Etiket arşivi: İstanbul

Medeniyetin beşiği İstanbul’dan içimizi acıtan manzaralar


Şahin Erkenez

C%C3%B6pl%C3%BCk-Al%C4%B1%C5%9Fveri%C5%9Fi-Ghana.jpg

Özcan PEHLİVANOĞLU : TURKIYE’NIN ISTANBUL SORUNU…


Türk insanının akıl tutulmasına en iyi örnek; insanlık dışı muamelelere tabi olarak İstanbul’da yaşamasıdır. Aksi halde dayatılan bu yaşam tarzına, çoktan itiraz edilmesi gerekirdi.

Yol ve trafik sorunu, hava kirliliği çarpık kentleşme, hijyen ve sağlık sorunları, deprem beklentisi, hayat pahalılığı ve yaşamın aklınıza gelmeyecek ne kadar sorunu varsa, İstanbul’da bunlarla karşı karşıyasınız demektir.

İstanbul, her geçen gün büyümekte, bu büyüme ile birlikte normal bir insanın tahammül edemeyeceği sorunlar kat be kat artmaktadır. Ne tezattır ki; bizlerde bu çarpık büyüme ile övünmekteyiz.

İstanbul’u anlamadan vede İstanbul’lu anlamadan (!) Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlarıda çözemeyiz.

İstatistiklere bakarsak bu kadar küçük bir kara parçasına, nüfusu her geçen gün 20 milyona doğru giden bir şehri sığdıramazsınız. Kanal projesi, yeni imar planları, 3. köprü ve havaalanı ile inşaat hareketleri; bizi bir gelişmeye değil aksine içinden çıkılmaz bir buhrana sürüklüyor.

Gurur projesi metrobüs’e, işe gidiş ve çıkış saatlerinde isterseniz bir binmeyi deneyin… İnsanlığınızdan utanırsınız. Ancak İstanbul’un, insana yaşattığı çaresizlik, bu onursuzluğu yutkunmamıza neden oluyor.

İstanbul’un yerel yönetimini elinde tutan AKP zihniyetinin son 20 yılda insanımızı çaresizliğe iten büyümeyi nasıl gerçekleştirdiğine isterseniz şöyle bir bakın…

Her yer, bina doldu… Rant müteahhitlerin cebine aktı. Yeşil alanlar buharlaştı. Bunlar yetmedi, İstanbul’un su havzaları ve ormanları geleceğin yaşam alanları olmaya yöneldi.

Dünyanın çeşitli köşelerine yıllardır gidip gelirim. Gelişmiş ülkelerde hiç böyle bir büyüme ve insana yaşarken işkence çektiren bir kent daha görmedim. Öyleyse bu gelişmişlik dediğimiz nedir? Geçenlerde Almanya’da 32 yıl önce yaşadığım şehre gittim. Şehir aynen duruyordu. Ne nüfus hareketi ne çarpık büyüme… Bunun gibi örnek çok. Gelişmiş ülkelerde insanlar, insan gibi yaşıyorlar. Tabirimi mazur görün İstanbul’da biz insanlara, hayvan muamelesi reva görülüyor.

Trafik, eğitim, sağlık, hijyen, inanılmaz sıkıntılı… Bu kent böyle büyümeye devam ederse sıkıntı dahada büyüyecek. Doktorlar ülkemizde her dört ölümden birinin kanser hastalığından olduğunu söylüyor. İstanbul koşulları itibarı ile kanserojen bir şehir olmuştur. Zihniyetimiz değişmedikçede bu artarak devam edecektir.

Ve bizler çoktan İstanbul olmaktan çıkmış İstanbul’u bu hale getirenleri “yaşa, varol, seninle gurur duyuyoruz” diyerek desteklemeyi sürdürüyoruz. Bu akıl tutulması değil de nedir?

İstanbul’u teslim aldığından bu yana yaşanılmaz hale getiren siyasal anlayış, bunu tüm ülke sathına yayarak, aynı plansız ve sağlıksız yapılaşmayı gerçekleştirmiştir. Bu bir gelişme olmayıp kaynakların sadece boşa değil üstüne üstlük insanımızın zararına heba edilmesidir.

Bu durum halkımıza yanlış aksettirilerek , geleceğimiz karartılmaktadır. Bu nedenle ben İstanbul’un büyümesini değil en azından bu haliyle korunmasını istiyorum. Anlattığım sebeblerle kanal projesine, 3. köprü ve havaalanına ve 1453 Maslak gibi taş yığınlarına karşıyım. İstanbul’da hayvanca ve onursuzca değil insanca yaşamak istiyorum.

Eğer İstanbullu kendisine layık görülen bu kötü niyetli muameleyi anlarsa, aleyhine olan gelişmelere dur diyecek ve bu Türkiye’nin içinde bulunduğu ağır sorunlarında çözümüne katkı sağlayacaktır.

İstanbullu anlamadan ve tavrını koymadan ne İstanbul korunabilir ne de Türkiye yaşamsal sorunlarından kurtulabilir.

AKP’nin 20 yıllık yerel yönetim ve 10 yıllık ülke iktidarı anlayışı, sorunları çözeceğine daha da ağırlaştırmıştır. Yapılan makyaj ile sorunların derinleştiği giderek gizlenmektedir. Bunu sözde kürt meselesi, yeni anayasa, devlet başkanlığına geçiş, ağır iç ve dış borçlar, ekonomik kriz sonucu doğan bütçe açığının vergi, harç ve cezaların yükseltilerek kapatılmak istenmesi, yargının içinde bulunduğu gibi vesaire durumlardan anlıyoruz.

Onun için İstanbullu’nun içinde bulunduğu ve bir insana yakışmayan durumu fark ederek, İstanbul’un ve Türkiye’nin geleceğine el koyması gerekiyor. İstanbullu “tamam” dedimi rüzar dalga dalga Anadolu’nun ve Trakya’nın her köşesine yayılacaktır. Eğer benim “hayvanca ve onursuzca” bir yaşam dediğim İstanbul hayatına diyecek bir şeyiniz yoksa benimde bundan fazla diyecek bir lafım yok.

Özcan PEHLİVANOĞLU

Aydın Boysan : İstanbul’un kuytu köşeleri


Ben Sıraselviler’in selvilerini görmedim ama, Şişli Sıracevizler’in ceviz ağaçlarını, bilirim. Şişli-Zincirlikuyu arasının, dut bahçeleriyle dolu olduğunu, bilirim. Şimdi Taksim’de İnönü Gezisi olan yerde, görkemli bir kışla binası olduğunu , bu kışla avlusunda İstanbul’daki futbol milli maçlarının yapıldığı tek stadyumumuz olduğunu bilirim .

Nüfusu bir milyona varmayan İstanbul’da yaşamanın rahatlığını, şehrin her yanına birkaç kuruşa tramvayla gidilebildiğini, bilirim. İstanbul nüfusunun tarihte ilk kez 1950 yılında bir milyonu aştığını, bilirim. Daha önce Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının başkenti olarak bile bir milyonu aşmadığını, bilirim. Şimdi artık Gebze’den Büyükçekmece’ye kadar bütünleşen İstanbul nüfusunun onbeş milyonu aştığını, bilirim.

İstanbul nüfusunun eskiden imparatorluk sentezi olduğunu, şimdi ise artık kasaba çeşitlemesine dönüştüğünü, bilirim.

Her caddenin, her semtin aşçı dükkanlarıyla dolu olduğunu , her aşçıda elbasan tavadan çiçek bamyaya kadar zengin tencere yemeği çeşitleri olduğunu, bilirim.

Sebze yemeklerinin yıllarca fiyatı değişmeden 7,5 kuruş, et yemeklerinin 12,5 kuruş olduğunu bilirim.

Topkapı surları dışında hemen bağların başladığını, beş kuruş verip bağın kapısından girenin patlayıncaya kadar üzüm yemeye izinli olduğunu, bilirim.

Yedikule marulunun, Kanlıca yoğurdunun, Beykoz paçasının lezzetini unutmam.

At kuyruğu kılından olta yapmayı, bilirim.Samatya’dan kürekle Ahırkapı’ya girip çapari salladığımızı, istavrit çıkarsa uskumru olmayacağı için, hemen olta toplayıp geri döndüğümüzü bilirim. Palamut yiyenlerin ağzının tadını bilmezlikle aşağılandığı zamanları bilirim.

Lezzetli ve ucuz balık bolluğu yüzünden, tutumlu insanlar çarşısı Samatya’da levrek ve kalkanların bütün olarak, nefis kılıç balıklarının ise dilimlenerek satıldığını, bilirim.

Bu nedenlerle, İstanbul’un Samatya ve benzeri semtlerinde kebap denen yiyeceğin tanınmadığını bilirim.

İnsanların sanki mahşerdeymiş gibi çoğalmasıyla birlikte lezzetli balıkların iyice azalması sonucu olarak, İstanbul’da kebap istilası yaşandığını, bu nedenle İstanbul tarihini:

1- Kebaptan önce,

2- 2- Kebaptan sonra olarak ikiye ayırdığımı, unutmam.

Nüfus artışı yüzünden bir şehrin yoğunluğu azdırılmışsa, tarihe ve insanlara karşı bu davranışı sıfatlandırmak için ihanetin ötesinde bir sıfat aranması gerektiğini, bilirim.

Hay bilemez olsaydım!

A.Boysan

Interpol ‘Ergenekon’da kulağının üzerine yattı


Interpol, Ergenekon’da yargılanan ve yurtdışında bulunduğu tespit edilen sanıklarla ilgili olarak Türkiye’nin kırmızı bültenle arama başvurusunun üzerinden uzun süre geçmesine karşın yanıt vermedi

Yurtdışında oldukları tespit edilen Ergenekon ve İrtica ile Mücadele Eylem Planı sanıklarıyla ilgili Türkiye’nin Interpol Genel Sekreterliği’ne yaptığı girişimlerde somut adım atılamadı. Her iki soruşturmaya bağlı adli yargılamalarda adı geçen İstanbul eski Büyükşehir Belediye Başkanı Bedrettin Dalan, emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı ve Çağdaş Eğitim Vakfı eski Başkanı Gülseven Yaşer hakkındaki kırmızı bülten girişimlerinde aradan uzun süre geçmesine karşın ilerleme sağlanamadı.

Çömez’de de yanıt yok
Emniyet Genel Müdürlüğü Interpol ve Sirene Dairesi tarafından yürütülen çalışmalar çerçevesinde üç isimle ilgili Interpol Genel Sekreterliği’nce geçen Nisan’da bildirilen “yetersizlik” gerekçesi sonrasındaki “ret” yanıtıyla birlikte Adalet Bakanlığı’nca hazırlanan yeni içerikli dosyalar tekrar Interpol Genel Sekreterliği’ne gönderildi. Ancak, bu işlemin üzerinden aylar geçmesine karşın Interpol Genel Sekreterliği henüz Türkiye’ye olumlu ya da olumsuz yanıt göndermedi. Genel sekreterlik kırmızı bülten başvuru dosyalarının “halen incelemede” olduğunu bildirmekle yetindi.

Benzer durum yine Ergenekon soruşturması çerçevesinde İngiltere’de olduğu kesinlik kazanan eski Ak Parti Milletvekili Turan Çömez’de de yaşandı. Türk Interpolü’nün Çömez’le ilgili “kırmızı bülten” başvurusuna da yine olumlu ya da olumsuz yanıt verilmedi. Bilindiği gibi, İrtica ile Mücadele Eylem planı soruşturması çerçevesinde adı gündeme gelen Tümgeneral Mustafa Bakıcı, önce TSK’dan emekli olmuş, daha sonra son görev yeri olan Şırnak’tan Kuzey Irak’a geçerek Belarus’a geçmişti. Belarus‘ta olduğunun tespit edilmesi sonrasında Bakıcı’nın kayıplara karışması sonrasında Türk Interpolü devreye girip kırmızı bülten çıkartmak için girişimde bulunmuştu.
Aynı şekilde, Ergenekon sanığı Bedrettin Dalan ile Gülseven Yaşer’in yurtdışına çıkışı sonrasında kırmızı bülten girişimi yapılmıştı. Diğer sanık Çömez’in ise İngiltere’deki yerel makamlardan “ülkede barınmasını sağlayacak sığınma hakkı”nı aldığı anlaşılmıştı. Böylece, dört sanık için “kırmızı bülten” konusunda aradan aylar geçmesine karşın hiçbir ilerleme sağlamadı.

Şehr-i İstanbul – 2


Kaynak – Via : aşağıdaki fotoğraflar facebook.com/Aziz.Istanbul hayran sayfasından alınmıştır.

El Kaide üyeleri İstanbul’da bombayla yakalandı


ESENLER’de bazı şüphelilerin, silahla vurdukları kişinin minibüsünü gasp etmesi üzerine İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan operasyonda yakalanan 4 şüphelinin banka soygunu hazırlığında olduğu öne sürüldü. Operasyon anı polis kamerasına yansıdı.

İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmada konunun terör bağlantısı olabilme ihtimali nedeniyle, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri devreye girdi. Yapılan takipler neticesinde, kimlikleri tespit edilen 4 kişi geçtiğimiz salı günü gözaltına alındı. Şüphelilerin El – Kaide terör örgütü ile bağlantılı olduğu belirtildi.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, " Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüklerince koordineli olarak dini istismar eden bir terör örgütü ile bağlantılı eylem arayışı içerisinde olan kişilere yönelik gerçekleştirilen operasyonel çalışmada 4 kişi yakalanmıştır" denildi. Yapılan açıklamada ayrıca, şebekenin banka soygunu gerçekleştirmeyi planladıkları da belirtilirken, yapılan operasyonda yaklaşık 4.5 kilo potasyum klorat, 250 gram TAPT ve 2 kilo hidrojen peroksit tipi patlayıcılar ele geçirildiği kaydedildi.

Açıklamada, 1 AK 47 tipi uzun namlulu silah, 2 tabanca, 10 adet 7.62 mm çapında fişek ve bol miktarda doküman ele geçirildiği de ifade edildi.

30 El-Muhaberat ajanı İstanbul’da MİT’e yakalandı


MİT, Türkiye’yi karıştırmak isteyen dış güçlerin ajanlarına karşı sıkı teyakkuzda… Suriye’den gelen istihbaratlarla harekete geçen MİT, sahte kimliklerle turist gibi İstanbul’a giren ve Esad yanlısı eylemler planlayan Suriye İstihbarat birimi El-Muhaberat üyesi 30 kişiyi yakalayarak sınırdışı edilmesini sağladı

Özkan TAMİRAK / İSTANBUL

ŞanlIurfa’nIn Akçakale İlçesi’ne düşen top mermilerinin 5 cana mal olması, sınırda ve Ankara’da tansiyonu yükseltirken MİT de İstanbul’da Suriyeli ajan avına çıktı. Suriye’den gelen istihbaratla harekete geçen MİT, sahte kimliklerle farklı tarihlerde turist gibi İstanbul’a giriş yapan Suriye İstihbarat birimi El-Muhaberat üyelerini tespit etti.

MİT, El Muhaberat üyelerinin İstanbul’u karıştırmak için geldiklerini belirledi.

Zeytinburnu’nda bir otele 6’şar kişilik gruplar halinde gelip yerleştikleri belirlenen Suriyeli ajanlar, MİT timleri tarafından adım adım takip edildiler. Ajanların yerleştikleri otel 24 saat takibe alındı.

İstihbarat çalışmaları El-Muhaberat ajanlarının İstanbul’un çeşitli yerlerinde Esad lehine yapılacak gösterileri organize edecekleri ve bu eylemlerde Esad lehine

Türkiye’de kamuoyu yaratmaya çalışacaklarını ortaya çıkardı.

MİT gerekli çalışmaları tamamladıktan sonra Suriyeli ajanları, İstanbul’u karıştıracakları eylemlere kalkışamadan bir bir avlayarak gözaltına aldı. MİT tarafından sorgulanan 30 El-Muhaberat üyesi ajan olduklarını inkar etseler de sınırdışı edilmekten kurtulamadılar. MİT’in bu tür gruplara karşı sadece İstanbul’da değil,

Türkiye’nin dört bir yanında tetikte olduğu ve çalışmaların süreceği bildirildi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: