Etiket arşivi: hizbullah

EL-VATAN GAZETESİ: HİZBULLAH SURİYE’DE SAVAŞIYOR


İRAN ANALİZ / Suudi Arabistan’ın el-Vatan Gazetesi başyazısı tevil götürmez bir şekilde Hizbullah örgütünün Suriye’deki hadiselere aktif bir şekilde katıldığını yazdı. Bunun nasihat veya irşad değil de halihazırda yaşandığı gibi katliamlara karışmak şeklinde olduğunu söyledi. Özgür Suriye Ordusu ve Lübnan içindeki kaynaklar da şimdiye kadar içlerinde Saha Komutanı da dahil olmak üzere yüzlerce Şii Hizbullah örgütü mensubu militanının Suriye halkını katlederken çatışmalarda öldürüldüğü yönünde kamuoyuna bilgiler verdi.

Suud el-Vatan gazetesi başyazısında 19 Ekim 2012 tarihinde Lübnan’da İç İstihbarat birim komutanı General Visam Hasan’ın öldürüldüğü suikasta da işaret çekildi. Bu katliamda şüphe getirmez işaretlerden birisinin de bunun arkasında Suriye ve İran ile Hizbullah’ın oynadığı rol olduğu belirtildi. Amacın Suriye’deki krizi buraya taşımak olduğuna dikkat çekilen yazıda General Hasan’ın bu çirkin planı deşifre eden kişi olduğu yazıldı.

Yazıda mezhep fitnesi çıkartmak, Lübnan’ı geçmişte olduğu hale döndürmek, Suriye devrimini içine çektiği savaş sahasına çevirmek, Lübnan’ı uluslararası muhaberat örgütleri ve çatışmalarının buluştuğuy yer haline döndürmek gibi sair sebeplerle işler çeviren Hristiyan eski bakan Mişel Simahe’nin yakalanmasına da değinildi. Hizbullah-Esed müttefiki terörist Simahe, tonlarca bombayla, terör planlarıyla, paralarla ve Suriyeli General Ali Memlük-Büseyne Şaban’dan aldığı emirlerle terörist eylemler yapamadan suç üstü yakalanmıştı.

Başyazı bu duruma da değinerek Simahe-Memluk planının başarılı olamadığını, General Hasan suikastıın bu başarısızlığın bir intikamı olduğuna işaret edildi. Suikastı yapanların Lübnana ve istikrarına komplo kuranlar olduğunu, böylece Suriye hadiselerine direk karışanlar aracılığıyla projelerinin ikinci ayağına geçmek istedikleri kaydedildi. Suriye’ye sınır Şii köylerinin Hizbullah örgütünce kullanıldığı belirtilen yazıda, bunun Hizb tarafından sözde onları devrimcilerden korumak iddiasıyla yapıldığı belirtildi.

Başyazıda vatandaşları korumanın devletin görevi olduğu hatırlatılarak dünyanın neresinde bir örgütün kalkıp da sözde birilerin koruma adına böylesi bir iş yaptığı soruldu. Yine yazıda Hizbullah militanlarının sözde sadece Lübnanlıları korumak göreviyle yetinmediğine de işaret edildi. Sözde Suriye ile sınırdaki bu insanları koruma iddiasının yanı sıra örgütün Humus, Kusayr, Zebedani gibi yüzlerce kilometre sınırdan uzak Suriye topraklarının içinde direnişçilerle savaştığı gerçeğine vurgu yapıldı. Tüm bunlar da gerçekte Hizbullah örgütü ve genel sekreterinin iddialarının ne denli doğruluktan uzak ve manipülatif olduğunu gözler önüne seriyor.

Yazıda işaret edilen iddianın aksine gözlemciler Lübnanlı Şii köylerin Hizb tarafından üslere döndürüldüğü, buradan Esed güçlerine destek verilerek Suriye içinde katliamlar yürütüldüğü, sınırdan masum mültecilerin geçişine engel olunduğu ve direnişçilere darbe vurulduğu gerçeğine dikkat çekiyor.

HİZBULLAH KATYUŞA FÜZELERİ SURİYE HALKINI VURUYOR


İRAN ANALİZ / Esed rejimine militanları, lojistik, mühimmat desteği, medya ve yetişmiş eleman istihdamının yanı sıra şimdi de füzeleriyle Şii Hizbullah örgütünün Suriye’deki vahşete katıldığı yönünde güvenilir kaynakların haberleri yayımlanmaya başladı. Independent adlı İngiliz gazetesinin Özgür Suriye Ordusu ve sahadaki kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Hizb bu ayın ortalarında Lübnan-Suriye sınır bölgesinde Esed işgal güçleriyle birlikte büyük bir saldırıya kalkıştı. Saldırıda Şii örgüt Katyuşa tipi füzelerle Suriye içindeki sivil yerleşim yerlerini bombaladı.

Habere göre Lübnan sınırındaki köyleri ve geçiş noktalarını ele geçirien Özgür Suriye Ordusuna yönelik birçok başarısız girişimde bulunan Esed güçleri ve Hizbullah teröristleri ciddi zayiatlar verdi. Bunun üzerine buralara yönelik büyük sayıda güçlerle daha büyük bir taarruz hamlesinde bulunuldu. Hizbin elindeki Katyuşa füzelerinin de kullanıldığı saldırılarda Hermel bölgesi ve sınırda Özgür Ordunun konuşlandığı sanılan yerler hedef alındı.

İngiliz gazetesi Lübnan Arsal beldesindeki bir Özgür ordu mücahidinin herkesin Suriye topraklarında Hizbullah militanları bulunduğunu bildiği cümlesini aktardı. Son haftalarda durumun çok fazla değiştiğini ve darbe alan Hizbin bu sebeple çok daha fazla sayıda militanını Suriye sınırı içinden buraya gönderdiğini aktardı.

Veriler ve deliller hiç bir şüpheye mahal bırakmaksızın çok sayıda Hizb teröristinin Suriye içinde Esed rejim güçleriyle halkın katledilmesinde savaştıklarını gösteriyor. Örneğin geçtiğimiz ay içinde Suriye içinde katliamlara karışırken direniş tarafından öldürülen Hizbin operasyonlar birim komutanı için “cihad görevinde iken” şehit olduğu yönünde resmi açıklama yapılmıştı! Hizbin birçok dini, askeri ve siyasi yetkilisi cenaze törenine katılmış, Lübnan içindeki muhtelif hareketler bunun açıkça Suriye’deki vahşetin parçası olduğu ve Hizbin ihanetinin ifşası şeklinde değerlendirmede bulunmuştu.

Hizbin askeri müdahalesi daha çok sınırdaki Sünni el-Cevsiyye köyü ve diğer civar köylerde konuşlanıyor. Yine Kusayr ve Humus şehirlerindeki direnişçilere gidecek muhtemel silah ve sevkiyat noktalarını da Hizb kontrol altında tutmaya çalışıyor.

Tüm bu gelişmelerle ilgili olarak konuşan Özgür Ordu komutanlarından Ömer Şeyh Lübnan tarafıyla sınır boylarını ve merkezi yerleri kontrol altına almaya çalıştıklarını söyledi. Sınırdaki Şii ve Hizbi destekleyen köyler ise buralara Hizb militanlarının gelmesini istedi. Yine de ciddi bir başarı elde edemeyerek yüzlerce militanını Suriye içinde kaybeden Hizbin bu sefer çok daha büyük bir taarruza geçtiği naklediliyor. Ekim ayı ortalarındaki saldırıda Hizb, Esed rejiminin savaş helikopterleri ve hava desteğinin yardımıyla Suriye içindeki hedefleri füzelerle ve ağır silahlarla hedef aldı. Tüm bunlar da Özgür Ordu ve Suriye direnişi tarafından sahadaki güçler dengesinin kendileri lehine değiştiğinin açık bir kanıtı şeklinde değerlendiriliyor.

Özgür Suriye Ordusu elinde Hizb mensubu 13 kişinin esir bulunduğunu söylerken, Suriye halkına yönelik katliamlara karışmaya ve Esede yardıma devam etmesi halinde Hizbe darbe indirmeye devam edeceğini belirtiyor.

ALİMLER BİRLİĞİ ÜYESİ:HİZBULLAHIN SİLAHI ÇÖZÜMÜ ENGELLEMEKTE


İRAN ANALİZ / Suriye’de yakalanan çeşitli Lübnanlı rehinelerin serbest bırakılması ve ülke içinde mezhep çatışması çıkarmak isteyen Şii/Alevi terör örgütlerinin eylemlerine karşı sağduyu çağrısı yaparak adından söz ettiren Lübnan Müslüman Alimler Birliği giderek etkisini artırıyor. Geçtiğimiz günlerde Sünni kökenli İçişleri İstihbarat Başkanı Tümgeneral Visam Hasan’ın Esed terörünün kurban olması üzere açıklama yapan birlik üyelerinden Şeyh Salim er-Rufai de Lübnan’ın asıl meselesinin hükümetin düşmesi değil Hizbullah’ın silahı olduğunu söyledi.

Şeyh Salim er-Rufai el-Cezire kanalına verdiği demecinde bugün masum Suriye halkını katleden, Lübnan içindeki muhaliflerini hedef alan sözde direniş adıyla meşrulaştırılmaya çalışılan Hizbullah’ın elindeki silahlara dikkat çekti. Konuşmasında Lübnanlı Sünni alim: “Hizbullah’ın silahı bugün ülkenin kalkınması, güvenliği, adaleti, hükümeti ve siyasetine tahakküm etmektedir. Bu da Lübnan’daki bir meselenin çözülmesini engellemektedir, hatta diyelim ki bir geçiş hükümetinin teşkil edilmesini dahi engellemektedir.” dedi.

HİZBULLAH’IN ÇARESİZ MANİPÜLATİF TAKTİĞİ: SÖZDE KEŞİF UÇAK


İRAN ANALİZ / Tüm gücüyle Esed çetelerinin yanında savaşan Hizbullah örgütü Suriye’de her geçen gün üst düzey bir komutanını, yetkilisini ve onlarca militanını kaybediyor. Etnik temizlik saldırılarındaki rolü ve aldığı kayıplar nedeniyle itibarı zedelenen, her anlamda ciddi darbe alan Hizbin keşif uçağı senaryosu ile dikkatleri başka yere çekmeye çalıştığı yorumları yapılıyor. Analizcilerin başarısız bir taktik olarak nitelendirdiği Nasrallah’ın bu adımı; 2006′daki İran-Hizb müttefiki Iraklı Şii milislerin Sünnilere yönelik yürüttüğü geniş çaplı etnik temizlik saldırıları esnasında iki İsrail askerinin kaçırılması hadisesine benzetiliyor. İkisinde de kamuoyu yönlendirilmeye çalışıldı.

Şii dünyasının ve temsilcisi olduğu İran rejiminin, Taklit Merci Ayetullahların, büyük kurumlarının, Hizbullah gibi örgütlerin Suriye katliamı ile birlikte tamamen Esed rejiminin yanında yer aldıkları görüldü. Suriye’nin komşusu olan Lübnan’dan binlerce militanıyla katliamlara destek veren Hizbullah’ın tavrı ise örgütün arkaplanını bilmeyen açısından şok etkisi yaptı. Günler geçtikçe katliamlardaki rolü, Esed’i ayakta tutan en önemli payanda olması gerçeği Hizbullah’a saygı duyan insanları, örgütleri ve ülkeleri hayal kırıklığına uğrattı.

Nasrallah’ın dünyanın gözleri önündeki katliamları yalanlayıp elindeki medya imkanlarını Esed için seferber etmesine rağmen kamuoyunda istenen etkiyi oluşturamadı. Devrimin başlamasından bu yana yüzlerce militanının cesedi tabutlar içinde Lübnan’a geldikçe iç ve dış kamuoyundan Hizbe yönelik baskılar artmaya başladı. Son olarak operasyonlar birim komutanı Ebu Abbas’ın öldürülmesi, Hizbin bunu cihad görevinde iken vurulan şehit diye nitemesi tabuta çakılan son çivi şeklinde değerlendirildi.

İslam dünyası ve dünya kamuoyu Hizbin değil Filistin’i, Kudüs’ü korumak ve Siyonist işgal rejimine karşı savaşmak Lübnan’ı dahi korumak gibi bir gerçek niyeti olmadığını anladı. Velayeti Fakih rejiminin uzantısı olan Hizbin asıl amacının fanatik Şii mezhep algılayışının dayatıldığı, karşıtlarının yok edildiği, Suriye’de olduğu gibi varlığı tehlike altında hissedildiğinde acımasızca bebeklerin, çocukların ve masumların dahi katledilebileceği bir zihniyet dünyasının temsilcisi örgüt olduğu ortaya çıktı. İşte tüm bu baskılar, gerçeklikler ve algılayışlar karşısında Hasan Nasrallah ile örgütü inandırıcı olmaktan uzak bir taktiksel adım attı: sözde keşif uçağı!

Filistin’in işgal edildiği bölgelerde İsrail hedeflerini gözetlediği esnada düşürüldüğü iddia edilen keşif uçağının sahipliğini Hizb üstlendi. İsrail’e göre uçak İran yapımıydı! Kamuoyunu buraya yönlendirmek, Suriye’deki soykırıma verdiği desteği ve burada işlenen devrimi bir nebze de olsa dikkatlerden uzaklaştırmak isteyen Hizb istediği başarıyı elde edemedi. Kimse böylesi bir hikayeyi gereğinden fazla abartarak ciddiye almadı. Çünkü herkes gerçekte Hizbin kim için, kime karşı savaştığı sorusuyla ilgileniyordu. Masum Suriye halkına karşı savaşan Hizbe ciddi darbeler indiren Özgür Suriye Ordusu ve Suriye direnişi de kendi yerel yapımı keşif uçağını ürettiğini daha aylar öncesinde youtube’da yayımladığı video ile kamuoyuna duyurmuştu. Tıpkı Hizb mensuplarının ABD işgali altındaki Irak’ta diğer Şii bölücü örgütleriyle darbe vurmaya çalıştığı Irak direnişinin yaptığı gibi! Irak direnişi de kendi füzelerini, havan toplarını, silahlarını ve insansız/keşif uçaklarını üretmişti.

İran&Şii lobisinin tantanalarına rağmen siyasi analizcilere göre meseleyi Suriye-İran-Hizb hattından Lübnan-İsrail hattına çekmek isteyen Nasrallah ile örgütü istenen etkiyi oluşturamadı. Analizciler, insansız hava uçağı ile sözde İsrail’e yönelik mücadele yürüttüğü izlenimini vermeye çalışan Hizbin, gerçekte öldürdüğü masum Suriyelinin binde biri kadar bile işgalci öldürmediği gerçeğine dikkat çekiyor. Yine analizciler İran’ın talimatı üzerine yine İran menşeli bir -varlığı tam doğrulanmayan veya bir işe yarayıp yaramadığı dahi tespit edilemeyen- sözde uçağın gönderilmesinin başarı olarak addedilemeyeceği görüşünde hemfikir. Çünkü böylesi medyatik bir kampanyanın gerçekte Suriye’de yaşanan korkunç soykırımları, Hizbin buradaki çirkin rolünü gizleyemeyeceği, örtemeyeceği ve meşrulaştıramayacağı konusunda fikir birliği bulunuyor.

SURİYE DEVRİMİNİ DESTEKLEYEN LÜBNANLILAR HİZBULLAH BAYRAĞI YAKTI


İRAN ANALİZ / 30.000′i aşkın çocuk, bebek, kadın ve masumun acımasızca katledildiği Suriye’de Esed rejimine destek veren Şii Hizbullah örgütüne tepkiler de giderek büyüyor. Son olarak Hizbin operasyonlar birim komutanı Ebu Abbas, beraberindeki bazı militanlar ve Şebbihalarla birlikte Suriye topraklarında Özgür Suriye Ordusu tarafından öldürülmüştü. Katliamlara açık destek veren Hizbullah karşıtı bir gösteri Trablus’tak düzenlendi. Sarı Hizbullah bayrakları yakılırken Suriye devrimine destek sloganları atıldı.

Lübnan’ın kuzeyindeki Trablus şehrindeki el-Kubbe bölgesinde yer alan Hamza Camisinde cuma namazı çıkışında Suriye devrimine destek gösterileri yapıldı. Yüzlerce kişinin katılımıyla başlayan yürüyüş İbni Sina caddesine ulaştı. Hamza Camisi imamı ve Lübnan’daki İslami Uyanış Alimleri Heyeti başkanı Şeyh Zekeriya el-Mısri de gösterilere öncülük etti.

“Açıklamalar değil Silah İstiyoruz” başlığı verilen Cuma gösterilerinin düzenlendiği Suriye devrimine destek için Lübnan’da da gösteriler düzenlendi. Bunlardan birisi olan Lübnan’daki gösterilerde de Esed müttefiki olan Şii Hizbullah örgütüne ait sarı bayraklar yakıldı.

Esed müttefiki Nusayri Alevilerinin bulunduğu ve ara ara Hizbullah örgütünün desteğiyle bölgedeki Sünni bölgelerine yönelik terörist eylemler gerçekleştirdiği biliniyor. Özellikle hassasiyetin ve Sünni nüfusun yoğun olduğu Trablus bölgesinde Esed-Hizb güçlerinin Suriye halkına yönelik herhangi bir yardım kampanyası, mültecilere el uzatma, destek verme, açıklama veya konferans yapma, gösteriler düzenleme gibi hemen her tür faaliyeti sabote etmeye çalıştığı, kimi zaman darb, kimi zaman ise silah ile terörize ettiğine dikkat çekiliyor.

ESED DANIŞMANI ŞABAN, LÜBNAN’DAKİ TERÖRİST EYLEM PLANLAYICISI


İRAN ANALİZ / Tonlarca bomba, terörist eylem planları, milyon dolarlar ve ilişki ağıyla suç üstü yakalanan Esed-Hizbullah müttefiki eski bakan, Hristiyan Mişel Avn hadisesiyle ilgili yeni bilgiler yayımlandı. Lübnan İçişleri İstihbaratı ve enformasyon birimlerinin çalışmasına göre Esedin danışmanı olan Buseyne Şaban da Simahe olayında yer alan isimler arasında yer alıyor.

MTV kanalının dün akşamki üst düzey bir istihbarat yetkilisine dayandırdığını söylediği haberinde şunlar kamuoyu ile paylaşıldı: “Semahe hadisesiyle ilgili bir tutanağa bir ilave tutanak daha yapıldı. Bu tutanaklara askeri savcılık, dosyayı askeri soruşturma çerçevesinde inceleyerek Buseyne Şabanın da ismini ekledi. Dosya Simahe ile Şam arasında gerçekleştirilen telefon görüşmelerinin hepsinin tahlil edilmesini içeriyor.”

Şam’da iken Simahe’nin gerçekleştirdiği Esed rejim yetkilileri ile telefon görüşmeleri dinlendi, bunlar geniş çaplı olarak kayda geçildi. Her konuşmasında Türkiye ve çeşitli ülkeleri suçlayan, rejimin kilit isimlerinden olduğu bilinen Esedin danışmanı Buseyne Şaban da terör saldırısının planlanmasında, patlayıcılar ve olayların tezgahlanmasında önemli rol üstlendi. Hristiyan terörist Mişel Simahe’nin görüşmeleri General Ali Memlük ve Buseyne Şaban gibi üst düzey rejim yetkilileri ile yapıldı. Kayıtlara göre Simahe atılacak adımlarla ilgili Şaban’a bilgiler vermekteydi.

Habere göre Askeri Başsavcı tutuklanması kaydıyla bu dosyayı askeri soruşturma savcısına aktaracak. Şimdiye kadar terörist eylem planlayıcı olduğu açıkça ortaya çıkarılan General Ali Memlük hakkında herhangi bir karar çıkmadığına dikkat çeken kaynaklar bu konunun Esed müttefiki hükümet ile ilişkili olduğuna işaret çekiyor. Yine de Simahe’nin yargılanmasıyla paralel olarak terörist hadisenin bizatihi destekçisi ve planlayıcı olan Esed rejimin daha fazla ifşa olacağı, daha fazla Lübnan içindeki müttefiklerinin açığa çıkacağı yorumları yapılıyor.

Tonlarca patlayıcısı kendi aracında Lübnan’a sokan, buradan ülkede mezhep fitnesini çıkartmak üzere hassas bölgelerde patlatmak üzere planlar yapan Hristiyan bakan Hizbullah müttefiki Mişel Simahe suç üstü yakalanmıştı. Olayın baş aktörü olan General Ali Memlük Milli Güvenlik biriminin başkanlığını yapan Esed rejiminin en önemli isimlerden bir tanesi.

HİZBULLAH’A İNANILMAZ DARBE! OPERASYONLAR KOMUTANI ÖLDÜRÜLDÜ


İRAN ANALİZ / Güvenilir kaynaklara dayandırıldığı söylenen haberlere göre Şii Hizbullah örgütünün operasyonlar birim komutanı Ebu Abbas lakaplı Muhammed Hüseyin el-Hac Nasif dün Suriye topraklarında öldürüldü. Hizbin operasyonlardan sorumlu lideri olan Ebu Abbas’ın devrim başladığından bu yana Suriye’de katliamlarda Esed rejimine destek için bulunduğu Suriye’de direnişçilerde vurulduğu kaydedilirken terörist düzenlenen törenle Lübnan’da gömüldü ve cenazeye dair çeşitli fotoğraflar basında yer aldı.

Suriye’deki vahşetin en ciddi destekçisi ve tarafı olan Hizbullah örgütünün bu ittifakının en üst düzey komutanlarının ülkede bulunmasıyla bir kez daha belgelendiği ortaya çıktı.

Üst düzey komutanı Suriyeli direnişçilerce öldürülen Hizb açıklamasında: “Buday beldesi ve civarındaki halk cihad görevini yaparken hayatını yitiren şehit komutan Ali Hüseyin Nasif (Ebu Abbas)’ın cenaze törenine iştirak etti. Cenazeye Hİzbullah şer’i heyeti başkanı Şeyh Muhammed Yerbek, siyasi meclis başkanı İbrahim Emin, Beka sorumlusu Muhammed Yaği, alimler, partinin siyasi ve sosyal faaliyetlerine katılan yoğun bir kitle katıldı.” dedi.

ESED-HİZBULLAH-Şİİ İTTİFAKI VE KATLİAMLARDA MEZHEPÇİ FANATİZM

Hizbullah ise katliamlarda yer alan en üst düzey komutanının Suriye direnişi tarafından ortadan kaldırılması hadisesine dair yaptığı açıklamasında Şii mezhepçi siyasetinin ulaştığı noktayı gözler önüne serdi. Suriyeli Müslümanları çoluk, çocuk, işyeri cami demeksizin katledip bombalayan Esed rejimine her tür desteği veren Hizb, bunu Şii mezhebinin en üst düzey mercileri, Caferi alimleri ve Hamaney gibi dini liderlerinin fetvalarına göre yapıyor. Buna göre Şiiliğin aşırı bir kolu olan Nusayri Alevisi Esed rejiminin yürüttüğü katliama destek vermek tüm Caferiler yani 12 İmama inanan Şiiler için dini bir sorumluluk! Özellikle İran merkezli Şii mercilerin verdiği fetvalara göre Suriyeli Sünnileri öldürmek, bunların kökünü getirmek Şiiler için beklenen Mehdinin gelmesinin alemetlerinden bir tanesi.

Zihniyet olarak Veliyyi Fakih düşüncesinin savunan Caferi Hizbulah örgütü de bu fetvalar ve İran’dan gelen emirler üzerine binlerce militanını, komutanını, uzmanını ve imkanlarını seferber ederek Suriye katliamlarında yer aldı. El-Hula, Treymise, Tadamun ve nerdeyse ülkenin hemen her yerinde gerçekleşen içlerinde bebeklerin dahi yer aldığı yüzlerce Suriyelinin bıçak-satır ile boğazlandığı katliamlar yaşandı. Bu katliamlardan kurtulan veya görgü tanığı olan veyahut katliama karışıp yakalanarak itirafta bulunanlar mezhepçi fanatizmin geldiği boyutları gözler önüne sermekteydi.

TÜRKİYELİ BAZI CAFERİ TERÖRİSTLER DE ESED SAFINDA YER ALIYOR

Benzer şekilde katliamlara Iraklı Şiilerden, İran Devrim Muhafızlarından ve Hizbullah teröristlerinden başka Türkiye’deki bazı nusayri şebbihaların ve İstanbul dahil çeşitli illerden giden Caferi kökenli vatandaşların yer aldığı haberleri verilmekteydi. Özgür Suriye Ordusu kaynakları karşı tarafta katliama karışırken öldürülen bazı Türkiye Pasaportu ve kimliği taşıyan Şii teröristlerin varlığını doğrulamaktaydı. İran destekli rasthaber, zeynebiye, medyasafak, israhaber, yakindoguhaberi, velfecr gibi irili ufaklı çeşitli siteler, Anadolu Ehli Beyt Alimleri Derneği, Caferi-Der, Tayder vs gibi çeşitli fanatik örgütlerin basın-yayın faaliyetleri, dini hutbeleri, vaazları, açıklamaları ve demeçleri ilişkiler ağını açık şekilde gözler önüne seriyor. Bu kesimler direk bir şekilde Esed rejimini desteklerken Türkiye Cumhuriyeti Devletini, hükümetini hedef almakta, Suriye devrimini destekleyen kesimleri ve şahsiyetleri karalamaya çalışmakta, Sünni Müslümanları tahkir, tezyif ve tehdit eden bir üslub ile mezhepçi bir siyaset yürütmektedir. Bu örgütler ve şebekeye muhatap veya mensubu olan fanatik gençlerin de Caferi alimler ve İran lobisinin destekleriyle Suriye halkına karşı savaşmak için İran-Suriye muhaberatının yardımıyla Esed safında yer aldığı kaydedilmektedir.

Humus ile Kusayr bölgesinde Özgür Suriye Ordusuna bağlı mücahitlerin yol kenarına yerleştirdiği bomba ile hedef alınan Hizbullahın üst düzey komutanı terörist Ebu Abbas ortadan kaldırılmıştı. Operasyonda Al Mustafa ve Al Semahe aşiretlerinden Ebu Abbas’la birlikte katliamlara destek için Suriye’de bulunan bazı teröristler daha öldürüldü ve bazıları ise yaralandı.

Pazar günü akşamından itibaren Beyrut’taki Amerikan Hastanesinde tedavi altına alınan yaralı âl Semahe aşireti kaynakları da olayı doğruladı. Oysa tüm kaynaklar Hizbullah’ın yediği böylesi ciddi bir darbeyi mümkün mertebe kamuoyundan saklayıp detaylar hakkında verilecek muhtemel bilgileri de engellemeye çalıştığına dikkat çekiyor. Aynı şekilde devrimin başladığı Mart 2011 tarihinden bu yana Suriye içinde savaşırken öldürülen yüzlerce Hizb menbusu teröristin tabutlar içindeki cesetleri de Lübnan’a ulaştı. Bunların nerdeyse tamamına yakınının kendi köy, ilçe veya memleketlerinde değil farklı farklı yerlerde gömüldüğü biliniyor. Bazılarının trafik kazası, bazılarının eğitim ve bazılarının ise “cihad görevinde” öldüğü yönünde Hizbin yaptığı açıklamalar ise ölenlerin aileleri ve kamuoyu tarafından inandırıcı bulunmuyor. Çünkü sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte yüzlerce militanının Özgür Suriye Ordusu ve direnişçiler tarafından ortadan kaldırıldığı biliniyor.

Öldürülen Hizb, Mehdi Ordusu, Devrim Muhafızları ve çeşitli Şii örgütlere mensup teröristlerin Suriye halkının katlettiği gerçeği bir kez daha bu hadise ile ortaya çıkmış oldu.

SURİYE DİRENİŞİNİN ÖLDÜRDÜĞÜ TERÖRİST EBU ABBAS KİMDİR?

Hizbin en ileri gelen komutanlarından birisi olan Ebu Abbas kod adlı terörist örgütsel ve askeri yeterliliği ile ön plana çıkan bir isimdi. 80′lerden itibaren İran Devrim Muhafızları safında yer alan Ebu Abbas Beka bölgesindeki askeri kamplarda Hizbullah militanlarını eğitip yetiştiren isimlerin başında geliyordu.

Mezkur şahsın güney Lübnan’da İsrail ile, el-Teffah bölgesinde el-Emel ile savaştığı naklediliyor. Devrimin başlaması ile Suriye’ye geçen Ebu Abbas’ın burada Özgür Suriye Ordusuna karşı savaştığı, katliamları yürütecek Şebbihaları vd Şii teröristleri eğittiği bilgisine yer veriliyor. Yine kendisinin Hizbe muhalif olan kişilerin kaçırılması, tasfiye edilmesi gibi terör faaliyetlerinde de yer aldığı biliniyor.

Ebu Abbas’ın Suriye topraklarındaki mevcut Hizbe bağlı büyük sayıdaki militanların koordinasyonu ve yönetimini de temin ettiği, sürekli hareket halinde olduğu ve bu nedenle uzun süredir direnişten kaçmayı başardığına dikkat çekiliyor.

Hizbullah’ın katliamlara karıştığına dair belgeler, Esed rejimiyle kurduğu ilişki ve mezhepçi fanatizmle hareket ettiği siyasete dair tüm dosya/bilgi/belgeler için sitemizdeki Hizbullah kısmını takip edebilirsiniz.

SURİYE DEVRİMİNE VE HALKA HİZBULLAH’IN VURDUĞU DARBE

Ebu Abbas adlı terörist Suriye içinde halkın katledilmesinde Esed rejimine destek vermekle kalmamaktaydı. Lübnan sınır bölgelerinde Hizbullah militanlarının desteğiyle çeşitli kontrol noktaları oluşturdu. Değil silah veya yardımların geçmesini katliamdan kaçan yaralı Suriyelileri dahi engelledi. Bunların birçoğunu yakalayıp sorguladığı merkezler kurdurtan Ebu Abbas aynı şekilde mültecilere de kan kusturdu.

Böylesi önemli bir görev üstlenen teröristin öldürülmesi de gerek Hizbullah’a gerekse Esed-İran rejimine büyük darbe oldu. Bunun etkileri ve yansımalarıyla ilgili olarak ise öne çıkan hususlar şunlar:

İlk olarak; Şii üst düzey dini, askeri ve siyasi kişilerin cenazeye katılması Hizbin bizatihi kana bulaştığının kamuoyuna ilanı anlamına geliyor. Cihad görevi için bulunduğu iddia edilen terörist Hizb militanlarının öldürülmesi, Suriye’ye hiçbir şekilde asker/silah vs göndermedikleri yönündeki Nasrallahın yalanlarını bir kez daha gözler önüne seriyor. ÖSO, Suriye ve Lübnanlı aktivistlerin sürekli dile getirdiği yüzlerce tabutla ülkeye dönen militanların bulunduğunu yalanlayan Hizbullah cenaze töreniyle yalanları/karapropagandasının altında kalmış oldu.

İkinci olarak; sözde İsrail’e karşı savaştığı iddiasındaki Hizbin böylece aslında yüz tane dahi Siyonist askeri öldüremezken, on binlerce masum çocuk, kadın, sivil ve Suriyeli’yi katlettiği gerçeği ortaya çıktı. Aynı şekilde Lübnan topraklarındaki Sünnilere ve Filistinli direnişçilere, mültecilere karşı da katliamlara karışan Hizbin “direniş” miti ve hikayesi inandırıcılığını yitirdi. Bu aynı şekilde Hizb mensubu Şii kitleler ve ona sempati duyan kesimler açısından da deprem etkisine neden oldu.

Üçüncü olarak; sürekli Türkiye’ye, Suud, Katar ve çeşitli batı ülkelerine Suriye iç işlerine karıştığı yönünde karapropaganda, yalan ve uydurma temelli saldırılar yürüten Hizbin gerçek yüzü bu olayla açığa çıktı. İnsani anlamda sınırlı ölçülerde masum Suriye halkına destek veren ülkelerin bu tavrının aksine değil Lübnan’daki mültecilere yardım etmek, onları katletmek, ortadan kaldırıp Humus başta olmak üzere şehirleri yerle bir etmek noktasında Hizbin teröristleri aracılığıyla katliamlardaki rolü belgelendi. Hizbin patronu İran ve Şii lobisinin “müdahale” hikayesini kendi müdahelelerini gizleme amaçlı çok başarısız bir iddia olarak kullandığı, en büyük komutanlarının terörist eylemdeyken öldürülmesi ile bu iddiasının da yerle bir olduğu görüldü.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: