Etiket arşivi: iran

Hamaney: Savaşa hazır olun


Nükleer programı nedeniyle Tahran’a yönelik uluslararası baskılar artarken, İran Devrim Muhafızları’nın savaşa hazırlandığı iddia edildi. Dini lider Hamaney’in tüm askeri birimlere rejimin korunması talimatını verdiği belirtildi.

İngiliz Daily Telegrap gazetesinde Con Coughlin imzalı haberde, İran Devrim Muhafızları’nın, uzun menzilli füzelerle topları mevzilere konuşlandırdığı belirtildi. Haberde, Tahran yönetiminin, İsrail veya ABD’nin sürpriz bir saldırısının hedefi olabileceği korkusu içinde olduğu vurgulandı.

Batılı istihbarat ve güvenlik birimleri, İran’ın nükleer altyapısının temel unsurlarını yok etmek amacıyla, dikkatlice koordine edilmiş bir saldırıya maruz kalmaktan çekindiği savunuldu.

Daily Telegraph’ın haberine göre, İran dini lider Ayetullah Ali Hamaney istihbarat ve güvenlik birimlerine rejimin korunması için gerekli tüm önlemlerin alınması talimatını verdiği iddia edildi.

FÜZELER SAKLANDI

Bunun üzerine İran’ın ürettiği uzun menzilili Şahab füzeleri, ülkenin dört bir yanında gizli merkezlerde konuşlandırıldı. Amaç olası bir İsrail ya da ABD saldırısında füzelerin tahrip olmaması ve misillemelerde kullanılması.

İran Hava Kuvvetleri’nin de olası hava saldırılarına karşı "ani müdahale birimleri" oluşturduğu belirtildi.

İran’ın bu kadar kaygılanmasın da son dönemde ülkede askeri tesislerde meydana gelen patlamalar da etkili oldu.

ASKERİ TESİSLERDE ESRARENGİZ PATLAMALAR

12 Kasım’da başkent Tahran yakınlarındaki, bir askeri üste meydana gelen patlamada 17 kişi hayatını kaybetmişti. Geçtiğimiz hafta ise İran’ın İsfahah kentinde uranyum dönüştürme tesisinde patlama olduğu savunulmuştu.

İstihbarat uzmanları, İran ve Batı arasında, suikast, sanal savaş ve sabotajdan oluşan yirmi birinci yüzyılı usulü bir savaşın yaşandığını belirtiyor.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25303375//

İRAN’DA 50′YE YAKIN ÖNEMLİ KİŞİ DAHA TUTUKLANDI


İRAN ANALİZ / 30 Ekim 2012, Salı günü akşamı basında nerdeyse bahsedilmeyen yeni bir tutuklama furyasıyla daha İran rejiminin önde gelen çeşitli yazar, çizer, düşünür, siyasetçi ve elit bir tabakadan oluşan 50′ye yakın kişiyi tutukladığı kaydedildi. Aralarında Mehdi Hazali ve eski milletvekili Kasım Şule Sadi de yer alıyor.

Kelime adlı internet sitesinin aktardığına göre mezkur tarihteki baskın Ehli Kelam Sarayında bir araya gelen İranlı önde gelen entelektüel, düşünür, yazar, siyasetçi ve mütefekkirin bulunduğu sohbet ortamına yapıldı. Tutuklananlar arasında yer alan Mehdi Hazali blogunda mezkur buluşmanın amacının “Uluslararası hukuk, siyasi, askeri ve ekonomik sonuçları bağlamında Amerikan elçilik baskınını” ele almak şeklinde daha öncesinde zaten duyurmuştu.

Haberlere göre buluşma yeri, konusu, katılımcıları ve her şeyi son derece şeffaf bir şekilde kamuoyuna duyurulan bu programa baskın olup tutuklanmaları durumunda aktivistlerin hemen açlık grevine gideceklerini de açıkça ilan ettikleri kaydedildi.

Önde gelen aktivistlerinden birisi olan Hazali bloguna gönderdiği yazısında tüm siyasi tutukluları “baskıyı sonlandırmak ve zulmü kökünden sökmek için” kitlesel açlık grevine gitmeye davet etmişti.

Kelime adlı muhalefete yakın site ise aktardığı haberinde güvenlik güçlerinin maskeli olduklarını, baskını gerçekleştirdiklerinde yargıdan resmi tutuklama kararı olup olmadığını hususunun henüz netleşmediğini yazdı

TAHRANIN MEŞHUR HATİBİ: MEŞŞAİ “KAFİR” VE “YAHUDİ”


İRAN ANALİZ / Fanatik ve muhafazakar Şii medyasındaki gelişmeleri takip eden Digarban adlı site ülke içindeki Nameh News adlı sitesine dayandırdığı Cumhurbaşkanı Ahmedinecat’ın özel kalem müdürü İsfendiyar Rahim Meşai ile ilgili önemli bir haberi yayımladı. Habere göre Tahran’ın en meşhur Şii hatiplerinden Mansur Arzi şiddetli şekilde Meşai’ye saldırdı. Onu “kafir” ve “Yahudi” olarak tanımlayıp kırbaçlanması ve hapsedilmesi gerektiğini söyledi.

Ekonomik ve sosyal krizlerle boğuşan Velayeti Fakih rejimine bağlı aşırı fanatik unsurlar ile Hüccetiye ekolüne mensup Ahmedinecat ve ekibi arasında zaman zaman basına yansıyan açık/örtülü savaş tüm şiddetiyle sürüyor. Ahmedinecat da dahil olmak üzere devletin çeşitli üst kademelerinde halihazırda görev yapan Yahudi kökenli Şii şahsiyetlerin olduğu biliniyor. Ayetullah sıfatı taşıyan Şii din adamlarından, Meşai gibi bürokrasi makamlarındakilere ve siyaset, ordu, medya ve ekonomi alanındaki üst düzey temsili haiz makamlara kadar birçok “Yahudi” kökenli İran vatandaşı bulunuyor. Bu durum ülke içinde farklı eğilimler arasında ciddi tartışmalara sebebiyet verilirken, henüz bunlardan herhangi birisinin görevden alınması söz konusu olmadı.

Tüm bunlara rağmen aşırı fanatik Şii görüşlerini benimseyen, Velayeti Fakih ideolojisini kabul etmeyen Şiileri dahi hedef tahtasına oturtan İran derin yapılanmasındaki oluşumların saldırgan üslubu ise gözlerden kaçmıyor. Bunlardan sonuncusu son derece ateşli ve etkili konuşmalarıyla ün salan Mansur Arzi.

Digarban adlı sitenin haberine göre Tahran’ın en meşhur hatiplerinden Mansur Arzi, tekstilci loncasına ait bir Hüseyniyede arefe günü yaptığı konuşmasında şunları söyledi: “Ben hala (İsfendiyar Rahim) Meşai’nin “Yahudilerden” biri olduğuna inanıyorum.”

Daha öncesinde Meşai’ye karşı yaptığı tehditlerden ötürü mahkemeye de çıkan Arzi daha ileri gitti. Meşai’yi “kırbaçlanması” ve “hapsedilmesi” gereken bir “kafir” ve “Yahudi” olarak nitelendirdi. Arefe günü tekstil satıcıları loncasının Hüseyniyesinde (Şiilerin dini ritüellerini yaptığı yer) yaptığı konuşmasında kendisine yönelik şikayete rağmen görüşlerinin değişmediğini söyledi. Yine konuşmasında devlet makamlarını işgal edenlere, ülkedeki iktisadi krize ve gelişmelere de değindi.

Ülkenin asli unsuru olan Yahudilere yönelik algı değişikliği daha çok 1979 sonrası Humeyni devrimiyle birlikte basın aracılığıyla yapılmaktaydı. Siyonistler ile Yahudileri ayırmaya çalışan rejimin kurduğu sistem, güttüğü siyaset ve Velayeti Fakih rejimini diğer İslam ülkelerine ihraç etme, Şii azınlığı destekleyip silahlı terör örgütleri kurdurarak hedeflerine ulaşma gibi stratejileri ise İsrail işgal devleti ile benzerlik arz ediyor.

İRAN KARAPROPAGANDA KANALLARI AVRUPA’DA YASAK


İRAN ANALİZ / Uluslararası uydu kanalları servis sağlayıcı şirketlerinden Eutelsat çeşitli İran resmi medya kanallarına Avrupa’da yayın yasağı koydu. İranlı makamların bu kararın Amerika hükümetinden gelen emir üzerine yapıldığı yönündeki iddialarla ilgili yorum yapmayan şirket yetkililerinin kararı çeşitli taraflarca olumlu karşılandır.Genel olarak medya etiğini hiçe sayan, Müslüman dünyasını ricit/azınlık Şii propagandası ile tahkir eden yayımları, fanatizm ve ayrımcılığı teşvik eden, son olarak Suriye’deki katliamları açıkça destekleyen bir siyaset gütmesi nedeniyle İran medyası Müslüman ve dünya kamuoyunda ciddi rahatsızlıklara neden oluyor. Bu nedenle de çeşitli Arap uydu şirketleri bazı İran kanallarına yasak koydu.

Yasak kararıyla ilgili olarak konuşan kanalın sözcüsü Alexander Horwits AFP’ye konuştu ve İntelsat’ın uydudaki İran İslam Cumhuriyeti Radyo&Televizyon kurumu kanallarını iptal ettiklerini doğruladı. İşlerinin son derece dinamik olduğunu, müşterilerin ihtiyaçlarına göre değişiklik arz ettiğini belirten Horwits, mevcut kapasitelerinin sürekli değiştiğini, uydularındaki hizmetleri başlatma veya durdurma işinin rutin bir şey olduğunu söyledi.

Karapropaganda ve manipülasyon alanında kendisini kanıtlayan İran’ın İngilizce yayım yapan kanalı Press TV’nin bir haberi de muhabirlerce kendisine soruldu. Tahran’a yaptırımların ağırlaştırılması yönünde ABD’den gelen baskılar üzerine bazı İranlı kanalların mezkur şirketce iptal edildiğini iddia etmişti Press TV.

Intelsat şirketinin kapattığı kanalların özelliklerine bakıldığında hepsinin İran devletinin resmi kanalları olduğu, yayın politikalarını Velayeti Fakih İdeolojisi ve fanatik Şii mezhep propagandası yaptıkları görülüyor. Bunlar arasında Seher, Jam-e Jam, İran İslam Cumhuriyeti Haber Ağı ve Kevser kanalları yer alıyor. Avrupalı izleyicilere asıl hitap eden ve karapropaganda aygıtlarını başında gelen Press TV’nin yasaklanmaması ise gözlerden kaçmıyor.

İranlı makamlar 16 Ekim tarihinde Avrupa uydu operatörü Eutelsat’ın kararını protesto etmişti.

İRAN MİLLİ ORKESTRASI DAĞITILDI


İRAN ANALİZ / İran Milli Orkestrası teknik konseyi üyesi Arsalan Kemkar yaptığı açıklamasında orkestranın aylardır faaliyetlerinin durdurulduğunu söyledi. ILNA’ya konuşan ve Tahran Senfoni Orkestrası daimi üyesi olan Kemkar konuşmasında Haziran ayından bu yana orkestra üyelerinin provalara katılmadığını söyledi ve grubun yasaklandığı yönündeki söylentilerin doğru olduğunu belirtti.

İran’ın artık bir milli orkestrası olmadığını söyleyen Kemkar hükümet yetkililerini orkestra üyelerine akıbetleri hakkında yeterli bilgi vermemekle suçladı.

Yetkililer ise söylentileri kabul etmeyerek Kültür ve İrşad Bakanlığı’nın İran Milli Orkestrası, Tahran Senfoni Orkestrası ve korosunu tek bir teşkilat altında toplayıp, ödemeleri kolaylaştırmayı planladıklarını öne sürdü. Açıklama ülkenin içinde bulunduğu şiddetli ekonomik krizin ulaştığı boyutları göstermesi açısından ayrı bir önem arz ediyor.

Kemkar ise bakanlığın sözünü ve iddilarını salt “laftan ibaret” cümleler olarak değerlendirdi ve “Milli Orkestranın dağıtılmasının “tamir edilemez bir kayıp çünkü bestecilerimizin tüm motivasyonunu alıp götürdü” cümlesini kullandı.

1998 yılında Kültür ve İrşad Bakanlığı desteğiyle Ferhad Fahrettini tarafından kurulan İran Milli Orkestrası şimdiye kadar repartuarında 270 müzik sergiledi.

2009 yılındaki hileli cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrasında İran’ın elitleri, entektüelleri, düşünürleri, öğrenci liderleri ve seçkin kesimlerini hedef alan sistematik tasfiye sürecinde Ferhad Fahreddini de nasibini aldı. Ülkedeki kızgın ortamın müzik faaliyeleri için uygun olmadığını söyleyen Fahreddini 2009 cumhurbaşkanlık seçim sonuçlarını protesto eylemleri sonrasında görevinden istifa etmişti.

PDF DÖKÜMANI : İRAN’DAKİ KATLİAMLAR


RAN’DAK KATLAMLAR.pdf

İRAN VE EL-HEKİM GRUBUNDAN BÖLGEDE YENİ TERÖR PLANLARI


İRAN ANALİZ / Iraklı üst düzey siyasi kaynaklara dayandırdığı haberinde Kuveyt es-Siyase Gazetesi, Suudi Arabistan topraklarında terörist faaliyetler düzenlemek üzere Irak’ta Kudüs Tugaylarını yaptığı çalışmaları kamuoyu ile paylaştı. Öte yandan Irak’ın güneyinden Suudi Arabistan’a giren silah, mühimmat ve patlayıcı dolu bir tırın yakalanması ve şoförün olayın arkasında fanatik Şii Ammar el-Hekim’in bulunduğunu itiraf etmesi de gündeme bomba gibi düştü.

İlk habere göre güneydeki Nasiriyye ve Müsenna eyaletlerinde Iraklı emniyet birimleri ellerindeki son gelişmeleri içeren istihbarat bilgilerini Nuri Maliki başkanlığındaki merkezi hükümete iletti. Buna göre General Kasım Süleymani başkanlığındaki İran Devrim Muhafızlarına bağlı terörist Kudüs Tugayları bünyesinde terörist eylemler düzenleyen özel gruplar Suudi Arabistan ile Irak sınır bölgelerinde aktif çalışmalar yürütmekteydi.

İkinci haber ise Suudi Arabistan güvenlik birimlerinin patlayıcılar ve silah dolu bir tırı Irak’tan ülkeye sokarken yakalaması. Güney Irak’tan sokulan tırın şoförü sorgulandığında olayın arkasında İran destekli Irak İslam Yüksek Konseyi ve başkanı fanatik Şii Ammar el-Hekim’in bulunduğunu itiraf etti. Bu hadisenin aynı zamanda el-Hekim’in yönettiği Suud aleyhinde faaliyet yürüten bir casusluk şebekesinin varlığını da gün yüzüne çıkartığına dikkat çekiliyor.

Olayı mümkün mertebe çok fazla yaymamaya çalışan Suudi güvenlik makamlarının aksine Iraklı Şiilerin hadiseyi hemen ilan ettikleri, el-Hekimi savunarak Suudlu makamların kendisinden özür dilemesini istediği yönünde haberler yayımlandı. Böylesi aşırı ve abartılı saldırılar üzerine ülkeyi kana bulayacak bomba yüklü tırın yakalanması ve diğer detaylarla ilgili resmi makamlardan açıklama geldi.

İçişleri Bakanlığı vekili General Halid Salim el-Abbasi yaptığı açıklamasında Suudi Arabistan’a patlayıcılar ve silahların sokulması hadisesinde Ammar el Hekim ve Irak İslam Yüksek Konseyinin rolüne değindi. Abbasi, el-Katif şehrine sokulmak istenen ve içinde silahlar, mühimmat, patlayıcı bulunan tırın varlığına işaret etti. Iraklı siyasilerin el-Hekim’i ithamlarından ötürü özür dilemeleri yönündeki taleplerine herhangi bir ehemmiyet vermediklerini söyledi General. Suçlamaları inkara yeltenenen el-Hekim ise klasik cümleler kurarak bunun Irak ile Suud halklarını arasına fitne sokmak olduğunu öne sürdü.

KİMDİR AMMAR EL-HEKİM VE TEMSİL ETTİĞİ OLUŞUM?

Irak’ta Sünni kesimlere ve direniş gruplarına karşı Amerikan işgal güçlerinden daha fazla düşmanlık beslediği, daha fazla saldırılar düzenleyip inanılmaz cinayetler işlediği bilinen Şii Bedir Tugayları adlı terörist örgüt el-Hekim grubuna bağlı. Abdulaziz el-Hekim’in ölmesinden sonra İran’ın işaretiyle başa getirtilen Ammar el-Hekim’in ismi daha çok Müessesetül Şehidul Mihrab başkanı veya Şii dini lider, alim vs gibi sıfatlarla basına servis ediliyor. Oysa Iraklı kaynaklar ve uzmanlar Ammar’ın İran istihbaratındaki ve devrim muhafızları içindeki rolüne, Irak karşıtı terör eylemlerine, eski Irak ordusuna karşı yaptığı saldırılara ve 2003 sonrası ülkedeki etnik temizlik saldırılarındaki aktif rolüne dikkat çekiyor.

Irak içinde yoğun terörist faaliyetler ile yüzbinlerce Sünni ailenin göçe zorlandığı, iskan politikası ile çok sayıda İran vatandaşlığına mensup kişilerin ülkeye yerleştirilmesinde, milyonlarca kişiye sahte oy kullandırtılarak seçimlere hile karıştırılmasında, devlet kurum ve kuruluşlarında aşırı fanatik bir Şiileştirme politikası uygulanmasında, İran’a çok ciddi oranlarda gizlice petrolün nakledilmesinde, İran karşıtı Şii şahsiyetler ve oluşumların tasfiyesinde, bombalı terör faaliyetleri düzenlenmesinde, İran-Irak savaşına katılan binlerce üst düzey komutan, pilot, siyasi, din adamı, alim, akademisyen ve bilim insanının kaçırılması, işkencesi ve katliamında ismi duyulan örgüt Bedir Tugayları idi. Onun da bağlı bulunduğu Irak İslam (devrim) Yüksek Konseyi’nin başkanlığını şimdi fanatik Şii Ammar el-Hekim yapıyor. Yaptıkları ve mevcut siyaseti ortada olan böylesi bir kanlı örgüt ile liderinin Suud’u veya Türkiye’yi veyahut farklı bir İslam ülkesini hedef alacak bir terörist saldırının arkasında yer alması gözlemciler açısından gayet normal karşılanıyor.

EL-ARABİYYE KANALI, YANLI SİYASETİ VE EL-HEKİM HABERİNİ GÖRMEMESİ

Öte yandan manipülatif ve doğru olmayan çokca habere imza atan merkezi Birleşik Arap Emirliklerindeki Suud sermayeli el-Arabiyye adlı meşhur kanalın bu hadiseye dair tutumu da gözlerden kaçmıyor. Suud emiri Velid bin Telal’in finanse ettiği el-Arabiyye’nin yanı sıra Lübnanlı el-Müstakbel ve LBC kanallarını da finanse ettiği biliniyor. Yahudi medya şirketlerin başı olan Mardoch’un ortaklığı bulunduğu yönünde iddialar mevcut.

Kanalın haberlerinin tıpkı İran resmi medyasında olduğu gibi çok fazla yalan barındırması inandırıcılığını yitirmesine sebep oldu. Son olarak sözde Suriye istihbaratına ait olduğu iddia edilen Suriyeleaks adı verilen haberlerin birçoğunun yalan olduğu ortaya çıkmıştı. Bunlar arasında örneğin son derece mantıksız ve inandırıcılıktan uzak Türk Silahlı Kuvvetlerine ait keşif uşağının düşürülmesi ve pilotların akıbetiyle ilgili haber yer almaktaydı.

Tüm bunlara, Suud İçişleri Bakanlığının ikinci isminin tekid etmesine rağmen el-Arabiyye kanalı böylesi önemli bir haberi görmemezlikten gelmekte, sessiz kalmaktaydı.

SONUÇ:

Kanlı eylemleri tetikleyecek tırın yakalanması ve paralelindeki gelişmeler şu iki noktayı gözler önüne seriyor:

İlk olarak; Kudüs Tugayları komutanı General Süleymani Suudi Arabistan’ın doğu sınırına komşu Irak içindeki bölgelerde silahlı kişilerin eğitimi, yetiştirilmesi için kamplar kurmayı planlamakta. Iraklı özel güçlerin bazı komutaları bölgedeki aşiret liderleriyle görüşmeler gerçekleştirip bunları satın almaya çalışmaktaydı. Tüm bunlar Suuda karşı yapılacak kışkırtma saldırılarında kullanılacak.

İkinci olarak; Her ne kadar sözde Maliki’ye Irak’ın iç güvenliğini tehdit eden bu özel kuvvetlere karşı önlemler alması yönünde tavsiyeler gittiği haberleri yer alsa da bunun bir anlamı olmadığı gerçeği biliniyor. Zira İran’ın sadık adamı olan Maliki’nin General Süleymani’den emir ile hareket eden Şii özel kuvvetlere karşı değil önlem alması, bunları engellemeye çalışmasının dahi imkanı bulunmuyor. Irak toprakları içinden Suuda karşı istihbarat çalışmaları yapacak, terör eylemleri düzenleyek bu güçler aksine Maliki’den en ciddi desteği almakta ve alacak.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: