Etiket arşivi: maliki

MALİKİ KONTROLÜNDEKİ EBU GUREYB CEZAEVİNDE DEĞİŞİKLİK YOK!


İRAN ANALİZ / Çoğunluğu Sünni kökenli Iraklıların işkence, kötü muamele ve cinayetlere maruz kaldığı Nuri Maliki’ye bağlı Ebu Gureyb Cezaevinde (Bağdat Merkez Cezaevi) insanlık trajedisi sürüyor. Herhangi somut bir delil olmaksızın suçlanan, içeri tıkılan ve bazıları ABD işgal idaresinden bu yana yıllarca tek bir kez dahi mahkemeye çıkartılmayan, hiçbir savunma hakkı tanınmayan yüz binlerce Iraklı vatandaş Maliki ve Şii milislere bağlı açık/gizli cezaevlerinde tutulmaya devam ediyor. Son olarak cezaevi idaresi iki hükümet kanalına sadece terörist Şii militanların bulunduğu kısmı ziyarete izin verdi.

Haberlere göre cezaevinde açlık grevine başlayan mahkumların durumunu yerinde görüntülemek isteyen hükümet kanalı el-Irakiyye ile ona yakın el-Feyha kanallarına buralara girmelerine izin verilmedi. Sadece terörist milislere has olan sekizinci kısma götürüldü ve burada istenilen görüntüleri aldı mezkur kanallar. Bunlara karşın üç günden bu yana açlık grevi yapan mahkumların kaldığı onuncu kısma gitmelerine izin verilmedi.

Maliki’ye bağlı el-Irakiyye ile el-Feyha kanalları Şii milislerin bulunduğu kısımlardan görüntüler aldı. Futbol oynarken çekilen videolarda milis mahkumların Maliki’nin Adalet Bakanının ziyaretini methettikleri ve cezaevinde açlık grevi olmadığı yönünde yalan demeçler verdiği kaydedildi. Bu söylenenlerin cezaevi idaresini kötü göstermek ve cezaevinde yaşanan gerçekleri çarpıtıp kamoyunu aldatmak olduğu cümlesini izledi hükümet televizyonunu seyredenler. Yerel kaynaklar ise cezaevi idaresinin diğer mahkumları çekse bile hükümet kanallarının bu görüntüleri yayımlamayacağı gerçeğine dikkat çekti.

Cezaevinin bu kısmıyla diğer kısımları arasındaki mahkumlara yönelik muamele, hizmet ve uygulamaların dahi son derece mezhepçi ve bölücü olduğu gerçeğine dikkat çekiliyor. Şii mezhep politikasının her yerde fanatizme varan bir şekilde uygulandığı Irak, insan hakları ihlallerinde dünya sıralamasında en ön sıralarda yer alıyor.

Amerikan işgal idaresinde bulunan ve korkunç görüntülerle tanınan Ebu Gureyb Cezaevi 2008 sonrasında Maliki hükümetine teslim edildi. İsmi Bağdat Merkez Cezaevi olarak değiştirilen cezaevinde eski dönemi aratmayan korkunç işkenceler, insan hakları ihallelleri ve tecavüzlerin yaşandığına dikkat çekiliyor. 2008′den bu yana işkence altında ölüp cesedi ailelerine adli tıp morgunda teslim edilen azımsanmayacak sayıda Iraklı bulunuyor.

MALİKİ-RUSYA ARASINDAKİ SİLAH ANLAŞMASININ ARKAPLANI


İRAN ANALİZ / Moskova’ya gerçekleştirdiği ani ziyaret ve 4 milyar doları aşan bir silah anlaşması ile sonuçlanan Maliki’nin ziyaretinin arkaplanına dair yeni bilgiler ortaya çıkmaya başladı. Ziyaretin asıl sebebinin İran’dan gelen talimat üzerine yaşandığı, kamuoyuna bildirilen rakamın dışında dörtyüz milyon ekstra para ödendiği, bunun Esed dikta rejimin borçlarının silinmesi için verildiği yönünde bilgiler yer alıyor.

Maliki hükümetinin yapısını bilen uzmanlar, ziyaretin asıl sebebinin İran’dan gelen talimat üzerine Esed rejimine destek amacıyla yapıldığına dikkat çekmekteydi. Hem zamanlama, hem anlaşmanın içeriği hem de verilen mesaj da bu yöndeydi. 30 yıla yakın süre İran-Esed rejimlerinin desteğini alan Dava Partisi başta olmak üzere Maliki ve sair Şii terör örgütü lider kadrosu bunun karşılığını 2003 sonrası yeni Irak’ında iktidar koltuğuyla aldı. Bunu karşılıksız bırakmayan Caferi ve Maliki hükümetleri İran başta olmak üzere Esed rejimine, Hizbullah örgütüne, Bahreyn’de kanlı ayaklanma başlatan Şii muhalefete ve Türkiye’deki Caferilere ciddi destek vermekteydi.

TÜRKİYE’DEKİ CAFERİLERE VE ŞİİLEŞEN LOBİ UNSURLARINA DESTEK

Irak milli servetinin akıtıldığı Şii merciler ve teşkilatlar da, İran rejimi kadar büyük miktarlarda fonları Türkiye’de Zeynebiye Kompleksini (Şii camisi, kültür merkezi, konferans salonu vs), İsra Kültür Merkezi, On 4 Televziyon kanalı, Mihrap Tv, Kudüs Tv, Tayder, Ehli Beyt Alimleri Derneği, Caferider ve irili ufaklı fanatik Şiilerden oluşan dernekler, onlarca internet sitesi ve lobi unsuru olarak çalışan elemanlara veriliyor. Çok küçük bir azınlık olan bu grup Beşşar Esed terörünü desteklemekten, Husi katliamlarını ve Bahreyn’de polisleri araçlarla ezen, hastaneleri işgal eden Şii muhalefetini desteklemek için bindirilmiş kıtalar gibi kullanılmakta. Maliki ve el-Hekim gibi Şii fanatik grupların heyetleriyle bu gruplar sürekli temas içinde bulunuyor. Bununla ilgili çok detaylı bilgiler, belgeler ve fotoğraflar sitenin İran&Şii lobisi kısmında bulunmaktadır.

MALİKİ’NİN SİLAH ANLAŞMASINDA GİZLENEN İRAN-ESED FAKTÖRÜ

Maliki’nin Rusya ziyaretine dair ayrıntıları sızdıran kaynak önemli bilgiler veriyor ve şunları aktarıyor: “Esed rejiminin Rusya’ya ödemesi gereken borçlar Rus Silah Şirketiyle anlaşan Maliki hükümetince askeri anlaşmalar çerçevesinde ödendi. Toplamda basının aktardığı gibi anlaşma bedeli dört milyar iki yüz milyon (4.200.000) Amerikan doları değildir. Tamı tamına dört milyar altı yüz milyon Amerikan dolarıdır. Bu mevzu özellikle apar topar bir şekilde Bağdat’a gelen İran Savunma Bakanının görüşmesinin ana konusunu teşkil etmektedir. Ahmet Vahidi ziyarette Maliki ile görüşmüş ve Suriye rejiminin Rusya’ya borçlu olduğu miktarın ödenmesini istemiştir. Bu ödeme elbet direk olmayacak, mezkur silah anlaşması içerisinde halledilecek; böylece ne kimsenin haberi olacak ne de kamuoyunda bir tepki meydana gelecekti. Basın-yayın organlarının bu hususa hiç değinmemesi veya ciddi şekilde eğilmemesi bunun bir nebze de olsa gerçekleştiğini gösteriyor. Çünkü eğer böylesi bir durum yaşansa ve en azından Maliki karşıtı siyasilerin, hükümet içindeki muhaliflerin haberi olsaydı ciddi bir tartışma yaşanacak, belki karara itirazlar nedeniyle pürüzler olacaktı. Ancak hadise sessiz sedasız ve hızlı bir şekilde halledildi.”

Bilgileri sızdıran uzman bununla ilgili bilgiler paylaşmayı sürdürdü: “Dava Partisi liderlerinden milletvekili Hasan es-Suneyd, meclis dışilişkiler komisyon başkanı Şeyh Hümam Hammudi heyette yer almaktaydı. Her ikisi de Irak halkının parasının Esed rejimi adına silah anlaşmasında ödendiğine dair bilginin sızdırılmasından ve duyulmasından son derece korkmaktaydılar. Irak halkının göstereceği tepkiden değil daha çok hadisenin arka planından habersiz olan Amerikan hükümetinin gazabını çekmekten korkmaktaydılar. Çünkü bu durum Nuri Maliki iktidarının tamamen ve her an Amerika tarafından terk edilip sonlanması ile sonuçlanabilirdi. Eğer Amerika’nın Irak’taki stratejik, siyasi ve ekonomik çıkarlarına uygun hareket edilmez ise ittifak darbe yiyebilirdi. Çünkü herkes Amerika’nın Nuri Maliki’yi ve Şii Dava Partisini desteklediğini, yol verdiğini ve hükümetini güçlendirmesi için her tür desteği verdiğini bilmekteydi.” Ancak yine de gözlemciler kaynağın aktardığı bu bilgilerin veya vekillerin öne sürdüğü iddiaların oldukça abartılı olduğunu düşünüyor. Çünkü Amerikan idaresinin Maliki’nin sıkı bir şekilde Esed rejimine her tür desteği verdiği gerçeğini biliyor. Maliki’yi hükümetten düşürmesi için Amerika’nın 200 milyon dolar gibi küçük bir meblağdan ziyade milyar dolarlarla ifade edilen İran’a yasadışı şekilde aktarılan petrol kozunu rahatlıkla kullanabileceğine dikkat çekiliyor.

Yapılan anlaşmanın miktarı 4.2 milyar dolar olarak kamuoyuna bildirildi. Gözlemcilere göre bu anlaşma Libya ve Suriye pazarındaki kaybından sonra Rus silah sanayisini kurtarma anlamına gelen önemli bir miktar. Yine gözlemciler otuz yıl boyunca Cezayir ve Venezüela hariç bu kadar yüklü miktarda silahı kimseye satmadı.

IRAKLI SİYASİLERDEN KOMİK SAVUNMA

Maliki meclisindeki Savunma ve Güvenlik Komisyonu üyesi milletvekili Hakim ez-Zamilinin açıklamasına bakıldığında anlaşmanın uçaksavar füze sistemlerini ve radar sistemlerini içerdiği anlaşılıyor. Bu sistemler Türkiye uçaklarının tecavüzlerine (!) karşı durmak için Kürdistan bölgesine yerleştirilecek. Anlaşma bünyesinde MIG-29 tipi savaş uçakları, hafif ve orta seviyede silahlar da yer alıyor. Elbette bu sistemi satan Rusya, bunları kullanmayı bilmeyen Malikiye bağlı güçlere eğitim vermek için uzmanlarını da gönderecek.

Bu gelişmelerle ilgili olarak özerk Kürt yönetiminden herhangi bir açıklama gelmedi; ancak gözlemciler Malikiye bağlı güçlerin Peşmergenin yayıldığı bölgelere giremediği, Musul ve Kerkük gibi tartışmalı bölgelere dahi girmesine izin verilmediği gerçeğini hatırlatıyor. Ezici çoğunluğu Şii partiler ve terör örgütü milislerinin oluşturduğu Maliki güçlerinin bu mezhepçi karakteri son derece öne çıkıyor.

Maliki’nin Rusya ziyareti ve silah anlaşmasıyla ilgili ez-Zamili’nin yorumları da ilginç. İddiasına göre Irak’taki silah kaynaklarının çeşitlenmesi için bu yapıldı. Çünkü imzalanan F-16 savaş uçağı ve hava savunma sistemlerine rağmen ABD, İsrail’i korumak ve Irak hava sahasını kullanarak İran’ı vurmak istiyormuş. Kaldı ki yine yapılan anlaşmalara ABD riayet etmemiş ve istenenleri vermemiş. Mesela hava savunma ve radar sistemleri anlaşmasına rağmen az sayıda söz yerine getirilmiş. Bunlara ilaveten Taci ve Nasiriye askeri üslerindeki hava radarlar Maliki’ye teslim edilmiş. Bunlar da Irak topraklarının sadece %40 ila %50′sini kapsıyormuş.

Uçaksavar füzelerine dair ise hiçbir şey almadıklarını söyleyen ez-Zamili F-16 savaş uçakları fiyaskosuna da dikkat çekiyor. Sözde anlaşmada ABD birçok sınırlandırma koydu. Havalimanları ve vereceği uçak sortilerini kısıtladı. ez-Zamili’nin iddiası işte bu yaşananlar ve İsrail savaş uçaklarını koruması yönündeki Washington’un niyeti karşısında Maliki’nin sözde bağımsız hareket ettiği izlenimini vermek istiyor.

Rusya Savunma Bakanlığı ise yaptığı açıklamasında fiili olarak Maliki’nin yönettiği savunma bakan vekili Sadun ed-Düleymi ve Iraklı askeri uzmanların geçtiğimiz Nisan, Temmuz ve Ağustos ayında Rusya’yı ziyaret ettiğini öne sürdü.

MALİKİ MOSKOVA-TAHRAN-ŞAM ORTAK GÜVENLİK BİRİMİNE KATILDI


İRAN ANALİZ / Güvenilir kaynakların sızdırdığı bilgilere göre Maliki hükümeti Rusya-İran-Suriye arasındaki ortak güvenlik operasyonları birimine dahil oldu. Buna göre merkezi Moskova’da bulunan ve Suriye silahlı direniş hareketlerini bastırmak için kullanılan birime Maliki hükümeti çoktan bilgileri vermeye başlamıştı. Ancak gizli anlaşma ile birlikte Esed rejimine verilen destek resmileşmiş ve kurumsal bir yapıya bürünmüş oldu. Bunlar yaşanırken Irak içinde de çoğu İran devrim muhafızlarına bğalı İranlı şirketlere peşkeş çekilen büyük çaplı ihalelerle ilgili gelişmeler yaşanıyor.

Moskova, Tahran ve Şam’ı birbirine bağlayan iletişim şebekesine, son olarak Maliki Hükümeti de dahil oldu. Telekonferans sisteminin de bulunduğu bu birim acil durumlarda direk mezkur başkentleri birbirine bağlıyor. Telekomünikasyon sistemi de özel bir hat ile iletişimi sürekli bir hale getiriyor. Gizli kaynağın aktardığı bilgilere göre sistem gerçek bir kriz masası görevi görüyor. Suriye toprakları içindeki askeri hareketlilikleri geniş kapsamlı ve ciddi şekilde takip eden sistemi Rusya yönetiyor. Silahlı direniş gruplarının hareketleri, konuşlanmaları ve üsleriyle ilgili bilgileri takip eden Rusya, haritalar üzerinden bunları tespit edip Esed işgal güçlerine teslim ediyor. Bilindiği üzere devrimle birlikte zaten önemli istihbarat ve diğer askeri, kritik devlet kurumlarında Esed güçlerinin yanında binlerce İran devrim muhafızı ve uzmanı yer alıyor. Rus uzmanlar ise Hafız Esed döneminden beri ülkede rejimin en önemli dayanak noktası olarak bulunmayı sürdürüyor.

Kaynağın verdiği bilgilere göre Maliki güçleri mezkur kriz birimini Irak’a sınır bölgelerdeki muhaliflerin bulunduğu yerler, hareketleri ve çalışmaları hakkında casus araçlar aracılığıyla edindiği bilgileri aktarıyor. ABD sözde geri çekilme sonrası el-Kaide ile mücadele adı altında Maliki hükümetine çeşitli gelişmiş dinleme, takip ve casusluk gibi teknik donanım ve araçları teslim etmişti. İşte bu araçlar şimdi Suriyeli direnişi ve muhalefeti dinleyip Esed rejimin bekası için Rusya’ya veriliyor.

Hatırlanacağı üzere Moskova ile Bağdat arasındaki ilişkiler Esed rejiminin sallantıya girdiği devrim ile birlikte hız kazanmış, geçtiğimiz ay Maliki bir ziyaret gerçekleştirerek ekonomik-askeri önemli anlaşmalar imzalamıştı. Buradan her iki yapı da Türkiye’yi tehdit eden, kendilerince uyaran açıklamalarda bulunmuştu.

İRAN’A BAĞLI MUHTELİF UNSURLARIN IRAK’TAKİ VARLIĞI

Öte yandan bu gelişmelere paralel olarak Irak’taki İran işgal güçlerinin varlığı da görünür hal almaya başladı. Son olarak Zi Kar eyalet meclisindeki üst düzey bir yetkili durumun geldiği son noktayı gözler önüne seren bir açıklamada bulundu. Buna göre prensip olarak eyalette yer alan İmam Ali askeri üssünün bir kısmı İranlı şirketlere teslim edilecek. Amaç buranın bünyesinde bir sivil havalimanı inşası olarak duyuruldu. Mezkur şirketler sonrasında buranın idaresini üstlenecek.

Yetkilinin aktardığı bilgiler ittifakın eyalete yapılacak resmi ziyarette imzalanacağını söyledi. Eyaletten bir heyet Tahran’ı ziyaret ederek buradaki bir takım İranlı şirket ile görüşecek. Nasiriye sivil havalimanı dosyası da konuşulacak konular arasında yer alıyor. Bu da Nasiriye askeri havalimanı üzerinde yapılacak. Her ikisi de için de fizibilite çalışmaları yapmak üzere İranlı heyetlerin ziyarete gelmesi bekleniyor.

İnşaat bitim sonrası İranlı şirketlerin idari ve uçak hareketlerini kontrol anlamında burada bulunmaya devam edecekleri yönündeki açıklama ülkedeki Şii yetkililerin ideolojik bağlılıklarının bir göstergesi şeklinde yorumlanıyor. Çünkü büyük, orta ve nerdeyse küçük çaplı ihalelerde dahi inanılmaz ideolojik/mezhepçi tercihler öne çıkıyor ülkede. Yine de bu idareciler ile hükümetin geçici olduğuna, işgal güçleri ile birlikte 2003′te oluşan de-facto durumun er ya da geç değişeceğine dikkat çekiliyor.

Siyasi elitlerin ve idarecilerin aldığı kararların direk uygulandığı veya uzun ömürlü olup olmayacağı Nasiriye’deki gelişmelerde kendisini gösteriyor. Buna göre askeri hava üssü komutanı Tümgeneral Abdulhakim Abud Tahir yaptığı açıklamasında herhangi bir yabancı şirketin üs üzerine girişine izin vermeyeceklerini söyledi. Hüviyyeti ne olursa olsun üsse yakın bir yerde gözetleme veya hareket için kimseye izin verilmeyeceğini belirten Tümgeneral, böylesine stratejik ve faal bir askeri hava üssünde böyle bir şey olmayacağını söyledi. Ancak şimdi her ikisinin de Maliki’nin fiilen üstlendiği Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlık makamı ve Savunma Bakanlığından talimat yayımlanması mevzusunu da hatırlatmayı ihmal etmedi! Maliki’nin Tahran’a göbekten bağlı olduğu gerçeği ise generalin sözlerinin gerçekte bir anlamı olmadığı yönündeki yorumları haklı çıkarıyor. Ki general de Maliki’nin bu yönde bir niyeti olduğu gerçeğini gizlemiyor.

Güney başta olmak üzere Irak genelinde büyük işler alan İranlı şirketlerin Fars-Safavi işgal projesi olduğu yönünde yaygın bir kanaat hakim. Bunun milliyetçi veya Baas rejiminin ideolojik argümanları olduğu yönündeki iddialar pek gerçekçi bulunmuyor. Çünkü fiiliyatta ülkede bulunan İranlı şirketlerin ezici çoğunluğu İran Devrim Muhafızlarıyla irtibatlı yapılar. Bunlar da direk istihbarat ve İran rejimi adına çalışan silahlı unsurlardan, yapılardan oluşuyor. Irak başta olmak üzere bölgede İran adına istihbarat, yayılma ve nüfuz oluşturma gibi görevler görüyor bu şirketler.

Zi Kar Eyaletindeki İmam Ali Askeri Hava Üssü Irak’ın en büyük üslerinden birisi olarak öne çıkıyor. Burası Amerikan işgal güçlerince kullanılan üs, büyük ölçüde boşaltıldı ve Maliki hükümetine teslim edildi. Müsenna, Misan, Zi-Kar, Basra gibi eyaletlerle geniş bir alanı kapsayacak yetkinlikte bir üs olarak öne çıkıyor. İran ve Suudi Arabistan içindeki geniş bir sınır bölgesi dahil Irak’ın güneyindeki geniş bir alanı da Amerikan yapımı geniş radar sistemleri ile donatılmış bir üs olarak ismi yer alıyor.

SURİYE’DEKİ 30.000 BAASÇI DOSYASI MALİKİ’YE TESLİM EDİLDİ


İRAN ANALİZ / Hızla yayılıp, güçlenen ve etkinliğini gün geçtikçe artıran devrimin yaşandığı Suriye’de Esed rejimin dahil olduğu ittifak halkasıyla kurduğu ilişkilerin boyutlarının neler olduğu ortaya çıkıyor. el-Abbasiye adlı haber sitesinin aktardığına göre Esed rejimi Şam’daki Irak elçiliğine muhaberatın elindeki Irak Baasıyla ilgili 30.000′den fazla dosyayı teslim etti. Çok büyük bir kesimi korkunç intikam duygusuyla Şii hükümet ve milisler tarafından tutuklanan, tasfiye edilen ve geri kalanı ise ülke dışına kaçmak zorunda kalan Baas mensuplarının bu gelişme üzerine Suriye’den de kaçtığı aktarıldı.

Habere göre 2003 işgalinden bu yana Suriye’ye yerleşen Baas partisi mensupları ve temsilcilerinin bilgilerini içeren 30.000′den fazla dosya Maliki’den gelen talep üzerine Esed tarafından Şam’daki Maliki elçiliğine teslim edildi. Sözde Uzlaşma dosyasından sorumlu Amir el-Hezai ile milli güvenlik danışmanı Falih el-Feyyad’ı daha öncesinde Şam’a gönderen Maliki bu konuda Esed’ten talepte bulunmuştu. Temsilcileri Esedin istihbarat ve güvenlik yetkilileri ile bu mevzuları konuşmuştu.

Devrimin patlak vermesi ve işin sara sarpması, direnişin hızla yayılması nedeniyle Esed’in bu konuda harekete geçtiği ve kendisi gibi İran’a sadık olan Malikiye yardımcı olduğu nakledildi. Daha çok başkent Şam’ın el-Mezze, Rukneddin ve Remane gibi bölgelerinde yaşayan Iraklı Baas kökenli ailelerin devrimle birlikte sıkı takibata alındığı, şebbihaların bunların evlerine saldırıp hırsızlık yaptığı dahi gelen haberler arasında.

30.000′i aşkın Baasçı dosyasının Maliki elçiliğine teslim edilmesi haberinin bu ailelere uçurulması üzerine elinde imkanı olan birçok ailenin Türkiye, Ürdün ve Yemen’e kaçtığı bildiriliyor.

Dosyaların kendisine ulaştığını, bunları başbakan malikinin ofisine teslim ettiğini Şam’daki Irak elçisi Cevadi de itiraf ediyor. Bağdat’taki Dışişleri Bakanlığı Divan’ına hitaben yazdığı mektubunda mezkur dosyaları Başbakan ve Silahlı Kuvvetlerin Başı olan Maliki’den gelen talimatlar üzerine teslim ettiğini söylüyor. Uzmanlar ve akademisyenler ise bunun insan hakları ilkelerine aykırı bir iş olduğuna dikkat çekiyor. BM kanunları ve mültecilerin, siyasi sığınmacıların korunması hususundaki sözleşmelerin de böylece ayaklar altına aldığını belirtiyor gözlemciler.

Suriye rejiminin çok sayıda üst düzey eski Irak Baas yetkilisini ülkede barındırdığı, bunları daha çok elindeki koz olarak kullandığı biliniyor. Mesela 2004 yılında muhaberat Iraklı korgeneral Tali ed-Devri’yi çağırmaktaydı. Kendisine Suriye rejimiyle çalışan ve Iraklı-Baaslı grubu yöneten Muhammed Yunus Ahmed’in grubuna katılmasını isterler. Çünkü ed-Devri 1980-88 İran-Irak savaşında çok sayıda askeri tugayı ve birliği yönetmekle tanınan meşhur bir komutandır. General ed-Devri bunu kabul etmez. Bunun üzerine muhaberat onun da bir diğer Iraklı Baas direnişini yöneten İzzet ed-Duri ile biteceği tehdidinde bulunur. Korgeneral ed-Devri bir yolunu bularak Şam’dan kaçmayı ve Yemen’e ulaşmayı başarır.

2011 yılının başında Suriye makamlarının duyurduğuna göre ülkede yaşayan Iraklı mülteci sayısı bir buçuk milyonu aşmaktaydı. Devrim sonrasında bunlardan 30.000 tanesinin Irak’a, bazılarının ise diğer ülkelere gittiği sanılıyor.

MALİKİ’NİN SATIN ALDIĞI SIRP SİLAHLARI ESED’E ULAŞTIRILDI


İRAN ANALİZ / Irak hükümet ordusundaki bir yetkilinin basına sızdırdığı inanılmaz haber Maliki ile Esed rejimi arasındaki ilişkinin derinliğini ve boyutlarını gözler önüne seriyor. Güvenilir olduğu belirtilen kaynağın aktardığı bilgilere göre Maliki yaklaşık iki sene önce Sırbistan ile çok büyük bir silah anlaşması imzaladı. Ağır bombardıman silahları, havan topları, füzeler ve tanklardan oluşan malzemelerin taşınması Ekim 2012 tarihi itibariyle bir Malezya gemisi aracılığıyla başladı. Ancak Irak’a gelmesi gereken silahlar Tartus limanında bir Suriyeli bir karayolu nakliye şirketine teslim edildi.

Askeri yetkilinin verdiği bilgilere göre Sırbistan ile silah anlaşması iki sene boyunca üç parti olarak teslim edilecek şekilde yapıldı. Ancak bir yıl altı ay boyunca ilk parti dahi gelmedi. Bunun üzerine Sırp tarafı önümüzdeki aylarda hepsinin teslim edileceğini söyledi. Bu da Irak Savunma Bakanlığı içinde ciddi bir krize sebebiyet verdi. Fiili olarak Maliki tarafından yürütülen Savunma bakanlığındaki birçok makam Şii Dava Partisi ve diğer Şii örgüt yetkililerinden oluşuyor.

Böylesi bir krizin yaşanması üzerine Maliki’nin olaya direk müdahil olduğu zaman dilimine kadar anlaşmanın içeriğinden kimsenin haberdar olmadığına dikkat çekiliyor. Bilgiyi aktaran üst düzey askeri yetkilinin bakanlar kurulundaki gizli bir odaya girmesi ve hadiseyi duyması üzerine olayın sızdırıldığı ortaya çıktı.

Facianın boyutları yüklü miktardaki silah, mühimmat ve patlayıcıyı taşıyan Malezyalı gemi yöneticilerinin rotaya dair yaptıkları açıklama ile daha da dallanıp budaklandı. Buna göre Sırbistan’dan Irak’a silahları taşıyan gemi yöneticileri Maliki Hükümetinden kimsenin bilmediği bir talimat aldı. Maliki’nin emriyle Malezya gemisi Akdenizden geçerek Suriye’nin Tartus limanına gitti. Burada eş-Şehba isimli Suriyeli bir karayolu nakliyet şirketine Sırp silahları teslim edildi!

Öte yandan Suriye içindeki kaynakların açığa çıkardığına göre Esed rejimine bağlı karayolu nakliye şirketi silah, füze ve mühimmatı Tartus’tan alarak Halep’teki bir ordu karargahına teslim etti. Türkiye’nin Sırp silahlarının Suriye’ye ulaştığından haberi olduğu bunun üzerine Ankara’daki Sırbistan Elçiliğinin de açıklama yaptığı bildirildi. İddiaya göre gerçekleştirilen anlaşmada Maliki hükümetiyle silah tüccarları arasında yapıldı ve Sırbistan hükümetinin olayda dahli söz konusu olmadı.

Yaşanan bu son gelişme kimi gözlemciler açısından her fırsatta Esed rejimini desteklediğini deklare eden Maliki hükümetinin, iktidar ortağı Şii partiler ve oluşumların bu desteğinin sadece siyasi-diplomatik ve mezhepçi bir destek olmadığı şeklinde yorumlanıyor. Bedir Tugayları, Mehdi Ordusu gibi Iraklı Şii terör örgütü mensubu militanların Suriye’de bulunduğu gerçeğine dikkat çeken gözlemciler Maliki hükümetine bağlı silahlı güçlerin de sınırdaki varlığıyla Esed rejimine destek verdiğine işaret ediyor.

Son olarak Tartus limanından Esed rejimine silahların teslim edilmesi hadisenin Suriye’deki katliamlara destek veren İran-Hizbullah-Maliki ittifakının geldiği ittifakın ne denli derin, tehlikeli ve tehdit edici bir boyutta olduğuna vurgu yapıyor gözlemciler.

MALİKİ’NİN CEZAEVLERİNDE BİR SÜNNİ MAHKUM DAHA ÖLDÜ


İRAN ANALİZ / Maliki hükümetine bağlı cezaevlerinde işlenen işkence, tecavüz ve korkunç muameleler nedeniyle hayatını kaybeden mahkumların sayısı her geçen gün artıyor. Son olarak serbest bırakılma kararı çıkan ancak gerekli sağlık yardımlarının yapılmadığı 70 yaşındaki mahkum açlık grevi nedeniyle hayatını kaybetti. Sünni kökenli el-Kuri gibi yüzlerce mahkum haksız yere, hayali ithamlar ile cezaevlerinde tutulmaya devam ediyor.

Bağdat Merkez Cezaevinde tutuklu bulunan Sünni Hamid Cemil el-Kuri 70 yaşındaydı ve yaşananları protesto için açlık grevine gitmişti. Yetkililer gerekli uygulamaları yapmayarak göz göre göre ölmesine sebebiyet verdi. Bunun üzerine merhumun yakınları acilen soruşturma başlatılması, daha öncesinde Ebu Gureyb olarak bilinen cezaevine kendileri adına bir insan hakları heyetinin durumu yerinde görmek üzere gitmesini istedi.

Merhum el-Kuri gerek kendisi, gerekse diğer binlerce mahkuma yönelik kötü muamemeler ve Şii yöneticilerin mezhepçi siyaseti nedeniyle açlık grevine gitmişti. Yargının hakkında aylar öncesinde serbest bırakılması yönündeki kararı dahi uygulanmamıştı!

MALİKİ HÜKÜMETİ ONLARCA SÜNNİYİ İDAM EDİYOR


İRAN ANALİZ / Şii Maliki hükümetine bağlı güvenlik güçlerinin tutukladığı ve tamamına yakını Sünnilerden oluşan binlerce mahkum gizli/açık cezaevlerinde hayatını kaybetmeye devam ediyor. Geçtiğimiz gün toplu olarak idam edilen 26 kişinin ardından yüzlerce kişinin daha idam edileceği Irak’ta tehlikeli gidişat üzerine Birleşmiş Milletler, Uluslararası Af Örgütü, Irak Müslüman Alimler Heyeti gibi teşkilatlar uyarılarda bulundu. Maliki Hükümeti’nin idam edeceği mahkumların Sünni olması, bunların tamamına yakının hayali suçlarla itham edilmesi, avukat hakkı verilmemesi ve mahkemede yargılanmadan, adil karar verilmeden infaz edilmesi ülkedeki tehlikeli duruma işaret ediyor. İdam edilen mahkumlardan birisinin fotoğrafı arkadaşlarınca basına sızdırıldı.

Maliki hükümetinin idam ettiği Sünni kökenli mahkumlardan birisinin fotoğrafı idamından saatler öncesinde çekildi ve arkadaşlarınca basına sızdırıldı. Edinilen bilgilere göre Bağdat’ın güneyindeki Mahmudiye bölgesinden olan bu şahsın birçok çocuğu bulunuyor. Kendisi bir muhbir nedeniyle tutuklandı ve ciddi işkencelere maruz bırakıldı. Fotoğraf haksız yere türlü işkencelere maruz bırakılan ve benzeri on binlerce masumun bulunduğu cezaevlerindeki Sünni Müslümanların ölümü nasıl karşıladığını gözler önüne seriyor.

Hatırlanacağı üzere geçtiğimiz Salı günü sabahı Maliki hükümeti içinde 3′ü bayan olmak üzere 21 Sünni Iraklıyı idam etti. Bu yıl içinde yine Sünni kökenli 14 mahkum daha idam edilmişti. Şubat ayında ise 17 Sünni idam edilmişti. Halihazırda yüzlerce Sünni mahkumun hiçbir somut delil, gerekçe ve hukuki boyutu olmaksızın Maliki iktidarına bağlı mercilerce idam edileceğine dikkat çekiliyor.

Birleşmiş Milletler Hukuk Komisyonu başta olmak üzere Irak Müslüman Alimler Heyeti İnsan Hakları Birimi, dahası meclisteki insan hakları komisyonu ve çeşitli siyasiler, dini oluşumlar, sosyal gruplar ve STK’lar da mezhepçi saiklerle hareket eden Maliki iktidarının bu tehlikeli intikam duyguları ile hareket edilen toplu idamlara sert şekilde karşı çıkıyor. Uluslararası örgütler ve devletlerin devreye girerek bu cinayetlere son verdirilmesi için Maliki’ye baskı yapması isteniyor.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: