kamuoyunu yanıltıcı beyanlar vermesini sağlamaktaki amacın, her zaman yaptığı gibi masum görünme isteği ve halkımızın polise olan güvenini sarsmaya matuf olduğu aşikardır. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamadaki özverili çalışmalarımıza hukuk kuralları içerisinde kalarak devam edeceğimizin bilinmesi, kamuoyuna saygıyla duyurulur"

Odatv aramalarında görüntü var ama ses yok


Odatv’de yapılan aramalar sırasında çekilen görüntüler mahkemeye gönderildi ancak görüntülerin sessiz olduğu anlaşıldı

Selahattin GÜNDAY

İSTANBULErgenekon soruşturması kapsamında internet sitesi Odatv ’nin bürosunda arama yapıldı. 14 Ocak 2011 tarihinde yapılan aramaların görüntüleri geçtiğimiz günlerde, davanın görüldüğü mahkemeye gönderildi. Avukatların talebi üzerine Odatv davasına bakan İstanbul 16. Ağır Mahkemesi, aramaya ilişkin bütün görüntülerin gönderilmesini istedi.

İSTANBUL POLİSİ KAMERA KAYITLARINI GÖNDERDİ
Mahkemenin kararının ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü geçtiğimiz günlerde aramaya ilişkin görüntüleri gönderdi. 2 farklı kameradan kaydadilen görüntülerde, arama yapacak polisler önce binanın önünde bir süre kapının açılmasını bekliyor. Kapının açılması ile kameralar eşliğinde ofisin kapısına geliniyor. Zili çalan polisler uzunca bir süre kapının açılmasını bekliyor. Bina görevlileri tarafından kapının açılması üzerine içeri giren polisler, avukat beklemeye başlıyor. Gelen avukata arama kararı gösteriliyor. Kararın avukata gösterilmesinin ardından polisler ofiste arama yapmaya başlıyor. Odatv çalışanlarından Ayhan Bozkurt’un da görüntülendiği aramalarda, polisler ofiste bulunan bütün belgeleri, klasörler ve kitaplar inceliyor. Ofiste bulunan bilgisayarların imajları alınıyor, cd’lerin kopyaları çıkartılıyor. El konulanlar tek tek tutanak ile kayıt altına alınıyor. Dolap ve çekmecelerin arandığı ofisteki, cd’ler ve kasetlerde el konuluyor. Aramaların ardından el konulanlar mühürlü torbalara konulup polisler tarafından binadan çıkarılıyor.

AVUKATLARDAN “GÖRÜNTÜLERDE SES YOK" İTİRAZI GELDİ
Ancak arama görüntülerine avukatlar itiraz etti. Çünkü emniyetten gönderilen görüntülerde, sesin olmadığı anlaşıldı. Emniyetin gönderdiği görüntülerde ses olmadığını fark eden avukatlar Serkan Günel ve Hüseyin Ersöz, mahkemeye dilekçe sundu. Görüntülerin sesli halinin gönderilmesini isteyen avukat Günel ve Ersöz, görüntülerdeki polislerin arasındaki diyalogları duymak istediklerini belirtti.(dha)

ODA TV EMNİYET ARAMASI GÖRÜNTÜLERİ

LINK : http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1099861&CategoryID=77

POYRAZKÖY TEZGAHINDAN SADAT ÇIKTI


İrticacı oldukları için TSK’tan atılan askerlerin kurduğu As-Der‘in yan kuruluşu olan ve Suriye’de Esad’a karşı savaşanları eğitmekle suçlanan SADAT adlı şirketten bambaşka bir rezalet çıktı.

Birkaç gündür Aydınlık‘ın gündeme getirdiği SADAT’ın Yönetim Kurulu üyelerinden emekli SAT’çı Mehmet Emin Koçak‘ın (fotoğrafta en solda) SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi. Aydınlık’a bilgi veren emekli bir SAT komandosu, Koçak’ın Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde Emniyet’le işbirliği yaptığını belirtti.

(İLGİLİ HABER) PARDON DİYENİ BİLE YOK

(İLGİLİ HABER) POYRAZKÖY’DE BİR SKANDAL DAHA

(İLGİLİ HABER) BEKTAŞ’IN İMZASI SAHTE ÇIKTI

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü de (SÖZDE) Poyazköy davasında bir ihbar mektubu aldığını belirterek şöyle demişti:

"Bazı personelin borçlu ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı. İsimlerden biri de Mehmet Emin Koçak’tı. Koçak’ın çok defa izinsiz ABD’ye gittiği de tespit edildi. Bu yüzden 2009’da tutuklandı"

SADAT’ın örütbağ yayınındaki, "Yönetim Kurulumuz" başlıklı fotoğrafta yer alan Mehmet Emin Koçak‘ın, SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi. Koçak, Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde emniyetle işbirliği yaptı, dava başladıktan sonra da kendi isteğiyle emekli oldu.

Koçak’ın adı, SADAT’ın "Danışman listesi" bölümünde, "Deniz Kuvvetleri muharip sınıf" başlığı altında şu şekilde yer alıyor: E. SAT Kd. Başçavuş Mehmet Emin Koçak, Su Altı Taarruz, Komando, Dalgıç, Balık Adam, Keskin Nişancı, İleri Tahrip, Özel Hrk. Şahıs ve Tesis Koruma Uzmanı.

BİR ANDA ZENGİN OLDU

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü de, (SÖZDE) Poyazköy davasında, Mehmet Emin Koçak’tan bahsetti. Öğütçü, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki, 12 Ocak 2011 tarihli duruşmada, şu bilgileri verdi:

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na 20 Mayıs 2005’te Cemal Korkmaz sahte ismi ile gönderilen bir ihbar mektubunda, SAT Grup Komutanlığı’nda bir gruptan bahsedilmişti. Bahse konu personelin son zamanlarda SAT Grup Komutanlığı’nda yaşanan olaylarla ilgili olabileceği belirtildi. Bu personelin aşırı borçlu oldukları ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı. İsimlerden biri Mehmet Emin Koçak’tı"

ABD’YE İZİNSİZ GİTTİ

Öğütçü, gelen ihbarda yer alan bir bilginin de yurtdışı ziyaretleri olduğunu hatırlattı:

"Bu şahıslardan birinin ABD’ye gidip gelmesinden sonra SAT grubunda olayların meydana gelmesinin dikkat çektiği belirtilmişti. Prensip olarak imzasız ve sahte imzalı mektuplara işlem yapılmadığı için mektuba ilişkin bir işleme geçilmemişti. Ancak 25 Mayıs 2009’da, şahıslardan birinin denize mühimmat attığı telefon ile tarafıma rapor edilmiştir. Şahıs da ifadesinde mermileri denize attığını itiraf etmiş ve tutuklanmıştır"

2009’DA TUTUKLANDI

İsmi geçen personelin iş yerleri ve evlerinde delil olabilecek tüm CD, doküman ve malzemelere el konulduğunu, yapılan aramalarda C4 maddesi bulunduğunu anlatan Öğütçü, şöyle devam etti:

"Mektupta ABD’ye tatile gittiği belirtilen astsubayın araştırılmasında, Mehmet Emin Koçak’ın çok defa izinsiz yurt dışına çıktığı tespit edilerek 23 Haziran 2009 tarihinde tutuklanmıştır. Özellikle Deniz Kuvvetleri hedef seçilerek hedef alınan komutanlıklar ile subay ve astsubaylara karşı içimize yerleşmiş sütü bozukları vasıtasıyla tertipler hazırlanmıştır"

ASDER İTİRAF ETTİ

SADAT da, internet sitesinden Aydınlık’ın haberlerinin doğru olmadığını öne sürmek üzere yaptığı yazılı açıklamada, TSK’yı hedef alan tertiplerde rol aldıklarını itiraf etti. Aydınlık’ın haberinde geçen, "ASDER, Ergenekon ve Balyoz davalarına bilgi ve belge sızdırılması ile bu belgelerin sahtelerinin oluşturulmasında görev almıştır" ifadesine SADAT, şöyle yanıt verdi: "ASDER Mensupları, bildikleri bir şey varsa bunu açık olarak bildirmekten başka bir şey yapmamıştır"

KAYNAK: AYDINLIK

DHKP-C’nin suikast hücresi ‘şeytanın anası’yla yakalandı


Bünyamin Demirkan

Terör örgütü DHKP-C’nin 4’üncü ölüm timi suikast hazırlığındayken İstanbul’da yakalandı. Biri kadın iki kişiyle birlikte terör örgütlerinin ‘şeytanın anası’ dediği TATP bombası ile suikast silahları ele geçti.

İSTANBUL’DA suikast hazırlığı yapan terör örgütü DHKP-C’nin dördüncü hücresi de çökertildi. Polis, biri kadın iki teröristle birlikte gitar kutusuna saklanmış kaleşnikof ve buna ait dürbün-susturucu ile terör örgütleri arasında “şeytanın anası” olarak anılan ve bomba köpekleri ile detektörleri tarafından tespit edilemeyen bir kilo 250 gram TATP bombası ele geçirildi.

Üç şubenin ortak operasyonu

İstanbul Eminyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi ve Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin işbirliği ile yapılan çalışmalar sonucu, iki DHKP-C üyesinin Küçükçekmece’de kaldıkları ev tespit edildi. Özel Harekat Şube Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü polislerinin eve 31 Ağustos’ta ortaklaşa düzenlediği operasyonda biri kadın iki terör örgütü DHKP-C üyesi yakalandı. Evde yapılan aramalarda, gitar kutusuna saklı uzun namlulu dürbünlü ve susturuculu Kaleşnikof (AK-47), bir kilo 250 gram TATP patlayıcı, bir elbombası, bir tabanca, iki susturucu,165 mermi, 4 şarjör, 3 iki metre saniyeli fitil, bir kelepçe, 4 bin 500 paket kaçak sigara, bir mühür ele geçirildi.

Teröristlerin hedefi açıklanmadı

Gözaltına alınan iki örgüt elemanı sağlık kontrolünün ardından ifadeleri alınmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Suikast hazırlığı yaptıkları ileri sürülen terör örgütü üyelerinin hedefleri hakkında bilgi verilmedi.

Nefes kesen anti terör operasyonu polis kameralarına da yansıdı. Görüntülerde Özel Harekat ekibinin baskın anları ve baskın yapılan işyeri görülürken; yapılan aramalarda ele geçirilen uzun namlulu silahın bulunma anları da yer alıyor. Örgüt üyelerinin irtibatlı olduğu bir dükkanı basan terör polisi bir gitar çantasını içerisinde sıkıştırılmış uzun namlulu silah ve silaha ait şarjör ve fişekler buldu.

Susturuculu ve dürbünlü tüfek

Kaleşnikof marka silahın üzerinde dürbün olduğu görülürken, namlusunun da değiştirildiği anlaşılan tüfeğin üzerinde oynanarak keskin nişancı silahı halinde getirildiği dikkat çekti. Görüntülerde ayrıca, aramaların yapıldığı işyerine bir bomba imha uzmanının, bomba elbiseleriyle girdiği görüldü. Bin 250 gram ani patlama özelliğine sahip TATP tipi patlayıcının ele geçirildiği operasyonda ele geçirilen malzemelerin delillendirilmesi de görüntüler arasında yer alıyor.

DHKP-C’nin üç suikast timi daha önce yakalandı

İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, DHKP-C’nin İstinye Polis Merkezi ve Avcılar’da bir polis memurunu yaralayan Erdal Dalkılıç ve Servet Göçmen’den oluşan ilk hücresi ile Fatih McDonalds’a bomba yerleştiren ve Gaziosmanpasa’da polis memuru Zekeriya Yurdakul’u şehit eden Hasan Selim Gönen ve Sultan Işıklı’dan olusan ikinci hücresini ele geçirmişti. Terör örgütünün S.D. Ç.S. adlı kadınlardan oluşan 3’üncü hücresi de İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne 100 metre kala yakalanmıştı.

GİTAR KUTUSUNDA DÜRBÜNLÜ SUSTURUCULU KALEŞNİKOF

DHKP-C’Lİ  teröristlerde gitar kutusunda saklı tüfek ile birlikte ele geçen TATP bombası terör örgütlerince intihar eylemlerinde en yaygın kullanılan patlayıcılardan biridir. TATP, eczanelerden ve marketlerden elde edilebilecek malzemelerle çok ilkel koşullarda dahi üretilebiliyor. Çok sayıda farklı terör örgütü üyesinin bu maddenin üretimi ve taşınması sırasında ölmesi üzerine nedeniyle TATP’a “şeytanın anası” denmektedir. Bomba köpekleri ve detektörleri tarafından tespit edilememesi, TATP’yi örgütler için cazip hale getirmektedir.

‘Antep saldırısında MİT ve emniyetin parmağı var’


Antep’te 10 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıyı kendilerinin gerçekleştirmediğini öne süren Fehman Hüseyin, katliamdan MİT ve emniyeti sorumlu tuttu

PKK’li Bahoz Erdal kod adlı Fehman Hüseyin, "PKK’nin Kürdistan’da yürüttüğü mücadele kutsaldır, cihaddır. Zulme karşı sessiz kalan, zalimin ortağıdır. Hadisi şerifin özüdür bu" dedi. Hüseyin, Gaziantep’te 10 kişinin öldüğü 7 kişinin de yaralandığı saldırı için, "Eskiden JİTEM, Ergenekon vardı. Şimdi AKP’nin gizli gücü MİT ve Emniyet var. Antep saldırısında bunların parmağı var” diye konuştu.

Fehman Hüseyin, Fırat Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.

Hüseyin “PKK’nin Kürdistan’da yürüttüğü mücadele kutsaldır, cihaddır. Zulme karşı sessiz kalan, zalimin ortağıdır. Hadisi şerifin özüdür bu” ifadelerini kullandı.

Kürt sorununun ordunun çözeceği bir sorun olmadığını belirten Hüseyin, “Tüm orduyu da Kürdistan’a getirseler, tüm teknik olanakları kullansalar, yine de bu savaşı kaybetmeye mahkûmdurlar. Çünkü sorun güvenlik sorunu değildir” diye konuştu.

Antep’te 10 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıyı kendilerinin gerçekleştirmediğini öne süren Fehman Hüseyin, katliamdan MİT ve emniyeti sorumlu tuttu. Hüseyin, şunları söyledi:

"Olayı şiddetle kınıyoruz. Sunulan kanıtlar çelişkilidir. Vali ‘eylem yapan kişi Amanos güçlerinden Osmaniye grubundandır’ dedi. Diğer bir açıklama Amed saha komutanlığı bu eylemin talimatını vermiş, eylemci Amed’den gelmiş. Bilmeyenler için söyleyeyim Amed saha komutanlığı kendi sahası dışında bir eylem yapamaz, talimat veremez. Adı geçen gerilla ile konuştum, o anda orda olmadığını Antep’e değil Kürdistan’ın hiçbir şehrine inmemiş."

‘Batman’da çok acı bir hata yaptık’
Şimdiye kadar yaptıkları bütün eylemleri sahiplendiklerini iddia eden Hüseyin, “HPG olarak ne yaptıysak sahiplendik. İki yıl önce Batman’da çok acı bir hata yaptık, özür diledik. Eskiden JİTEM, Ergenekon vardı. Şimdi AKP’nin gizli gücü MİT ve Emniyet var. Antep saldırısında bunların parmağı var” diye konuştu.

CHP Milletvekili Hüseyin Aygün’ün kaçırılmasına da değinen Hüseyin, “Gözaltına alınmasından haberimiz yoktu. Tartıştık erken bırakılacaktı, 48 saat değil. O gün apar topar operasyon başlatıldı ve alan bombalandı. Bu da Aygün’ün bırakılmasını geciktirdi. Kobra helikopterleri ile rastgele ormanları bombalayarak kurtarma operasyonu mu olur? Yoksa o kişiyi imha etmeye mi çalışıyor?” diye sordu.

İstihbarat iyi çalışıyor


Metehan Demir / BİŞKEK

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, BDP’liler ile PKK’lıların verdikleri görüntüleri eleştirdi, “BDP’lilerin yaptıkları çok sorumsuzca. Suç bir yana kendilerine de bir faydası yok” yorumunu yaptı.

Kırgızistan yolunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül, istihbarat zafiyeti iddialarıyla ilgili de “Aksine istihbarat çok iyi çalışıyor” dedi ve özetle şöyle konuştu:

Hep beraber safta durduk

(Gaziantep’teki cenazeye tüm liderlerin katılması?) Maalesef son dönemde terörist faaliyetler daha çok hissedilmeye başlandı. Bayram gününü büyük acılar yaşayarak geçirdik. Ama böylesine günlerde teröre karşı hep beraber durabilmek çok önemlidir. Biz ve tüm liderler, siyasetçiler ‘hep beraber gidelim’ dedik. Bu konuda birlik ve beraberliğimize verdiğimiz önemi gösterelim dedik. Böyle bir hava oluştu. Aynı safta birlik beraberlik içinde durduk. Ümit ediyorum Gaziantep ruhu iyi bir mesaj oldu. Bundan sonrasına da faydası olur.

Gaziantep’teki cenazede herkesin aynı safta olması önemlidir. Böyle günde herkesin ayrı telde çalması doğru olmaz. En azından şu anda herkesin teröre karşı birlik olacağını göstermesi lazım. Bu ne kadar uzun sürerse terör de o kadar geriler. Terörle mücadelede herkesin farklı düşünceleri olabilir. Ama önerileri saygıyla dinlememiz ve yıkıcı olmamamız lazım. Terör örgütü bu yılı ‘var olup olmama’ yılı ilan etti. O nedenle güvenlik güçlerinin de bunun farkında.

(İstihbarat zafiyeti mi var?) Böyle saldırılar gerçekleştiğinde hemen ‘istihbarat ve güvenlik birimleri çalışmıyor mu, bunlar önceden haber almıyor mu?’ deniliyor. Aksine istihbarat örgütü son dönemde çok iyi çalışıyor. Büyük kayıpları oldu. Bu planları tutmayınca daha kalleşçe girişimlerde bulunacağı uyarısı zaten yapılmıştı. Açıkçası net olarak söyleyeyim, istihbarat birimlerimizin ortaya çıkardığı çok sayıda olay var ama hepsi açıklanmıyor.

Organizatör şu an sorguda

Mesela Gaziantep’teki saldırının birinci derecede sorumlu organizatörü şu an sorguda. Başka yakalanan şüpheliler de var. Tabii ki sorgulama neticesinde mahkemeye çıkarılacaklar. Daha önceki olaylarda olduğu gibi bunda da er geç failler cezalandırılacak.

(PKK ve BDP’lilerin görüntüleri?) O görüntüler insanların tepkisini çekti. Suç bir yana kendilerine de bir faydası yok. Eğer tüm ipleri kopartsalar ancak o zaman yapılacak işti bu. Anlamak mümkün değil. O nedenle çok büyük bir yanlış. Son olay değil genelde yaptıklarını da kendi iradeleri olarak görmüyorum.

ABD daha da çoğunu yapabilir

(Dış ülkelerden veya komşu ülkelerden teröre destek? ABD ile işbirliğinden memnun mu?) Eğer bir ülke, kendi başındaki belayı başka bir ülkenin desteğiyle çözme noktasına gelir, sürekli bu bahanenin arkasında giderse bu da yanlıştır. Bu ABD ya da bir başkası olabilir fark etmez. Tabii ki müttefiklerle işbirliği kesin gereklidir.

Onların desteği ile birlikte bazı komşuların teröre destek vermemesi önemlidir. Biz öncelikle bütün imkanlarımızı tek başımıza nasıl geliştiririz, üzerimize düşeni nasıl yaparız, bunu düşünmemiz lazım. Bundan sonra ne sorgulayacaksak sorgulayalım. Tabii Amerika’nın daha yapabilecekleri var mıdır? Tabii ki vardır. Daha çok şey vardır. Yeterli mi? Ben o kanaatte değilim. Ama bütün bunları konuşurken her ülkenin kendi dertleri, politikaları da var. Şu bunu yapmıyor, bu şunu yapmıyor diye sürekli söylemek doğru değil.

‘Habervaktim’i o polis grubu besliyor’


MEDYAGÜNDEM- A Haber’de Selin Ongun’un sunduğu Bi Sormak Lazım programı gazeteci Ali Bayramoğlu’nu konuk etti. Kendisi hakkında yazılan “Kripto Ermeni” sözünün bir nefret suçu olduğunu söyleyen Bayramoğlu, suç duyurusunda bulunduğunu da dile getirdi. “Gazeteciliği öncelikle gazeteci denetlemeli” diyen Ali Bayramoğlu; milliyetçi öfkenin yükseltileceği bir döneme girilebileceğine de dikkat çekti.

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=nl0EOXnFq3A

“TABULAR GÜNDEME GELDİĞİNDE TEHDİT ALIYORUZ”

Bu tür hadiselere insanlar kendi meşreplerine göre değişik iç reaksiyonlar veriyorlar. Bazımız bunu rasyonelleştiriyoruz, bazımız panik oluyoruz, bazımız bununla yazı üzerinden kavga etmeye soyunuyoruz. Benim kendimi böyle bir durumda konumlamam doğru değil aslında, tanımlamam da doğru değil. Sübjektifim, dolayısıyla bu tür şeylerden etkileniyorum. Burada ben tehdit ve tehlike gördüm yaptıklarında. Ama şunu söyleyeyim, ben daha rasyonalize eden bir tipim zannediyorum, Kendimi biraz dışarı çekerek burada ne olduğunu, niye bunun olduğunu anlamaya çalışıyorum. Böyle baktığım zaman da evet bir süreklilik var bu ülkede tabi. O süreklilik de şudur: tabu konular söz konusu olduğunda, bu mesele 1915 olabilir ki oldu, o zaman da tehditler aldık, özür kampanyası sırasında Bu Kürt meselesi olabilir, ya da bu başka tür kritik eşikler olabilir. Böyle eşiklerde daha önde, daha ileri, daha riskli pozisyonları savunan fikirleri savunan kişilere yönelik psikolojik harekâtlar, ya da psikolojik harekât da değil, doğrudan doğruya basının bazı grupları, bazı zihniyetler tarafından yapılan gelenekselleşmiş saldırılar, aslında o kişilerden çok, o kişilerin karalanması ile onların fikirlerinin karalanmasını hedefler.

“KRİPTO ERMENİ SÖZÜ ASLINDA NEFRET SUÇU”

Benle ilgili ne dediler, Kripto Ermeni dediler. Önce tebessümle bakıyorsunuz, ama sonra görüyorsunuz ki Ermenilik kelimesi bir nefret suçu. Ermeniliği kötü bir şey olarak kullanıyor. İki, kripto… Tam işte hedef o. Kripto dediği anda, aslında siz Ali Bayramoğlu’nun savunduğu görüşlere bakmayın, onların asıl nedeni onun gizli ermeni olmasıdır deyip o fikrilerin tümünü, neyse o fikirlerse, tutarlı fikirlerse, önemli fikirlerse. Hepsinin tümünü karalayan bir kampanya başlıyor. Bu çok klasik bir şey. Dünyanın pek çok ülkesinde pek çok böyle hamleler oldu, tabi ölümler olabiliyor Hrant öldürüldü, başka insanlar öldürüldü. İşler kaybedilebiliyor, zor duruma düşüyor insanlar, maalesef otoriter toplumların, Kendisiyle barışmamış, ortak paydalarını üretmemiş toplumların, ürettiği sorunların parçaları bunlar. Kendimi iyi hissetmediğim anlar oluyor, hiç şüphe yok. mesela son olayda benden çok eşim rahatsız oldu. Ben yurt dışındaydım, okuyunca ve bu tür tehditler gelince… Galiba, bu işlerin uzmanı olduk. Ne tehlikeli ne değil anlıyorsunuz. Ama o kötü bir şeydi.

“KRİPTO ERMENİ SÖZÜ İÇİN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUM”

Suç duyurusunda bulundum. Ayrıca her yazıya tazminat davası açıyorum ve suç duyurusunda bulunuyorum. Bunu yapmamak söz konusu değil. Benim tek aracım var: hukuk. Mesele sadece ben değilim. Ben şahıs olarak müştekiyim. Benim itibarıma yönelik saldırılar olduğu için zaten gerekli hukuki girişimleri yapıyorum. Ama unutmamak gerekir ki; benim vesilemle, siyasi düşünce alanının daraltılması, karartılması gibi bir hamle var, bu politik bir mesele, bununla ilgili meselem var. Üçüncüsü çok büyük bir nefret suçu işleniyor. Kimliklere yönelik nefret suçu. Henüz Türkiye’de nefret suçu düzenlemesi yok. Çeşitli sivil toplum örgütleri bununla ilgileniyorlar. Bildiğim kadarıyla benim hadisemden sonra Dur De suç duyurusunda bulundu. Kampanya da başlattı, suç duyurusunda da bulundu.

“GAZETECİLİĞİ ÖNCELİKLE GAZETECİ DENETLEMELİ”

Biz bir açık toplumuz, demokratik bir toplumuz. Pek çok şey yasalarla düzenlenmez. Bazı şeyleri düzenleyen hususlar ahlaktır, zihniyettir, kültürel konulardır. Siz gazetecisiniz, ben gazeteciyim. Gazetecilikte kullandığınız kalemi sürekli yasalar denetleyemez. Önce siz denetleyeceksiniz. Onu da size öğreten belli silsileler vardır. İlkeler, etik, ahlak v.s. Burada da aynı şey söz konusu. Engelleyemiyorsanız, bunu yapamıyorsanız…

“NEFRET SUÇUNA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMALI”

Bu adamların yaptıkları; iç düşman Ermeni, iç düşman Rum, iç düşman Kürt ve onların yanında bulunan entelektüeller, liberaller, demokratlar tasnifine gidiyorsa, burada yapılması gereken şey, onlar bunu yapamadıkları için, harekete geçmektir. Burada iki yol var. Hukuk, bezdirmek. Ben herkesi davet ediyorum suç duyurusunda bulunmaya, herkesi davet ediyorum tazminat davası açmaya. Amerika’da böyle halledildi bu işler. Sivil toplumun bıktırıncaya kadar yapması lazım. Siyasi ya da yetkisi olan idari iradenin bazı yaptırımlar uygulaması. Yaptırımlar da meşruiyetle ilgilidir, yasal değildir. Başbakanın uçağında böyle nefret suçu işleyen bir gazetenin bulunmaması gerekir. Bu bir yasaklama değildir, tam tersine ahlaki, demokratik ve gerekli bir yaptırımdır.

“MİLLİYETÇİ ÖFKENİN YÜKSELTİLEBİLECEĞİ BİR DÖNEME GİRİYORUZ”

Ben bir insanınım. Her insan gibi cesur yönlerim var, korkak yönlerim var. Tehlikeyi algılayan içgüdülerim var. Bu konudaki sezgilerim de pek yanıltmadı bu güne kadar. Aldığım kimi tehditlerde, evimin yakınlarında tabanca ile yakalana adama kadar benim çabalarımla, mesela bunda 4-5 sene önce, Hrant Dink olayından sonra yakalandı. Bu hadisede de ben tehdit algısını yüksek olarak algılandım. İki tür bağlantı kurdum. Ama bu bağlantılar iddiadır sadece. İddia da değil, varsayım. Benim MİT yazılarımdan rahatsız olan polis grubunun Ankara’daki Haber Vaktim’in, nasıl söyleyeyim muhabirleri mi diyeyim, muhabir kelimesini de hak etmiyorlar ama beslediklerini düşünüyorum. Benim o dönem yazdığı yazıların, fırsat bulunup cezalandırılmaya çalışıldığını düşünüyorum. İkincisi; Türkiye 2015’e gidiyor. 2015 çok kritik bir yıl olacak. 1915’in 100. Yılı.

Bütün dünya ayaklanacak. Bütün parlamentolar, bütün basın. Türkiye buna hazırlanıyor. Türkiye buna lobilerle hazırlanıyor. Devlet çeşitli politikalarla hazırlanıyor. Dışişleri Bakanı ile bunu uzun uzun konuştum, ne tür çabalar gösterdiklerini, nasıl bertaraf etmeye hazırlandıklarını anlattı. Ama Türkiye’de milliyetçiliğin tekrar yükseleceği, Kürt meselesi, devletin içerisinde hala yaşamakta olan kimi karanlık gruplar, Yeni Ergenekon eski Ergenekon nasıl adlandırırsanız adlandırın. Bu genetik bir damar bu ülkede. 1915’in katilleri de o damarın içerisinde yer alıyor, Sivas’ın katilleri de o damarın içerisinde yer alıyor. Bunların sayısını arttırabilirsiniz. Bunların vesile yapılacağı bir milliyetçiliğin yükseldiği, Milliyetçilik de demeyeyim de, milliyetçilere de ayıp oluyor, İyi huylu ve vatanını seven bir sürü insan da milliyetçi. Ama milliyetçi öfkenin bazı insanlar ve bazı kişiler üzerinden yükseltilebileceği bir döneme giriyor olabiliriz. Dolayısıyla bunlar endişe veriyor.

Organizatör sorguda


Gaziantep’te 4 gün önce patlayan terör bombasıyla ilgili soruşturmada yeni bilgilere ulaşıldı.

Gaziantep’te 4 gün önce patlayan terör bombasıyla ilgili soruşturmada yeni bilgilere ulaşıldı.

Cumhurbaşkanı Gül’ün “Organizatör sorguda” dediği ismin, bombalı aracın çekiciyleGaziantep’e gönderilmesini sağlayan bir öğretmen olduğu ortaya çıktı. Polis, olaydan hemen sonra aracı taşıyan çekici sürücüsü ve tamircileri sorgulayarak bu kilit isme ulaştı. Mersin’de gözaltına alınan M.H’nin, Siverek’te görev yaptığı ve aracın arızalanması üzerine dağ kadrosunun talimatıyla bombalı aracı çekiciyle yola çıkaran isim olduğu idida edildi.

Polis, patlayıcı yüklü araçla Gaziantepe gelen teröristin kimliğine de ulaştı. Çekici sürücüsünün teşhis etiği ismin dağ kadrosundan olduğu ve yakalanması için operasyonlara başlandığı belirtiliyor.

Kanal D Haber’den İhsan Yılmaz’ın haberine göre, olayla ilgili soruşturmada ortaya çıkan yeni bilgi ve bağlantılar şöyle: 11 Nisan’da Sakarya Geyve’den çalınan 54 EA 926 plakalı Citroen C4 marka araca 34 YNU 86 plakası takıldı.

Çok sayıda şehirden geçerek Diyarbakır’a gelen araç burada eylemci ekibe teslim edildi. Hedefi henüz belirlenemeyen araç Siverek yakınlarında arızalandı. Bu bilgiyi polis, aracı Gaziantepe getiren çekici sürücüsünden öğrendi. Sürücü, “Bu aracı nereden yükledin, seni kim aradı, tamircileri nereden buldun?” sorularına yanıt verirken tüm süreç ortaya çıkmış oldu.

DAĞ KADROSUNDAN

Eylem yerine gitmeye hazırlanan ve dağ adrosundan olduğu belirtilen bombacının, araç arızalanınca durumu PKK’nın üst düzeyine ilettiği saptandı. Buradan gelen talimatla bir süre sonra aracın yanına M.H. geldi. Siverek’te bir okulda öğretmen olarak çalışan M.H. önce tamircileri otonun yanına çağırdı. Ancak uzun bir süre uğraşan iki tamirci otomobili çalıştıramadı. Bunun üzerine çekici çağrılmasına karar verildi.

Çekici sürücüsü, sorgusunda kendisini arayan telefonu verdiğinde M.H.’nın adına ulaşılmış oldu. Ekipler hızla öğretmen zanlının peşine düştü. Kendisini İskenderun’da bir arkadaşının evinde bulan polis gözaltına aldı. Evinde kaldığı M.A da emniyete götürüldü. Öğretmen M.H. ön sorgusunda, aracın tamiri için uğraşktığını belirtti ancak, “Ben tatile gidecektim, yardıma ihtiyacı olan bu otomobili gördüm. Tanıdığım tamirciyi aradım. Onlara çekici de gönderdim. Sonra tatile gittim” dedi. Ancak polis, bu ifadeyi kuşkulu buldu. Zira terörle mücadele şubesi, M.H.’nın KCKşehir yapılanması içinde görevli olduğuna dair bazı bulgulara ulaştı. M.H.’nın takip altında olduğu da belirlendi.

İFADEYİ EMNİYET’TE TEHDİTLE İMZALADIM /// CC : @ulusal_kanal


ERGENEKON TANIĞI MAHKEMEDE AÇIKLADI

‘23 sayfalık ifadeyi Emniyet’te ZORLA İMZALATTILAR’

Silivri Cezaevi’ndeki duruşma salonunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen Ergenekon davasının dünkü duruşmasında PKK’lıyken teslim olarak itirafçı olan Adil Timurtaş, tanık olarak ifade verdi. Timurtaş, Emniyet’te kendisine “28 faili meçhul cinayet üzerine kalır” diyerek 23 sayfalık ifadeyi imzalattıklarını açıkladı.

Timurtaş, “Biz birilerinin kuyruklarına basınca 50 tane çamur attılar” diyerek “Basına bakıyorsun, sanki trafik kazasında ölenleri bile ben öldürmüşüm. İfadeler için daha sonra da dilekçe yazdım ben. O ifadeler bana ait değil. Böyle saçmalık olur mu efendim? Bana soru sordular, ben sordukları olayları yaşamadığımı söyledim. İfademi okumak istedim. ‘Avukatım gelmedi’ dedim. ‘Sen bize yardımcı olmadın, imzalayacaksın’ dediler. Ben de imzaladım” diye konuştu.

‘Cinayetler üzerine kalır’

“23 sayfalık ifade yazmışlar. Bende imza attım” açıklamasını yapan Timurtaş, “28 tane faili meçhul üzerine kalır dediler. Gazeteler de yazdı. Veli Küçük’ü tanırmışım. Ben Veli Küçük’ü hiç görmedim. Böyle şeylerin nasıl yazıldığını hayretle karşılıyorum. Böyle saçma ifadeyi kabul etmiyorum. Yazan kişilerden de davacıyım. Yazdıysa da bana okutacaktı, buradaki gibi doğru olmadığını söylerdim” dedi.

Diyarbakır’da Cumhuriyet Savcılığı tarafından çağrıldığını belirten Timurtaş “Hanefi Avcı’ya neden mektup yazdığımı sordu. Şimdi ben size doğruları söylüyorum. Suç mu? HADEP Başkanı’nı birileri kaçırıyor. Bana sen kaçırdın dediler. Ya ben kimim? Neden kaçırayım?” diye sordu.

Duruşma Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel de Timurtaş’a “27 Mart 2009’da mahkeme kararıyla 4 gün cezaevinden çıkarılmışsınız. 22 Nisan 2009 tarihinde dilekçeyle ifade için başvurmuşsunuz” dedi. Timurtaş da kendisinin başvuruda bulunmadığını dile getirdi ve “Ergenekon’la ilgili değil, kendi durumumla ilgili mektup yazdım” dedi. Savcı Pekgüzel, dilekçenin altındaki imzayı gösterdi ve imzanın kendisine ait olup olmadığını sordu. Timurtaş da “Ben dilekçe yazmadım. Bu benim imzam ama dilekçe değil mektup yazdım” diye konuştu.

“Cesetler çıktı, ‘siz atmışsınız’ dediler”

Ergenekon’da tanık olarak dinlenen Adil Timurtaş, Emniyet’te imzaladığı ifadedeki bazı bölümlere itiraz etti. Timurtaş’ın itiraz ettiği yerlerden biri, 1993 yılında öldürülen eski Binbaşı Cem Ersever ve şimdilerde faili meçhullerden sorumlu tutulan emekli Albay Cemal Temizöz’e ait bölümlerdi.

Mahkemede, “1989’da Ersever beni Silopi’ye BOTAŞ’a getirdi. Cudi ve Gabar’da operasyonlara katılıyorduk. BOTAŞ’ta sorguladıklarımızdan serbest bırakılanları binbaşı Cemal Temizöz’e teslim ederdik” yönündeki ifadesi hatırlatılan Adil Timurtaş, sorgulananların Temizöz’e teslim edilmediğini söyledi.

“Cesetleri niye kuyuya atalım”

Timurtaş, BOTAŞ’taki tesislerde kaldıkları sırada öldürülen bazı kişilerin buradaki kuyulara atıldığı şeklinde ifadesini de kabul etmeyerek, “‘Cesetler çıktı, siz atmışsınız’ dediler. Cesetleri neden kuyulara atalım? Atacak olsak suya atardık” dedi.

Kuyruklarına basınca çamur…

Beyanındaki “Arif Doğan’ın BOTAŞ tesislerine geldiğinde subay ve astsubayların maaşını getirdiği” ifadelerini de kabul etmeyen Timurtaş, “saçı kadar” çatışmaya girdiğini söyleyerek, “Arazide birilerinin kuyruklarına basınca bize çamur attılar” dedi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: