Etiket arşivi: emniyet

Sauna Çetesinin 1 numarası İsmailağa’ya sızmış!


2009 yı­lın­dan be­ri fi­rar­da olan ve geç­ti­ği­miz gün­ler­de hak­kın­da ya­ka­la­ma ka­ra­rı çı­ka­rı­lan Sa­una Çe­te­si­nin 1 nu­ma­ra­lı sa­nı­ğı Ka­sım Zen­gin’in İs­ma­ila­ğa ce­ma­ati­ne sı­za­rak is­tih­ba­rat top­la­dığı ortaya çıktı.

Muhammed Emin’in haberi

Akit; hak­kın­da ya­ka­la­ma ka­ra­rı çı­ka­rı­lan Sa­una Çe­te­si da­va­sı­nın bir nu­ma­ra­lı sa­nı­ğı Ka­sım Zen­gin‘in, İs­ma­ila­ğa ce­ma­ati­ne sız­dı­ğı­nı iti­raf et­ti­ği­ne yö­ne­lik bel­ge­ye ulaş­tı.

2009 yı­lın­dan be­ri fi­rar­da olan Ka­sım Zen­gin, Sa­una Çe­te­si­nin di­ğer sa­nı­ğı emek­li Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür Yar­dım­cı­sı Er­tuğ­rul Ça­kır’ın ta­li­mat­la­rı doğ­rul­tu­sun­da İs­ma­ila­ğa’da is­tih­ba­rat ça­lış­ma­sın­da bu­lun­du­ğu­nu açık­lı­yor.

ÇE­TE SA­NI­ĞI, KA­SIM ZEN­GİN’İN İS­MA­İLA­ĞA CE­MA­ATİ­NE GİR­ME­Sİ­Nİ SAĞ­LA­MIŞ

Ka­sım Zen­gin, İn­ter­pol­den so­rum­lu Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür Yar­dım­cı­sı Er­tuğ­rul Ça­kır’ın dük­ka­nı­na gel­di­ği­ni be­lir­te­rek, "Ba­na, ‘İs­tih­ba­rat ile il­gi­li ça­lı­şa­lım. Bi­ze yar­dım­cı ol’ de­di. Ba­na bun­la­rın (İs­ma­ila­ğa Ce­ma­ati) ta­ri­kat­çı ol­du­ğu­nu, şa­hıs­lar­la ara­mı boz­ma­ma­mı, hak­la­rın­da is­tih­ba­ri ça­lış­ma yap­ma­mı söy­le­di" de­di.

2006’da ya­pı­lan Kü­re Ope­ras­yo­nu’yla or­ta­ya çı­kan çe­te­ye iliş­kin da­va­da, emek­li Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür Yar­dım­cı­sı Er­tuğ­rul Ça­kır, Özel Kuv­vet­ler Ko­mu­tan­lı­ğı’nda gö­rev­li Yüz­ba­şı Nu­ri Gök­han Boz­kır ile emek­li as­ker­lerin de ara­la­rın­da bu­lun­du­ğu 18 ki­şi yar­gı­la­nı­yor.

"Bİ­ZE YAR­DIM­CI OL; ON­LA­RIN İÇ DÜN­YA­SI­NA Gİ­RER­SİN, Bİ­ZE İS­TİH­BA­RAT SAĞ­LAR­SIN"

Ka­sım Zen­gin, Or­ga­ni­ze Suç­lar Bü­ro Amir­li­ği’nde ver­di­ği ifa­de­de, İs­ma­ila­ğa Ce­ma­ati’ne na­sıl sız­dı­ğı­nı şöy­le an­la­tı­yor: "1998 yı­lı baş­la­rın­da Ay­dın­lı­kev­ler’de Şi­fa­lı Bit­ki Cen­ter isim­li ye­ri aç­tım ve iş­let­me­ye baş­lat­tım. Bu iş­ye­ri­ni aç­tık­tan son­ra Hü­se­yin Os­man Sel­çuk­lu ile ta­nış­tım. Ba­na ken­di­si­nin MİT ya­ni Mil­li İs­tih­ba­rat Teş­ki­la­tı’nda ça­lış­tı­ğı­nı söy­le­di, çev­re­de MİT Os­man ola­rak ta­nı­nır­dı. İş ye­ri­me ge­lip git­me­ye he­di­ye al­ma­ya baş­la­dı. Sa­mi­mi­ye­ti­miz art­tı. (…) Ba­na, ‘Sa­na çok müş­te­ri ge­ti­re­ce­ğim. İlk ola­rak da bir­lik­te ça­lış­tı­ğım Er­tuğ­rul Ça­kır’ı ge­ti­re­ce­ğim’ de­di.

Bir sü­re son­ra ya­nın­da bir şa­hıs­la gel­di. Bu şah­sı ta­nış­tı­rır­ken de İn­ter­pol­den so­rum­lu Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür Yar­dım­cı­sı Er­tuğ­rul Ça­kır ol­du­ğu­nu söy­le­di. Er­tuğ­rul Ça­kır geç sa­at­ler­de dük­ka­nı­ma ge­le­rek ba­na, "İs­tih­ba­rat ile il­gi­li ça­lı­şa­lım, bi­ze yar­dım­cı ol. (…) On­la­rın iç dün­ya­sı­na gi­rer­sin, bi­ze is­tih­ba­rat sağ­lar­sın’ de­di.

"ÇA­KIR, BUN­LA­RIN TA­Rİ­KAT­ÇI OL­DU­ĞU­NU, ŞA­HIS­LAR­LA ARA­MI BOZ­MA­MA­MI, HAK­LA­RIN­DA İS­TİH­BA­Rİ ÇA­LIŞ­MA YAP­MA­MI SÖY­LE­Dİ"

Bun­dan son­ra ba­na çok sa­yı­da dev­let gö­rev­li­si­ni müş­te­ri ola­rak gön­der­di, ben de bu şa­hıs­lar­la soh­bet ede­rek iç dün­ya­la­rı­na gi­ri­yor­dum ve işe ya­ra­ya­cak is­tih­ba­rat­la­rı top­la­yıp Er­tuğ­rul Ça­kır’a bil­di­ri­yor­dum. (…) Bu ko­nu­yu (İs­ma­ila­ğa’da yap­tı­ğı is­tih­ba­rat ça­lış­ma­la­rı) Er­tuğ­rul Ça­kır’a an­lat­tım. Ba­na bun­la­rın (İs­ma­ila­ğa Ce­ma­ati) ta­ri­kat­çı ol­du­ğu­nu, şa­hıs­lar­la ara­mı boz­ma­ma­mı, hak­la­rın­da is­tih­ba­ri ça­lış­ma yap­ma­mı söy­le­di"

28 ŞU­BAT’IN İÇİŞ­LE­Rİ BA­KA­NI RÜŞ­TÜ KA­ZIM YÜ­CE­LEN, ER­TUĞ­RUL ÇA­KIR’I KO­RU­DU

‘Sa­una Çe­te­si’ne yar­dım et­ti­ği ge­rek­çe­siy­le tu­tuk­la­nan ve sağ­lık ge­rek­çe­siy­le tah­li­ye edi­len Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür Yar­dım­cı­sı Er­tuğ­rul Ça­kır, dö­ne­min İçiş­le­ri Ba­ka­nı Sa­det­tin Tan­tan ta­ra­fın­dan gö­re­vin­den alın­mış­tı. Er­tuğ­rul Ça­kır, da­ha son­ra mah­ke­me ka­ra­rıy­la ge­ri dön­müş­tü. Sa­adet­tin Tan­tan bu­nun üze­ri­ne de Er­tuğ­rul Ça­kır’ı Si­vil Sa­vun­ma dı­şın­da da­ire bağ­la­ma­ya­rak yet­ki tır­pa­nı yap­mış­tı. Tan­tan ba­kan­lık­tan is­ti­fa edin­ce, ye­ri­ne Rüş­tü Ka­zım Yü­ce­len ba­kan ol­muş, dö­ne­min Em­ni­yet Ge­nel Mü­dü­rü Tu­ran Genç gö­rev­den alın­mış, ye­ri­ne de Er­tuğ­rul Ça­kır ve­kâ­le­ten ge­nel mü­dür ya­pıl­mış­tı.

Es­ki İçiş­le­ri Ba­ka­nı Sa­det­tin Tan­tan, Er­tuğ­rul Ça­kır’ı 4 kez gö­rev­den al­mış, her de­fa­sın­da mah­ke­me ka­ra­rıy­la gö­re­vi­ne ge­ri dön­müş­tü. Tan­tan, "Asıl Tür­ki­ye’de­ki ada­let­siz­li­ğin sor­gu­lan­ma­sı ge­re­ki­yor. Onu ge­ti­ren­le­rin araş­tı­rıl­ma­sı ge­re­ki­yor. Bi­zim ne için gö­rev­den al­dı­ğı­mı­zın bir öne­mi yok" ifa­de­le­ri­ni kul­lan­mış­tı.

SAH­TE MİL­Lİ İS­TİH­BA­RAT TEŞ­Kİ­LA­TI KİM­LİK­LE­Rİ ELE GE­Çİ­RİL­MİŞ­Tİ

Sa­una Çe­te­si’nin sa­nık­la­rı, iha­le­ye fe­sat ka­rış­tır­mak, ta­ri­hî eser ka­çak­çı­lı­ğı yap­mak, si­lah ti­ca­re­ti, ev­rak­ta sah­te­ci­lik, ken­di­le­ri­ni dev­let gö­rev­li­si ola­rak ta­nı­ta­rak ki­şi­le­ri teh­dit et­mek suç­la­rı­nı iş­le­di­ği ifa­de edi­li­yor. Sa­una Çe­te­si’ne ya­pı­lan ope­ras­yon­lar­da, 1 adet uzun nam­lu­lu oto­ma­tik si­lah ve bu si­la­ha ait şar­jör, 3 adet ta­ban­ca, 1 adet ses ve gaz ta­ban­ca­sı, 73 adet mer­mi, 4 adet sah­te kim­lik, 3 gr Hint ke­ne­vi­ri, çe­şit­li ev­rak ve do­kü­man­la­rın ya­nı sı­ra sah­te Mil­li İs­tih­ba­rat Teş­ki­la­tı kim­lik­le­ri ele ge­çi­ril­miş­ti.

KA­SIM ZEN­GİN, 1997’DEN SON­RA İS­MA­İLA­ĞA’YA GEL­MİŞ

Mah­mut Us­ta­os­ma­noğ­lu Ho­ca­efen­di’nin da­ma­dı ola­rak bi­li­nen Hı­zır Ali Mu­ra­toğ­lu Ho­ca­efen­di, 17 Ma­yıs 1998 ta­ri­hin­de İs­ma­ila­ğa Ca­mii’nde si­lah­lı sal­dı­rı so­nu­cu şe­hid edil­di. Bay­ram Ali Öz­türk Ho­ca­efen­di de 3 Ey­lül 2006 ta­ri­hin­de İs­ma­ila­ğa Ca­mii’nde sa­bah na­ma­zı­nın ar­dın­dan ce­ma­ate va­az eder­ken bı­çak­la­na­rak şe­hid edil­di.

ZENGİN İSMAİLAĞA CEMAATİNİ SUÇLAMIŞTI

Bay­ram Ali Öz­türk ci­na­ye­tin­den bir­kaç gün son­ra, İs­ma­ila­ğa’da iş­le­nen ci­na­yet­le­rin de­ğil "İs­ma­ila­ğa’nın" ken­di­si üze­ri­ne bir kam­pan­ya baş­la­tıl­mış, Ka­sım Zen­gin’in İs­ma­ila­ğa Ce­ma­ati’ni suç­la­yan ifa­de­le­ri Sa­bah ve Hür­ri­yet ga­ze­te­le­ri­nin man­şe­ti­ne ta­şın­mış­tı.

AK Par­ti Kon­ya Mil­let­ve­ki­li Avu­kat Hüs­nü Tu­na, Er­ge­ne­kon te­rör ya­pı­lan­ma­sı­nın nay­lon ör­güt­le­rin­den Sa­una Çe­te­si­nin ele­ba­şı Ka­sım Zen­gin’in 1997’den be­ri dev­le­te res­mi ajan ola­rak ça­lış­tı­ğı­nı açık­la­dı­ğı­nı ha­tır­la­ta­rak, "Sa­una Çe­te­si li­de­ri­nin İs­ma­ila­ğa ce­ma­ati­ne 1997 ön­ce­sin­den be­ri ge­lip git­me­si üzerine, İs­mailağa’da iş­lenen cinayet­lerin yeniden in­celen­mesi gerek­tiğini düşünüyorum" ifadelerini kul­lanıyor.

YENİ AKİT

1500 kişilik dev bir koruma ordusu var!


200 ya­kın ko­ru­ma Er­do­ğa­n’­ın et­ra­fın­da et­ten du­var örü­yor. Baş­ba­kan­lı­k’­ta gö­rev ya­pan ko­ru­ma­la­rın sa­yı­sı ise 1500

Baş­ba­kan Tay­yip Er­do­ğa­n’­ın ko­ru­ma­sı­nın, ön­ce­ki baş­ba­kan­lar­dan çok fark­lı ol­du­ğu, en faz­la ko­ru­ma ve tek­nik ci­haz­la­rın Er­do­ğa­n’­ın gü­ven­li­ğin­de kul­la­nıl­dı­ğı an­la­şıl­dı. Sü­ley­man De­mi­rel, Tur­gut Özal, Me­sut Yıl­maz, Tan­su Çil­le­r’­in de ara­la­rın­da bu­lun­du­ğu baş­ba­kan­lar, şo­för­le bir­lik­te 8 ki­şi ta­ra­fın­dan ko­ru­nur­ken, Er­do­ğa­n’­ın gü­ven­li­ği için her bi­rin­de 40 ki­şi ol­mak üze­re 5 ay­rı eki­bin gö­rev yap­tı­ğı be­lir­til­di. Top­lam ko­ru­ma sa­yı­sı ise 1500…

40 ki­şi­lik 5 ekip

Da­ha ön­ce Em­ni­yet Ge­nel Mü­dür­lü­ğü Ko­ru­ma Da­ire­si Baş­kan­lı­ğı­’na bağ­lı olan Baş­ba­kan­lık ko­ru­ma­sı da ye­ni­den ya­pı­lan­dı­rıl­dı. Baş­ba­kan­lık Ko­ru­ma Mü­dür­lü­ğü oluş­tu­rul­du. Baş­ba­kan Er­do­ğa­n’­ın ko­ru­ma­sı şöy­le ya­pı­lı­yor: Ko­ru­ma için 5 ay­rı ekip bu­lu­nu­yor. Her ekip­te 40 ki­şi gö­rev ya­pı­yor. 5 ekip­ten bi­ri­si de­vam­lı İs­tan­bu­l’­da bu­lu­nu­yor. Baş­ba­kan git­sin ya da git­me­sin İs­tan­bu­l’­da 40 ki­şi­lik ekip her za­man ha­zır bek­le­ti­li-yor. Her ekip gü­na­şı­rı gö­rev ya­pı­yor. Ko­ru­ma Mü­dür­lü­ğü­’nün ba­şın­da bir Em­ni­yet Mü­dü­rü bu­lu­nu­yor. Her ekip­te ise Em­ni­yet ami­ri gö­rev ya­pı­yor.

12 ya­kın ko­ru­ma var

40 ki­şi­lik bir ekip­ten 12 ki­şi ya­kın ko­ru­ma ola­rak gö­rev ya­pı­yor. Bun­la­rın al­tın­da son mo­del Ame­ri­kan cip­le­ri bu­lu­nu-yor. Ya­kın ko­ru­ma­da­ki üç ara­cın dı­şın­da, özel ha­re­kat­çı po­lis­le­rin bu­lun­du­ğu 4. araç ise Baş­ba­ka­n’­ı bi­raz da­ha uzak­tan iz­li­yor. Her ekip­te “bom­ba” uz­man­la­rı, sin­yal bo­zu­cu jam­mer ci­haz­la­rı olan araç­lar yer alı­yor.

Es­ki­den na­sıl­dı?

Da­ha ön­ce Baş­ba­kan­lık ko­ru­ma gö­re­vin­de bu­lu­nan bir yet-ki­li, şim­di­ki ön­lem­ler­le ön­ce­ki baş­ba­kan­lar için alı­nan gü­ven­lik ön­lem­le­ri­nin çok fark­lı ol­du­ğu­nu söy­le­di. Ay­nı yet­ki­li şöy­le ko­nuş­tu: “İl­le­re gi­dil­di­ğin­de fark­lı, An­ka­ra­’da fark­lı ön­lem­ler alı­nı­yor­du. An­ka­ra dı­şın­da­ki prog­ram­lar­da, özel ha­re­kat ekip­le­ri çev­re ön­le­mi de alı­yor­du. Bu ka­dar ge­liş­miş araç-ge­reç de za­ten yok­tu. Bu­gün­kü ön­lem­ler hay­li abar­tı­lı.”

150’den 1500’e çık­tı

8’in­ci Cum­hur­baş­ka­nı Tur­gut Özal dö­ne­min­de önem­li gö­rev­de bu­lu­nan bir po­lis şe­fi, “Bi­zim dö­ne­mi­miz­de Baş­ba­kan­lık ko­ru­ma kad­ro­su 150 ki­şiy­di. Bu sa­yı­ya bi­na, ko­nut ve çev­re­de gö­rev alan res­mi üni­for­ma­lı po­lis­ler de da­hil­di. Baş­ba­ka­nın ya­kın ko­ru­ma­sı­nın ta­ma­mı 26 ki­şiy­di ve bun­lar var­di­ya­lı ola­rak gö­rev ya­pı­yor­lar­dı. Bu­gün ise bu sa­yı bil­di­ğim ka­da­rıy­la 1500’ü bu­lu­yor. Bu­nun da yak­la­şık 200’ü ya­kın ko­ru­ma hiz­me­tin­de. İna­nıl­ma­ya­cak bir sa­yı” de­di. Es­ki Baş­ba­kan­la­r’­dan Bü­lent Ece­vit dö­ne­min­de ise ya­kın ko­ru­ma sa­yı­sı 90’dı.

Saygı ÖZTÜRK / ANKARA

SÖZCÜ

BADEM STRATECİCİLER !.. /// CC : @rifatserdaroglu


AKP’nin “Çılgın Procecileri” gibi hepsi cemaat-tarikat yetiştirmesi olan cici-cici “Badem Stratecicileri” var !.. Bunlar çeşitli “Vakıf Üniversiteleri”nde ve bazı Devlet Üniversitelerinde bulunuyorlar.

Cemaat bunlardan kimilerine yeni strateci şirketleri kurdurdu.

“Uzakdoğu-Çok Uzakdoğu-Yakındoğu- Yakın Orta Doğu- Çok yakın Ortadoğu” gibi isimleri var. İktidar bunların isimlerini televizyonlara vermiş. Ne zaman bir olay olsa, Türkiye’de gerçek Bilim insanları ve Uzmanlar yokmuş gibi bu bademler bütün televizyonları işgal ederler…

İncecik sesleri ve badem bıyıklarıyla kırıta-kırıta AKP’nin işine gelecek fikir ve söylemleri “Tarafsız Bilim Adamı” pozlarında topluma pompalamaya başlarlar. Haber tartışmalarını yönetenler ise iki tür baskı altındalar;

1)Patronları, “Aman ha dikkatli ol, soruları dikkatli sor, iktidarla aramı bozma” der. Programı yöneten kişi, bir tarafta işi-ekmeği, diğer tarafta gazetecilik mesleği, iki arada bir derede sıkışır kalır…

2)TV sahipleri duayen olmuş, mesleğinde uzmanlaşmış ustaları sevmezler. Çünkü onlar, emir almayı sevmezler, işlerini iyi bilirler ve maaş olarak çok para isterler.(Bkz: Uğur Dündar) Bu duayenlerin yerine daha acemi kişileri çalıştırırlar. Badem stratecistleri ise çok iyi propaganda eğitimi aldıkları için, acemi programcıları istedikleri yere çekerler…

Son olayda da MİT Başkanının, Savcının davetini reddetmesi üzerine televizyonları doldurdular. MİT Başkanını koruyup, Savcıları yerden yere vurdular. Öyle şeyler söylediler ki, aklı başında insanlara saç-baş yoldurdular. AKP İktidarının önünün kesilmek istenmesinden, devletin içindeki statükocu zihniyetin değişime(!) direnmesine kadar bir sürü söz söylediler.

Bir tane haberci dahi, bu sepetlere şu soruları soramadı;

*Kardeşim, 10 senedir tek başına iktidar olan AKP değil mi?

*Bu Savcılar dün Generalleri saatlerce ayakta bekletip, içeri atarken iyiydi de, şimdi kötü mü oldular?

*Türk Demokrasisinde ve Anayasasında Milyar Dolarlara sahip, Tarikat ve Cemaatlere yer var mı? Sizin değişim dediğiniz ortaçağa geri dönmek midir?

*Türk Demokrasisinde ve Anayasasında, “Hesap sorulamaz” kişi ve makam var mıdır?

*AKP Genel Seçimlerde; “Ey Türk Milleti, beni tekrar iktidara getirirsen, Türk Milletinin on binlerce gencini katleden, terör örgütünün Avrupa’daki baronları ile ve Kandil’deki eşkıya başı ile görüşeceğim, tutanaklar imzalayacağım” diye mi oy aldı?

*Gazetelere geçen MİT-PKK görüşmelerinden, Türkiye’nin bölünmesi, en azından federatif yapıya gidiş çıkmıyor mu?

*Bu işi Siyaset yönetmeli ve ona kimse karışmamalı diyorsunuz. Peki, Siyasi iktidar ülkeyi bölecek çalışmaların içine girerse, makamlarının başında “Cumhuriyet” olan Cumhuriyetin Savcıları görevlerini yapmayacaklar mı? *Mahallede arkadaşlarından dayak yiyen çocuk, ağlayarak babasının yanına gitmez mi? Gider tabii ki.
Savcının, ifade için davet ettiği MİT Başkanı yargının davetine uyup ifade vermeye gideceğine koşa koşa Çankaya köşküne, oradan da Başbakanlığa gitmedi mi. Gitti… Niçin kendisini savunmasına izin verilmedi ?…

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tüm bürokratları makamları ne olursa olsun, şu gerçeği hiç unutmamalıdırlar. İster Genelkurmay Başkanı olun, ister MİT Başkanı olun, isterseniz Mahalle Bekçisi olun sizler Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ve Türk Milletinin bürokratlarısınız.

Siyasi iradeye saygılı olmak ve yasalara uygun emirleri uygulamak elbette ki öncelikli görevinizdir. Fakat yanlış talimatlara ve konusu suç olan emirlere uyarsanız veya görmezden gelirseniz, sizler sorumlu olursunuz.

Bugün güvendiğiniz ve sizi koruyacağını sandığınız siyasetçi, yarın kendisi hesap vermeye başladığında önce kendini kurtarmaya bakacak ve sizleri tanımayacaktır. Yakın tarih bunun binlerce örnekleriyle doludur.

İşinizi doğru düzgün yapın, kimsenin adamı olmayın. Başınızı yastığa koyduğunuzda huzur içinde uyuyun. Çocuklarınızın yüzüne rahatça bakın…

Kendi servetinin hesabını mertçe veremeyenlerin, dün yarım pabuçla gezerken bugün sebepsiz ve aniden zenginleşenlerin, kul hakkı yiyenleri koruyanların, Cumhuriyeti yıkıp Türkiye’yi şeriat ve hilafet düzenine geçirmek için çalışanların suç ve günahlarını niye sizler çekeceksiniz?

Aklınızı başınıza alın, sizler adı üstünde “Devlet Memurlarısınız…”

Televizyon yöneticileri; sizler de konuk davet ederken onlarca kitap ve eser sahibi, yurtdışında da itibarı olan gerçek bilim adamlarını çağıramaz mısınız? Çağırmazsanız, inanın yakında sizler de “Badem Strateciciler” e benzeyeceksiniz…

Not: Cemaatin elemanı gazeteci Mehmet Baransu’yu takip ederken cemaatçi polislere yakalanan MİT mensubu iki elemana “Yılın Uyanıkları” ödülü verip, aynı maaşla “Hayvanat Bahçesi Korumalığına” nakillerinin yapılmasını Sayın Fidan’dan rica ediyorum. Elemanlar yapabilecekleri işte çalışsınlar hiç olmazsa. MİT’i de bademleştirdiler galiba…

Sağlık ve başarı dileklerimle 11 Şubat 2012

RİFAT SERDAROĞLU
rifatserdaroglu
twitter.com/rifatserdaroglu
0 532 211 00 11

HİZBULLAH ÖRGÜTÜ UYUŞTURUCU TACİRLERİYLE İŞBİRLİĞİ YAPIYOR


İRAN ANALİZ / Lübnan’daki çeşitli üst düzey siyasi ve emniyet kaynaklarının Hizbullah örgütünün uyuşturucu kaçakçılığı yapan tüccarlara yardımcı olmasıyla ilgili ciddi rahatsızlıklar duyduğu aktarıldı. Lübnan içindeki terör saldırıları veya İsrail işgal güçlerine karşı Filistin topraklarındaki eylemler gibi sair iddialarla örgütün bu tür uyuşturucu ticaretinde yer aldığına dikkat çekildi.Gelişmeyi sarsıcı dosyalar ve haberler yayımlayan Kuveyt es-Siyase gazetesi duyurdu.

Gazetenin haberine göre Lübnanlı üst düzey makamlar gelişmelerden ve örgütün kurduğu ilişkilerden haberdar. Son olarak İsrail basın kuruluşları, Hizbullah’ın büyük miktarda patlayıcıyı uyuşturucu tacirlerinin yardımlarıyla ülkeye soktuğu yönünde bir iddia ortaya atmıştı. Patlayıcıların taşınıp taşınmadığı, bunun spekülasyon olup olmadığı tartışmaları sürerken uyuşturucu tacirleriyle kurulan ilişki başta olmak üzere Hizbullah örgütünün çeşitli önde gelen unsurlarının karapara aklama ve uyuşturucu işinde yer aldığı yönünde ciddi bilgilerin varlığına dikkat çekiliyor.

Lübnan-Suriye sınırı başta olmak üzere Hizbullah unsurlarının yoğun olduğu sınır bölgelerinde büyük miktarlarda uyuşturucu kaçakçılığı yapıldığı, buna izin verilip göz yumulduğu ve belli komisyon alındığı da biliniyor. İran, Suriye üzerinden Hizbe içi silah ve mühimmat dolu tırlarla transferler gerçekleştiriyor. Yine bunlar İran Devrim Muhafızları lider kadrosunun gözetim, denetim ve bizahiti yönetiminde yürütülüyor. Tıpkı İran-Afganistan-Pakistan hattındaki uyuşturucu ve narkotik trafiğinde devrim muhafızlarının açıkça yer alıp, ticaret işlerini yürüttüğü yönündeki istihbarat raporlarında olduğu gibi Hizbin de benzer bir ilişki kurduğu yönünde tezler öne sürülüyor.

Emniyetten liste açıklaması!


Sultangazi’deki Gazi Polis Merkezi’ne düzenlenen canlı bombalı saldırının ardından ortaya çıkan 9 kişilik listesiyle ilgili tartışmalar yaşanmıştı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden o listeyle ilgili yazılı açıklama yapıldı.

Açıklamada şöyle denildi:

"Son günlerde basında (9) şahsın fotoğrafını yayınlayarak. Terör örgütü adına canlı bomba eylemi gerçekleştirecekleri yönünde ifadeler kullanılmıştır. İstihbarat birimlerinin intikal eden bilgiler doğrultusunda, terör örgütü adına silahlı eylem yapacakları bildirilen şahıslarla ilgili, herhangi bir müessif olayın yaşanmaması için emniyet birimlerimize tamimler yapılmıştır. Terör örgütleri bile, muhakeme yetisi zaafa uğramış canlı bomba eylemcisi bulmada zorlanırken, emniyet müdürlüğümüzün (9) kişilik ’canlı bomba’ tanımlamasında bulunması mümkün değildir. Yapılan bilgilendirmeler sonrasında farkındalığı artırılan ekiplerimiz, terör örgütünün ikişer kişilik (4) ayrı eylem timini, üzerlerinde bulunan silah ve mühimmatlarıyla birlikte çeşitli tarihlerde ele geçirilmiştir"

SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMUŞTU

"Tespitlerin birinde; Fatih ilçesinde bir işyerine bomba konulması ve Gaziosmanpaşa İlçesinde polis memuru Zekeriya Yurdakul’un şehit edilmesi eylemini gerçekleştirdikleri anlaşılan Sultan Işıklı ve Hasan Selim Gönen isimli örgüt mensuplarına ait fotoğraflar tüm yaya ve motorize ekiplerimizce paylaşılmıştır. Sultan Işıklı’nın annesi, "kendisine ait olmayan bilgiyle" kızının silahlı eylemci olmadığını belirterek adli makamlara suç duyurusunda bulunmuştur. Fotoğrafları paylaşılan 2 eylemci, eşkal değiştirerek (erkek şahıs çift pantolon giymiş halde ve çantasında perukla, bayan şahsın saçı boyalı ve yedek kıyafetle) ve bir eylem hazırlığındayken, Gaziosmanpaşa ilçesinde kendisini fark eden ekibimizle silahlı çatışmaya girmeleri neticesinde 2 tabanca, çok sayıda fişek ve sahte kimliklerle birlikte yaralı olarak yakalanmışlardır.

Yaralı yakalanan örgüt mensupları, ekibimiz marifetiyle ivedilikle hastaneye intikal ettirilmiş, yaşam haklarının korunmasına azami özen gösterilmiştir. Erkek eylemci kaldırıldığı hastanede ölmüş, diğeri adalete teslim edilmiştir. Kanlı terör örgütü, ölüme gönderdiği çocuğun annesine dahi yalan söyleyerek, kamuoyunu yanıltıcı beyanlar vermesini sağlamaktaki amacın, her zaman yaptığı gibi masum görünme isteği ve halkımızın polise olan güvenini sarsmaya matuf olduğu aşikardır. Vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamadaki özverili çalışmalarımıza hukuk kuralları içerisinde kalarak devam edeceğimizin bilinmesi, kamuoyuna saygıyla duyurulur"

Odatv aramalarında görüntü var ama ses yok


Odatv’de yapılan aramalar sırasında çekilen görüntüler mahkemeye gönderildi ancak görüntülerin sessiz olduğu anlaşıldı

Selahattin GÜNDAY

İSTANBULErgenekon soruşturması kapsamında internet sitesi Odatv ’nin bürosunda arama yapıldı. 14 Ocak 2011 tarihinde yapılan aramaların görüntüleri geçtiğimiz günlerde, davanın görüldüğü mahkemeye gönderildi. Avukatların talebi üzerine Odatv davasına bakan İstanbul 16. Ağır Mahkemesi, aramaya ilişkin bütün görüntülerin gönderilmesini istedi.

İSTANBUL POLİSİ KAMERA KAYITLARINI GÖNDERDİ
Mahkemenin kararının ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü geçtiğimiz günlerde aramaya ilişkin görüntüleri gönderdi. 2 farklı kameradan kaydadilen görüntülerde, arama yapacak polisler önce binanın önünde bir süre kapının açılmasını bekliyor. Kapının açılması ile kameralar eşliğinde ofisin kapısına geliniyor. Zili çalan polisler uzunca bir süre kapının açılmasını bekliyor. Bina görevlileri tarafından kapının açılması üzerine içeri giren polisler, avukat beklemeye başlıyor. Gelen avukata arama kararı gösteriliyor. Kararın avukata gösterilmesinin ardından polisler ofiste arama yapmaya başlıyor. Odatv çalışanlarından Ayhan Bozkurt’un da görüntülendiği aramalarda, polisler ofiste bulunan bütün belgeleri, klasörler ve kitaplar inceliyor. Ofiste bulunan bilgisayarların imajları alınıyor, cd’lerin kopyaları çıkartılıyor. El konulanlar tek tek tutanak ile kayıt altına alınıyor. Dolap ve çekmecelerin arandığı ofisteki, cd’ler ve kasetlerde el konuluyor. Aramaların ardından el konulanlar mühürlü torbalara konulup polisler tarafından binadan çıkarılıyor.

AVUKATLARDAN “GÖRÜNTÜLERDE SES YOK" İTİRAZI GELDİ
Ancak arama görüntülerine avukatlar itiraz etti. Çünkü emniyetten gönderilen görüntülerde, sesin olmadığı anlaşıldı. Emniyetin gönderdiği görüntülerde ses olmadığını fark eden avukatlar Serkan Günel ve Hüseyin Ersöz, mahkemeye dilekçe sundu. Görüntülerin sesli halinin gönderilmesini isteyen avukat Günel ve Ersöz, görüntülerdeki polislerin arasındaki diyalogları duymak istediklerini belirtti.(dha)

ODA TV EMNİYET ARAMASI GÖRÜNTÜLERİ

LINK : http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1099861&CategoryID=77

POYRAZKÖY TEZGAHINDAN SADAT ÇIKTI


İrticacı oldukları için TSK’tan atılan askerlerin kurduğu As-Der‘in yan kuruluşu olan ve Suriye’de Esad’a karşı savaşanları eğitmekle suçlanan SADAT adlı şirketten bambaşka bir rezalet çıktı.

Birkaç gündür Aydınlık‘ın gündeme getirdiği SADAT’ın Yönetim Kurulu üyelerinden emekli SAT’çı Mehmet Emin Koçak‘ın (fotoğrafta en solda) SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi. Aydınlık’a bilgi veren emekli bir SAT komandosu, Koçak’ın Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde Emniyet’le işbirliği yaptığını belirtti.

(İLGİLİ HABER) PARDON DİYENİ BİLE YOK

(İLGİLİ HABER) POYRAZKÖY’DE BİR SKANDAL DAHA

(İLGİLİ HABER) BEKTAŞ’IN İMZASI SAHTE ÇIKTI

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü de (SÖZDE) Poyazköy davasında bir ihbar mektubu aldığını belirterek şöyle demişti:

"Bazı personelin borçlu ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı. İsimlerden biri de Mehmet Emin Koçak’tı. Koçak’ın çok defa izinsiz ABD’ye gittiği de tespit edildi. Bu yüzden 2009’da tutuklandı"

SADAT’ın örütbağ yayınındaki, "Yönetim Kurulumuz" başlıklı fotoğrafta yer alan Mehmet Emin Koçak‘ın, SAT komandolarının tutuklanmasına neden olan (SÖZDE) Poyrazköy davasında rol aldığı öğrenildi. Koçak, Poyrazköy kazılarının yapıldığı dönemde emniyetle işbirliği yaptı, dava başladıktan sonra da kendi isteğiyle emekli oldu.

Koçak’ın adı, SADAT’ın "Danışman listesi" bölümünde, "Deniz Kuvvetleri muharip sınıf" başlığı altında şu şekilde yer alıyor: E. SAT Kd. Başçavuş Mehmet Emin Koçak, Su Altı Taarruz, Komando, Dalgıç, Balık Adam, Keskin Nişancı, İleri Tahrip, Özel Hrk. Şahıs ve Tesis Koruma Uzmanı.

BİR ANDA ZENGİN OLDU

Kuzey Deniz Saha eski Komutanı Emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü de, (SÖZDE) Poyazköy davasında, Mehmet Emin Koçak’tan bahsetti. Öğütçü, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki, 12 Ocak 2011 tarihli duruşmada, şu bilgileri verdi:

Kuzey Deniz Saha Komutanlığı’na 20 Mayıs 2005’te Cemal Korkmaz sahte ismi ile gönderilen bir ihbar mektubunda, SAT Grup Komutanlığı’nda bir gruptan bahsedilmişti. Bahse konu personelin son zamanlarda SAT Grup Komutanlığı’nda yaşanan olaylarla ilgili olabileceği belirtildi. Bu personelin aşırı borçlu oldukları ve geçinemediklerini söyledikleri bir dönemde aniden paralanıp ev ve araba aldıkları vurgulanmıştı. İsimlerden biri Mehmet Emin Koçak’tı"

ABD’YE İZİNSİZ GİTTİ

Öğütçü, gelen ihbarda yer alan bir bilginin de yurtdışı ziyaretleri olduğunu hatırlattı:

"Bu şahıslardan birinin ABD’ye gidip gelmesinden sonra SAT grubunda olayların meydana gelmesinin dikkat çektiği belirtilmişti. Prensip olarak imzasız ve sahte imzalı mektuplara işlem yapılmadığı için mektuba ilişkin bir işleme geçilmemişti. Ancak 25 Mayıs 2009’da, şahıslardan birinin denize mühimmat attığı telefon ile tarafıma rapor edilmiştir. Şahıs da ifadesinde mermileri denize attığını itiraf etmiş ve tutuklanmıştır"

2009’DA TUTUKLANDI

İsmi geçen personelin iş yerleri ve evlerinde delil olabilecek tüm CD, doküman ve malzemelere el konulduğunu, yapılan aramalarda C4 maddesi bulunduğunu anlatan Öğütçü, şöyle devam etti:

"Mektupta ABD’ye tatile gittiği belirtilen astsubayın araştırılmasında, Mehmet Emin Koçak’ın çok defa izinsiz yurt dışına çıktığı tespit edilerek 23 Haziran 2009 tarihinde tutuklanmıştır. Özellikle Deniz Kuvvetleri hedef seçilerek hedef alınan komutanlıklar ile subay ve astsubaylara karşı içimize yerleşmiş sütü bozukları vasıtasıyla tertipler hazırlanmıştır"

ASDER İTİRAF ETTİ

SADAT da, internet sitesinden Aydınlık’ın haberlerinin doğru olmadığını öne sürmek üzere yaptığı yazılı açıklamada, TSK’yı hedef alan tertiplerde rol aldıklarını itiraf etti. Aydınlık’ın haberinde geçen, "ASDER, Ergenekon ve Balyoz davalarına bilgi ve belge sızdırılması ile bu belgelerin sahtelerinin oluşturulmasında görev almıştır" ifadesine SADAT, şöyle yanıt verdi: "ASDER Mensupları, bildikleri bir şey varsa bunu açık olarak bildirmekten başka bir şey yapmamıştır"

KAYNAK: AYDINLIK

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: