Etiket arşivi: İSRAİL

Orhan Birgit: İsrail Filistin’in Kalbini Döverken


Benden dostlara tavsiye.

Kendisine ters gelecek kimselerdenseniz, sakın ola Başbakan’ın görüş alanına adım atmaya kalkışmayın.

Üç gündür İsrail ordusunun en acımasız topları, Gazze’yi aralıksız olarak döverken yerkürede yaşayan irili ufaklı ne kadar devlet varsa, bu “özel durum”u sadece izlemekle vakit geçiriyor.

Buna, AKP iktidarının yönettiği Türkiye de dahildir.

Özel durum, Tel Aviv’in Hamas’ın askeri kanadı İzzettin el Kassam tugaylarının komutanı Ahmed el Caberi ile birlikte 6Filistinlinin katledilişine verdiği ad! Katil olayına hak verdirtmeyi sağlamak için dış dünyaya karşı bulunmuş bir gerekçe!

Saldırının Netanyahu’nun ocak ayında yapılacak genel seçimlerde başarı kazanması amacıyla düzenlendiğini söyleyenlerin yanı sıra; başka yorumcular da Gazze’ye yapılan hava akınlarının İslam âleminin Hicri Yılbaşısı olan 1 Muharrem 1434 ile örtüşmesine de özellikle dikkat çekiyorlar.

İsrail hükümeti, bölgeye kalıcı barış getirmek için “10 yıldır terörist faaliyetler içinde bulunan” El Caberi’nin hedeflendiğini bir savunma silahı olarak kullanıyor.

Hava ve denizden yapılan bombardımanların başlamasının da çağımızın en etkili iletişim silahı olan internetin en yeni yöntemlerinden birisi olan Twitter ile yapılmış olmasıdır.

Meraklıları için söyleyeyim:

İsrail makamları 140 harf içine sığdırmışlar Twitter’daki duyurularını!

Haydi, Sayın Erdoğan’ı daha da hiddetlendirecek bir duyumu da dünküRadikal’den aktararak biraz daha yaygın hale getirmiş olayım:

Bu saldırı organizasyonuna “Bulut Sütunu”adını takan Tel Aviv’deki yetkililer Tevrat, İncilve Zebur’u kaynak gösteriyorlarmış.

Kitabın “Çıkış” bölümünde “Tanrı’nın Yahudilerin gece gündüz ilerlemeleri için bir bulut sütunuyla düşmana karşı koruduğuna”değin yaygın bir inanç paylaşılıyormuş!

“Rab, gündüz bulut sütunu ile bu yürüyüşü gizlerken, geceleri de ateş sütunu ile onlara ışık vererek yol gösteriyormuş!”

İkisi çocuk 18 Filistinlinin ölümü ile sonuçlanan önceki günkü saldırılar hakkında“Bu daha başlangıç. Devamı daha şiddetli olacak” diyen İsrail’e karşı bir zamanlar ünlü“One Minute” seslenişi ile ün yapan Erdoğan, henüz ağzını açmış değil. (15 Aralık Saat 15.00 itibarıyla)

Ankara’nın tavrı Dışişleri Bakanı’nın İsrail’i kuru bir demeçle kınaması ile sınırlı kalmıştır.

BM Güvenlik Konseyi’nin önceki gün kapalı kapılar arkasında 90 dakika süren toplantısından ise kınama bile çıkmamıştır. Üstelik İngiltere ve ABD, bize inat yaparcasına Netanyahu hükümetine tam destek vermekten de geri durmamışlardır!

Başbakan Erdoğan’ın önceki gün partisinin il başkanları toplantısındaki hedefi ise Netanyahu değil, Kılıçdaroğlu’ydu!

Neymiş?

Gücü gücü yetene atasözümüzü unutmamamız gerekiyormuş!

***

İlgi duyan okurlarım için: Anılarımın 1968’den bugünlere uzanan bölümünü içeren “Kalbur Saman İçinde” adlı kitabım Doğan Kitap Yayınları’ndan çıktı.

Cumhuriyet

Reklamlar

EMEKLİ KURMAY ALBAY HAYDAR ATEŞ : İSRAİL, FİLİSTİN VE HAMAS GERÇEĞİ


Son dönemde bir Hamas sevdası almış başını gidiyor. Bunun kaynağı nedir ? Filistin sorununda Hamas’ın etkisi nedir? Hamas neden kurulmuş, mali desteği kimden almış? uyguladığı stratejiyi kim belirlemiştir? gibi soruların yanıtını vermek, Hamas sevdasının gerçek yüzünü göstermek için yeterlidir diye düşünüyorum.

İsrail’in kuruluşu, Filistin devletinin ortadan kaldırılışı:

İsrail devletinin kuruluş kararı ABD tarafından 1946 yılında verilmiş, bu devlet için bölgede bir hami devlet bulunması konusunda arayışlar sonucu Türkiye seçilmişti. Bu konudaki ayrıntılı bilgiyi ve Menderes’in bu konudaki rolünü daha önce yazmıştım. İsrail devleti 1947 yılında kurulmuş ve Filistin devleti 1948 yılında ortadan kaldırılmıştır.

Sonraki süreçte Filistinliler varoluş mücadelesi vermeye çalışmış, ancak gerek kendi içindeki aşiret kavgaları ve gerekse ABD ve İngilizlerin desteğiyle ülkelerini dikta ile yönetmeye ve halklarını soymaya devam eden Arap şeyhlerinin ve diktatörlerinin olumsuz bakışı nedeniyle bir daha devlet olamamışlardır. Bu konudaki bilgileri daha önce sizlerle paylaşmıştım.

Filistin’de Birinci İntifadaya (8 Aralık 1987) kadar olan olaylar:

1948 yılından itibaren ortadan kaldırılan Filistin devletini yeniden kurmak için mücadele veren Filistinliler, zaman zaman münferit silahlı eylemler ve çoğunlukla da sivil direniş hareketleri ile seslerini duyurmaya, dünyanın dikkatini sorunlarına çevirmeye çalıştılar. Bu süreçte birtakım silahlı direniş grupları da kuruldu. Bunların başında Arafat‘ın liderliğini yaptığı ve çoğunlukla Batı Şeria‘da faaliyet gösteren Filistin kurtuluş Örgütü (FKÖ) hareketi gelmektedir.

Bilindiği gibi Filistin İsrail tarafından iki parçaya ayrılmıştır. Bunlardan birisi İsrail, Suriye ve Lübnan’la sınırı olan Batı Şeria, diğeri ise İsrail, Mısır ve Akdeniz arasına sıkışmış olan Gazze‘dir ve Batı Şeria ile fiziki bir bağlantısı yoktur. Gazze genelde Filistinli direniş gruplarının kontrolü dışında kalmıştır.

FKÖ’nün kuruluşu öncesinde El Fetih gibi örgütler ağırlıklı olarak silahlı mücadeleyi benimsemişti. FKÖ’nün kuruluşu ile Arafat siyasi alanda mücadeleye başladı ve Filistin devletinin kuruluşu için başta Rusya ve kısmen ABD olmak üzere süper güçlerin desteğini almaya çalıştı. Bu siyasi çabalar ve silahsız eylemler, İsrail halkının önemli bir kısmının da dikkatini Filistinlilerin haklarını verme konusunda iknaya önayak oldu.

İsrail ise siyasi alanda Filistin’in kazandığı sempatiden memnun değildi. Bu nedenle gerek Arafat’ın siyasi mücadelesini akim kılmak, kendi halkının Filistine karşı oluşmaya başlayan sempatisini ortadan kaldırmak ve özellikle Arafat’ın kontrolü dışında kalan Gazze’yi kontrol edebilmek için burada bir örgüt kurmaya karar verdi. Bu HAMAS‘tı.

HAMAS’ı İsrail’in nasıl kurduğunu öğrenmek isteyenler, İsrail’deki Hebrew Üniversitesi‘nde gorev yapan Tarihçi Zeew Sternell‘in konuya ilişkin yazdıklarına göz atabilirler. HAMAS’ın bütün mali kaynağı ve silahlar İsrail’in Gazze’de bulunan komutanı tarafından sağlanmıştır.

Birinci İntifada (Sivil başkaldırı), Filistin devletini kurmak ve Filistin halkının isteklerini kabul ettirmek için 8 Aralık 1987’de Batı Şeria’da başlamıştır. Haklarını aramak için toplanan Filistin halkına destek olmak üzere 400.000 İsrail vatandaşı da (O dönem İsrail nüfusunun yaklaşık 6’da biri) Filistin halkına destek olmak için harekete geçmiş ve İntifada’yı bastırmak için harekete geçen İsrail tanklarının önüne yatmışlar, kendi silahlı kuvvetlerini engellemişlerdir.

İsrail, kendi vatandaşlarınn da dahil olduğu bu hareket karşısında güç durumda kalmış, tek dayanağı olan silahlı güç kullanma ve halk hareketini bastırma konusunda çaresiz duruma düşmüştür. Bunun üzerine, daha önceden 1978’den beri kuruluş hazırlıklarını yaptığı HAMAS’ı harekete geçirmiş ve İntifada’nın ertesi günü 9 Aralık 1987‘de HAMAS’ın kuruluşu resmi olarak ilan edilmiştir.

HAMAS’a İsrail tarafından verilen görev, Arafat’ın öncülüğünu yaptığı FKÖ siyasi hareketine karşı çıkmak ve Filistin’in kurtuluşu için kendi kontrolünde SİLAHLI MÜCADELE yapmaktı. Böylece İsrail, silahlı mücadele ile Filistin devletini kuracağını açıklayan HAMAS’ı bahane ederek tüm Filistin halkına karşı rahatlıkla silah kullanabilecek ve Filistin’in siyasi mücadelesini destekleyen kendi vatandaşlarını da HAMAS’ın silahlı terörünü bahane ederek ikna edebilecekti.

HAMAS’ı yalnız İsrail kullanmamış, Arafat’ın kendi başına hareket etmesinden rahatsız olan ve Filistin meselesinin öncülüğünü yaparak gerek arap aleminde ve gerekse uluslararası platformda söz sahibi olmak isteyen Mısır da HAMAS’tan yararlanmıştır.

HAMAS’ın İsrail tarafından kurulduğunu ve kendi siyasi girişimlerini baltalayacağını bilen Arafat ve diğer Filistinli gruplar, HAMAS’a karşı mücadele etmişlerdir. Nitekim halen Batı Şeria’da HAMAS’ın çok az desteği vardır ve istenmeyen bir örgüttür.

İsrail ise HAMAS’ın silahlı eylemlere başlaması sayesinde istediğini elde etmiş, silahlı teröre karşı mücadele adı altında HAMAS’ın en ufak bir eyleminde gerek Gazze’yi ve gerekse Batı Şeria’yı kan gölüne çevirmiş, Filistin’e sempati duyan kendi vatandaşlarını ve diğer ülkeleri ikna etmeyi başarmıştır.

Birinci intifada karşısında İsrail’in çaresizkalmasının nedeni, İntifada’nın silahlı değil, tam tersine sedece insan kaynaklı ve İsrail halkı destekli oluşuydu. HAMAS bu iki önemli kaynağı ortadan kaldırıp, yerine silahı koydu, bu da İsrail’in çok işine geldi. Filistin mücadelesini kendi istediği alana, yani güçlü olduğu silahlı alana çekmiş oldu. Bununla da yetinmedi, HAMAS Filistinlilerin bir iç savaşa sürüklenmesine, dolayısıyla da İsrail’in Filistin’le savaşan taraf değil, savaşı seyreden ve savaşan Filistinliler arasında taraf olan güç durumuna gelmesini sağladı

Birinci İntifada sonrasi dönem:

HAMAS’ın silahlı eylemlere başlamasıyla İsrail artık istediğini elde etmiş, tek avantajı olan silah gücüyle Filistin halkıyla mücadeleye başlamıştır. Fakat, her terör örgütü gibi kendi kurduğu HAMAS’ı da kontrol altında tutması gerekiyordu. Bu nedenle HAMAS’ın eylemlerini sınırladı. HAMAS Gazze dışında hiçbir eylem yapmıyor, Gazze dışına çıkamıyordu. Halen de böyledir.

İsrail, HAMAS’a olan desteğini doğrudan veremediğinden, gerek kendi kurduğu örgüte maddi destek sağlamak ve gerekse HAMAS’ın ağır silahlar temin etmesini önlemek için, Arafat’ın mücadelesine karşı çıkan ve dolayısıyla HAMAS’ı destekleyen, ayrıca Gazze ile fiziki sınıra sahip olma avantajına sahip Mısır’ı kullanmaya karar verdi. Mısır Devlet Başkanı Hüsnü MÜBAREK’e ABD vasıtasıyla, başlangıçta her yıl 1 Milyar Dolar zaman içinde 3 Milyar Dolara kadar ulaşan parayı yardım olarak aktardı. Bu para aktarımı geçtiğimiz yıla kadar devam etti.

HAMAS arada sırada Gazze’deki silahlı eylemlerle İsrail’e istediği imkanı sağlamaya devam etti. İsrail ise Gazze’deki eylemleri bahane ederek ve kendi halkını ikna edebilmek için zaman zaman Gazze’nin hemen kuzeyindeki Ashdod bölgesinde (İsrail’in önemli bir liman şehridir) MOSSAD vasıtasıyla patlamalar gerçekleştirip, bunu HAMAS’ın gerçekleştirdiğini ilan ederek kendi halkının azalan desteğini tekrar güçlendirmeye devam etti. Oysa HAMAS Gazze dışında hiçbir eylem gerçekleştirmemiş ve İsrail tarafından kendisine verilen görevi eksiksiz yerine getirmiştir.

HAMAS lideri Şeyh Yasin, Gazze halkının sempatisini toplayabilmek için, İsrail tarafından kendisine gönderilen ve Mısır tarafından verilen paraların bir kısmıyla 2003 yılından itibaren yol, hastane ve okul yapma girişimlerine başlamıştır. Ancak israil bundan memnun olmamıştır.

Nitekim, benim de Batı Şeria‘daki Uluslararası güçte görevli olduğum tarihte, 22 Mart 2004‘te İsrail tarafından düzenlenen bir suikastle öldürülmüştür. Suikast için Filistinli bir gence verdiği 100 Dolar ile gencin mıknatıslı bir sensörü namaz esnasında Şeyh Yasin’in aracının altına yapıştırmasını sağlamış, namaz sonrası Şeyh Yasin’in aracına binmesi sonrasında, silahlı helikopterden gönderdiği füzenin sensöre yönelmesi sonucu aracı infilak ettirerek onu öldürmüştür.

Şeyh yasin sonrasında HAMAS’ın liderliğine getirilen ve aslında Şeyh Yasin’i yol, okul, hastane v.b. projelere ikna eden Profesör Rantisi de yaklaşık 1 ay sonra 17 Nisan 2004’de aynı akibete uğramıştır. İsrail’in bu iki ağır ikazı hedefine ulaşmış, HAMAS projeleri bırakarak silahlı eylemlere ağırlık vermiş ve İsrail’in cinayetleri için zemin hazırlamaya devam etmiştir.

Mısır lideri Hüsnü Mübarek ise İsrail’e yaptığı hizmetler ve HAMAS’ın gittikçe zorlaşan kontrolü için İsrail’den aldığı yardımın artırılmasını istemiş ve yardımın yıllık 8 milyar dolara çıkarılması konusunda ısrar etmiştir. Bunun üzerine İsrail, kendisini mali olarak zorlamaya başlayan ve HAMAS’ı yeterince kontrol edemeyen Mübarek’i devreden çıkarmaya karar vererek, Mısır’daki ajanları vasıtasıyla v ABD’nin de desteğiyle geçen yıl Mübarek’i deviren olayları organize etmiştir.

Filistinde yaşayan, orada uluslararası güçte görev yapan, Filistin meselesini birçok yönüyle bilen ve takip eden birisi olarak, halen Filistin devletinin kurulamamasının en önemli nedenlerinden birisinin, İsrail tarafından kurularak onun istekleri doğrultusunda cinayetlere zemin hazırlayan HAMAS olduğunu, HAMAS’ı desteklemenin gerçekte İsrail’i desteklemenin ve dolayısıyla Filistin devletinin kurulmasını engellemek olduğunu söyleyebilirim

İsrail Kuzey Irak’taki faaliyetlerini artırdı


İran‘ın yarı resmi Fars Haber Ajansı, İsrail‘in Kuzey Irak‘taki istihbarat faaliyetlerini son dönemlerde artırdığını öne sürdü.

Ajansın Irak‘ta yayınlanan El Müstakbel El-Iraki gazetesine dayandırdığı habere göre Kuzey Iraklı hükümet yetkilileri, İsrail istihbarat servisi Mossad’ın son dönemlerde bölgeye adeta yığınak yaptığını bildirdi.

Fransız gazetesi Le Figaro’nun da Mossad’ın Irak Kürdistanı’ndaki faaliyetlerini artırdığı yolundaki haberlerle son açıklamaların çakıştığını hatırlatan Fars Haber Ajansı, İsrailli istihbaratçıların Irak ve İran‘ın haberleşme ve askeri faaliyetlerini yakın izlemeye aldığını öne sürdü. Ajans, İsrail‘in bu ajanlar aracılığıyla İran‘a yönelik terörist eylemleri yönlendirdiğini savundu.

Fars Haber Ajansı, Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi lideri Mesud Barzani’nin oğlu Mansur Barzani’nin kısa bir süre önce İsrail özel operasyonlar birimi ve İsrail-Kürdistan ikili ilişkiler dairesi başkanlarıyla Kuzey Irak‘ta bir görüşme yaptığını da iddia etti.

Bir kadın İsrail için neler yapabilir? İşte cevabı!


İsrail eski Dışişleri Bakanı Tzipi Livni’nin, MOSSAD’da ajanlık yaptığı sırada üst düzey Arap yöneticileri ve bürokratlarla “siyasi taviz koparmak” amacıyla cinsel ilişkiye girdiğini itiraf ettiği öne sürüldü.

Mısr el Yevm gazetesinin haberine göre 2009 yılında İngiliz The Times gazetesine röportaj veren Tzipi Livni, İsrail devletine katkı sağlayacak bilgilerin edinilmesi için karşı cinsel ilişkiye girmeye karşı olmadığını söyledi.

Livni ayrıca Arap dünyasında önemli isimleri, kurduğu cinsel ilişki yoluyla tuzağa düşürmekle ve bu sayede operasyonlarda yaptığı “kahramanlıklar”la iftihar ettiğini, eğer bunu bir kez daha yapması gerekirse hiç düşünmeden yapacağını kaydetti.
Gazetenin haberine göre Livni ayrıca, kendisinin Avrupa’da çeşitli skandallara adının karıştığını, ancak Mossad’ın bundan kurtardığını ifade etti.

Likud Partisi’nin eski lideri Livni, görev yaptığı yıllar boyunca duygusal bir ilişkiye girmediğini zira bu tür bir ilişkinin taraflar arasında karşılıklı güven ve sadakati gerektirdiğini, ajan olduğu sırada bu tür bir şeyi yapmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Livni, “Taraflar belirli kuralları yerine getirirse kısa süreli ve geçici ilişkiler kurabilirler” şeklinde konuştu.

Livni’nin açıklamaları, İsrail’in tanınmış hahamı Ari Shavat’ın İsrailli kadınların önemli bilgiler elde etmek amacıyla cinsel ilişkiye girmesinin Yahudilik açısından bir sakıncasının bulunmadığı fetvasını vermesinin ardından gelmesi dikkat çekti.
Livni’nin ofisiyle görüşen The Times of Israel adlı internet sitesi ise, Mısr el Yevm gazetesinin haberinin doğru olmadığını, bu haberin Livni’nin yeniden politikaya dönmesini istemeyen çevrelerce tezgâhlandığını iddia etti. Sitenin görüş aldığı Livni’nin ofisi, Livni’nin 2009 yılında The Times gazetesine verdiği röportajda söylediği iddia edilen şeylerin gerçeği yansıtmadığını öne sürdü.

Site, Livni’nin The Times gazetesinin cinsel ilişkiyle ilgili sorusuna, “Benden böyle bir şey istenmedi, ama istenseydi ne yapardım bilmiyorum” dediğini söyledi.

Heronlar PKK’ya anlık istihbarat mı veriyor?


Türkiye semalarında dolaşan İsrail uçaklarının kirli planları ortaya çıktı.

PKK’nın Suriye’ye yerleşme çabaları, İsrail ile bağlantılı PKK’lılar ve Hatay semalarında görülen Heronlar, Türk istihbarat örgütlerini alarma geçirdi. İsrail gizli servisi ve PKK ilişkileri sıkı takibe alındı.

Hatay ve Adana’da görülen iki insansız hava aracı (İHA) ve PKK’nın Suriye’deki etkinliğinin artmasını değerlendiren istihbarat kuruluşları, İsrail’e ait olan İHA’ların Türkiye’nin Suriye sınırından elde ettiği “anlık bilgileri” terör örgütüne ilettiği şeklinde yorumladı.

HATAY VE ADANA ÜSTÜNDE BİLGİ TOPLUYOR

Son iki ay içerisinde Hatay ve Adana semalarında belirlenen iki İHA’nın İsrail’e ait olduğu ve Hatay’daki askeri birlikler hakkında bilgi topladıkları değerlendirildi. Hatay’da son dönemde başlayan PKK hareketliliğiyle İsrail’in faaliyetleri iç ve dış istihbarat birimlerinin ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışmayla raporlaştırıldı.

PKK-İSRAİL İLİŞKİLERİ

İstihbarat kuruluşlarının değerlendirmelerinde, “Askeri birliklere yönelik keşif faaliyetlerinin, Bölücü Terör Örgütü (BTÖ) mensuplarının ülkemiz içerisine kolayca sızıp eylem yapabilmelerini sağlayabilmek maksadıyla olabileceği” vurgulandı. Bu değerlendirmelere, İskenderun’da 7 şehit verilen İkmal Destek Grup Komutanlığı’na yapılan saldırıyı gerçekleştiren PKK’lıların lideri Kenan Yıldızbakan’ın defalarca İsrail’e giriş çıkış yaptığı da eklenince, istihbarat birimleri PKK-İsrail ilişkisi üzerine yoğunlaştı.

PKK HATAY KARŞISINA KAMP KURDU

Örgüt liderlerinden Fehman Hüseyin’in Suriye’de olduğu bilgisi de PKK’nın bu ülkeye taşındığı iddiasını güçlendirdi. Belgelerde “Suriye’de Kilis karşısı ve Hatay Kumlu İlçesi’nin karşısına PKK’nın kamplaşma çalışmaları devam etmektedir. PKK, kaçakçılardan vergi adı altında para toplamaya ve yol kontrolü yapmaya başlamıştır. PKK kamplarının karşısında bulunan sınır karakolları yetersiz, asteğmen komutasında 23-25 askerden oluşan zayıf yapıda” bilgisine yer verildi.

PKK’YA YARDIMININ BELGESİ

16 Aralık’ta Siirt’te yapılan KCK operasyonunda gözaltına alınarak tutuklanan Mehmet Veysi Dilekçi ve Mesude Yasak’ın kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinde, İsrail’in PKK’ya yaptığı yardım anlatılıyor. Buna göre 2010 yılı içinde İsrail’den bir öğrenci derneği tarafından PKK/KCK’ya 400 kamyon yardım gönderilmiş. İnsani yardım adı altında aktarılan yardımların gönderildiği yıl KCK’nın şehir eylemlerinde artış yaşandığı gözleniyor.

İŞTE O GÖRÜŞME

Star’ın haberine göre, İsrail’in yaptığı lojistik yardımın yanı sıra PKK/KCK’ya ait TV ve radyolara para yardımı yaptığı da telefon görüşmelerinde yer alıyor.

10 Haziran 2010

-MESUDE YASAK : Yav şey gelecekti bu hatırlıyorsun bu şeyde, burda bir iki arkadaş var, kuzey Kürdistan’a yardım etmek istiyorlar.

-MEHMET VEYSİ DİLEKÇİ : Hı ekonomik yardım

-MESUDE YASAK : Hı

-DİLEKÇİ: Yav neyse bunu

-YASAK : Giyim, gıda işte bir sürü yani, ama baya yüklü bi şekilde. Bunlar şeydir, sen bu televizyonda takip ettin ya, bir ara ANF’de de çıktı, İsrail’de bir öğrenci grubu var sivil. Kürdistan’dan İsrail’e göçenlerin çocukları

-DİLEKÇİ: He Anşei Targum

-YASAK: He onlardır işte

-DİLEKÇİ : Valla ben çok bilmiyorum da

-YASAK : He yav şimdi bu son olaylardan dolayı bi kampanya başlatmışlardı bunlar işte yaklaşık dörtyüz kamyon yardım edecekler

-DİLEKÇİ : Hı hı

-YASAK : He, hem var olan o şeyi protesto amaçlıdır, hem de kuzeye, kuzeydeki Kürtlere, Kürt bölgesine yardım edecekler, şimdi ilişki istiyorlar

-DİLEKÇİ : Merkezle görüşsünler yani, partinin BDP’nin genel merkeziyle görüşsünler olur.

22 Mart 2010

-YASAK : Bugünde yabancı misafirler vardı, bizim televizyonumuza yardımcı oldular. Şey yaptılar para şeyi

-MEHMET VEYSİ DİLEKÇİ: Evet

-MESUDE YASAK: Şey oldu dönüp gittiler büyük eve (BDP Diyarbakır İl Başkanlığı)

http://www.haber1.com/heronlar-pkkya-anlik-istihbarat-mi-veriyor.html

Mavi Marmara’da en önemli delil yelekler


Gazze’ye yardım götürmek için yola çıkan Mavi Marmara gemisine 31 Mayıs 2010’da İsrail ordusu tarafından baskın yapılması ve9 Türk’ün öldürülmesiyle ilgili İstanbul 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davanın ilk duruşması 6 Kasım’da Çağlayan Adliyesi’nde yapılacak. Mahkeme davaya müşteki olmayı kabul eden 37 ayrı ülkeden aralarında İsrail’in Arap asıllı milletvekili Haneen Zoabi’nin de bulunduğu 490 kişiyi dinleyecek. Davanın "firari" sanıkları, dönemin İsrail Genelkurmay Başkanı Rau Gabiel Aşkenazi, Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Maron, Hava Kuvvetleri İstihbarat Sorumlusu Avişay Levi ve İsrail İstihbarat Başkanı Amos Yadlin için 9’ar kez ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ve 18 bin 32’şer yıla kadar hapis isteniyor.

6 KİŞİYE YAKIN MESAFE ATEŞ
Duruşma öncesi SABAH’a konuşan İHH Yardım Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Hüseyin Uçar, savunmalarında Birleşmiş Milletler Komitesi’nin İsrail’in orantısız güç kullandığını ortaya koyan raporunu temel aldıklarını söyledi. Adli Tıp raporları ölümlerin yakın mesafeden atışla gerçekleştiğinin saptandığını belirten Uçar’ın verdiği bilgiye göre, atışı mesafesini net belli eden barut izlerini, İsrail’in cesetleri özel kimyasal maddelerle yıkayarak yok ettiğinin tespit edildiğini anlattı. Ancak İsrail gemide bıraktığı üzerinde kurşun izi olan can yeleklerinin 9 kişinin üzerine yeniden giydirilerek kime ait olduğunun belirlendiğini kaydeden Uçar, bu yöntemle 6 kişinin yakın mesafeden, Furkan Doğan’ın (17) ise kafasına ateş edilerek öldürüldüğünün ortaya çıktığını anlattı.

İsrail o suikasti itiraf etti!


İsrail o ismi planlı bir suikastle öldürdüğünü itiraf etti.

İsrail , 1988 yılında Tunus’ta düzenlediği bir baskında Filistin Kurtuluş Örgütü’nün eski ikinci adamı olan Ebu Cihad’a suikast düzenlediğini itiraf etti.

İsrail medyasından Yediot Aharonot gazetesinde yayınlanan haberde, Mossad’ın planladığı operasyonun özel birlikler tarafından gerçekleştirildiğine yer verildi. Asıl adı Halil el-Vazir olan Ebu Cihad 16 Nisan 1988 günü evinde öldürülmüştü.

Operasyonu düzenleyenin adını Nahum Lev olarak veren gazete, 2000 yılında hayatını kaybeden yetkilinin bu itirafı daha önce bir röportajda yaptığını fakat bunun hiçbir zaman halka açıklanmadığını belirtti. Öte yandan Mossad’dan henüz konuyla ilgili açıklama gelmedi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: