Etiket arşivi: fişleme

Dikkat; hepiniz fişleniyorsunuz


CHP’nin Bilişim Uzmanı Milletvekili Erdal Aksünger’den çarpıcı iddia: "Hepiniz izleniyorsunuz."

CHP İzmir Milletvekili – Bilişim Uzmanı Erdal Aksünger, TT Net’in yaptığı bir anlaşma yüzünden tüm internet kullanıcılarının fişlendiğini söyledi. Aksünger, "Phorm adlı firma, internet kullanıcılarının davranışlarını kayıt altına alıyor" dedi.

Konuya ilişkin olarak GERÇEK GÜNDEM.COM için bir makale kaleme alan Aksünger, iddialarını TBMM’de yaptığı toplantıda da dile getirdi. Aksünger’in TT Net ile Phorm adlı firmanın çalışmasına ilişkin görüşleri şöyle:

Kişisel bilgilerimizin izinsiz toplanmasına sessiz kalmayacağız!

TT Net, AB sınırlarında faaliyetleri yasadışı hale gelen Phorm adlı firmayla işbirliği yaparak kişisel verilerin ve iletişimin gizliliğini ihlal ediyor, temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı davranıyor.

Phorm firmasının bu ihlali, Türkiye’nin önemli sayıda abonesine sahip servis sağlayıcısı TTNET ile anlaşması sonucu gerçekleşiyor.

Phorm, sizin izniniz olmadan, gezdiğiniz siteler, tıkladığınız reklamlar, izlediğiniz videolar, doldurduğunuz formlar üzerinden sizin kişisel eğilimlerinizi profilliyor. Yani internette neler yaptığınızı/davranışlarınızı izleyip ona uygun reklamlar ve içerikler sunuyor.

Böylece internet üzerinden hem izleniyor, hem de fiili olarak fişleniyorsunuz. Bu fişlenme sonucu, aklınıza gelebilecek her konuda, siyasi, ticari, kültürel, cinsel ve inançsal eğilimlerinize göre tasnif edilebilir hale geliyorsunuz!

Bu kişisel bilgilerin ve tercihlerin gizliliği ilkesine aykırıdır ve ciddi bir hak ihlalidir.

Tepkiler ve açılan davalar nedeniyle İngiltere’yi de terketmek zorunda kalan şirket şansını bu kez de Güney Kore’de denedi. Güney Kore Parlamentosunda yapılan ve Phorm şirketi ile kullandığı teknolojiyi konu alan bir tartışmadan sonra şirket bu ülkeden de uzaklaştırıldı. Şirket halen Türkiye ve Brezilya gibi kişisel mahremiyet konusunda duyarlılığın az olduğunu düşündüğü ülkelerde faaliyete geçmeye çalışıyor.

Phorm’un karanlık yüzü finansal raporlara da yansıyor. Londra Borsası rakamlarına göre şirket şu ana kadar 250 milyon ABD doları zarar etmiş: Ürünleri (Apropos, Adware.Webwise) F-Secure ve Symantec gibi saygın anti-virus yazılımı üreticileri tarafından “zararlı yazılım” kategorisine sokulan Phorm şirketinin Türkiye’deki faaliyetinin sona erdirilmesini talep ediyoruz.

TT Net, Phorm adlı şirketin Türkiye uzantısı olan PT Reklam A.Ş. adlı şirketle işbirliği yaparak Anayasa’nın 20. ve 22. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 132, 134 ve 135. Maddeleri ihlal ederek açıkça suç işlemişlerdir. Anayasanın 20. Maddesi özel hayatın gizliliğini düzenlemektedir. bu düzenlemeye göre herkes kendi hakkında toplanan verilere erişme, bunların amaçları doğrultusunda kullanıp kullanmadığını öğrenme hakkına sahiptir ve bu hususta kullanıcıların açık rızasını alınması şarttır.

Keza Anayasa’nın 22. Maddesi haberleşme özgürlüğünü düzenlemektedir. Anayasanın bu amir hükmü ”Herkes , haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşme gizliliği esastır” demesine n rağmen kişilerin bilgisayarındaki tüm verileri toplayabilen bu sistemle açıkça anayasa ihlal edildiği gibi bu firmanın yöneticileri ve TT Net şirketi yöneticileri Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve hapis cezaları ile cezalandırmaları gerektiren haberleşmenin gizliliğini ihlali, 134. Maddesi deki özel hayatın gizliliğinin ihlali nedeniyle cezalandırılmaları gerekmektedir. Söz konusu sistemde her kullanıcıya bir numara verilerek kullanıcının yaptığı işlemler izlenmektedir.

Her ne kadar TTNET tarafından yapılan açıklamada kullanıcıya ilişkin verilerin kullanıcının kimliği ile ilişkilendirebilecek isim, adres vb. bilgilerden bağımsız hale getirileceği söylense de PHORM şirketinin terk etmek zorunda kaldığı İngiltere, ABD’deki sivil toplum kuruluşlarınca yapılan araştırmalar sonucunda teknik olarak abone olan şahısla bu tip profil verilerinin eşleştirilebileceği ve kişilerin fişlenebileceği gösterilmiştir.

Bu eylem ile kişilere sistem tarafından atanan numaralarla kullanıcıların kimliklerinin eşleşmesi halinde kişilerin dini, etnik, siyasal, ahlâki, cinsel tercihleri ve sendikal bağlantıları açısından sınıflandırmalarına yarayan veriler de kolaylıkla elde edilebilir hale gelecektir. Bu verileri sınıflandırarak kaydını tutmak TCK 135. maddesi gereği kişilerin rızası olsa dahi hukuka aykırıdır cezalandırılmaları gerekmektedir.

ABD, İngiltere gibi gelişmiş batı ülkelerini terk etmek zorunda kalan Phorm’u Türkiye’ yi mesken tutmasını sağlayanların amacı nedir? Hükümet vatandaşların telefonlarını, maillerini yargı kararları ile topladığı gibi şimdi de TT Net’in bu firmayla ortak çalışmasına göz yumarak neyi amaçlamaktadır? TT Net halkı kandırarak, yanlış beyanlarla kişisel verileri toplamaktadır. Phorm kendi ifadesiyle kullanıcıların internet deneyimlerini daha fazla kişiselleştirmeyi amaçlıyor. Bu tam olarak şu demek:

Sizi gezdiğiniz siteler, tıkladığınız reklamlar, izlediğiniz videolar, doldurduğunuz formlar vb. aracılığı ile profilliyor. Elde edilen profile göre ticari olan/olmayan içerikler sunuyor. Yani İnternette neler yaptığınızı/davranışlarınızı izleyip ona uygun reklamlar ve içerikler sunuyor. Bu uygulama ile özel hayat kalmamaktadır.

Bu işlemin ne amaçla yapıldığı ve kötü niyetle kullanılması engellenememektedir. Bu bir fişleme failiyetidir. Hükümet batı da yaşama şansı bulamayan bu firmanın Türkiye de varlığına Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri İletişim Başkanlığı vasıtası ile son vermeli. TT Net’in bu anlaşması ve uygulaması hemen durdurulmalıdır. Biz CHP olarak vatandaşlarımızla, sivil toplum örgütleri ile birlikte çalışarak yasama organında takipçisi olacağız bu fişleme çalışmasının peşini bırakmayacağız

Çocuğunuzun okula verdiği aile bilgilerini internetten sildirin!


Devlet okullarında 2005’den beri uygulanan bir anket var. Bu anketle çocuklarımızın aile bilgileri toplanıp internette dosyalanıyor. Yani çocuklarınız ve aileniz fişleniyor.

Sevgili veliler, okula şöyle bir dilekçe verin, aile bilgilerinizi sildirin.

“…. Okul Müdürlüğüne,

… sınıfta okuyan çocuğuma önceki yıllarda yapılan aile anketini internetten silmenizi ve bu yıl hiçbir aile anketi yapmamanızı rica ediyorum. Erişilebilir ortama koyduğunuz aile bilgilerimiz nedeniyle doğacak sorunlardan okul müdürlüğünüzün sorumlu olacağını, aksi halde manevi tazminat davası açacağımı beyan eder, gereğini arz ederim” gibi bir dilekçe yazın.

Bundan sonraki yıllar için de, her sene başında böyle bir dilekçe vermeyi unutmayın.

Öyle bir aile anketinin çocuklara uygulanmasının ne sakıncası var diye sormayın, saymakla bitmez. Sorulan soruları bilmiyorsunuz; Baban anneni ne sıklıkla döver… Annenle baban boşanmış mı… Annenin kaçıncı evliliği… Annen babanla birlikte mi yaşıyor… Baban seni döver mi… Diyelim ki çocuk o akşam babasıyla tartışmış, ertesi gün o kızgınlıkla olmayacak şeyler cevap verebilir, ya da annesinin daha önce evlenip boşanmış olduğunu saklayabilir, ailenin özelidir bunlar.

Sevgili sınıf öğretmenleri! Sizin böyle bir anket doldurma göreviniz yoktur, olamaz. Aileyi ve çocuğu size fişletiyorlar. Bunu reddediniz.

Çocuğun ileride iş hayatında bu anketler karşısına çıkabilir. Ya da, babanın kariyerinde çocuğun verdiği bilgiler karşısına çıkabilir. Daha önemlisi, emperyalist asker devşirme şirketleri çocuğunuza kancayı takabilir.

Bu yöntemle asker toplamak Amerika’nın icadıdır. Parçalanmış ve sorunlu ailelerin çocukları, 16 yaşına geldikleri zaman, biraz başarısız ise, dosyasına işlenmiş birkaç yaramazlığı veya suça bulaşmışlığı varsa, belediyede oturan asker devşirme subayı tarafından tespit edilir, ailesine ulaşılır, 2 yıllık askeri kamplara alınır. Bu çocuklar aileye ve topluma sıkıntı veren çocuklar olarak damgalanmış olan, okulda fişlenmiş olanlardır.

Eğer ailesi baştan okula dilekçe vermişse çocuk fişlenmiyor, eğer ilgisiz aile iseniz çocuğunuz gitti gider. Tuzak şuradadır; sene başında velilere eve gönderilen böyle bir uyarı bir şekilde veliye ulaşmamış olabiliyor, nedense ilgisiz ailelere bu mektuplar gitmiyor. Bu dilekçeleri her yıl yeniden vermek gerekiyor, o nedenle parçalanmış ve ilgisiz aile çocukları okkanın altına giriyor. O yüzden ABD’de ölen askerler için tepki gösteren aile bulamazsınız.

Biz bu sisteme 2005’den beri adım adım getirildik. 2012 Parçalı Müfredat sisteminin bir hedefi de, seçmeli dersleri piyasadan toplarken parası olmayanları okul dışına iterek, bu yolla suça bulaşmış çocuk sayısını artırmaktır. Suça bulaşmış çocukların üzerinden kazanç hesabı olan emperyalist köle tacirleri, İzmir Çiğli’de uluslararası köle pazarı kuruyorlar. Köle tacirlerinin Türk çocuklarını devşirmesi artık gündemdedir. 2005’den beri yapılan bu aile anketleri, anayasa değişip de okullar belediyelere devredildiği gün işlerlik kazanacaktır.

Bize ters gelen bir sistemdir bu. Amerikan eğitim sisteminde her çocuğu eğitip topluma ve ailesine kazandırmak yoktur; yoksul olan çocuğu suça bulaştırıp ondan köle asker elde etmektir hedef.

Aile anketlerini uygulamayan özel okullar var, biliyorum, ancak hepsi uygulamıyor mu, onu bilmiyorum. Piyasa canavarının hedefinde, devlet okullarını iyice laçkalaştırmak ve parası olan velileri özel okullara kaçırtmak olduğunu tahmin etmek zor değildir.

2012 Nisan ayında devlet okullarına gönderilen aile anketine tepki gösteren bir okul var; İstanbul Bahçelievler Kumport İlköğretim Okulu. Bir grup öğretmen sorulardan rahatsızlık duydukları için anketi uygulamadılar. Hiçbir soruşturma da açılmadı, çünkü bu anket soruları eğitimle ilgili değildir. 2006 yılında ben de, henüz emekli olmamıştım, bu anketlere cevap vermeyelim diye öğretmen arkadaşlarımı uyarmış, kendim de anketi uygulamamıştım, hiçbir soruşturma da geçirmemiştim. Olsaydı da göze almıştım; vereceği ceza çocukları fişlemekten daha ağır olamazdı.

15.12.2005 tarihli “Kimlik bilgilerinizi internete girmeyin, girdirmeyin” başlıklı köşe yazımda benzer bir uyarı yayınlamıştım. (Bkz.Eğitimde Emperyalist Kuşatma. S.152, Otopsi yay. İstanbul)

Beş yaşında çocuğu olan veliler, dikkat!

29 Ağustos Çarşamba günü 11.20’de Ulusal Kanal’da gazeteci Çetin Ünsalan’ın sunduğu EKOPOLİTİK programında velilere önerilerimi konuşacağız.

Kısaca söyleyeyim: Çocuğunu okula vermememin cezası yoktur, seçimlerde oy kullanmama cezası gibi düşünün. Olsa bile, o yaşta çocuğunun yaşayacağı travmadan daha ağır ne ceza olabilir? En fazla, kayıt yaptırır ama göndermezsiniz. Ayrıca, devam mecburiyetinin kalktığından haberiniz yok; çünkü isteyen evde özel öğretmenden veya internetten ders öğrenip sınıf atlayabiliyor.

Çocuğunuzu nasıl ki okuma yazmayı erken öğrendiğinde eskiden 2.sınıfa kayıt ettirebiliyordunuz, şimdi de veli isterse 8.yaş bilgilerini verir çocuğuna, götürür okula o yaşta kaydeder. Okul müdürü almam diyemez.

Yalnız bilin ki, artık 9 yaşına kadar çocuklara matematik okulda öğretilmeyecek, evde çalışan matematik öğrenecek. Evde öğrenip okula giden çocuk daha düşük seviyedekilerle beraber olacak, bu da onu okula ilgisiz ve yaramaz yapacak. Hedefte devlet okullarından özel okullara kaçırtmaca var, bunu bilin. Önerim:

Çocuğunuza 5-6 yaşında bolca sosyal ortamlar yaratın; öykü canlandırma, öğüt veren hayvan masalları, kahramanı iyi işler başarmış hikâyeler, grupla müzikli oyunlar, resim, grupla çocuk oyunları, grupla bahçe ve avlu oyunları, basitleştirilmiş halk oyunları, grupla jimnastik, yüzme, resmine bakarak öykü anlatma, hamur-çamur işleri, makasla keserek kutular yapma, gibi etkinliklerle, çocuğunuzun zihinsel, fiziksel ve ruhsal kapasitesini güçlendirin.

Çocuğunuz 7 yaşına geldiğinde artık okuma yazma öğrenmeye hazır demektir. Ona okuma yazma öğretmeyi deneyin, aileniz daha önce okuma yazma öğrenmiş olanlar size yardımcı olacaktır. Çocuğun el kasları gelişmemişse kalem tutmakta sorun yaşar, elim yoruldu demeyi bilmez, onun yerine “yazmak istemiyorum” der. Öyleyse bilgisayar ve elektronik oyunlarını derhal terk edin, onunla hamur çamur ve gibi el becerilerini geliştiren oyunlar oynayın. Verin eline çakıyı, başlayın bir dalı yontmaya, ondan çelik çomak yapın, sonra da bahçede başlayın çelik çomak oynamaya. Bilye oynayın, dikkat yoğunlaşması egzersizidir, açtığınız bilye çukurunda kaç bilye(misket) topladığınızı sayın, bilye oynarken 10’a kadar sayılarla toplama çıkarmayı öğretin ona. Fındıklarla çift mi tek mi oynayın, sonra da fındık resimleri çizerek resimleri sayarak oynayın. Sonra, http://www.mahiye.net sitesinde MAYANA KİTAPLIĞI bölmesinden 1.sınıf Matematik Kitabını indirin, Hayat Bilgisi ve Türkçemiz kitabını da indirin, akşamları kapatın televizyonu, onar dakika bu kitaplardan biriyle okul oyunu oynayın.

Sistemdeki eski ders kitapları size hangi yaşta çocuğunuza ne vermeniz gerektiğini söyler. Örneğin, 7.yaşında 1.sınıf Matematik, yazarak 10’a kadar sayılarla toplama çıkarma, 20’ye kadar ileri geri sayma. 8.yaşında, beşer beşer toplama, beşlere kadar çarpma, onar onar ileri geri sayma, 20’ye kadar çarpma bölme, toplama çıkarma (dört işlem)… 9 yaşında 100’e kadar dört işlem ve tüm çarpım tablosu.

Bir hatırlatma yapayım: 10 yaşına kadar ezber, 10 yaşından sonra muhakeme vardır. Eğer çocuğa 10 yaşına kadar çarpım tablosu ezberletilmezse, daha sonra dört işlem gerektiren dönemde çocuk, kıvrak zekâ (hızlı muhakeme) gösteremez, algıda azlık (zekâda gerilik) belirtisi var diye ona “başarısız” damgası vururuz. Bugün 2012’de 6.sınıfta okuyan çocuklarımız çarpım tablosu bilmiyor, dört işlem yapamıyorlar ve bu yüzden sıfır çekmekle suçlanıyor! Onlara 2005’de “ezber yasağı” getirenlerin derhal makamlarından atılmaları gerekir.

Finliler gibi biz de diyelim ki; “Sokağa atacak tek çocuğumuz yoktur, hepsi bizim için değerlidir.”

Oğuzlu atalarımız gibi diyelim ki; “Her çocuk hepimizindir.”

Mustafa Kemal gibi diyelim ki; “ Bir çocuğu kurtarmak için bile bütün çocukları kurtarmak lazımdır.”

Mahiye Morgül
İLK KURŞUN

Beyaz, AK Partilileri böyle fişlemiş!


Adem Yavuz Arslan’ın ‘Ergenekon’un Zirvesi: Dink’ten Malatya’ya Azınlıklar Nasıl Hedef Oldu’ adlı kitabında Zekeriya Beyaz’ın fişleme notları deşifre oldu.

Adem Yavuz Arslan’ın ‘Ergenekon’un Zirvesi: Dink’ten Malatya’ya Azınlıklar Nasıl Hedef Oldu’ adlı kitabı, Misyoner grupların sahte istihbarat raporları ve abartılı haberlerle nasıl tehdit haline getirildiğini, gençlerin istihbaratçılar ve yerel jandarma unsurlarınca nasıl motive edildiğini sergiliyor. Kitapta yanıtı verilen sorulardan bazıları şunlar:

"2003-2004 yılında istihbarat raporlarına giren Rahip Santoro’nun 2006 yılında öldürülmesi bir tesadüf müydü?

Kilisedeki JİTEM elemanı ne yapıyordu? Malatya Jandarması’nın akıl almaz telefon dinlemeleri nereye kadar uzandı?

İstihbaratçı Papaz İlker Çınar’ın şok eden ifadelerinde neler vardı?

Malatya görevi nasıl verildi, bu işten ne kadar para aldı?

Cinayet öncesi Malatya’da ulusalcı kampanya nasıl tetiklendi?

Kimler ‘dinimiz elden gidiyor’ kampanyasına katıldı?

Gölcük’te çıkan sahte istihbarat raporlarında kimler vardı?

Çetin Doğan ile Zekeriya Beyaz’ı buluşturan neydi?"

KİTAPTAN SEÇİLMİŞ BÖLÜMLER

Ogün Samast yakalanmadan jandarma senaryoyu yazmış. Arslan kitabında, Ogün Samast’ın henüz yakalanmadan, Dink cinayetine ilişkin bilgilerin Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderildiğini belgeler ışığında ortaya koyuyor ve ekliyor: "Trabzon İl Jandarma Komutanlığı, saat 21.30’da, yani henüz Samast yakalanmamışken, sürece vakıf bir şekilde hazırladığı ‘Haber Kayıt Bildirim Formu’nu Jandarma Genel Komutanlığı’na yolluyordu. Haber formuna, Ardeşen yapımı silah bilgisi de dahil, cinayetin bütün detayları Samast ortada dahi yokken yazılmıştı. Dakikalar içerisinde form, adresine yani Jandarma Genel Komutanlığı’na ulaşmıştı. Oradan da başka yerlere dağıldı mı bilinmiyor, bu gidişle de bilinmeyecek. Umalım ki son gelişmelere itibar edilir, karanlıkta da kalsa, üzeri de örtülse bugüne kadar görülemeyen adreslere ulaşılır."(sf.30)

Darbe tehdidi kırmızı kitaba giremedi!

Kitabında darbeye zemin oluşturacak aşırı sağ faaliyetlerin 2000’li yılların hemen başında MGSB’den çıkartıldığına dikkat çeken Arslan, şunları söylüyor: "Kırmızı Kitap olarak da bilinen Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) yenilendi ve bu yenilenmede klasik irtica tehdidinin metinden çıktığı basına yansıdı. Ama bu dönemde ‘asker olmayan güvenlik ve istihbarat birimlerince’ Türkiye’nin 2007 Haziranı’ndan bu yana yaşadığı gelişmeler değerlendirilerek ‘Hükümeti/Demokrasiyi ıskat ve ilga’ faaliyetlerinin MGSB’de yer alması konusunda öneri hazırlandı, ancak nihai metin, sivillerin kamuoyundaki ağırlığına rağmen bu öneriden yoksun çıktı."(sf.40)

İzlenen papaz vuruluyor

Arslan, Santoro cinayetine ilişkin "Herkes kilisenin çevresine bakarken kimse kilisenin içine bakmadı, kilise cemaatine eğilmedi, cemaati sorgulamadı. Oysa bazı askeri istihbarat raporlarında ‘Trabzon’daki kilise faaliyetleri, bu faaliyetlerin nasıl meyve verdiği, işin nasıl büyüdüğü’ anlatılıyordu. Kilisenin içine, cemaate bakıldığında ise ilginç bağlantılar ortaya çıktı" diyor ve devam ediyor: "Aralık 2005’te kiliseye A. A. adında yeni bir "imanlı" kazanılmıştı. Santoro, cemaatin genişlemesinden memnundu. Onunla yakından ilgilendi. Aslında A. A.’nın görünmeyen bir yönü vardı. Onun aldığı dersler, ders notları ve bilgiler aynı zamanda ‘bir merkeze’ rapor ediliyordu. Hatta onun kiliseden aldığı bilgi ve dokümanlar Trabzon’daki ulusalcı bir tarikatın televizyonunda haber haline bile gelmişti.(Ö) Santoro’nun ölümünden sonra kiliseye bir daha uğramadı. A. A.’nın bu durumu Trabzon’da ve Ankara’da dar bir apoletli kadronun bildiği bir ‘bilgi’ olarak kaldı."(sf.71-72)

Ergenekon başladı, azınlıklara saldırılar azaldı

Türkiye, sansasyonel saldırılarla fırtına ortasında kalan bir gemi gibiydi yakın zamana kadar. Ergenekon soruşturması, "Gayrı Nizami Harp Operasyonu" havası veren akımı önemli ölçüde durdurdu. Ulusalcı kampanyanın gemi azıya aldığı ve MGK planlarının uygulandığı 2004, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında, Türkiye’deki kiliselere ve azınlık kuruluşlarına yönelik sözlü-yazılı tehdit, fiili saldırı, yazılama ve molotoflama türü saldırılarda toplam 110 vaka kaydedilmiş. Sadece 2007 yılında bu tür vaka sayısı ise 37. Ama Ümraniye soruşturmasının Veli Küçük’ün tutuklanmasıyla Ergenekon soruşturmasına döndüğü 2008’den itibaren müthiş bir düşüş başladığını belirtmek gerekir. Zira 2008’de vaka sayısı birden 11’e, 2009’da da 8’e gerilemiştir. 2010’da ise 8’de kalmıştır.(sf.78-79)

Generalin belgesi Perinçek’ten çıktı

Ahmet Hurşit Tolon’dan elde edildiği iddia edilen 1 no’lu CD içerisinde yer alan "PSİKOLOJİK HAREKAT SEMİNERLER/PSİKOLOJİK HAREKAT SUNULAR/General" isimli alt klasör içinde bulunan "PH 02-2-9.doc" isimli word belgesi ve "PH 02-2-9.ppt" isimli power point belgesinin aynı içeriklere sahip farklı formatlarda hazırlanmış ‘Gizli’ belgeler olduğu, power point dosyasında Genelkurmay Başkanlığı başlığının olduğu ve misyonerlik faaliyetleri konulu belgeler olduğu görüldü. İlginç olan noktalardan biri de şuydu; aynı belgeler yine Ergenekon sanıkları arasında yer alan Durmuş Ali Özoğlu ve Doğu Perinçek’ten de ele geçirilmişti.(sf.102)

Büyük Abi MİT ajanı çıktı

Kitapta yer alan belgeye göre cinayetten yaklaşık 2 yıl sonra ‘azmettirici’ olduğu iddiası ile tutuklanan Varol Bülent Aral Malatya Zirve Cinayeti’nde kilit isimlerin başında geliyor. Arslan, bu isimle ilgili şu çarpıcı ayrıntıyı veriyor: Çünkü cinayetin esas oğlanı Emre Günaydın ile tanışıp onun anti misyoner düşüncelere sahip olmasını sağlayan kişi Aral. Bir bakıma 3 kişinin boğazının kesilmesiyle sonuçlanan bu süreçte başlama vuruşunu yapan kişi Varol Bülent Aral’dı. Aslında kendi hikayesi de çok ilginç. Çünkü suç kaydında marjinal sol gruplarla irtibatları da var, anti misyoner ve İslamcı kimlikle yaptığı işler de. Bu kitabı çalışırken olayı aydınlatacak tarihi bir belgeye ulaştım. Gizemli kahramanımız Bülent Aral "MİT ajanı."(sf.152-153)

Kumpası bilenleri Fethullahçı deyip attırdılar

2009 Temmuzu’nda dönemin Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’e gelen bir ihbar mektubu hem bugüne kadar gelen mektuplara benziyordu hem de ‘adres’ itibariyle son derece ilginç bir durum arz ediyordu. ‘Kendisini Malatya Jandarması’nda çalışan bir personel’ olarak tanıtan ihbarcı, Alay Komutanı Albay Mehmet Ülger’in, Kayseri Jandarma Bölge Komutanı ve Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanı’na 2007 Mart ayında brifing verdiğini anlatan ihbarcı bu ihbardan bir ay sonra Zirve cinayetlerinin meydana geldiğini söylüyordu. İtirafçı mektuplarında, cinayetlerin ardından kumpası bilenlerin Fethullahçı denilip attırıldığını belirtiyordu.(sf.171-173)

Beyaz Hoca’da Başbakan ve AK Parti’lilerin fişleri!

İlahiyat profesörü olarak bildiğimiz Prof. Dr Zekeriya Beyaz’dan AK Parti vekilleri ve Başbakan Erdoğan hakkında fişlemeler vardı. Tabii başka ilginç notlar da. Beyaz’ın evinde arama yapan polislere aslında her şey çok tanıdık gelmişti. Çünkü daha önce Ergenekon sürecinde; diğer sanıklardan Hasan Atilla Uğur, Erkut Ersoy, Hüseyin Vural ve Sevgi Erenerol’dan elde edilen ‘misyonerlik’ başlıklı dokümanlar Prof Beyaz’dan da çıkmıştı. Bir başka dikkat çekici doküman ise Beyaz’ın el yazısı ile "Türkiye’de kurulan yeni kilise adresleri" adlı listede toplam 99 adet kilise ve Hristiyan Topluluğa ait veriler vardı ve bir kısmına artı işareti konmuştu. Beyaz’dan elde edilen dokümanlar incelendiğinde, ‘kişileri hedef gösterme faaliyetlerinde bulunduğu’ şeklinde değerlendirilecek çok sayıda bilgi, belge, not dikkat çekiyor.(sf.243)

Balyozculara Misyonerlik Dersi

Beyaz Hoca’dan çıkan CD’ler içerisinde bir tanesi fotoğraflara ayrılmıştı. 31 numara ile delil torbasına konan CD’de Beyaz’ın verdiği konferanstan görüntüler vardı. Konferansın seyircileri ise Balyoz Darbe Planı davasının bir numaralı sanığı Çetin Doğan ve arkadaşlarıydı. Doğan’ın konferans sonrasında Beyaz’a plaket verdiği ve ayakta alkışladığı anlara ait fotoğraflar dikkat çekiyor.(sf.253)

KÜNYE

Yazarı: Adem Yavuz Arslan

Türü: İnceleme-Araştırma

Sayfa: 272

Basım: Haziran 2012

Yayınevi: Timaş Yayınları

Bugün

Bilgin Balanlı Eskişehir’i fişlemiş /// CC : @siring @avarbanu @ecolasan @sonkibar


Tehdit dolu ifadeleri internete düşen Ergenekon sanığı Bilgin Balanlı Paşa’nın komutanlığı döneminde Eskişehir’i fişlettiği ortaya çıktı.

Balanlı çay ocaklarından peruk satıcılarına kadar herkesi kayda almış.

Ergenekon Davası sanıklarının intikam yeminleri birbir ortaya çıkarken, gözler 28 Şubat süreci sonrası yapılan kanunsuz fişlemelere çevrildi. Ergenekon sanıklarının, 28 Şubat sürecinde yaptıkları yasa dışı fişlemeleri rövanş listesi olarak kullanabilecekleri ileri sürüldü. Son olarak gündeme düşen Orgeneral Bilgin Balanlı’nın ses kaydında "Dini motifli bir şey var orada (Bilvanis) Hava Kuvvetleri bunu merak etmez mi" dediği, Bilvanis köyünün bulunduğu Eskişehir 2007’de akıllara zarar bir fişleme olayı ile karşı karşıya kaldı.

ÇAY OCAKLARINI ARAŞTIRDILAR

Hava İstihbarat Yüzbaşı K.Ü. tarafından hazırlanan 5 sayfalık fişleme metninde, Eskişehir’deki hastaneler, eczaneler, matbaalar, çay ocakları, siyasi partiler, STK’lar, kırtasiyeler, banka, ekmek fırını, güvenlik, turizm ve pazarlama şirketi, kuruyemişçi, reklam ajansı, ortopedi firması fişlendi. Fişlenen kurumların karşısına hangi düşünceden, kimlerle irtibatlı oldukları, faaliyetlerinin ne derece olduğu yazıldı.

CHP DE KAYDA ALINMIŞ

Fişlenen siyasi parti, sivil toplum kuruluşları arasında İşçi Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi ile Atatürkçü Düşünce Derneği de yer alıyor. Fişleme belgesinin 1. sayfasında 28 kuruluş için ‘Bölücü faaliyet’ isnadında bulunulmuş. 3. sayfada kentteki birçok kurum irticai faaliyet yürüttüğü, irticayı desteklediği gerekçesiyle fişlenmiş. Aralarında özel hastane, banka, kırtasiye, ekmek fırını, kuruyemiş dükkânı gibi 27 işletmenin bulunduğu listede, firmaların yanına hangi düşünceye sahip oldukları, sakıncalı olup olmadıkları yazılmış.

SUÇU PERUK SATMAK

Listede yer alan ilginç detaylar arasında bir ortopedi firmasının yanına ‘Üniversite sınavına giren başörtülü öğrencilere peruk sattığı/kiraladığı tespit edildi.’ şeklinde not düşülmüş. Yine o dönemde Eskişehir’de faaliyet gösteren Anadolu Gençlik Derneği’nin Başkanı Ahmet Ersin Erken’in de isminin yanına, ‘Yerel basında, İstanbul Bağcılar’da lisede namaz kılınması olayını destekleyici açıklamalarda bulunmuştur.’

notuna yer verilmiş.

OKULLAR GÖZLERİNİ KORKUTTU

Belgenin ‘ Eğitim alanında tespit edilen hususlar ‘ bölümünde, yerel basında çıkan haberlerle kentteki eğitimciler, sendika yöneticileri irticacı diye fişlenmiş. Dönemin İl Milli Eğitim Müdürü Ertuğrul Dündar için kadrolaşma faaliyetleri içerisinde yer aldığı iddia edilmiş. Belgede, açık lise sınavında öğrencilerin türbanla sınava girdikleri, itiraz eden öğretmenlere Milli Eğitim Müdürü’nün makamında hakaret ettiği ifadesine yer verilmiş. Eğitim-Bir Sen Şube Başkanı İsmail Altınkaynak’ın da başörtülü insanların eğitim kurumlarında çalışma haklarının ihlal edildiği yönünde yerel basına açıklamalar yaptığı vurgulanıyor.

ASKER ÖĞRETMEN RAPOR VERDİ

Atatürk Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Lisesi’nde Din Bilgisi öğretmeni olan Fatma Özdemir’in okul içinde peruk taktığı belirtilirken, durum okuldaki Milli Güvenlik dersi veren askeri öğretmen tarafından TSK’ya rapor edilmiş. Kentteki devlet ve özele ait eğitim kurumları da irticai faaliyetleri desteklediği yönünde fişlenmiş. 14 eğitim kurumu, 6 lise irticai faaliyetleri desteklediği için TSK tarafından ‘ irticacı ‘ diye kayıtlara geçirilmiş.

"İNTİKAMLA DOLULAR, HERŞEYİ YAPABİLİRLER"

Eski bakanlardan Hasan Celal Güzel, Ergenekon ve Balyoz sanıklarının intikam hissiyle dolu olduklarını belirtti. Güzel "Bu insanlar fırsat bulduklarında her şeyi yapabilir" dedi. Güzel, özel yetkili mahkemelerin kapatılmasının doğru olmadığını, bu mahkemelerin darbe ve çete davalarında çok önemli işler yaptıklarını hatırlattı. AK Parti ManisaMilletvekiliMuzaffer Yurttaş, devam eden Ergenekon, Balyoz gibi davaların AK Parti’nin ve Türkiye’nin geleceği olduğunu söyledi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: