Etiket arşivi: MELİH AŞIK

Melih Aşık: Heykele hücum.


BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “Öcalan’ın heykelini dikeceğiz” sözleri üzerine Başbakan Erdoğan, CHP’yi de hedefe katarak diyor ki:

“…Dünyanın her yerinde diktatörlerin heykelleri yıkılırken bunların aklı sadece heykel dikmeye yetiyor. Bunu defalarca söyledim. BDP, Doğu’nunGüneydoğu’nun CHP’si olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Heykel olayına da girdiler fark tamamen ortadan kalktı. Bu millet, yeni bir CHP zihniyetine, faşizmdalgasına izin vermez. Saddam’ın, Stalin’in, Lenin’in, Tito’nun, Esed’in heykelleri tek tek yıkılıyor. Hiç merak etmeyin, bunların heykelleri bu topraklarda kendilerine kaide bile bulamaz…”

Başbakan ne demek istiyor? Gayet açık..

Öcalan heykeli fikrini eleştirirken bilvesile… Atatürk heykellerini CHP zihniyetinin ve faşizm dalgasının eseri olarak niteliyor… Diktatör heykellerinin yıkıldığını çıtlatarak… Sıranın Atatürk’e geldiğini anımsatıyor. Atatürk heykellerini hedef gösteriyor…

Recep Usta’nın gerçek gündemi 10 yılın sonunda yavaş yavaş su yüzüne çıkıyor… Acaba Usta bu konuya da dinsel mi bakıyor? Öyle görünüyor.

Evet, İslam dünyasında, putperestliğe karşı verilen mücadelenin uzantısı olarak tasvir yasağı gelişmiştir. Resim ve heykele tarih boyunca günah objeleri olarak bakılmıştır. Acaba bu bakış gerçekle ne kadar ilişkilidir?

Beşir Ayvazoğlu, “İslam Estetiği” adlı kitabında bu konuyu ele alırken:

– Tasviri yani resim ve heykeli yasaklayan Kuran’ı Kerim değil hadislerdir, diyor…

Kimi padişahlar da öyle düşünmüş… Örneğin Abdülaziz kendi heykelini yaptırmıştır…

Silivri’den sesler

OdaTV sanıklarından gazeteci Müyesser Yıldız bu defa Silivri’ye ziyaretçi olarak gitmiş… İzlenimlerini yazıyor… Tuncay Özkan Silivri’de 4 yılı bitirdi, 5’inci yıla girdi… Artık gün saymayı bırakmış. 19 davanın Ergenekon ‘çuvalı’na atılmasıyla iddianameler 17 bin sayfaya ulaştı. Ek dokümanlar 500 milyon sayfayı buldu. Bu dava günün birinde Yargıtay’a giderse nasıl çıkacaklar içinden… Hoş mevcut mahkeme de pek çıkacak gibi değil ya… Beş yıldır hâlâ tek hüküm yok… Tuncay Özkan o arada bir vecizeyi hatırlatmış Yıldız’a:

“Büyük iktidar yoktur, onu büyük gören muhalefet vardır!..”

Geçiyoruz Aydınlık gazetesi yazarı Hikmet Çiçek’e.. O da Silivri’de 4 yılını tamamladı. 12 Mart döneminde tam 14 yıl hapis yattı. Ömrünün neredeyse yarısı hapislerde geçti. Bu dönemin darbe dönemlerine taş çıkarttığını söylüyor. Ergenekon’un Gizli Tanıkları adlı bir kitap yazıyormuş. Gizli tanıklardan söz ederken:

– Hepsi bir Osman Yıldırım, diyor, sabıkalı, koyun hırsızı, kullanılmaya müsait insanlar.

Silivri’de tutuklu baba Doğu Perinçek ile oğul Mehmet Perinçek’in görüşmesi de dikkate değer. Farklı koğuşlarda yatan baba – oğul sadece ziyaret günlerinde görüşebiliyormuş. Nasıl mı? Baba mahkum tarafında, oğul ziyaretçi tarafında durup, camın ardından telefonla…

Mustafa Balbay da Silivri’de 4 yılını tamamladı, 5’inciye geçti.

Mustafa’nın 7 aylıkken bıraktığı şimdi 5 yaşına giren oğlu Deniz, onun havaalanında çalıştığını sanıyordu. Artık Silivri’nin bir havaalanı olmadığını, babasının orada çalışmadığını biliyormuş, ama sormaya devam ediyormuş: “Baba, sen nerdesin?”

Soner Yalçın bugün tekrar duruşmada… Vicdanlar kıpırdar da Soner tahliye edilir mi? Ummaktan başka bir şey yapamıyoruz…

Müteahhit Ali Ağaoğlu, “Kabul ediyorum, Maslak 1453 projesinde usul hatası yaptık” demiş. En büyük “usulsüzlüğü” bile usulünce yapmak gerektiğini sanırız şimdi öğrenmiştir!

Fahrettin Fidan

20 milyon

ABD’nin Ankara Büyükelçiliği’ne genç bir kadın vize talebiyle başvurur. Vize bürosu herkes gibi ondan da çeşitli belgeler yanında hesap cüzdanı fotokopisi ister. Birkaç gün sonra fotokopiler gelir. Vize görevlilerinin ağzı hayretten açık kalır. Çünkü cüzdanda görünen para 20 milyon dolarcivarındadır. Amerikalı görevliler küçük bir araştırma yapınca kadının bir sendikada sıradan bir muhasebeci olarak çalıştığını öğrenirler. Elçilik ek bir bilgiye daha ulaşır. Kızın babası Ankara’da ünlü bir sendikacıdır.

Bu olayı Yıldırım Koç Aydınlık’taki köşesinde yazdı. Aradan haftalar geçti… Kendisini arayan bir yetkili olmadı. Ancak tabii bu sendikacının kim olduğu hayli merak mevzuu oldu… Ortaya bugünlerde bir isim atılıyor… Önce http://www.kemalistler.net adlı site, ardından Aydınlık’ta Mehmet Akkaya yazdı… Adres olarak Türk – İş’in zirveleri işaret ediliyor. Açık açık isim veriliyor. O?zatın artık bir açıklaması bekleniyor.

AKP yeni anayasada laiklik ile Atatürk ilke ve inkılaplarının milletvekili yemininden çıkarılmasını önermiş.

Göz göre göre yalan yemin etmekten kurtulmaya çalışmalarını takdirle karşılamak lazım…

Haldun Ertem

Program

AKP milletvekili yemininden “Demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma” ve “Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma” sözlerinin çıkarılmasını istiyor…

Bu birkaç satırlık ifade AKP’nin gelecekteki programı konusunda fikir vermiyor mu? Nelere bağlı kalmayacaklarını ve neye sadakatten ayrılacaklarına tersini söyleyerek pek güzel ifşa etmişler… Dedik ya… AKP artık gerçek gündemini gizlemeye pek gerek görmüyor…

Bakan Ömer Dinçer’in oğlu sınava girmeden THY’de müdür olmuş. Normaldir!

Onların KPSS’yi geçmesine gerek yok! Mahdumların elinde kapı gibi AKPSS belgesi var…

Akif Kökçe

Milliyet

Melih Aşık: Darbe komisyonu!


Milletvekili dostumuza:

– Ama Anayasa diyecek oluyoruz…
– Anayasa mı kalmış memlekette, diyor…

Anayasayı bizzat Meclis çiğniyor… Hem de gayet açık ve seçik şekilde…

Bir yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 28 Şubat soruşturmasını yürütürken… İnsanları sorguya çeker, tutuklar, hapse atarken…

Bir yandan da Meclis’te Darbeleri Araştırma Komisyonu adı altında bir komisyon 28 Şubat’la ilgili – ilgisiz kişileri sorguya çekiyor… Paralel bir soruşturma yürütüyor…

İstediği soruları soruyor, cevapları istediği yöne çekiyor…

Oradaki soru cevaplar ve yapılan yorumlar basına yansıyor…

Neticede “soruşturmayı ve adli yargılamayı” etkileyen bir nitelik kazanıyor.

* * *

28 Şubat bir taraftan yargıya intikal etmişken diğer taraftan Meclis’te bu konuda komisyon kurulması, “… Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde… görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz” diyen Anayasa’nın 138. maddesine aykırı değil midir? Soruya CHP’nin eski hukukçu milletvekili Kemal Anadol “Taban tabana zıttır” diyor. Bir başka hukukçu milletvekili Dilek Akagün Yılmaz da aynı görüşte:

“Bana göre de aykırıdır. Ama zaten bu komisyonun kurulma amacı yargıyı baskı altına alarak vereceği kararı etkilemektir. Başbakan’ın, yargıya talimat verdiğini açıkça söylediği, dolayısıyla yargı bağımsızlığının olmadığı ülkemizde mahkemenin bu komisyondan etkilenmemesi mümkün müdür.”

* * *

CHP böyle bir komisyonun kurulmasını nasıl kabul etmiş, neden üye vermiş? Merak uyandıran bir soru da bu kuşkusuz…

Savaş aşk mıdır?

Komutan askerleri toplamış havadan sudan konuşuyormuş…

Size bir soru soracağım demiş askerlere, sevişmek aşk mıdır, iş midir?

Biri atılmış:

– Aşktır komutanım…

– Nereden biliyorsun?

– İş olsa onu da bize yaptırırdınız…

Ordu’lu okurumuz Demet Özel diyor ki:

Suriye işi pis iş olmasa da aşk olsaydı.. ABD kendi yapar bize yaptırmazdı…

Rahmetli Özal ABD taşeronluğuna aktif politika adı takmıştı.

Bir koyacağız üç alacağız sloganıyla Türkiye’yi savaşa sokmaya çalıştı.

Sonunda üç koyduk bir aldık… Ama akıllanmadık.

Bizi hiç ilgilendirmeyen bir kavgaya karışıp Akdeniz’de iki pilotumuzu, Urfa’da beş canımızı kaybettik. Misilleme yaparken 15 Suriye askerini öldürdüğümüz söyleniyor.

Suriye’nin kışkırttığı PKK’nın öldürdüğü vatan evlatları da cabası…

Bunların hepsi Suriyeli çapulcuları destekleyeceğiz diye oluyor…

Portakal Zamanı

Antalya Altın Portakal Film Festivali bugün başlıyor… Bu yıl 49’uncusu yapılacak festivale sinemanın “Sultan”ı Türkan Şoray imza atacak… Bu akşamki açılış töreninde Türkan Sultan’a sanatta sosyal sorumluluk ödülü verilecek. Yaşam boyu onur ödülüne değer görülen yönetmenDuygu Sağıroğlu, yapımcı Necip Sarıcı, usta oyuncular Güler Ökten, Salih Güney ve Meral Zeren’e ödülleri sunulacak.

Türkan Şoray’ın Altın Portakal ile yaşıt olan mesleki başarılarını Antalya Belediye Başkanı ve AKSAV Şeref Üyesi Prof. Mustafa Akaydın şöyle anlatıyor:

– Türkan Şoray sinema kariyerinin ilk ödülünü ‘Acı Hayat’ ile Altın Portakal’ın ilk yılında yani bundan 49 yıl önce almıştır. Daha sonraki yıllarda da ‘Vesikalı Yarim’,

‘Hayallerim, Aşkım ve Sen’ ve ‘Bir Aşk Uğruna’ filmleriyle 3 kez daha Altın Portakal’ı kucaklamıştır…

Festivalin bu yılki ana teması “Mizah, Muhalefet ve Demokrasi”…

Festivalin ilk galası, gazeteci Soner Yalçın’ın Sivas katliamını anlatan “Menekşe’den Önce” adlı belgeseli için yarın yapılıyor…

Soner Yalçın’ın OdaTV davasından tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmeden önce çekimlerine başladığı “Menekşe’den Önce”, arkadaşları tarafından tamamlanmıştı… Film Sivas katliamını konu alıyor.

Festivalde en iyi film ödülü bu yıl 350 bin TL’den 400 bin TL’ye yükseltildi.

Festival birçok kategoride Türkiye’deki en yüksek ödülü dağıtıyor…

Festivalin bu yılki yabancı konukları arasında Macar yönetmen İstvan Szabo gibi sinema tarihine geçmiş isimler bulunuyor.

Özel ödüllerden biri İlyas Salman’a veriliyor…

Yıldırım Önal Anı Ödülü’ne ise bu yıl değerli sanatçı Işık Yenersu layık görüldü…

Festival ödüllendirmede her zaman iyi isimler seçiyor.

Yiğidin hakkını yiğide vermek lazım… Muhalefetteki Devlet Bahçeli bugunkü iktidara AKP’ye katılan iki eski lider Kurtulmuş ve Soylu’dan
daha fazla hizmet etti…

Haldun Ertem

Yapılan “Muhafazakârlık Araştırması”na göre oruç tutanların oranı azalmış.

O zaman iftar kuyruklarının uzamasının tek izahı var: Açlık!

Fahrettin Fidan

Milliyet

Seminer mavrası!


Balyoz kararları konuşulurken sapla saman karışıyor… Örneğin Başbakan Erdoğan diyor ki:

– Balyoz CD’lerini dinliyorum, şok oluyorum…
Başbakan’ın kastettiği 5 – 7 Mart 2003 tarihinde yapılan ‘Plan Semineri’nin ses kayıtlarıdır.

CNN Türk’te “Dört Bir Taraf” adlı programın hanım katılımcısı aynı şeyleri söylüyordu:

– Yalnızca ses kayıtlarını dinlemek bile orada bir darbe planlandığını ortaya koyuyor…
Oysa… ‘Plan Semineri’nde konuşulanlar dava dışında tutulmuştur.

Seminerde geçen bazı ifadelerin sorunlu olduğu doğru. Ama seminerdeki konuşmaların kurgulanmış bir aşırı tehdit senaryosu çerçevesinde yapıldığı gözönünde tutularak bu konuşmalar dava konusu yapılmadı. İddianamede plan seminerine doğrudan suç atfedilmiyor.

Dava Mehmet Baransu tarafından bir bavul içinde savcılığa getirilen CD’lerin 11 no’lusu üzerine kurulu… Sanıklar ve vekilleri bu CD’lerin düzmece olduğunu ortaya koydu. Yerli ve yabancı bilirkişilerin bu CD’lerin sahte olduğuna ilişkin raporları var.

Mahkeme adeta kanıtların sahteliğinin ortaya çıkmasından korkarcasına bilirkişi incelemesi yaptırmayı reddetti, darbeyi önlediği iddia edilen kişileri tanık olarak dinlemedi, delillerin incelenmesi safhasını tümüyle atladı. Avukatlar bu yüzden makemeyi boykot etti.

Şimdi kanıtların sahte olmadığını savunamayanlar sözü ‘Plan Semineri’ne getirerek oradan darbe çıkarmaya çalışıyor…

‘Plan Semineri’ne 162 subay katıldı. Bunların 52’si hakkında soruşturma açıldı. Geri kalan 110 subay dava dışı kaldı. Balyoz davasında yargılanan 365 sanığın 313’ü seminere katılmış değil. Yargılama ve ceza Balyoz Planı CD’siyle ilgili… Hukuktan söz edebilmek için de onun sahte olmadığı ispatlanmalı…

Süpper proje…

Belediye seçimleri yaklaşırken… CHP’nin seçime dönük süper proje hazırladığını yazıyor CHP’li İmambakır Ülküş… Nedir o diyeceksiniz…
Bu “ilginç proje”ye göre İstanbul’un başarılı belediye başkanlarını yer değiştirecek…

Böylece CHP’nin seçim kazanamadığı ilçeleri kazanmayı amaçlıyorlar…

Beşiktaş’ın başarılı ve kendi çalışmasıyla CHP’nin rekor oylara ulaştığını söyleyen İsmail Ünal, Kâğıthane’den aday gösterilecek…

Bakırköy’ün başarılı belediye başkanı Ateş Ünal Erzen, Bağcılar’dan aday gösterilecek…

Kadıköy’ün başarılı belediye başkanı Selami Öztürk, Sultanbeyli’den aday gösterilecek…

Ataşehir’in başarılı belediye başkanı Battal İlgezdi, Ümraniye’den…

Sarıyer belediye başkanı Şükrü Genç, Gaziosmanpaşa’dan…

Silivri belediye başkanı Özcan Işıklar kardeş ilçe Sultangazi’den…

Avcılar belediye başkanı Mustafa Değirmenci, Esenler’den…

Kartal Belediye Başkanı Atınok Öz Tuzla’dan,

Maltepe Belediye Başkanı Mustafa Zengin Sancaktepe’den…

Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün Fatih’ten…

Çatalca belediye başkanı Cem Kara ise Arnavutköy’den aday gösterilecek…

* * *

Bu başkanlar madem başarılılar, madem yalnız kendi ilçelerinin değil tüm İstanbul’un gönlünü fethettiler, o zaman gittikleri ilçelerde de seçimi kazanırlar. Onlardan boşalan yerlere de Genel Merkez bazı hevesli milletvekilleri ile kendine yakın bulduğu kişileri aday gösterebilir. Böylece tüm ilçeler CHP’nin eline geçer.

Başarılı belediye başkanları üzerlerine düşen özveriyi göstermeli…

CHP seçimden ancak böyle güçlü çıkar…

Dünkü Milliyet’te bir haber: “Zekâ üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan bilim insanı Flynn, Türklerin zekâsının arttığını söyledi.”

Aynı gün bir haber de Sözcü’den: “Erdoğan’ın masasındaki ankete göre AKP’nin oyu düşüyor.”

Haldun Ertem

Anıt mezar

Turgut Özal‘ın mezarı açılsın mı açılmasın mı tartışmaları sürerken… Bir okurumuz anımsatıyor:

– Özal‘ın Anıt Mezarı’nın parasını devlet ödemiş, bu ödemeye yapılan itirazlar üzerine ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz “Anıtın bedelini parti olarak biz karşılayacağız” demişti… Ne oldu?

Okur haklı… Mesut Yılmaz öyle demişti. Sonra ödemediler…

Daha doğrusu mevzuat ödemeye müsait değil dediler, Malatya’da yerine bir okul yaptırdılar…

Fırat Mahallesi’ndeki çok programlı lise 2000 yılında açıldı…

Hollanda Başbakanı Mark Rutte, “Türk ekonomisini kıskanıyorum” demiş.

“Kıskanma n’olur, Çalış senin de olur”…

* * *

Tayyip Erdoğan, “Genelkurmay başkanlarıyla iyi çalıştım” demiş.

Düşünün ki, “terörist” olanlarıyla bile iyi çalıştı!

Fahrettin Fidan

* Okurumuz diyor ki…

“Asker olan kuzenim geçen sene görev yapmak üzere Afganistan’a gönderilince başına bir şey gelir diye çok endişelenmiştik. Şimdi ise inşallah orada kalır diye dua ediyoruz, zira görev yaptığı bölge Türkiye kadar tehlikeli değil…”

Ülkenin geldiği duruma bakınız…

Toprak

Halk ozanı Neşet Ertaş’ın ölümüne herkes gibi üzülenlerden biri de sanatçı Nil Karaibrahimgil’di. Üzüntüsünü twitter’da, “Toprağı bol olsun” diye dile getirince,

“Toprağı bol olsun, Hıristiyanlar için söylenir. Müslümanlar için, ‘Allah Rahmet Etsin’, ‘Mekanı cennet olsun’, ‘Işıklar içinde yatsın’ gibisinden sözler söylenir” şeklindeki eleştirilerin haddi hesabı olmadı tabii ki.

Dün öğle saatlerinde televizyon izlerken bir habere gözümüz takıldı. Kapadokyalı Neşet Ertaş sevenleri ona olan sevgilerini bindikleri balona sanatçının dev posterini asarak ve türkülerini söyleyerek dile getirmişler. Posterin altındaki yazıda aynen şöyleydi.

“Güle Güle Neşet Baba Toprağın bol olsun”

Müslüman için “Toprağı bol olsun” diyen hayli bol sayıda insan var anlaşılan bu topraklarda.

Melih Aşık: Muhalifleri kovduk!


Özgür Suriye Ordusu’nun önde gelenlerinden Albay Ahmet Hicazi dün Milliyet’te: – Türkiye bizi kovdu, biz de komuta merkezini Suriye’ye taşıma kararı aldık, diyor…

Güzel bir itiraf… Demek Suriye hükümetine karşı savaşan silahlı örgütün komuta merkezi şimdiye kadar Türkiye’deymiş…

Hani muhalif savaşçıların topraklarımızda üslenmesine izin vermiyorduk…

Demek halka yalan söylenmiş… Demek resmen Anayasa suçu işlenmiş…

Suriyeli çapulculara ülkemizde üslenme izni verilmesi üzerine karşımızda Suriye – Irakİrancephesi oluştu, hep birlikte PKK’yı desteklediler, oluk gibi kan aktı, şehit sayısı dört beş katına fırladı.

Peki ey bu ülkeyi yönetenler, siz bu işin sonunu düşünmediniz mi?

“Düşünemedik” diyemezler… Zira zamanında çok uyarıldılar.

Bırakınız bu sütundaki sayısız yazıyı… Bakınız 14 Aralık 2011’de, CHP adına Osman Korutürk, Meclis kürsüsünden neler söylemiş:

“Suriye rejimi, kendini tehdit altında hissettiğinde benzer tehdit yollarıyla tepki vermeyi usul hâline getirmiş olan bir devlettir. Başbakan’ın, Dışişleri Bakanı’nın ve

Hükümetin Suriye rejimine yönelik tutum, eylem ve söylemlerinin bu rejimi Türkiye’deki terör olaylarını azdırmaya yöneltebileceğini Hükümet değerlendirmekte midir? Beşar Esad’ın uluslararası medya aracılığıyla seslendirdiği ‘Türkiye’de hassas dengeler vardır, bunları hesaba almadan girişilecek hareketler Türkiye’nin başına büyük bela açar’ yolundaki ifadeleri karşısında, tehditleri karşısında Hükümet ne önlem almaktadır?”

Hükümet etmek iki adım ötesini görebilmektir… İktidardakiler maalesef burunlarının ucunu dahi göremiyorlar…

Yaman çelişkiler!

Okurumuz, “Ben bu işe akıl sır erdiremedim, siz erdirebildiyseniz lütfen bana anlatır mısınız?” dedi telefonda.

-Buyurun, sizi dinliyoruz.
-Başbakan, BDP’lileri sık sık “terörle aralarına mesafe koymadıkları için” ağır şekilde eleştiriyor değil mi?
-Evet, öyle.
-Bu yüzden onlarla ilişki kurmuyor. Kurmayları, dini bayramlarda bile BDP’ye gitmiyor, değil mi?
-Evet, gitmiyor.
-Pazar günü yapılacak AKP kongresine de BDP’liler bu yüzden davet edilmedi.
-Evet, edilmedi.
-Son olarak da Şemdinli’de PKK’lı teröristlerle sarılıp öpüştüler diye BDP’lilerin dokunulmazlıkları kaldırılmak isteniyor.
-Doğrudur.
-Peki, terörle aralarına mesafe koymadıkları için BDP’liler yok sayılır, hatta dokunulmazlıkları kaldırılmak istenirken onların ağababası PKK ile Oslo’da masaya oturmak… Dahası, terörist başını muhatap kabul edip onunla doğrudan görüşmek hangi mantığa sığar?

* * *

Resmi temsilciler teröristlerle görüşür mü? Görüşür.. Terörist uçak kaçırdığı zaman, sabotaj yapacağı zaman onu zararsız hale getirmek için görüşürler… Ya da devletin en güçlü terör örgütünün en zayıf olduğu anda silah bıraktırmak üzere görüşülür. Devlet terör örgütüyle “Anayasamızı nasıl değiştirelim, size hangi tavizleri verelim” diye görüşmez.

* * *

İktidarın durumu belki şu fıkrayla izah edilebilir! Adamın eşi ölmüş… Tanıdıklar taziyeye gelmiş, salonda toplanılmış… Adam o arada bir yan odada uzun süredir göz koyduğu baldızını sıkıştırırmış. Derken birisi kapıyı açıp manzarayı görünce bağırmış:

– Ne yapıyorsun yahu sen böyle?

– Üzüntümden ne yaptığımı mı biliyorum, demiş adam…

İktidarın ekonomi kurmayları arasında “Frene mi basalım, gaza mı basalım” tartışması yaşanıyormuş.

Başbakan’ın önceki gün “Kışa girerken doğalgaza zam yapılacak” sözüne bakılırsa gaza basacaklar…

* * *

Uluslararası basın kuruluşları ortak açıklama yapmış:

“Türk medyasında korku iklimi var”

Doğru… Basın çalışanları TÜSİAD’cılar kadar zengin olmadıkları için mecburen korkuyorlar…

Haldun Ertem

Fıkra

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin: “Başka milletlerden insanlar Türkiye’de yaşamak için can atıyorlar” deyince…

Okurumuz Altay Atalay’ın aklına şu fıkra düşmüş…

Cenaze arabasının şoförü mezarlıktan boş dönerken yoldan geçen kıza laf atıyor…

– Yavrum gel gezdireyim seni arabamla!

Kız:

– Hıhhh bununla mı gezdireceksin?

Şoför:

– Kızım beğenmedin mi, millet bu arabaya binmek için ölüyor beeeee!

Milli Eğitim Bakanı Dinçer, “İmam hatiplere yönlendirme yok” demiş. Biz de, “Ah, bir de insanın gözüne baka baka yalan söyleme olmasadiyoruz.

Fahrettin Fidan

ODATV

OdaTV davasının genç gazetecileri Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu dün konuğumuzdu… 19 aylık hapis hayatının ardından iki haftadır dışardaydılar. Yeni hayata alışmaya çalışıyorlardı… İki Barış da üç yıllık evli… İkisi de üç evlilik yıldönümünden ikisini hapiste kutlamışlar.

Biz konuşurken Kemal Kılıçdaroğlu Barış’ların “Sızıntı” adlı kitabından söz etti. Gazeteciler Barış’ları aradı. Kitaba kaynak olan belgeyi soruyordu her biri…

Daha önce yapılan program gereği… Barış’lar bugün saat 12.00 – 14.00 arası Gazeteciler Cemiyeti’nin şenliğinde bu kitabı imzalayacaklar… Şenlik Gülhane Parkı’nda…

Suçsuz insanlar hapis yatmasın… Gazeteciler iyi gazetecilik yaptıkları için tutuklanmasın… Aynı davadan hâlâ hapiste olan Soner Yalçın ile Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve diğer tüm meslektaşlarımız da salıverilsin… Bu günahı kimse üstlenmesin…

Yalnızca kültürlü insanlar öğrenmeyi sever, cahiller ders vermeyi tercih eder.

Edouard Le Berquier

Milliyet

MELİH AŞIK : Balyoz darbesi


Kırk yıllık Avukat Celal Ülgen: – Meslek hayatımda bu kadar absürt, bu kadar haksız bir karar görmedim, diyordu mahkeme kapısında…

Bu ağır cezaları sanıklar belki biraz bekliyor ama sanık yakınları beklemiyordu.

Sanık avukatları ise ortaya bir hukuk faciası çıkacağından emindi…

Deliller değerlendirilmeden, en önemli tanıklar dinlenmeden, dijital belgelerdeki sahtecilikle ilgili bilirkişi raporları görmezden gelinerek, iddianamedeki 1560 maddi hata ve 23 teknik bilirkişi raporuna rağmen verilen hüküm çok tartışılacaktır…
Bir sanık yakınından gelen e-posta notu diyor ki:

– Mahkeme en kritik tanıkları dinlemeyi reddetmişken, kanıtların sahteliği kimsenin reddemeyeceği kadar açıkken… Bu karar içinize sinecek mi? Adalet duygusunu yitirmemiş halkımızın içi rahat olacak mı?
Bu sanık yakını devam ediyor:

– Cuma günü mahkemeden ne karar çıkarsa çıksın, yakınlarımızı sanık durumuna düşüren sahte CD’leri üretenleri bulana ve onların “adil” Türk mahkemelerinde yargılandıklarını görene kadar Anadolu’nun ve dünyanın dört bir köşesinde haklı mücadelemize yılmadan ve sabırla devam edeceğiz.

* * *

Hapis cezaları eksik tüşebbüsten verildi.. Eksik teşebbüsten söz edilebilmesi için birilerinin darbeye teşebbüs etmesi birilerinin de bunu engellemesi gerekiyor. Darbeye teşebbüs olduysa bunu kim engelledi? İddianameye göre bu kişi zamanın Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’dır. Ancak savcılar nedense Aytaç Yalman’ın ifadesine başvurmamış. Yalman’ın mahkemede tanıklık etmesi talebi ise mahkeme heyetince kabul edilmedi. “Eksik teşebbüs” iddiasının kilidi çözülmedi ama cezalar buradan geldi… İçinize sinerse…

TSK terörle mücadele uzmanı bulamıyormuş.
Terörle mücadele edenleri yıllar sonra terörist diye içeri atan bir yargı varken zor bulursunuz uzmanı…
Haldun Ertem

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, “Oslo’yu hazmetmedik, hazmetmeyeceğiz” demiş.
Aman Emine Hanım, lütfen dikkat; bu sözleriniz yüzünden “Yeni CHP” de sizi hazmetmeyebilir!
Fahrettin Fidan

Sütler kesildi…

İktidar geçen yılın sonlarında okul sütü uygulamasına başlamıştı… Zehirlenme olaylarına rağmen program ders yılının sonuna kadar devam etti.. Ancak yeni ders yılı başlarken sütten haber yok. Çocuklar unutuldu. Sorulduğunda bütçede yeterli para olmadığı söyleniyor… Anlaşılan umut da yok…
Dönelim İzmir’e… İzmir Büyükşehir Belediyesi geçen yıla kadar kentte 246 okula süt dağıtıyordu. Hükümet süt dağıtımına başladığı için… İzmir Belediyesi programı değiştirdi… Bu yıl 46 bin fakir çocuğun evine süt dağıtımına başladı. Evlere 2 haftada bir 4 litre süt veriliyor. Haftada iki litre… Ancak… Hükümet işin içine girdiği için İzmir’de okullar sütsüz kaldı…

Hükümetin geçen yılki fiyakası buna yaradı…

Çözüm Oslo’da mı?

CHP Sözcüsü Haluk Koç, hükümetle PKK arasındaki Oslo görüşmesini “Anayasa suçu” diye eleştirirken Genel Başkan Kılıçdaroğlu kalktı:

“Eğer PKK ’ya silah bıraktıracaksa terör örgütüyle görüşmelere devam edilmeli” deyiverdi. Kemal Bey’in görüşünü arkadaşımız Fikret Bila’ya yaptığı açıklamalardan anlamaya çalışalım:

“Eğer PKK’ya silah bıraktıracaksa elbette bu tür görüşmeler yapılabilir. Bizim Oslo’yla ilgili itirazımız, müzakerenin içeriğinedir.”

“Oslo’da görüşülen metnin içeriğini kabul etmemiz mümkün değil.”

“Metinden de anlaşılıyor ki, o masada anayasa değişikliği dahil yeni bir Türkiye devleti konuşulmuş, bunu kabul etmemiz mümkün değildir. Biz, bu tür görüşmelerin silah bıraktırmak üzere yapılabileceğini söylüyoruz.”

* * *

Bu noktada akla gelen en basit soru: Sizi silah gücüyle masaya oturtmuş olan PKK sizinle silah bırakmayı neden görüşsün? Olsa olsa sizin masaya koyacağınız tavizleri görüşecektir. O yüzden bugüne dek hiçbir devlet ve hükümet, terör örgütü silah bırakmadan onunla masaya oturmuş değil. Kaldı ki PKK da bugüne dek silah bırakmaktan söz etmemiş en fazla ateşkesi ağzına almıştır. Kılıçdaroğlu’nun Oslo yorumu mantıkla bağdaşmıyor….
Onur Öymen şunları söylüyor:

“PKK terör örgütüyle müzakerelerde bulunarak soruna çare aramak, teröre son vermek için terör örgütlerinden medet ummak anlamına gelmektedir…”

Talepleri yerine getirmezseniz terör azar.. Önünü alamazsınız… Nitekim öyle de oldu. Oslo görüşmesinden sonra terör azalmadı aksine adeta patlama yaptı… Hâlâ ne Oslo’su?

Barış niye öldü…

THY’de 305 kişinin iş akdine telefon mesajı ve SMS’lerle geçen mayıs ayında son verildi. Bu kişilerden biri de Afyon’daki patlamada vefat eden Barış Öztürk’tü. Barış, iş akdi feshedildikten sonra gittiği askerde şehit oldu.

THY çalışanları direnişlerine Taksim’deki THY bürosu önünde devam ediyor…

İşveren kadar… Türk İş’in bu kavgada işverenin yanında yer almasını da kınıyorlar… Türk İş, işçilerin görevlerine dönmesi için hiçbir şey yapmıyor.

MELİH AŞIK : Derin analiz


Meclis Başkanı Cemil Çiçek’in, “PKK sürekli eylem yapmak zorundadır. Aksi takdirde örgüt içinde aşk – meşk ilişkileri başlar ve dağılır” diye özetleyebileceğimiz “Zihni Sinir” icatlarını anımsatan derin! analizinden dün bu köşede söz etmiştik. Sayın Çiçek o analizi yaptığı konuşmasında başka şeyler de söyledi. Örneğin dedi ki;

“Terör örgütünün silahı bırakma iradesi bile kendisinde değil. İsteseler de bırakamazlar, bıraktırmazlar. Çünkü bu enstrümanı birçok ülke kullanıyor.”

Durum gerçekten Sayın Çiçek’in dediği gibi ise, o zaman… “Silahı bırakma iradesi kendisinde olmayan örgütle Oslo’da ne görüşmeleri yapılıyor? O görüşmelerin PKK’yla değil de asıl ona silah bıraktırma gücüne sahip ülkelerle yapılması gerekmez mi? Ayrıca PKK’yı enstrüman olarak kullanan ülkeler hangileridir? O ülkelerden biri ‘stratejik dostunuz ve müttefikiniz!’ ABD olabilir mi? Olabilir ise bunu açıklayacak siyasi cesaretiniz var mı?” gibi sorular da gelir akla…

Bağımsız Milletvekili Aysel Tuğluk, Taraf’a yazdığı mektupta koşullar sıralıyor… Mesela:

1) Öcalan’ a yönelik 14 aydır süren tecrit bitirilmeli.
2) Tutuklu 8 bin (KCK) arkadaşımız serbest bırakılmalı.
3) Devlet özerk yönetimi/statüyü kabul etmeli.
4) Kürt hareketi buna karşılık, ateşkes ilan etmelidir, edecektir.

Tuğluk, eğer bunlar kabul görmezse bağımsızlıkla tehdit ediyor.

Özetlersek… Demokratik özerklik, Apo’nun rahat ettirilmesi ve KCK tutuklularının salıverilmesi karşılığında PKK’nın sunacağı hizmet “ateşkes”tir. Silah bırakmak falan yoktur. PKK’nın müzakere şartı ve çerçevesi budur. İşinize gelirse!

Hafızlara ayrıcalık…

Milli Eğitim Bakanlığı geçen temmuz ayında bir yönetmelikle “hafızlık” eğitimi alan öğrencilere bir yıl devamsızlık hakkı tanındı…
Hafızlık eğitimi sonrası okula dönen öğrenciler, okul müdürünün gözetiminde, bir komisyon tarafından sınava alınacak… Bu sınavda başarılı olanlar eğitim öğretimlerine bir üst sınıftan devam edecekmiş…

CHP Milletvekili Prof. Nur Serter diyor ki:

“Değiştirilen yönetmelikte hafızlık eğitiminin kim tarafından nasıl verileceği belirtilmemiştir. Bu nedenle keyfi uygulamalar baş gösterecektir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın Kur’an kurslarını denetleme yetkisinin olmaması nedeniyle hafızlık eğitimi izinsiz, kaçak olarak yapılanmış, denetimden yoksun işin ehli olmayan kişiler tarafından verilecektir.

Eğitim sistemini karmakarışık bir hale sokan Milli Eğitim Bakanı, derhal bu uygulamadan vazgeçmelidir.”

F4 çelişkileri…

Genelkurmay, Suriye yakınlarında üç ay önce düşen F4 uçağımızla ilgili birbirinden çelişkili açıklamalar yaptı. Son açıklama ise önceki gün geldi. Son açıklamanın ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey’in ziyaretinden bir gün sonra yapılması anlamlı…

Açıklamada uçağın, yakınında patlayan füzenin blast (basınç) etkisiyle düştüğü kaydediliyor, kaza olmadığı vurgulanıyor ve peşinden şu cümle geliyor: “Kaza sonrası su yüzeyinden alınan parçalar, Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı’nda incelendi…”

Uçağın kaza sonucu düştüğünü iddia eden gazeteci Tuncer Bahçıvan soruyor:
Uçak kazaen düşmediyse, rapordaki bu “KAZA SONRASI” ne demektir?

Soru: Başbakan Erdoğan’ın yazacağı anı kitabının adı ne olabilir?
Yanıt: “Kavgalarım”…

* * *
Genelkurmay’dan yeni açıklama: “İmam hatipliye itiraz yetkimiz yok.”
Olsa kullanabilecekler mi sanki…

Haldun Ertem

Nasip

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in son vecizesini duymuşsunuzdur:

“Şehitlik de gazilik de nasip işidir.”
Okurumuz Ercan Bey bizim aracılığımızla kendilerine soruyor:

“Şehitliği de gaziliği de gerçekten gıpta edilen, arzulanan bir şey, bir mertebe olarak görüyorsanız etrafınızdaki bu koruma ordusu neden? Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu bırakın, Ankara’da, hatta TBMM’de bile neden adeta etten duvar oluşturan korumalarla dolaşıyor, o nasibin size nasip olmaması için elinizden geleni yapıyorsunuz? Sizin ve sizin gibiler için şehitlik sadece gariban halk çocukları için arzulanan bir mertebe midir?”

Tayyip Erdoğan, “Terör konusunda geri adımatmayacağız” demiş. Geriyi boşver; ileri adım atabiliyor musun, ondan haber ver!
Fahrettn Fidan

Gökçek

Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek, televizyonlardaki yardım programlarında bol kepçe bağışlar yapıyor… Geçen günlerde Myanmar’a da 2 milyon lira bağışladı…

Ankaralı okurumuz soruyor:

– Bu bağışların yasal dayanağı var mı?
– Bu paraları nasıl, hangi kanalla gönderdi? Bunun resmi bir makbuzu vs. bulunuyor mu?
– Eğer yasal bir dayanağı varsa, neden Ankaralının parasını Ankara’da veya Türkiye’de deprem, sel ve bunun gibi çeşitli felaketlere maruz kalanlara harcamıyor?

Bu soruları Ankara Belediye Meclisi’ndeki muhalefet üyelerinin sorması gerekir amma.. Onlar çoktan bütünleştiler, kaynaştılar M. Gökçek ile…

Ziyaret

Kemal Kılıçdaroğlu’nun ezber bozmak ve huzur ortamı sağlamak için Adnan Menderes’in mezarını ziyareti konusunda Almanya’dan Mehmet Canbeyli bir soru soruyor:

– Siz hiçbir sağcı politikacının örneğin Deniz Gezmiş’in mezarını ziyaret ettiğini duydunuz mu?

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: