Etiket arşivi: genelkurmay

Askere TOKİ darbesi /// CC : @E_Sarizeybek @erdalsarizeybek @Ulusal_Kanal @halilnebiler @AydinlikGaz ete


Yasak güvenlik bölgelerinin TOKİ ile belediyelere devrinin önü açıldı

‘Afet riski altındaki alanların dönüşümüne ilişkin’ kanun tasarısında, yasak askeri bölgeler ile güvenlik bölgelerinin TOKİ ile belediyelere devrinin önünü açtı. Tasarı 12 Eylül’ün ‘Milli Komitesi’ni de bitiriyor

Hükümet tarafından hazırlanan ‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun Tasarısı’, Meclis Başkanlığı’na gönderildi. Tasarının ‘tespit, taşınmaz devri ve tescil’i düzenleyen 3. maddesi askeri yasak bölgeler, güvenlik bölgeleri ile askerin atıl durumdaki gayrimenkullerinin belli şartlar altında TOKİ ve belediyelere devrine olanak sağlıyor.

Akşam Gazetesi’nin haberine göre, tasarı sadece ‘afet riski’ ile sınırlı tutulmadı, yeni yerleşim bölgesi olarak kullanılmaya uygun alanlar da ‘rezerv alan’ kavramıyla yer buldu. Afet riski taşımayan alanların da ‘rezerv alan’ kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na tahsisinin önü açıldı.

Bakanlık, ‘Milli Savunma Bakanlığı İskan İhtiyaçları İçin Sarfiyat İcrası ve Bakanlıkça Kullanılan Gayrimenkullerden Lüzumu Kalmayanların Satılmasına Selahiyet Verilmesi Hakkındaki Kanun’ ile ‘Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu’ kapsamındaki yerlerle ilgili talepte de bulunabilecek.

‘OLUR’ VARSA TAMAM

Milli Savunma ve Maliye bakanlıklarının ‘olur’u halinde, Genelkurmay’dan kuvvet komutanlıklarına varana kadar şehir içinde bulunan askeri alanlar da Çevre Bakanlığı’na tahsis edilebilecek. Bu yerlerden yeni yerleşim, afet riski taşıyan alanlar bakanlığın talebi üzerine TOKİ’ye ve belediyelere bedelsiz olarak devredilecek.

http://www.muhalifgazete.com/31043-Askere-TOKi-darbesi.htm

FATİH ALTAYLI MEYDAN OKUDU


Davadan korksak

Fatih Altaylı, kendisine 50 Bin TL’lik dava açan Genelkurmay Başkanı Necdet Özel‘e köşesinden yanıt verdi!

*****

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, birkaç hafta önce yazdığım bir yazıdan ötürü beni dava etmiş.

Bizim yazma hakkımız ne kadar kutsalsa, onların da yazdıklarımızdan memnun olmayıp yargı yoluna başvurma hakları da o kadar kutsal.

Bu yazılarımdan ötürü açılan ne ilk dava, ne de son olacak.

Cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, işadamları, üst düzey asker veya sivil bürokratlar, kimler beni dava etmedi ki!

Davadan korksak, kalemi elimize almayız.

Çok şükür “yazılarıma hiç dava açılmadı” diye övünen gazetecilerden değilim.

Övünsem övünsem büyük bölümünden beraat etmekle, yani “doğru söylemiş olmakla” övünebilirim.

Ve tabii, “Fatih Bey, davayı kaybederseniz ödeyeceğiniz tazminata karınca kararınca biz de katkıda bulunmak isteriz” diye adıyla sanıyla, adresiyle mail atan binlerce okurla.

ORG. ÖZEL’DEN FATİH ALTAYLI’YA DAVA


Genelkurmay Başkanı, kendisine ‘hak ederek o mevkilere gelmedi’ diyen Altaylı’ya tazminat davası açtı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Afyonkarahisar’da 25 askerin şehit düştüğü patlamanın ardından kaleme aldığı ve 9 Eylül 2012’de yayımlanan "Schopenhauer Haklıymış" başlıklı yazıyla kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle gazeteci Fatih Altaylı ve Habertürk gazetesi aleyhine 50 bin liralık manevi tazminat davası açtı.

Özel’in avukatı Umut Kemal Yıldırır‘ın açtığı davanın dilekçesinde, Altaylı’nın, "Ya Genelkurmay Başkanı’na ne demeli!.. Kendisine emanet 25 evlat pisi pisine ölüyor. Umurunda değil. Büyük ihtimalle ‘Astlarımdan biri hata yapmışsa bana ne!’ diyor", "Dediğim gibi Schopenhauer haklıymış aslında. Anladım ama geç anladım. ve bu adamların neden asla ve asla istifa etmediğini de biliyorum artık. Etmez, çünkü hiçbiri yetenekleriyle, hak ederek, kazıyarak gelmediler o mevkilere" ifadelerinin de bulunduğu bazı bölümler aktarıldı.

Köşe yazısında kullanılan ifadelerin tahkir ve tezyif niteliğinde olduğu ifade edilen dilekçede, "Dava konusu makalede kullanılan dil ve ifadelerin, son derece kışkırtıcı ve kaba olduğu aşikardır. Yazıyı kaleme alan Fatih Altaylı’nın, haksız bir kişisel saldırı için basındaki kalemini araç olarak kullandığı açıktır" ifadeleri yer aldı.

"Altaylı’nın, sık sık sübjektif yorumlarla Özel’in kişiliğini hedef aldığı" savunulan dilekçede, "kullanılan ağır, haksız ve çirkin ifadelerin eleştiri sınırları içerisinde görülemeyeceği" ileri sürüldü.

Dilekçede, şunlar kaydedildi:

"Köklü tarihe ve şanlı bir maziye sahip Türk Silahlı Kuvvetleri ailesinin her bir personelinin rütbesi ve görevi ne olursa olsun hukuken korunması gereken kişilik haklarının bulunduğu izahtan varestedir. Davalı gazetecinin, aziz Türk milletinin gözünde Genelkurmay Başkanlığı makamını küçük düşürmeye çalıştığı, kullandığı ifadelerdeki üslubu bilerek ve isteyerek, incitici olarak seçtiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, müvekkilim Orgeneral Necdet Özel hakkında, davalı Fatih Altaylı tarafından küçültücü değer yargısında bulunulduğu, davalı Fatih Altaylı’nın eyleminin objektif eleştiri kapsamında olmadığı, doğru ve haklı bir amaca yönelik bulunmadığı, bu sebeple dava konusu yazının hukuka uygunluk sınırı içinde bulunmadığı tartışmasızdır"

ASKERHABER / ANKARA

Tayyar’dan subaylara çirkin saldırı


AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar, bazı subayların terfi uğruna terör örgütü PKK ile anlaştığını iddia etti.

Beyaz TV ekranlarında yayınlanan Beyaz Haber Müdürü Bülent Çöltekin’in sunduğu 1′e Bir programının bu haftaki konukları.

AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar ve CHP Eski Milletvekili Berhan Şimşek’ti. Programda terör saldırıları ve terörle mücadele masaya yatırıldı. Tayyar, bazı subayların terfi uğruna terör örgütü PKK ile anlaştığını iddia etti.

‘Bir çok yerde bazı Karakol komutanları belki terfilerini düşünerek, belki başka sebeplerle terör gruplarıyla anlaşabiliyorlar ‘ diyen Şamil Tayyar, ‘Diyorlar ki; siz buraya dokunmayın. Özellikle kaçakçılığın yapıldığı, uyuşturucu trafiğinin güzergahındaki bazı Karakollarda rahat geçiş yapılmasına göz yumalım. Sizde bu Karakollara saldırmayın. Dolayısıyla burası sorunu olmayan, şehit verilmediği olaysız bir bölge. Ağustos’ada ne kadar kaldı ki… Ben bir 8-9 ay, neyse 2 sene idare ederim diyorlar. Bunlar TSK’nın kendi tespitlerinde de var ‘ iddialarında bulundu.

Berhan Şimşek, Tayyar’ın bu sözlerine tepki göstererek şöyle konuştu:

‘Bu sözleriniz sadece kanımızı dondurmuyor. Kanın ötesinde aklımızı da donduruyor. Zaman içerisinde bu tür ilişkiler şunun için kurulurdu: Size ben dokunmam bu işleri yapın ama bana istihbarat getirin. Şimdi o insiyatif elden kaybedilmiş vaziyette. Bunlar geçmiş dönemlerde yapılmıştır. Böyle içtiği sütü bozan 3-5 kişi çıkmış olabilir ama bütün bir anlayış içerisinde bunun olabilmesi mümkün değildir.’

TSK’DAN TARAF’A ‘SOBA BORUSU’ CEVABI


ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dempsey

Genelkurmay Başkanlığı, ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey’in Türkiye ziyareti sırasında sarf ettiği iddia edilen sözlere ilişkin bugün Taraf Gazetesi’nde yer alan haberle ilgili açıklama yaptı.

TSK’nın açıklaması şöyle:

27 Eylül 2012 tarihli bir gazetede; ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Martin E. Dempsey’in, geçtiğimiz hafta gerçekleşen Türkiye ziyareti esnasında, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e “Terörle Mücadele için bu soba borusu halinden çıkın”, “Terörle mücadeleye yönelik Emniyet, Genelkurmay, MİT ve Dışişleri arasında koordinasyon eksikliğinden kaynaklı istihbarat hataları var” şeklinde ifadelerde bulunduğu iddia edilmektedir.

Misafir ülke Genelkurmay Başkanlarının, ziyaretleri sırasında, ev sahibi ülkedeki muhataplarının kendi güvenlik meseleleri ile ilgili eleştirilerde bulunması söz konusu değildir. Bahse konu iddia tamamen gerçek dışıdır.

Ayrıca, Başbakanlığın Genelgesi ile terörle mücadelede istihbarat desteği kapsamında Genelkurmay Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, MİT Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü ve ast birimleri arasında çok yakın ve koordineli bir işbirliği tesis edilmiştir. Bu kapsamda, kurumlar arasında düzenli aralıklarla koordinasyon toplantıları yapılmakta, bilgi paylaşımı aksaksız olarak yürütülmektedir.

ASKERHABER / ANKARA

SABAHATTİN ÖNKİBAR : Genelkurmay ne yapabilir? /// CC : @sonkiba r


Soru:

Balyoz ve Ergenekon tertiplerine karşı TSK bir şey yapabilir miydi?

Cevap:

Çok şey yapabilirdi ama yapmadı!

Niçin mi?

Birincisi asker, daha ortada Balyoz şu bu yok iken Ergenekon’dan gözaltına alınan Doğu Perinçek’in kendi sorgusunda sezdiği ya da saptadığı olguyu yani TSK’ya karşı büyük bir operasyon yapılacağını, (üstelik ikaza rağmen) göremedi ya da görmedi.

İkinci husus TSK’nın tam 5 yıl boyunca kendine yapılan psikolojik harekatlara karşı zerre bir strateji ya da taktik geliştirememiş olmasıdır.

Diyeceksiniz ki ne yapılabilirdi?

Kurulan tezgahlar ile ardındakiler, bütün medya Genelkurmay’a çağrılıp canlı yayınlarla isim verilip amaç belirtilerek millete anlatılıp afişe edilebilirdi.

Genelkurmay bunu yapmadı yani F Tipi ile ABD’yi bir türlü ağzına alamadı!

Ama buna hükümet ile ABD çok kızardı mı dediniz!

Öyle düşünür ve hareket ederseniz bugünkü akıbet ile yüz yüze gelirsiniz!

Aynı şekilde Işık Koşaner ile arkadaşlarının yaptığı yani istifa olayı daha önceden yapılmalı ya da sonradan sürdürülmeliydi.

Eğer Koşaner’den sonra ya da önce zincir halinde her atanan Genelkurmay Başkanı milletin karşısına geçip, ihanet ve kuşatma altındayız feveranı ile istifa etmiş olsaydı, emin olun çok değil bu tür istifaların dördüncüsünün akabinde AKP orada kalamaz, istifa etmek zorunda kalırdı.

Ama maalesef TSK’dan bu öngörüyü ve yürekliliği göremedik!

Ve gelelim bugüne?

Genelkurmay Balyoz’da verilen malum hükmün sonrasında dün yaptığı gibi “üzüntülerini paylaşıyoruz” şeklinde suyuna tirit bir açıklama ile bu olayı geçiştiremez çünkü bu olay TSK’nın itibarına suikast davasıdır ve davada hukuk değil siyaset egemendir.

Emin olun Genelkurmay şayet geçiştirirse bu onay ya da kabullenme olarak algılanacaktır.

Peki ne mi yapılabilir?

Necdet Özel bütün televizyonları Genelkurmay’a çağırır ve Balyoz’daki uyduruk iddianamede yer alan 1600 küsur iddiayı deliller ışığında bir bir çürüterek ve bu cezayı veren hakimlerin kimliği ile amaçları budur diyerek istifa edebilir.

Emin olun Özel bunu yaparsa TSK’nın onurunu kurtaran kahraman olarak tarihe geçer. Değilse Hilmi Özkök ve Aytaç Yalman gibilerle anılır!

***

AKP’ye söverek kurtulamazsın Ahmet Altan!

Ahmet Altan’ı bu aralar dehşetle izliyorum.

Birkaç aydır neredeyse her gün Tayyip’i dövüyor.

Sakın hidayete erdi sanmayın, film başka!

Ahmet güya AKP’ye muhalefet ederek Balyoz ile Ergenekon’da yaptıklarını unutturmak istiyor.

Orada dur Ahmet, onları Tayyip’i eleştirerek unutturamazsın!

TSK’ya yapılan uluslararası operasyonun Türkiye ayağında sen de varsın!

Taraf Gazetesi o amaçla kuruldu ve sen o gaye ile o gazetenin başına getirildin, yayınların ortada!

Mehmet Baransu gibi kimlerin görevlisi olduğu bilinen Balyoz belgeleri hamalına Taraf’ta kollarını açan ve dezenformasyon yaptıran sensin!

CIA ve Pentagon ile F Tipi Örgütün o sözde belgelerini servis eden sensin!

Ve şimdi sen, yaptıklarını unutturmak için imaj yapıyor ve Tayyip’e vuruyorsun öyle mi?

Yemezler Ahmet Efendi yemezler!

Gün gelecek hukuk önünde yaptıklarının hesabını bir bir vereceksin!

Bu arada güya demokrasi adına Tayyip’i eleştirirken, F Tipini hala niçin baş tacı ediyorsun Ahmet? F Tipi örgüt ya da cemaat mi demokrat güldürme beni!

Paranı onlar veriyor ve sahibin öyle istiyor diye değil mi?

***

Tayyip-Cemaat kavgasında bilinmeyenler

Yakından biliyorum.

1990′larda Tayyip Erdoğan F Tipi için öcü ve nefret abidesiydi.

Bir tek Cemaat mensubu bile o yıllarda Tayyip’e oy vermedi.

Aslında F Tipini inşa eden, Milli Görüş ve Erbakan’a karşı olsun diye CIA ile Kenan Evren’di.

Peki sonradan niye mi kolkola girdiler?

Efendi ABD öyle istedi de ondan!

Bunların ki, yol arkadaşlığı ya da ortak düşmana ittifak olayı.

Ancak ne zaman F Tipi örgüt Tayyip’in önüne geçti ve asıl patron benim dedi, Erdoğan o dakika Cemaate mesafe koydu.

Cemaati en çok kızdıran MİT’i topyekün fethetme projesine Erdoğan’ın dur demesi.

Keza Cemaat 2023 siyasi planlamasını kendi yapmak istedi, Erdoğan o talebe de yok ben yapacağım diyerek karşı çıktı.

Öyle olunca Cemaat düğmeye bastı ve Tayyip Erdoğan kanser ameliyatındayken Hakan Fidan’ı tutuklamak istedi.

Amacı Fidan’ın akabinde Erdoğan’ın etrafını çevirmek ve Abdullah Gül ile beraber yola devam etmekti.

Tayyip Erdoğan karşı hamle ile bunu püskürttü ve malum önlemleri aldı ki son olarak F Tipi endişesi ile koruma grubunu bile topyekün dağıttı.

Erdoğan’ın Özel Yetkili Mahkeme operasyonu ise kendini kurtarmak için, TSK Erdoğan’ın umrunda değil zira o projede patron ABD.Dolayısı ile mesela Balyoz ve Ergenekon yargıçlarına hiç dokunmadı.

Bugün itibari ile Tayyip ile Cemaat arasında güven bunalımının ötesinde ciddi bir çatışma var. Ancak buna rağmen iki taraf da bu çatışmayı açık etmiyor çünkü Erdoğan açısından eşikteki üç seçim, F Tipi açısından da Tayyip’le kavgalı görünerek iş dünyasındaki itibarının zedelenmemesi ve topladığı yüzlerce milyon dolarlık yardımların zarar görmemesi.

Erdoğan’ın dersaneleri kapatırım resti de bu bağlamda yorumlanmalıdır.

Ancak bu iki yapı o kadar birbirinin içine geçti ki bir anda kopmaları ve açıktan hasım olmaları zor.

AYDINLIK

GENELKURMAY’I GÜLDÜREN SUÇLAMALAR


Savcılar ‘casus’ diye onlarca askeri tutukladılar sonra Genelkurmay’a sordular

Kamuoyunda (SÖZDE) ‘askeri casusluk’ olarak bilinen İzmir’deki soruşturmanın ayrıntıları ortaya çıkıyor. 25 yaşında üniversite öğrencisi Narin K. (fotoğrafta) adlı genç kızın 2 bin 500 askeri yönettiği iddia edilen soruşturmada ilk iki dalgada 23 muvazzaf askerinGizli belge temin etmek’ten tutuklanması üzerine Genelkurmay, Savcılıktan söz konusu belgeleri istedi.

35 klasör ve 3 DVD’yi tek tek inceleyen Adli Müşavirlik, “Belgelerin nerede, nasıl, ne zaman ele geçtiği bilinmeden işlem yapılamaz” sonucuna ulaştı. Operasyonları sürdüren Savcılık 295 muvazzaf askeri sorguya aldı, 58’ini tutuklattı. Ardından Genelkurmay’a 22 klasör dolusu belge göndererek, ‘Gizli olup olmadığını’ sordu. Asker kişilerin ‘Gizli belge sağlama’ suçundan tutuklanmalarının ardından bunun sorulması kararğahı şaşırttı. Savcılığın ifade için çağırdığı, 24 muvazzaf askerin halen ifadeye gitmediği de öğrenildi.

Soruşturmaya ilişkin bilgi veren askeri kaynaklar, Genelkurmay’ın soruşturmanın yapıldığını Mayıs 2012’de öğrendiğine işaret ederek Başsavcılığın talebi üzerine Genelkurmay Adli Müşavir Vekili’nin 8 Haziran 2012’de İzmir’de savcı ile görüştüğünü belirtti.

Kaynaklar, soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmemesi amacıyla başsavcı ile görüşen Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavir Vekili’nin elde ettiği bilgileri sadece Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’e arz ettiğini kaydetti. 13 Haziran’da gruplar halinde birçok askeri personel hakkında gözaltı kararı alındığını belirten kaynaklar, 25 Haziran’da Genelkurmay’ın Başsavcılığı’na gönderilen yazıda, askeri yargının görev alanına giren suçlarla ilgili işlem yapılmak üzere soruşturmanın gizliliğini etkilemeyeceği değerlendirilen belgeleri talep ettiği ifade etti.

35 KLASÖR İNCELENDİ

10 Temmuz’da 35 klasör ve 3 DVD belgenin Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nce teslim alındığına işaret eden kaynaklar, incelemenin ardından şu tespitlerde bulunulduğunu kaydetti: “Belgelerin şüpheli olarak hakkında işlem yapılan askeri personel ile nasıl ilişkilendirildiğinin mevcut belgelerden anlaşılamadığı; Belgelerin nerede, ne şekilde ve ne zaman ele geçtiğine ilişkin bilgi olmadan belgelerin gerçek olup olmadığı ile gizlilik derecesi konusunda bir inceleme yapılmasının anlamsız olacağı; İddianame tanzim edildiğinde hangi şüpheli askeri personelin ne ile suçlandığı ve hakkındaki delillerin kuvvetli olup olmadığı konusunda sağlıklı bir değerlendirme yapılabileceği; Bu aşamada belgeler ve görüntüler ile ilgili adli ve idari işlem yapılmasının uygun olmayacağı değerlendirilmiştir

Kaynaklar, ifade için çağrılmasına rağmen bir kısmı yurt dışında bulunan 24’ü muvazzaf, 2’si emekli olmak üzere toplam 26 personel henüz savcılığa gitmediğini kaydetti.

GİZLİ Mİ DİYE SORDULAR

Kaynaklar, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 13 Ağustos 2012 tarihli yazısı ile, suç örgütü adına faaliyette bulunan şüphelilerin örgüte kazandırdıkları bilgi ve belgeler olduğu belirtilerek gönderilen 22 klasörün içinde bilgi ve belgelerin gizlilik değerinin tespitinin istendiğini vurguladı.

KAYNAK: MİLLİYET

CIA TÜRKİYE UZMANI HENRY BARKEY : AKP İLE ANLAŞARAK TÜRK ORDUSUNU KAFESLEDİK … /// CC : @vardiyabi zde @BalyozGercekler @rodrikdani


SABAHATTİN ÖNKİBAR : 400 casus tezgahın ardındakiler /// CC : @sonkibar


Yine yurt dışından gelen isimsiz bir elektronik posta ihbarı !

Yine (sözde) deliler dijital.

TSK’da var olduğu ileri sürülen 400 casus ile alaklı soruşturmadan söz ediyorum .

İlginçtir koskoc genraller 23 yaşında olan genç bir hanımı emrinde casusluk yapmışlar , öyle deniliyor .

Daha sı, ne MİT , ne polis istihbaratı , ne de Genelkurmay ile jandarma istihbaratı , bu ajan ordusunu tespit edememiş ve olay yurt dışından gelen bir elektronik posta ile ortaya çıkmış iyi mi!

Söyleyin lütfen nasıl inanalım bu hadiseye ?

Üstelik önümüzde Balyoz ve Ergenekon benzeri tezgah örnekleri mevcut iken!

Açıklıkla söylüyorum eğer iddia edildiği gibi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bütün sırlarını bilen kurmay başkanı Koramiral Veysel Kösele bile ajan diye tutuklanıyor ise bu iş demektir.Yok eğer tersi yani bütün bunlar tezgah ise yine de eyvah demek gerekmiyor mu ?

Uludere ve Afyon patlaması soruları üzerine ” Aman Paşamızı ve Ordumuzu yıpratmayalım ” diye Başbakan ‘ a soruyorum , Ordu hangi olayla yıpranıyor ?

Ve tabii ki Genelkurmay Başkanı Necdet Özel derhal bir açıklama yapmak zorundadır.

Türklerde devlet algılanan binlerce yıllık şanlı mazilli Orduyu kesin tespit ve hüküm olmadan darbe-fuhuş ve casusluk ile özdeşleştirmek gerçekte ona yani itibarına suikast yapmak degil midir ?

Burada sorulması gereken bir başka soru da casusların kimler için çalıştığı ve ne tür bilgileri servis ettiğidir!

İlginç bu konuda tek bir bilgi sahibi ve hatta iddia bile yok!

Anlayamadığım bir başka şey de yurt dışından gelen isimsiz elektronik posta ihbarlarının kimi savcılarımız tarafından ibadet vecdi ile ciddiye alınması ve anında harekete geçilmesidir.

Varsa bir yanlış elbette üstüne gidilecek lakin bu olay bana TSK’yı itibarsızlaştırma adına fevkalade zorlama bir teşebbüs gibi geliyor.

Martin Dempsey niye geldi?

Bu aralar Türkiye ABD’li komutan ile istihbaratçılarının adeta ikinci vatanı.

Nerede ise her ay üst düzey bir ziyaret var.

Dikkat edin İngiliz , Alman , Fransız , Rus ya da yokken Çin’li tek bir ziyaretçi yokken ABD’liler Ankara’ya postu sermiş durumda!

Peki ABD gibi emperyal ülkenin bu yoğun ilgisi niye mi?

Mehmetçiği bütün Ortadoğu ve hatta Ön Asya’da kullanmak için!

Pentagon’un yeni konseptinde artık kendi askerleri ölmeyecek , müttefik ülke askeleri ölecek ki bölgemizde buna layık görülen ülke Türkiye’dir.

İşte ABD Genelkurmay Başbakanı Dempsey hem bu görevi tebliğ hem Suriye bağlamında yeni taktikler , hem de İran’a karşı izlenecek yol haritası için Ankarada’dır.

Martin Dempsey bu ziyaretinde sadece yapılacakları , mesela K.Irak’a kara harekatina ülkesinin asla izin vermiyeceğini bir kere daha tebliğ etti.Keza Dempsey

Malatya’daki Füze Kalkarının Katar ve İsrail’de kurulmakta olan benzer iki radarla aynı sistememin içine alınmasını da bu gezi ile karar altına aldırmış.

Turgay Ciner , Tayyip’e böyle teslim!

Mit eski Müşteşan Şenkal atasagun’un kriminal dediği Habertürk Yayın Grubunun patronu Turgay Ciner ilginç bir portre .

İş yaşamı oto yedek parçacısı olarak başlamış ve birden kanatlanmış.

Bir ara Turgut Yılmaz’ın çok yakını diye anılan ve onun ricası ile Muharrem Sarıkaya’yı Ankarada’ki mutedemedi yapan Ciner’in malum maden ve enerji alanlarında büyük yatırımları var , dolayısı ile de ikida bağımlı bir işadamı.

Öyle ki Ciner her sene onlarca milyon dolar zarar etme pahasına sırf iktidarlar üzerinde etkili olmak ve maden ile enerji işlerini rahat sürdürmek adına medya sektörüne girdi.

Ecevit döneminde gölge Başbakanı Hüsamettin Özkan’ın damadı oln Turgay Ciner fikren Akp’ye uzak ancak Tayyip Erdoğan’la Cüneyt Zapsu aracılığı ile ilişki kurmuş.

İki gün önce yakın çevresinden dinlediğime göre bir ara bağımsız yayın yapan Habertürk Grubu patronuna , iktidarın zirvelerinden sert bir rüzgar esmiş ve Ciner de bu rüzgara anında mukabele etmiş!

Nasıl mı?

AKP’yi eleştirenlere Habertürk ekranını kapatıp , Fehmi Koru , Cengiz Çandar , Salih Tuna , Mustafa Akyol , Nihal Bengisu Karaca ve Ayşe Böhürler gibi AKP sözcüsü isimlere Habertürk’te program yatırarak !

POLİTİKA GÜNLÜĞÜ

SABAHATTİN ÖNKİBAR

Ulusculuk yerine mezhep milliyetçiliği !

Atatürk’ün ilkelerinden biri olan ulusçuluk ya da milliyetçilik Osmanlı bakiyesi olan Anadolu halkalarını bir potada ritip kucaklaştıran milliüniteler devletin çimentosudur çünkü Atatürk’ün milliyetçiliği ırkçılık değil , mensubiyetlik ve birlikte yaşamadır .

Türk Milliyetçiliğini Milosevinç ırkçılığı ile bir tutmak ise en hafif ifade ile cahilliktir.

Buradan hareketle Ahmet Davutoğlu’nun ettiği ”Artık ulusçulukla hesaplaşma zamanıdır ” ifadesinin hiç bir zemini yoktur .

Peki Davutoğlu bu sözü niye mi etti ?

İslam hinterlandındaki şia hattına mı karşı Emperyalizmin talep ettiği yeni sünni hattının inşasını Türk kamuoyunda etmek kamufle isedigi için!

Irak’lı Haşimi ile Sudan ‘lı El Beşir’in kucaklanmasından Suudi , Katar , Hamas ve hatta El Kaide’nin sahiplenmesine kadar pek çok fotoğraf bunun delilidir .

Ergenekon sanığı Yanardağ’dan ilginç sözler: Deniz Kuvvetleri’nde tutuklanan subayların yüzde 70 ‘i Alevi


Ergenekon davası tutuksuz sanığı Yurt Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, 12 Eylül’ün yıldönümü dolayısıyla CHP Kağıthane İlçe Başkanlığı’nın düzenlediği panelde ilginç açıklamalarda bulundu.

Ergenekon, Balyoz, Poyrazköy gibi darbe davalarında tutuklanan generallerin genelde Kemalist olduğunu ileri süren Yanardağ, "Deniz Kuvvetleri’nden tutuklananların yüzde 70’i ne tesadüftür ki Alevi’dir." dedi. Tutuklu subay ve generallerin sanıldığı gibi Türk milliyetçisi olmadığını söyleyen Yanardağ, bu konuda tutuklu sanık Yarbay Mustafa Dönmez’i örnek gösterdi. Dönmez’in Devrimci Yol taraftarı olduğunu vurgularken şu olayı anlattı: "Askeri liseyi bitirdikten sonra babasının karşısına geçiyor, ODTÜ’ye gidiyor. 1975’te ülkücüler ODTÜ’yü ele geçirmek için bir saldırı yapıyor. İlk büyük saldırıdır bu. Muammer Şemsek’in vurularak felç olduğu, tekerlekli sandalyeye mahkum olduğu saldırıdır. O çatışmada vuruluyor bu Mustafa Dönmez. Babası Dönmez’i alıyor bu sefer okuldan tekrar askeri okula veriyor. Bize milliyetçi, aşırı milliyetçi diyorlar. Bu tutuklanan askerlerin hemen hemen tamamı Kürt sorununu barışçıl bir biçimde çözmekten yanaydı. Hatta gerekirse Abdullah Öcalan ile masaya oturup çözmekten yanaydı."

Hükümete ağır hakaretlerde bulunan Merdan Yanardağ, konuşmasında Baas rejimiyle ilgili de değerlendirmeler yaptı. Baas’ı ‘Ortadoğu’da bir tür Arap Kemalizm’i’ olarak nitelendiren Yanardağ, o ülkelerin Türkiye’deki Cumhuriyet devriminin modelini izlediklerini belirtti. "Biz Türkiye’de devrimi yapamadığımız için karşı devrim yaptılar, 12 Eylül’ü gerçekleştirdiler. Yeşil kuşak projesinin insan kaynağını ülkücüler ve İslamcılar oluşturdu." görüşünü savunan Yanardağ, Türkiye’nin Suriye politikasını ise eleştirdi: "Esed rejimi herkesin barış içinde yaşadığı bir rejimdi, ne hale getirdiler."

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: