Etiket arşivi: ilker başbuğ

Ergenekon davasında, Başbuğ’un kullandığı telefonlar takibe alındı


Ergenekon davasında, tutuklu sanıklardan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’a, Genelkurmay Başkanlığı ve 1. Ordu Komutanlığı dönemlerinde tahsis edilen sabit hat ve GSM numaralarının, gizlilik esaslarına dikkat edilerek Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğinden istenmesine karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon Davası’nda gizli tanık Emek’in dinlenmesi işleminin tamamlanmasından sonra mahkeme heyeti sanıklar ile avukatların yazılı taleplerine ilişkin aldıkları ara kararları açıkladı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından okunan ara kararda Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden, Ergenekon davasında tanık olarak dinlenen emekli Orgeneral Tanık Teoman Koman’ın ifadesinde geçen "JİTEM ve Hizbullah konusunda kendisinin komutanlığa gelmesinden önce Jandarma Genel Komutanlığı tarafından bir soruşturma yapıldığı" şeklindeki sözleri dikkate alınarak, bu soruşturmayla ilgili evrakın ile Koman’ın Susurluk Komisyonu’na yazdığını belirttiği yazının gönderilmesinin istenmesine hükmedildi. Mahkeme, Doğan Öz cinayetine ilişkin dosyanın da Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden istenmesine karar verdi.

Ayrıca Adli Müşavirlikten Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı ve 1.Ordu Komutanlığı, Hasan Iğsız’ın ise 1.Ordu Komutanlığı sırasında kendilerine tahsis edilen sabit hat ve GSM numaralarının gerekli gizlilik esaslarına dikkat edilerek gönderilmesinin istenmesi de karara bağlandı. Ergenekon davasının asker kökenli sanıklarının mesleğe başlamalarından bugüne kadar haklarında adli veya idari tahkikat yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa sanıkların ifadeleri ve tahkikatın sonucunun ilgili birliklerinden ve şahsi dosyalarından araştırılarak gönderilmesinin istenmesi kararlaştırıldı.

JİTEM’in kurucularından Binbaşı Ahmet Cem Ersever’in, öldürülmeden önce Aydınlık Dergisi’ndeki beyanları ve daha önce müstear isimli yazdığı "Üçgendeki Tezgah", "Kürtler, PKK ve Abdullah Öcalan" isimli kitaplardaki açıklamaları dolayısıyla herhangi bir idari ve adli tahkikat yapılıp yapılmadığı da Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden sorulacak.

Milli Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı birimlerinin hangi tarihte kurulduğu, herhangi bir isim değişikliğine gidilip gidilmediğinin de bildirilmesini isteyen mahkeme heyeti, eski MİT mensubu Yavuz Ataç hakkında da 10 Ağustos 2004 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde çıkan "Gladyo denen yapıyı yönettim, Gladyo ismi takılan yapının 4 yıl sorumlusuydum" şeklindeki beyanlarıyla ilgili hakkında adli ve idari tahkikat yapılıp yapılmadığının sorulmasına, yapılmış ise ilgili evrakların gönderilmesinin istenmesine karar verildi.

Mahkeme Heyeti duruşmada tanık olarak dinlenen Başkent Üniversitesi Hastanesi’nin eski başhekimi Prof. Dr. Rengin Erdal’ın tanıklık yaptığı sırada kamu görevi yapan tanık Mustafa Bolkan ve diğer bir kısım kişiler hakkındaki beyanları nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.

Ergenekon davasında 6 ve 7 Kasım 2012 tarihli duruşmalarda tanık sıfatıyla dinlenen terör örgütü PKK’nın eski sorumlularından Şemdin Sakık’ın beyanlarının içeriği de dikkate alınarak terörle mücadele görevi yapan Genelkurmay Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderilmesine hükmedildi.

Tutuklu sanık Mehmet Demirtaş’ın, diğer tutuklu sanık Ergün Poyraz’ın akli melekelerinin yerinde olup olmadığına dair rapor alınmasına ilişkin talebinin ciddi bulunmadığından reddine karar verildi.

Tutuklu sanıklardan Muzaffer Tekin’in 8 Ekim 2012 tarihli dilekçesinde Tanık Emrah Özdemi hakkında sarf ettiği beyanları nedeniyle hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyusunda bulunulmasına karar verildi. Mahkeme ayrıca tutuklu sanıklar Mehmet Bora Perinçek, Doğu Perinçek ile avukatlar İrem Çiçek ve Gönül Kerinçsiz’in duruşmada mahkeme heyetine hitaben sarf ettiği sözler nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Toplam 40 ana başlıkta 100’ün üzerinde ara kararın okunmasının ardından duruşmanın 12 Kasım Pazartesi günü saat 09.00’a ertelediği açıklandı.

Ergenekon Davasında, Başbuğ’un Kullandığı Telefonlar Takibe Alındı


Ergenekon davasında, tutuklu sanıklardan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’a, Genelkurmay Başkanlığı ve 1. Ordu Komutanlığı dönemlerinde tahsis edilen sabit hat ve GSM numaralarının, gizlilik esaslarına dikkat edilerek Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğinden istenmesine karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülen Ergenekon Davası’nda gizli tanık Emek’in dinlenmesi işleminin tamamlanmasından sonra mahkeme heyeti sanıklar ile avukatların yazılı taleplerine ilişkin aldıkları ara kararları açıkladı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından okunan ara kararda Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden, Ergenekon davasında tanık olarak dinlenen emekli Orgeneral Tanık Teoman Koman’ın ifadesinde geçen "JİTEM ve Hizbullah konusunda kendisinin komutanlığa gelmesinden önce Jandarma Genel Komutanlığı tarafından bir soruşturma yapıldığı" şeklindeki sözleri dikkate alınarak, bu soruşturmayla ilgili evrakın ile Koman’ın Susurluk Komisyonu’na yazdığını belirttiği yazının gönderilmesinin istenmesine hükmedildi. Mahkeme, Doğan Öz cinayetine ilişkin dosyanın da Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden istenmesine karar verdi.

Ayrıca Adli Müşavirlikten Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı ve 1.Ordu Komutanlığı, Hasan Iğsız’ın ise 1.Ordu Komutanlığı sırasında kendilerine tahsis edilen sabit hat ve GSM numaralarının gerekli gizlilik esaslarına dikkat edilerek gönderilmesinin istenmesi de karara bağlandı. Ergenekon davasının asker kökenli sanıklarının mesleğe başlamalarından bugüne kadar haklarında adli veya idari tahkikat yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa sanıkların ifadeleri ve tahkikatın sonucunun ilgili birliklerinden ve şahsi dosyalarından araştırılarak gönderilmesinin istenmesi kararlaştırıldı.

JİTEM’in kurucularından Binbaşı Ahmet Cem Ersever’in, öldürülmeden önce Aydınlık Dergisi’ndeki beyanları ve daha önce müstear isimli yazdığı "Üçgendeki Tezgah", "Kürtler, PKK ve Abdullah Öcalan" isimli kitaplardaki açıklamaları dolayısıyla herhangi bir idari ve adli tahkikat yapılıp yapılmadığı da Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden sorulacak.

Milli Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı birimlerinin hangi tarihte kurulduğu, herhangi bir isim değişikliğine gidilip gidilmediğinin de bildirilmesini isteyen mahkeme heyeti, eski MİT mensubu Yavuz Ataç hakkında da 10 Ağustos 2004 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde çıkan "Gladyo denen yapıyı yönettim, Gladyo ismi takılan yapının 4 yıl sorumlusuydum" şeklindeki beyanlarıyla ilgili hakkında adli ve idari tahkikat yapılıp yapılmadığının sorulmasına, yapılmış ise ilgili evrakların gönderilmesinin istenmesine karar verildi.

Mahkeme Heyeti duruşmada tanık olarak dinlenen Başkent Üniversitesi Hastanesi’nin eski başhekimi Prof. Dr. Rengin Erdal’ın tanıklık yaptığı sırada kamu görevi yapan tanık Mustafa Bolkan ve diğer bir kısım kişiler hakkındaki beyanları nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.

Ergenekon davasında 6 ve 7 Kasım 2012 tarihli duruşmalarda tanık sıfatıyla dinlenen terör örgütü PKK’nın eski sorumlularından Şemdin Sakık’ın beyanlarının içeriği de dikkate alınarak terörle mücadele görevi yapan Genelkurmay Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderilmesine hükmedildi.

Tutuklu sanık Mehmet Demirtaş’ın, diğer tutuklu sanık Ergün Poyraz’ın akli melekelerinin yerinde olup olmadığına dair rapor alınmasına ilişkin talebinin ciddi bulunmadığından reddine karar verildi.

Tutuklu sanıklardan Muzaffer Tekin’in 8 Ekim 2012 tarihli dilekçesinde Tanık Emrah Özdemi hakkında sarf ettiği beyanları nedeniyle hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyusunda bulunulmasına karar verildi. Mahkeme ayrıca tutuklu sanıklar Mehmet Bora Perinçek, Doğu Perinçek ile avukatlar İrem Çiçek ve Gönül Kerinçsiz’in duruşmada mahkeme heyetine hitaben sarf ettiği sözler nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Toplam 40 ana başlıkta 100’ün üzerinde ara kararın okunmasının ardından duruşmanın 12 Kasım Pazartesi günü saat 09.00’a ertelediği açıklandı.

‘ONLAR ESKİ, BİZ YENİ TERÖRİST OLDUK’


Başbuğ’dan 10 Kasım iletisi

(SÖZDE) Ümraniye davasının tutuklu sanıklarından Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, 10 Kasım nedeniyle yazılı açıklama yaptı.

Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer tarafından geçilen yazılı metinde şöyle denildi;

"Aziz Atam, Ebedi Başkomutanım; Seni sevmek ‘milli ibadettir’. Bu ibadet sadece milli bayramlar ve 10 Kasım günleriyle de sınırlandırılamaz.Çünkü, seni doğru ve tam olarak anlayabilme, ihtiyacını duymaktayız! Duyuyoruz!

Seni anlamak yeterli midir? Türkiye Cumhuriyeti’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar şöyle söylemişti: "Atatürk, seni sevmek milli ibadettir, demiştim. Şimdi, seni anlatmak milli ibadettir, diyorum. Ve gücümün erdiğince onu gençlere anlatmaya çalışıyorum."

Bu konuda karınca kararınca bir şeyler yapmaya çalışarak teselli buluyorum.

Ebedi Başkomutanım; 82 yıl önce Afyonkarahisar’da subaylara şöyle demiştin:

"Subaylar fedakar sınıfının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten evvel onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler.

TSK’nın 26’ıncı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un hapishanede kaleme aldığı “20. Yüzyılın En Büyük Lideri Atatürk” kitabı çıktı. Kitapta, Başbuğ sadece asker ve siyasetçi Atatürk’ü değil aynı zamanda “insan” Atatürk’ü de anlatıyor.

Subayların yaşamak için bir çaresi vardır: Şerefini korumak!"

Bugün görüyoruz ki, dünün eli kanlı teröristleri ‘eski terörist’, senin ordularına onur ve şerefiyle hizmet eden komutanlar ise ‘yeni terörist’ diye anılmaktadır.

Ancak, müsterih ol. Bizlere yapılan bu haksızlıklar Yüce Türk Milletinin vicdanını kanatmakta. Eminiz ki, milletimizin sevgisi ile üzerimizde yeni bir güneş doğacaktır.

Rahat uyu, ruhun şad olsun"

ASKERHABER / HABER MERKEZİ

İLKER BAŞBUĞ’DAN GİZLİ TANIK SAKIK YORUMU


(SÖZDE) Ümraniye davası ile birleştirilen (SÖZDE) internet andıcı davasında tutuklu bulunan Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral lker Başbuğ, pkklı Şemdin Sakık’ın GİZLİ TANIK OLDUĞUNUN ORTAYA ÇIKMASINI Twitter hesabı üzerinden değerlendirdi.

Komutanların teröristlerin gizli tanıklıklarıyla yargılandıkları görünümü ortaya çıkan (SÖZDE) Ümraniye davası yeni bir mecraya girerken, Başbuğ, Şemdin Sakık’ın gizli tanığlığı ile ilgili bir açıklama yaptı.

"ELİ KANLI TERÖRİST TANIK OLDU"

Başbuğ tepkisini, "Türk Ordusu ve onun eski komutanının yargılandığı ‘dava’da idam cezası almış pkknın 2 numarasının gizli tanık olmasından doğal ne var ki?” sözcükleriyle yansıttı.

Başbuğ, "Bir tarafta ömürlerini pkk terör örgütüne karşı mücadele ile geçiren ancak bugün haksız ve mesnetsiz suçlamalarla Ergenekon Davası’nda sanık sandalyelerine oturtulan Türk Ordusunun komutanı ve karargahı. Diğer tarafta bir dönem pkk terör örgütünün ikinci adamı durumunda olan Bingöl’de 1993 yılında 33 erimizin şehit edilmesi için emir veren ancak bugün tanık sandalyesinde oturtulan bir terörist.

Bir tarafta Türk Silahlı Kuvvetlerine komutanlık yapmış 26. Genelkurmay Başkanının ‘Terör örgütü Kurmak ve Yönetmekten‘ suçlanması ve yargılanması, diğer tarafta Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile sanıklarlar hasım durumunda olan eli kanlı bir teröristin Türkiye Cumhuriyeti Mahkemesi’nde dinlenen bir tanık olması. Takdir Yüce Türk Milleti’nindir" dedi.

"HER GEÇEN GÜN AĞIRLAŞMAKTA"

Başbuğ, 10 aydır tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Milliyet gazetesi yazarı Fikret Bila‘ya gönderdiği mektupta ise, "Bu haksızlığın telafi edilmesi de her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır. bu adaletsizliğe bir an önce son verilmelidir" dedi.

İlker Başbuğ,kendisine ‘internet andıcı’ ile ilgili yapılan suçlamaların varsayımlara dayandığını vurgulayarak, "Savcılığa göre andıç kapsamında açılması planlanan sitelerle ilgili çalışmaya son verilmeseydi bu sitelerde suç işlenecekti. Hayret etmeyiniz ileride suç işleneceği iddiasıyla insanlar aylardır tutukludur" dedi.

"İnternet Andıcı"nın Genelkurmay Karargâhı’nda hazırlanan yasal, ancak tamamlanmamış bir belge olduğunu dile getiren Başbuğ, mektubunda şunları söyledi:

"Bu davada üzerinde durulması gereken asıl nokta, söz konusu andıcın içeriğinde suç unsurunun olup olmadığının araştırılması olmalıydı. Andıç sadece iki sayfadan ibaretti ve suç teşkil edecek hiçbir şey yoktu"

ASKERHABER / HABER MERKEZİ

BAŞBUĞ: ‘ATATÜRK’Ü SEVMEK MİLLİ İBADETTİR’


İlker Başbuğ’dan mektup var

Cumhuriyet Gazetesi‘nden Utku Çakırözer‘in yazısı:

*****

Terör örgütü yöneticisi” olduğu iddiasıyla ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle yargılanan emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, 6 Ocak’tan bu yana tutuklu. Bugün, 69 yaşındaki emekli generalin cezaevinde geçireceği ilk Cumhuriyet Bayramı.

‘NE ALLAHLARI VAR NE DE PEYGAMBERLERİ’

Başbuğ, Silivri Cezaevi’nden gönderdiği mektubunda, bu yıl arka arkaya gelen dini ve ulusal bayramlarımızı demir parmaklıklar arasında sevenlerinden ayrı kutlamanın isyanını şöyle dile getiriyor:

“Kin ve nefretin bizleri sürüklediği Silivri’deki tutsaklığımız haksız ve inanılmaz bir şekilde devam ediyor. Kurban Bayramı’nı olduğu gibi Cumhuriyet Bayramı’nı da ailelerimizden, sevdiklerimizden ve bizi sevenlerden yine ayrı şekilde geçiriyoruz. Bu durumda yapabileceğimiz tek şey, herkesin Kurban ve Cumhuriyet Bayramı’nı uzaktan kutlamak oluyor. Kurban Bayramı’nı yaşadığımız günler insana şunu hatırlatıyor: Vicdan sahibi olanlar için, vicdan onların içindeki Allah’tır, peygamberdir. Ya vicdan sahibi olmayanlar! Onların ne Allahları ne de peygamberleri vardır.”

BU AYIBI KİM ÜSTLENECEK?

Daha iki yıl öncesine kadar Cumhuriyet Bayramı’nı devlet protokolünün dört numaralı ismi olarak kutlayan Başbuğ, Cumhuriyetmizin 89. yıldönümünde cezaevinde olmaktan duyduğu üzüntüyü ise şöyle aktarıyor:

“Benim gibi 53 yıl Türk Ordusu’nun üniformasını şerefle ve onurla taşıyan birisinin ve Cumhuriyete gönülden bağlı olan haksız ve mesnetsiz suçlamalarla özgürlükleri kısıtlanmış bizlerin, Cumhuriyetin kuruluşunu demir parmaklıklar arkasında kutlamak zorunda bırakılmasının ayıbını kimler yüklenecek ve bu ayıbı onlar nasıl temizleyecek?”

EN BÜYÜK GÜCÜM YAZMAK

Başbuğ tutuklandığı günden bu yana cezaevinde zamanının çok büyük bölümünü yazarak geçiriyor. Nedenini satırlarında şöyle izah ediyor:

“Bazıları, insanları demir parmaklıklar arkasına koyarak onların hürriyetlerini tamamen ellerinden aldıklarını zannedebilir. Yaşanan ve yaşanmakta olan olaylar bu düşüncenin pek doğru olmadığını göstermektedir. Düşünceler, sevgiler hiçbir zaman hapsedilemez, tutsak alınamaz. Malta’ya sürülerek zindana konan Ziya Gökalp yazdığı bir mektupta ‘Yazmak en büyük gücüm, beni demir parmaklıklar dışına çıkartıyor’ demişti. Gökalp’in sözleri birçoğumuz için de geçerlidir.”

SİLİVRİ’DE ATATÜRK İLE YAŞAMAK

Ağustos 2010’da emekli olduktan sonra yazmaya başlayan Başbuğ’un ilk kitabı terörle mücadele konusunda kaleme aldığı ‘Terör Örgütlerinin Sonu’ kitabıydı.

Sonra Atatürk üzerine yazmaya başladı. Önce doğumundan Cumhuriyetin kuruluşuna kadarki dönemi ele aldı. Silivri’de tamamlayabildiği bu kitaba ‘20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Mustafa Kemal’ ismini koydu. Atatürk’ün cumhurbaşkanlığı yıllarını ve devrimleri kaleme aldığı son kitabını yine Silivri’de bitirdiğini mektubunda şöyle haber veriyor:

“İkinci kitabım ‘20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Mustafa Kemal’ kitabının devamı olan, yazmakta olduğum ‘20. Yüzyılın En Büyük Lideri: Atatürk’ kitabını da bugünlerde tamamladım. İnanın; bu kitapların yazılması süresince neredeyse her gün, her dakika Atatürk’le yaşadım ve düşündüm. Bundan da büyük bir heyecan ve mutluluk duydum. Rüyada gibiydim. Kitabın sonlarına yaklaşırken, bir taraftan da üzüntü duymaya başladım. Adeta bu kitabın bitmesini hiç istemedim. Ancak, her zaman olduğu gibi zaman aktı ve birden kendimi 10 Kasım 1938 gününde buldum. İşte, o anda büyük bir boşluk içindeydim.”

ATATÜRK SEVGİSİ BAYRAMLARLA SINIRLI KALMAMALI

Kitabın son satırlarını hangi duygular içinde tamamladığını da Başbuğ şöyle tarif ediyor:

“İmdadıma, Türkiye Cumhuriyeti’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın Atatürk için söylediği o eşsiz ve unutulmaz cümle yetişti. Bu cümle ilk kitabın birinci cümlesiydi. İkinci kitabın da son cümlesi oldu: ‘Seni sevmek, milli ibadettir’…”

Başbuğ’un mektubu, aracılığımızla kamuoyuna ilettiği şu çağrısıyla son buluyor:

Beni dinleyen herkese sesleniyorum: Milli ibadetinizi, sadece milli bayramlar ve 10 Kasım günleri ile sınırlamayınız. Ona çok şey borçlusunuz, borçluyuz

İLKER BAŞBUĞ’DAN ‘YENİ SUÇ YARATIYORLAR’ UYARISI


Gündem internet andıcı davası

(SÖZDE) Ümraniye Davası’nın tutuklu sanığı Genelkurmay eski Başkanı İlker Başbuğ’un avukatı yazılı bir açıklama yaptı.

Yazılı açıklamada, "İnternet Andıcı bir suç unsuru taşımamaktadır. Ancak varsayımlar üzerinden bu andıca suç unsuru yüklenilmeye gayret edilmekte ve İnternet Andıcı adeta bir suç belgesine dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Eğer söz konusu Andıç’a bir suç unsuru görülseydi soruşturma emrini verilmesinde de tereddüt edilmezdi" denildi.

Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer, tutuklu sanık emekli Korgeneral Mehmet Eröz’ün iddialarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Mehmet Eröz 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunduğu dün sunuduğu dilekçesinde, Genelkurmay Başkanı’nı İlker Başbuğ’un İnternet Andıcı’ndan haberi olup olmadığı konusunun yeterince açıklığa kavuşmadığını belirterek, "Sayın İlker Başbuğ’un İnternet Andıcı’ndan haberi olmadığı şeklindeki beyanlar doğru değildir. Sayın İlker Başbuğ’a andıçla ilgili olarak defalarca bilgi verilmiştir. İnternet Andıcı ve yeni sitelerin kurulması Sayın Genelkurmay Başkanımızdan habersiz yapılan işler değildir. Andıcı zarfın içine koyarak imzaya gönderdik. İmzadan döndüğünde de Hasan Iğsız’a bilgi verdik" ifadelerini kullanmıştı.

Avukat Sezer açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Müvekkilimiz emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı görevini devraldığı ilk günlerde Bilgi Destek Dairesi’nin bir süreç içerisinde lağvedilmesi direktifini vermiştir. Bu kapsamda kamuoyunu bilgilendirmek için, törörle mücadeleye öncelik verilerek ’terör örgütleri’ ve ’laiklik karşıtı hareketler’ dahil olmak üzere dört alanda internet faaliyetinin, Genelkurmay Karargahı içindeki diğer birimlerde yürütülmesi düşünüldü. Bilgi Destek Dairesi’nin lağvedilmesine ilişkin çalışmalar bir süre devam etmiş bu kapsamda bu daireye ait dört Bilgi Destek Taburunda ikisinde öncelikle, Daire de ise 11 Ağustos 2009 tarihinde lağvedilmiştir."

"İNTERNET ANDICI BİR SUÇ UNSURU TAŞIMAMAKTADIR"

"Daha öncede açıklandığı gibi 4 Şubat 2009 tarihinde bir gazetede 30 Ağustos 2008 tarihinden önce kurulmuş ve işletilmekte olan internet siteleri isimlerinin yer alması üzerine bu sitelerin 5651 sayılı yasadaki şekil şartlarına uygun olmadığı görülünce, bu sitelerin tüm faaliyetlerine son verilmiştir. 4 Şubat 2009 tarihinden 30 Ağustos 2010 tarihine kadar olan süreçte Genelkurmay Başkanlığı’nın, resmi web sitesi hariç işletilmekte olduğu başka internet sitesi bulunmamaktadır. İnternet Andıcı bir suç unsuru taşımamaktadır. Ancak, varsayımlar üzerinden bu andıca suç unsuru yüklenilmeye gayret edilmekte ve İnternet Andıcı adeta bir suç belgesine dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Eğer söz konusu Andıç’da bir suç unsuru görülseydi, soruşturma emrinin verilmesinde de tereddüt edilmezdi"

İlker Başbuğ’u yakacak ifade


Ergenekon’un tutuklu sanıklarından emekli Korgeneral Mehmet Eröz, İlker Başbuğ’un internet andıcından haberi olmadığı şeklindeki beyanların doğru olmadığını söyledi.

"Ergenekon" davasının tutuklu sanıklarından emekli Korgeneral Mehmet Eröz, "Sayın İlker Başbuğ’un internet andıcından haberi olmadığı şeklindeki beyanlar doğru değildir. Sayın İlker Başbuğ’a andıçla ilgili olarak defalarca bilgi verilmiştir" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Tuncay Güney ile 2001 yılında yapılan mülakat sırasında İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nde tahkikattan sorumlu müdür yardımcısı olan polis başmüfettişi Kemal Karademir tanık olarak dinlenildi.

Karademir’e Güney ile yapılan 2001 yılındaki mülakattan bazı bölümler izletilerek, sorular yöneltildi.

Mülakatın kendi odasında yapıldığını ve baş sorgucunun Ahmet İhtiyaroğlu olduğunu ifade eden Karademir, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüzeyin Özese’nin "işkence" iddialarını hatırlatması üzerine de, Güney’e kesinlikle işkence yapılmadığını, ifadeyi kendisinin istekli şekilde verdiğini, hatta Güney’in çok istekli olmasının kendilerini şaşırttığını anlattı.

Duruşmada, Karademir’e MİT’ten gelen CD’ler arasında yer alan Tuncay Güney’e işkence yapıldığı değerlendirilen seslerin yer aldığı ses CD’leri de dinletildi.

Karademir’in tanık olarak dinlenilmesine ara veren mahkeme heyeti, duruşmayı yarına erteledi.

MEHMET ERÖZ’ÜN DİLEKÇESİ

Bu arada tutuklu sanıklardan emekli Korgeneral Mehmet Eröz, mahkemeye tahliye talebine ilişkin yazılı bir dilekçe sundu.

Eröz, Genelkurmay Başkanı’nın (İlker Başbuğ) internet andıcından haberi olup olmadığı konusunda bazı tereddütlerin olduğunu ve konunun hala yeterince açıklığa kavuşmadığını belirterek, davanın tutuklu sanıklarından eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un da mahkemede savunma yapmadığını, hiçbir soruya yanıt vermediğini kaydetti.

Eröz, bu nedenle kendisinin ve sanıkların "andıçla" ilgili konuyu aydınlatma olanağı bulamadıklarını ifade ederek, dava konusu internet andıcının hazırlandığı tarihte Genelkurmay Harekat Başkanı olduğunu hatırlattı.

Genelkurmay Başkanı’nın andıçtan haberinin olmadığı, zaten imzalamadığı, konunun kendi bilgisi dışında geliştiği gibi bir görünümün ortaya çıkabileceğini vurgulayan Eröz, dilekçesinde "Bu durumda sanki Harekat Başkanı olarak ben andıcı Hasan Iğsız’ın emrine rağmen Başbuğ’a arz etmemişim ve andıçta imza ya da parafı bulunan kişilerle birlikte kendi başımıza iş yapıyormuşuz gibi bir yanlış anlam çıkabilir. Oysa gerçek bu değildir. Sayın İlker Başbuğ’un internet andıcından haberi olmadığı şeklindeki beyanlar doğru değildir. Sayın İlker Başbuğ’a andıçla ilgili olarak defalarca bilgi verilmiştir" ifadelerini kullandı.

Dilekçesinde andıcın hazırlama sürecine ilişkin bilgi veren Eröz, çalışmalara dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız’ın emri üzerine 5 Şubat 2009 tarihinde başladıklarını ve 16 Şubat 2009 tarihinde Iğsız’a arz ettiklerini anlattı.

Üzerinde ‘Sn. K’a arz" yazan andıcın Genelkurmay 2. Başkanı’nın imza tarihinin 1 Nisan 2009 olduğunu belirten Eröz, aradan geçen 1.5 aylık süreci de "Genelkurmay 2. Başkanı andıcı bu kadar bekletmek durumunda kalmıştır. İnternet sitelerinin basında yer aldığı 4 Şubat 2009 tarihinde biz Genelkurmay Başkanımız göreve başladığında Bilgi Destek Dairesi hakkında verdiği emir doğrultusunda çalışmaktaydık" şeklinde açıkladı.

Eröz, dilekçesinde şunları kaydetti: "İnternet andıcı konusunda yaptığımız çalışmaları Genelkurmay 2. Başkanımız Hasan Iğsız’ın kendisi Genelkurmay Başkanımıza birkaç defa arz etti ve aldığı direktifler kapsamında da bize emirler verdi. Sayın Hasan Iğsız, Genelkurmay Başkanı’na arza giderken, bizden aldığı andıcı ve takdim için hazırlamış olduğumuz bilgi kartlarını, beraberinde götürüyordu. Biz bu arzlarda yer almadık. En sonunda yanılmıyorsam 1 Nisan 2009’da Hasan Iğsız’ın emri ile sayın Genelkurmay Başkanımıza internet siteleri dahil, üzerinde çalıştığımız üç konuda (internet andıcı) brifing vererek, karar ve emirlerini aldık."

"ANDICI ZARFLA İMZAYA GÖNDERDİK"

Başbuğ’un andıcın eklerinde yer alan izlenen internet sitelerinin bir kısmını dinlediğini, "Ekler teferruattır. Bana arz etmeyin" dediğini, brifing sonrası iki haftaya yakın Başbuğ’a imzaya çıkamadıklarını savunan Eröz, andıcı zarf içine koyarak, Başbuğ’un sekreterine verdiklerini kaydetti.

Eröz dilekçesinde, "Hasan Iğsız’a bilgi verip bu şekilde andıcı zarfın içine koyarak, imzaya gönderdik. İmzadan döndüğünde de Hasan Iğsız’a bilgi verdik. Sonuç olarak söylemek istediğim şudur: internet andıcı ve yeni sitelerin kurulması Sayın Genelkurmay Başkanımızdan habersiz yapılan işler değildir" ifadelerine yer verdi.

Başbuğ’un internet andıcı ve yeni sitelerin kurulmasından haberi olmaması durumunda, 4 Kasım 2009’da ikinci ihbar mektubu ekinde yer alan internet andıcını gördüğünde kendileri hakkında işlem yapması gerektiğini belirten Eröz, bugüne kadar sadece içinde bulunduğu rütbe ve görevle ilişkili olarak emir aldığını ve emir verdiğini ifade ederek, tahliyesini istedi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: