Etiket arşivi: mahkeme

Mahkemede Şemdin Sakık kararı! Şemdin Sakık’ın beyanları terörle mücadele birimlerine gidecek!


Sakık’ın beyanları, terörle mücadele görevi yapan birimlere gönderilecek.

”Ergenekon” davasına bakan mahkeme heyeti, duruşmada tanık olarak dinlenilen Şemdin Sakık’ın beyanlarını, içeriği dikkate alınarak, terörle mücadele görevi yapan birimlere gönderilmesine karar verdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada taleplere ilişkin alınan ara kararlar, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından açıklandı.

Buna göre mahkeme heyeti, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’ne yazı yazılarak, Ahmet Cem Ersever’in öldürülmeden önce Aydınlık Dergisi’ndeki beyanları ve daha önce müstear isimli yazdığı ”Üçgendeki Tezgah”, ”Kürtler, PKK ve Abdullah Öcalan” isimli kitaplardaki açıklamaları dolayısıyla herhangi bir idari ve adli tahkikat yapılıp yapılmadığının sorulmasına karar verdi.

Milli Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı birimlerinin hangi tarihte kurulduğu, herhangi bir isim değişikliğine gidilip gidilmediğinin de bildirilmesini isteyen mahkeme heyeti, savcı Doğan Öz cinayeti ile ilgili dosyanın da tetkik ve iade edilmek üzere gönderilmesine karar verdi.

Mahkeme, sanıklardan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’a 1.Ordu Komutanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı sırasında, sanıklardan emekli Orgeneral Hasan Iğsız’a da 1. Ordu Komutanlığı’nda tahsis edilen, kullandığı sabit ve GSM numaralarının gerekli gizlilik esaslarına dikkat edilerek gönderilmesine hükmetti.

Asker kökenli sanıkların mesleğe başladıklarından bugüne kadar varsa haklarında adli ve idari tahkikat yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa sanıkların ifadeleri ve tahkikatın sonucunun ilgili birliklerinden ve şahsi dosyalarından araştırılarak gönderilmesini kararlaştıran mahkeme heyeti, eski MİT mensubu Yavuz Ataç hakkında da 10 Ağustos 2004’te Milliyet Gazetesi’nde çıkan ”Gladyo denen yapıyı yönettim, Gladyo ismi takılan yapının 4 yıl sorumlusuydum” beyanlarıyla ilgili hakkında adli ve idari tahkikat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ilgili evrakların gönderilmesine hükmetti.

Mahkeme heyeti, tanık olarak dinlenilen Şemdin Sakık’ın beyanlarının içeriği dikkate alınarak, terörle mücadele görevi yapan Genelkurmay Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı ve İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderilmesine karar verdi.

SUÇ DUYURULARI

Dosya kapsamında mağdur ve müşteki olarak görünen kişilerin duruşmaya katılmaları için meşruhatlı davetiye çıkartılmasını kararlaştıran mahkeme heyeti, tanık olarak dinlenilen Rengin Erdal’ın, beyanları sırasında kamu görevi yapan tanık Mustafa Bolkan ve diğer bir kısım kişiler hakkındaki sözleri nedeniyle gereğinin takdir ve ifası için Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na yazı yazılmasını hükme bağladı.

Tutuklu sanıklardan Muzaffer Tekin hakkında, tanık olarak dinlenilen Emrah Özdemir’e yönelik sarf ettiği beyanları nedeniyle gereğinin takdir ve ifası için Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasına karar veren mahkeme heyeti, duruşma salonunda görevli jandarma personeli tarafından tutulan tutanaklar üzerine de tutuklu sanık Bora Perinçek’in söz ve eylemleri, babası Doğu Perinçek’in de mahkeme heyetine yönelik sarf ettiği sözleri nedeniyle aynı savcılığa yazı yazılmasını karlaştırdı.

Mahkeme yine sanıklardan Dursun Çiçek’in avukatı olan kızı İrem Çiçek ile sanık avukat Kemal Kerinçsiz’in eşi ve avukatı olan Gönül Kerinçsiz hakkında da sarf ettiği sözleri nedeniyle gereğinin takdir ve ifası için Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na müzekkere yazılmasını hükme bağladı.

VİDEO : “THE CEMAAT” ÖNDERİ Fethullah Gülen mahkeme safhasında yaşadıklarını anlatıyor.


Ergenekon’da yeni skandal! Prangaya 1 kala /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


Ergenekon Mahkemesi’nde bir kez daha hukuka meydan okundu. Duruşmalarda, tutukluların avukatlarla görüşmesi yasaklandı. Mahkeme, duruşma aralarında salonun boşaltılmasına karar verdi.

Ergenekon davasına bakan Özel Görevli İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeni bir hukuk skandalına imza atıldı.

Bugün alınan ara kararla, duruşmalarda avukatların tutuklu müvekkilleriyle görüşmeleri yasaklandı.

Mahkemenin kararına göre, duruşma aralarında salon tamamen boşaltılacak. Tutuklular kendileri için hazırlanan bölümde götürülecek ve duruşma başlayana kadar salona alınmayacak. Böylece izleyicilerle tutukluların 5 metre uzaktan selamlaşmasına da set çekilmiş oldu.

Özel Görevli 13. Ağır Ceza Mahkemesi daha önce de savunma hakkını ortadan kaldıran kararlara imza atmıştı.

Mahkeme, daha önce de tutuklularla avukatlar arasındaki evrak alışverişini yasaklamıştı.

Avukatlarla tutuklular arasına masalardan barikat da ören mahkeme, masaların üzerinden atlayarak müvekkilleriyle görüşen avukatlar hakkında ise suç duyurusunda bulunmuştu.

ulusalkanal.com.tr

Hikmet Çiçek yazdı: Neden hep bu polisler


Neden hep bu polisler seçiliyor? TÜBÎTAK raporu günlerdir tartışılıyor. Odatv bilgisayarlan hakkında verilen, hani şu ” don lastiği gibi ” her yöne çekilen rapor. Biz, başka bir rapora, daha doğrusu raporlara dikkatinizi çekelim. ” Olmaz böyle şey ” diyeceksiniz. 14 Şubat 2011 günü yapılan ilk Odatv operasyonundan sonra ünlü Savcı Zekeriya Öz, 18 Şubat günü el konulan bilgisayarlan incelenmek üzere polislere teslim etti.

Dava klasörüne göre, bilgisayarlaRI ” yemin ederek ” teslim alan polisler şunlar: Bekir Peker, İsa Akyüz, Muhammed Bağdat, Hüseyin Koçar, Kemal Gökbaş ve Cengiz Koçak. Mart ayındaki ikinci dalgadan sonra ” ele geçirilen ” yeni bilgisayarlar da gene Savcı öz tarafından aynı polislere ” incelenmek üzere ” teslim edildi.

Bunlar bilirkişi mi? CMK’nin 64. maddesine göre bilirkişiler, il yargı adalet komisyonları tarafından her yıl düzenlenen bir liste ile oluşturuluyor. Bu listede mühendislikten tıbba kadar uzman kişiler olduğu gibi, dijital verileri inceleme uzmanlığı olan polisler de yer alıyor. Yasa açık, savcılar bu listelerdeki uzmanlara inceleme yaptırabilir. Bu isimlerin yetersiz olduğu koşullarda ise, gerekçesi açıklanarak başka uzmanlara başvurmak mümkün. Zekeriya Öz’ün seçtiği isimler bilirkişi listesinden mi? Hayır. Peki bu polisler İstanbul Emniyetinden mi? Hayır, hepsi Ankara’dan. Bilişim Şube’den mi seçildiler? Ona da hayır. Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nden! Kısaca KOM’dan.

Savcı Öz, Emniyet’e yazı yazarak doğrudan bu isimleri istiyor ve onlar da Odatv sanıklarının tutuklanmasına neden olan ilk raporu yazıyorlar. Her taşın altından onlar çıkıyor Savcı Öz’ün seçtiği polislerin tesadüfen bir araya gelen kişiler olmadıkları diğer dava dosyalarından da anlaşılıyor. Balyoz soruşturmasında Savcı Bilal Bayraktar, Taraf yazan Mehmet Baransu tarafından teslim edilen CD’ler inceletmek için Ankara KOM’dan bu polislere gönderiyor.

Aynı kişiler, Balyoz’da sanıkların lehine olan ve onlarca raporla belgelenen çelişkileri tespit etmek bir yana, belgelerin 2003 yılında yazıldığına dair gerçek dışı bir rapor veriyorlar. ” Bu da tesadüf ” diyeceğiz ama dosyaları karıştırınca ” tesadüflerin ” birbirini izlediğini görüyoruz. Ergenekon soruşturmasında gazeteci- milletvekili Mustafa Balbay’ın bilgisayarı; Balyoz’da Eskişehir’de emekli Albay Hakan Büyük’ün evinde bulunduğu iddia edilen flash bellek; Poyrazköy ve Amirallere suikast soruşturmalarındaki dijital belgeler; Gölcük aramalarındaki hard diskler… Hep, ama hep aynı KOM polisleri tarafından inceleniyor.

İnceleme sonuçlan hep, ama hep şüphelilerin suçlanması ve tutuklanmalarında ” delil ” oluyor. Savcılar, hep ama hep resmi bilirkişileri değil, bu polisleri tercih ediyor. Bunların hazırladığı raporlar, hep savcıların istediği gibi oluyor. Kim bu adamlar? Neden hep onlar tercih ediliyor? Uzmanlıkları ne? Neden Bilişim Şube değil de KOM?

Gazeteci soru soran adamdır. ” Bu sorulara cevap gelmez ” mi diyorsunuz? Merak etmeyin, her sorunun cevabı bir gün mutlaka bulunur! Veli Küçük’ün savunmasına bir yıl sonra suç duyurusu! Ergenekon duruşmalarında geriye dönük suç duyurulan adet haline geldi. ‘Bir zamanlar’ yapmış olduğunuz savunma ‘suç içeriyor’ diye aniden karşınıza çıkabiliyor. Bunun en son ve çarpıcı örneği Veli Küçük ün dilekçesinde yaşandı. Küçük 10 Haziran 2011 günü mahkemede yaptığı savunmasını 25 sayfa halinde yazılı olarak sunuyor. Savunmasının içeriği; Danıştay’a yapılan saldırının, yargılanmasının bitmesine rağmen, önce açık tanık, sonra kurgulanmış gizli tanık Osman Yıldırım üzerinden Ergenekon davasına bağlanması.

Danıştay cinayetinden müebbet hapis cezasına çarptırılan Osman Yıldırım’ın beyanlarının dayanak yapılarak Alpaslan Arslan’ın irtibatlarının korunması ve tahliye edilmesi. Diğer yandan Ergenekon belgeleri denilen yazıların Veli Küçük Ümit Oğuztan tarafından yazılarak kitap haline getirilmesi ve yayınevine verilmesi, 2001 yılında Fehmi Koru’nun köşesinde yer vermesi ve mahkemenin hâlâ bu yazılan ” örgüt belgesi ” olarak kabul etmesi.

Mahkemeye sorular Veli Küçük’ün bu savunması sorular şeklinde. Onlardan bazıları şöyle: ” Osman Yıldırım’ın beyanlarından bir tek doğru olan var mı? ” ” Ümit Oğuztan’ın yazılarını örgüt belgesi olarak kabul ediyor musunuz? ” ” Örgüt’ün üst düzey görevlerinde parasal faaliyet gösterdiği iddia edilen Sinan Aygün neden tahliye edildi? ” “Veli Küçük’ün tüm mal varlığı incelendi. 2004 model bir araba, emekli maaşı ve bankada 2986 lira 33 kuruş parası olduğu belgelendi. Buna rağmen neden tutuklu? “ ” Beni neyle suçluyorsunuz? ” İddialar neden sorulmuyor Veli Küçük savunmasında ” İddianamede olup kendisine sorulmayan ‘ konuyu’, neden sormuyorsunuz, suçlamalara! Düzmece olduğunun ortaya çıkmasından mı korkuluyor ” şeklinde yazıyor. ” Kurulan komplo açığa çıkmasın diye konuşmamı istemiyorlar ” diyor.

Ve bu dilekçeyi aynı gün mahkemeye veriyor. Başkan değişince suç duyurusu Veli Küçük bu savunmayı yaptığında (10 Haziran 2011) Mahkeme Başkanı Köksal Şengün. Aradan uzunca bir süre geçiyor. 30 Mayıs 2012′de yaptığı yeni savunmada, yazılı dilekçesine gönderme yapıyor. 11 ay önce verdiği savunmasını tekrarladığını ve dilekçesinin de dikkate alınarak incelenmesini talep ediyor. Bundan sonra ne mi oluyor? Mahkemenin 11 ay önce suç bulmadığı dilekçe birden suçlu hale geliyor. ” Mahkeme heyetini hedef alan sözler olduğu ” gerekçesiyle ” gereği ve ifası için ” Silivri Cumhuriyet Savcılığı’na gönderiliyor. ” Açılım modası Türk Hukuku’na girdi “ Veli Küçük bu olayı Aydınlık’a şöyle değerlendirdi; ” Savcı, Bedirhan Şinal’ın ifadesini alırken, ‘Veli Küçük’ü içeri tıktım. Geberinceye kadar içeriden çıkamayacak demişti. İşte bu dava Ergenekon davasıdır.

Recep Bey’in açılım modası Türk Hukuku’na girmiştir. Vatanın esareti son bulduğunda bu savaşın esiri olarak geçirdiğim yılları, sevdalısı olduğum bu yalnız ve güzel vatanıma helâl ediyorum. ” Altın Portakal’a bir de bu açıdan bakın “ Hülya Avşar, Türk Sinemasında, sevdiğim nadir oyunculardan biridir. Onun jüri başkanı olmasına çok sevindim… Sonra asistanım Tacım’ı aradılar, jüride yer alacak başka isimler saydılar. Ben şok geçirdim. Çünkü biri, hakkımda iftiralarla dolu yazı yazdığı için tekzip yayınlamak zorunda kaldı. Ayrıca diğer iki jüri üyesi de politik açıdan son derece angaje, Ergenekoncu zihniyetinde kişiler. Bu kişilerle aynı masada oturmam mümkün değildi. Bunun için jüriden çekildim. ” Altın Portakal’ın jüri üyeliğinden çekilen yönetmen- sanatçı Kutluğ Ataman, Sabah’ın Pazar ekinde kendisiyle yapılan söyleşide böyle diyor. (Sabah Pazar, 2 Eylül 2012) Demek ki, Kutluğ Ataman’ın derdi jüri başkanının kim olduğu falan değil. Derdi, jüri üyeleri arasında ” Ergenekoncular’ın olması. Onlarla ” aynı masada oturması ” mümkün değil. Hatta Ataman Altın Portakal’ın CHP’li bir belediyenin öncülüğünde gerçekleştirilmesine bile tahammül edemiyor: ” Ayrıca festivalde, belediyenin etkisiyle bariz bir anti Ak Parti, anti hükümet durumları hissediyorum. Hal böyle olunca festival, festival olmaktan çıkıyor politik enstrüman haline geliyor. Bu kadar eski festivale büyük bir haksızlık. ” ” En doğrusu Ak Parti ” Kutlu Ataman AKP’ye oy vermiş. AKP’nin ” Türkiye’yi dönüştürmek için ” attığı adımlar, Ataman’ın ” Batı’da alışmış olduğum refah ve demokrasi toplumuna uyduğu için ” AKP’yi desteklemiş. ” Şimdi seçim olsa kime oy verirsiniz diye sorsanız, ben yine Ak Parti’ye oy veririm ” diyor. Ergenekon operasyonları başlamadan önceki dönemi ” korkunç bir dönem ” olarak niteleyen Kutluğ Ataman, son üç- dört yıldır kendini ” rahat hissettiğini ” söylüyor. Kutluğ Ataman’a göre, Türkiye tablosu içinde ” akılcı bir insan ” gene AKP’ye destek vermeli. Kutluğ Ataman’ın ” samimi beyanları “, Altın Portakal üzerine koparılan fırtınaya daha farklı bakmamız gerektiğini göstermiyor mu?

Aydınlık/ Hikmet Çiçek

Ergenekon mahkemesi Duygu Dikmenoğlu’nu neden şikayet etti /// CC : @odatv


Ergenekon Davası’na bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi geçtiğimiz Cuma günü aldığı kararla Tuncay Özkan’ın sevgilisi Duygu Dikmenoğlu hakkında suç duyurusunda bulundu. Mahkeme buna gerekçe olarak Dikmenoğlu’nun 4 Ağustos tarihli duruşmada seyirci sıralarından “yazıklar olsun” demesini gösterdi.

Peki o gün gerçekte ne oldu?

Duruşmada dinlenen davanın gizli tanığı Kurşun’a mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese Tuncay Özkan’ın fotoğrafını göstererek “tanıyor musun” dedi. Kurşun bu soruya “Cumhuriyet mitinglerinden tanıyorum” yanıtını verdi. Bunun üzerine Tuncay Özkan oturduğu yerden “hiç yüz yüze görüştük mü” diye seslendi. Mahkeme Başkanı Özese, Özkan’ın sorusunu Kurşun’a sordu: “Tuncay Özkan’la hiç yüz yüze görüştünüz mü?” Kurşun bu soruya “hayır” yanıtını verdi. Özese bu yanıt üzerine Özkan’ın fotoğrafını tekrar göstererek “bu kişi hakkında ne biliyorsan anlat” dedi. Tuncay Özkan bunun üzerine elini kaldırdı ve ayağa kalktı. “Bu nasıl soru, böyle bir soru soramazsınız” diye söz istedi. Özkan’ın itirazı üzerine mahkeme başkanı Özese jandarmaya Özkan’ı göstererek “salondan dışarı çıkartın” talimatını verdi. Özkan şaşkınlıkla “beni neden atıyorsunuz” diye sordu. Mahkeme başkanı Özese “duruşmanın huzurunu bozuyorsun” yanıtını verdi. Tuncay Özkan bunun üzerine “böyle yargıçlık olmaz, duruşmayı yönetemiyorsunuz. Ben daha itiraz etmedim. Söz istiyorum” diye konuştu. Özese ısrarla “dışarı çıkartın” deyince jandarma Özkan’ı salondan çıkardı.

4 YILDIR HER DURUŞMADA

Olayları izleyici bölümünden takip eden Duygu Dikmenoğlu, “yazıklar olsun” diyerek salondan çıktı. Duygu Dikmenoğlu, sevgilisi Tuncay Özkan’ı 4 yıldır görebilmek için her duruşmayı takip etti. İlk duruşmadan bugüne kadar hiçbir duruşmayı kaçırmadı. Savcıların ya da hakimlerin gelmediği günler oldu. Ancak Duygu Dikmenoğlu karda da güneş altında da bütün duruşmalarda izleyici sırasındaydı. Bu nedenle Dikmenoğlu, tartışmasız Ergenekon davasını en iyi bilen isimlerden biri.. Tüm bu yaşanalar 4 yıldır sessizce duruşmaları izleyen Dikmenoğlu’na “yazıklar olsun” dedirtti.

Duruşmaya verilen öğle arasında Tuncay Özkan, üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu’na gitti ve şunları söyledi: “Yargıç-sanık ilişkisini bir kenera bıralın, iki entelektüel açısında meseleye bakalım. Eğer bu duruşmada konuşmayacaksak yazık bize. Tuncay Özkan’ı tanımıyorum, hiç görüşmedim diyen birine hakkında ne biliyorsan anlat diye sorulur mu?” Tuncay Özkan bunun üzerine öğleden sonraki oturuma alındı, Duygu Dikmenoğlu da salona gelip oturdu. Mahkeme Başkanı Özese, Tuncay Özkan’ın Kurşun’a soru sormasına izin verdi. Özkan, Kurşun’a “beni tanıyor musun” dedi, “hayır” yanıtını aldı. “Cumhuriyet mitinglerinde konuştuk mu?” dedi, “hayır ben kalabalık içerisinde sizi dinledim” yanıtını aldı. “Sizinle herhangi bir iş yaptık mı” dedi, “estağfurullah Tuncay Bey, sizi tanımıyorum, bir iş yapmadık” yanıtını aldı.

Mahkeme heyeti bu yaşananlardan 20 gün sonra Dikmenoğlu’nun “yazıklar olsun” kelimesini hatırlayarak suç duyurusunda bulundu.

Odatv.com

ERGENEKON MAHKEMESİNDE İSYAN : Ergenekon Davası’nda yaşanan isyanda kim ne yaptı?


Ergenekon Davası’nda 3. Yargı Paketi’nin ardından mahkemenin tahliye talepleri konusunda ilk kez karar verdiği 27 Temmuz 2012 günü yaşananlar, mahkeme heyetinin talebiyle resmi tutanağa dönüştürüldü.

TUTANAK EK’TEDİR …

27 Temmuz 2012 MAHKEME SYANI TUTANAI.pdf

Mahkemenin İlker Başbuğ gerekçesi


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ‘un tutukluluğa itirazını reddetmesi üzerine talebi inceleyen bir üst mahkeme de ret kararı kararı verdi. Kararın, tek paragraflık gerekçesinde, "Başbuğ’un atılı suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunduğu" belirtildi.

Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un da aralarında bulunduğu bazı sanıkların tutukluluğa itirazlarını reddetti. Bunun üzerine Başbuğ’un avukatı bir üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme, 16 Ağustos 2012 tarihinde Başbuğ’un itirazını karara bağladı.

Bir paragraflık gerekçe

Mahkeme, Başbuğ’un tutukluluğa itirazını 8 satırdan oluşan bir paragraflık gerekçe ile reddetti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, "İlker Başbuğ‘un üzerine atılı olan suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunduğu, bu suçların CMK. 100/3 maddesinde sayılması sebebiyle tutuklama nedenlerinin bulunduğu kabul edildiğinden, suçların niteliği ve yüklenen suçlar için öngörülen ceza miktarlarına göre adli kontrol uygulamalarının sanık açısından yetersiz kalacağı…" kararını verdi.

3. Yargı Paketi uygulanmadı

5 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 3. Yargı paketi ile getirilen düzenlemeler arasında, ‘tutukluluğa itirazlara ilişkin verilen kararlarda gerekçelerin ayrıntılı yazılması’ yer aldı. Ancak yaklaşık 1.5 ay önce yürürlüğe giren bu değişikliği İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Başbuğ kararında uygulamadığı görüldü.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: