Etiket arşivi: mit

Fethullah – Tayyip Erdoğan zıtlaşması /// CC : @siring


Ali Serdar Bolat

"MİT’in Fethullahçılaştırılması" operasyonunda frene basılması üzerine Taraf ve ZAMAN gaz tenekeleri MİT’e ve Tayyip Erdoğan’a karşı ateşe başlamışlardı.

(Konu ile ilgili 1 Ocak 2012 günlü yazımı aşağıda tekrar veriyorum.)

Fethullahçı ekip, bütün gövdesi ile MİT için abanıyordu.

Fethullah’ın "Akıllı ol" anlamındaki yazısı, Tayyip Bey’e ihtar olarak gaz tenekelerinde yayımlanıyordu.

Hatta, hani şu "Meçhul darbesavar subay"ın Ergenekon belgelerini bavulla getirip verdiği Taraf yazarı Mehmet Baransu bir adım daha ileri giderek, gazetedeki köşesinden "Avrupa’dan uçakla bavul içinde yüzbinlerce dolar getiren kim" diyerek Tayyip Erdoğan’ın İsviçre’deki gizli banka hesapları ve para trafiği hakkında bilgi sahibi olduklarını çıtlatmış, bu yolla Tayyip Bey’i tehdit bile etmişti.

Baransu, dün, kendisini takip eden 2 kişiyi polise haber vererek yakalattı. Twitter’de "İkisinin de MİT’ten olduğu kesinleşti. Üzerlerinden dinleme aletleri çıktı. MİT Daire başkanı’nın görüşme isteğini reddettim" diye cikcikledi.

KCK soruşturmasını yürüten özel yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı, eski Müsteşar Emre Taner’i ve eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş’i ifadeye çağırdı.

Tayyip Erdoğan’ın bir kadrosu olmadığı için, yıllarca kadro yetiştirmiş olan Fethullah’a mahkum olmuştu.

Fethullahçı Savcı ve Hakimleri kullanmaktan başka bir seçeneği yoktu.

Yetkiyi ele geçiren Fethullahçı kadro, dişlerini Tayyip’e de göstermeye başlamıştı.

Canavarı yaratan Frankenştayn, her zaman tehdit altındadır.

"Bağımsız yargı var, biz karışamayız" diyerek canavarı her gün biraz daha azdıran AKP yöneticileri, ne yapacaklarını şaşırdılar.

"Şüpheli sıfatıyla KCK içerisinde bu 3 kişi nasıl yer alır, aklımla izah edemiyorum. Olsa olsa tanıklıklarına başvurulabilir diye düşünüyorum. "

diyerek bağımsız (!) yargıya müdahale eden Bülent Arınç’ın şaşkın yüz ifadesi ibretlikti.

Davutoğlu da NTV’ye "İstihbarat teşkilatlarının işi bu" anlamında konuşarak yargıya müdahale etti.

Kaşif Kozinoğlu ölmeden önce Aydınlık’a yazdığı mektupta "Hakan Fidan döneminde MİT’te Fethullahçı yapılanmanın arttığını" belirtmişti.

Mülakatlar bile laf olsun diye yapılıyordu, kimlerin mülakatı kazanacağı liste halinde önceden belirleniyordu.

MİT’e yakın kaynaklar, Hakan Fidan’ın yeni gelen Fethullahçılar ile uzun süredir MİT’te çalışmakta olan eski kadroları uzlaştırıcı bir rol üstlendiğini ifade ediyorlardı.

Ancak yeni gelenler (Fethulahçılar) bu uzlaştırıcılıktan memnun değillerdi.

Eski kadrolar atılmalı, sürülmeli, en azından etkisizleştirilmeli, MİT’te tüm yetki Fethullahçılara geçmeliydi.

Dananın kuyruğu bu noktada kopuyordu.

ZAMAN ve Taraf gaz tenekeleri, bu yüzden MİT’e ve Tayyip’e ateş püskürüyorlardı.

Fethullahçılar geçen gün ateş püskürme aşamasından operasyon aşamasına geçtiler.

Hakan Fidan ve 2 MİT’çinin ifadeye çağırılması operasyonuna Tayyip Erdoğan cenahından hemen yanıt verildi:

2 Fethullahçı polis (İstihbarat Şube Müdürü Erol Demirhan ve Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün) ışık hızıyla görevden alındılar.

Afet Güneş bir yakınına:

"Bizi ifadeye çağıran Başbakan’ı da çağırır"

diyerek savaşın taraflarını kamuoyuna açıkladı.

Çünkü Oslo’daki Hükümet-PKK görüşmesinde Hakan Fidan PKK heyetine: "Beni Başbakan görevlendirdi. Ben Başbakan’ın özel temsilcisiyim" diyordu.

Tayyip Erdoğan ise "Hakan Fidan’ı gönül rahatlığı içinde gönderdik. Hatası da olsa Hakan Bey’i böyle nedenlerle harcamayız." diyerek olaya açıklık kazandırmıştı.

Hakan Fidan ve Afet Güneş, kendilerine Başbakan tarafından verilen görevi yapmışlardır.

Ama, kanunsuz görevi kabul etmek gibi bir sorumlulukları var.

Afet Güneş’in "Biz suçlanırsak Başbakan da suçlanmalıdır" anlamındaki açıklaması doğrudur.

İki Amerikancı güç arasındaki bu kapışmayı merakla izlemeye devam ediyoruz.

Kapışmanın başlangıcı ile ilgili 1 Ocak günlü yazımı tekrar veriyorum:

Fethullahçılar tam kadro Tayyip Bey’e saldırıya geçti

Ali Serdar Bolat

Taraf ve ZAMAN gaz tenekelerinde Tayyip Bey hedefte.

Abdullah Gül’ün bir daha seçilmesini isteyen Fethullahçılar, görev süresinin 5 sene olmasını istiyor.

Gözü Çankaya’da olan Tayyip Bey ise, Gül’ün görev süresinin 7 yıl olmasında ısrarlı.

Bu yüzden Fetocular ile Tayyip Bey’in arası uzun zamandır açıktı.

35 köylünün öldürülmesi üzerine bu çekişmede yeni bir sayfa açıldı.

Fetocular bu ölümlerden dolayı sert ifadelerle MİT’i eleştirdiler.

İstihbaratın Amerika’dan gelmiş olmasını gözardı eden bu Amerikan uydusu Fethullahçılar, "Yanlış istihbarat PKK içindeki bir MİT ajanından geldi" diye yaygara koparıyorlar.

Fethullah’ın Türkiye Büyükelçisi ve ZAMAN yazarı Hüseyin Gülerce’ye göre, nasıl TSK içinde vesayetçiler var ise, MİT içinde de var.

Onların lisanına göre, Fethullahçı olmayanlar, vesayetçi. Yani Ergenekoncu ve darbeci.

MİT eleştirisi bahanesi ile Tayyip Bey’e açılan salvo ateşin nedeni şu:

–Gerek Oslo görüşmelerinin ortaya çıkması,

–gerekse Kozinoğlu’nun Aydınlık’ta yayımlanan mektuplarında

MİT Müsteşarı Hakan Fidan başta olmak üzere MİT’te Fethullahçı kadrolaşma olduğu hakkında bilgiler ortaya çıkması Tayyip Bey’i frenlemiş, MİT’in Fethullahçılaştırılması operasyonu hız kesmişti.

MİT aleyhine başlatılan kampanya, MİT içindeki Fethullahçı (Amerikancı) olmayan, Türkiye’nin bölünmesine karşı olan görevlilerin tasfiyesine dönük çalışmaların devam etmesi için Tayyip Bey’i tehdit etmeyi amaçlıyor.

Mehmet Ali Güller, 31 Aralık günlü Aydınlık köşe yazısını özetle şöyle bitiriyor:

(Parantez içi maviler bana ait)

"5. Oslo görüşmesini kim sızdırdı?

Cemaatin (Fetocuların) MİT’ten rahatsızlığının kaynağı ne olabilir?

PKK, "Görüşmeleri biz sızdırmadık" dedi.

Tayyip Erdoğan, "hataya rağmen" Hakan Fidan’ı sahipleneceğini söyledi.

Demek ki, Hakan Fidan, MİT’e tamamen hakim olamamış. (Hala MİT içinde Türkiye’nin bölünmesine karşı olan elemanlar var.)

"Yeni Anayasa" çalışmalarına paralel ikinci bir "açılım" yapılacaksa, yeni Oslo sızdırmalarının önüne geçilmesi gerekiyor.

(PKK ile görüşmelere devam etmeden önce, görüşmelerin sızdırılmaması için, MİT içinde tek bir ulusalcı bile bırakılmaması, MİT’in tamamen Fethullahçıların eline geçmesi gerekiyor)

Taraf yazarı Mehmet Baransu, Twitter’de :

"Kasımpaşalı Erdoğan’dan korkacağımı zannediyorsanız yanılıyorsunuz" diye cikcikledi.

Cikcikleyen o değildi. Onu cikcikleten Fethullah idi.

(Dini bilgisi kuvvetli olanlar bu sözü daha iyi anlar)

Baransu, 30 Aralık günlü Taraf’ta özetle şöyle yazıyor:

"PKK içindeki bir MİT ajanı, bombalanan bölgeden içinde Fehman Hüseyin’in de bulunduğu PKK’lilerin geçeceğini Ankara’ya bildiriyor.

Bölgeye gönderilen Heron’dan alınan görüntüleri gören yetkililerden biri, şüpheleniyor, gurubun sivil olma ihtimali olduğunu yetkililere söylüyor.

MİT ile iki kez temasa geçiliyor. MİT: "Gurup kesin PKK’li" diyor. Bunun üzerine gurup bombalanıyor"

Azılı ordu düşmanı Baransu, MİT’teki Fethullahçı operasyonun devam edebilmesi için, bu defa orduyu değil de, kırk yıllık canciğer kuzu sarması olduğu MİT’i suçluyor, orduyu suçsuz buluyor.

Fethullah’ın Büyükelçisi Hüseyin Gülerce, 30 Aralık günlü ZAMAN’da özetle şöyle yazıyor:

"111 kişinin öldüğü Maraş katliamının hemen sonrasında İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş "Katliamdan MİT sorumludur" diyor.

Alevilerin evi tespit edilmiş, yakılacak evler işaretlenmiş.

Saldırı olacağı belli, ama MİT bilgi vermiyor. MİT bizzat katkı yapıyor.

Bu feryat üzerine yer yerinden oynamalı değil mi?

MİT hakkında derhsl soruşturma başlatılmalı değil mi?

AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar "PKK’yı MİT kurdu" diyor.

Vesayetin askeriyede, medyada, üniversitede, siyasette ayağı var da MİT’te yok mu?

MİT içinde suça bulaşanlar hesap vermeyecekse, Ergenekon davalarının sonucundan nasıl emin olabileceğiz?"

Bakan Güneş’in bu açıklaması yeni değil. Sanki Gülerce bu sözleri yeni duymuş.

30 senedir niye bu suçlamaları yapmamış?

İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Av. Nusret Senem, Maraş olaylarından sonra saldırıya uğrayanların avukatlığını yaptı, MİT’in suçlarını ortaya döktü.

O zamanlar Fethullahçı takımı kulaklarının üzerine yatmışlar, katliamı alkışlıyorlardı.

Nereden çıktı Alevi düşmanlarının bu sözde "MİT’in suçlarının peşine düşme" oyunu?

"PKK’yı MİT kurdu" tespiti de yeni değil.

Aydınlık dergisi / gazetesinin arşivlerinde, hem MİT’in Maraş olaylarındaki rolü, hem de PKK – MİT ilişkisi hakkında yığınla bilgi, belge ve inceleme mevcut.

Sırf MİT’i suçlayabilmek için, "PKK’yi Perinçek kurdu" palavralarını bile unutmayı göze aldılar.

Yeter ki MİT’teki tüm Fethullahçı olmayanlar ayıklansın, MİT tamamen -kılçıksız olarak- Amerika’nın hakimiyeti altına girsin.

http://aliserdarbolat.blogspot.com/2012/01/fethullahclar-tam-kadro-tayyip-beye.html

http://www.facebook.com/notes/ali-serdar-bolat/fethullahçılar-tam-kadro-tayyip-beye-saldırıya-geçti/10150455326908157

RAHMETLİ KAŞİF KOZİNOĞLU : Eymür’e sorun /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


Silivri Cezaevi’nde geçirdiği kalp krizi sonucunda hayatını kaybeden MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun el yazısı savunmasına ulaştık.

Kozinoğlu, 3 bölümden oluşan savunmasında eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ü suçluyor, “Kontrterör Merkezi ile ilgili iddialar var ise bunlar Eymür’den sorulabilinir” diyor.

ODATV soruşturması kapsamında tutuklandıktan sonra Silivri Cezaevi’nde ölen emekli Piyade Binbaşı, MİT Asya Bölge Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun el yazısı savunması önceki gün İstanbul 16’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.

Kozinoğlu’nun 3 bölümden oluşan ifadesinin “Sözlü Savunmamda Kullanacağım” başlıklı olan 14 sayfası 4 Kasım’da, “Sözlü Savunmamdır” başlıklı olan 23 sayfası ise 22 Kasım’da yazılmış. “Portre” başlıklı yazısı da 6 sayfadan oluşuyor.

Kaşif Kozinoğlu savunmalarında eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür’ü suçluyor.

“Sözlü Savunmamdır” başlıklı yazıya “Saat 10.30” olarak not düşülmüş. Yazıdan satırbaşları şöyle:

Seçilmiş bir günah keçisiyim

– “MİT’ten seçilmiş bir “GÜNAH KEÇİSİ” olarak bu davada bulunuyorum. Ben ciddiyim.

– Odatv’de çalışan kişilerle, tek bir basın mensubu ile herhangi bir irtibatım olmadığı gibi, anılarımı anlatma ya da uzmanlığımı aktarma bağlamında bundan böyle de hiçbir gazeteci ile irtibatım olmayacaktır. Olamaz da zaten. MİT’in kanunu buna müsaade etmemektedir.

– Delil niteliğinde olmayan bir bilgisayar verisi üzerinde kim tarafından oluşturulduğu belli olmayan bir klasörde soyadımın geçmesi. iddiaları doğrudan benim üzerime çevirmek için düzenlenmiş bir komplodur.

MİT bilgilerini ifşa eden belli

– MİT’te bir dönem faaliyet gösteren Kontrterör Merkezi ile ilgili iddialar var ise bunlar Kontrterör Daire Başkanlığı kapanana kadar bu bölümün Daire Başkanlığı’nı yapmış olan ve MİT’ten 2 kez ilişiği kesilen Mehmet Eymür’den sorulabilinir.

– Demek ki MİT’ten 2 kez ilişiği kesilen kimmiş? Şahıs bellidir.

– Demek ki “Teşkilatın görev ve faaliyetlerine ilişkin gizli bilgi ve belgeleri ifşa eden kimmiş? Bellidir.

– Odatv olayıyla ne gibi bir alakam var bunu anlamış değilim. Söz konusu belgeleri ile yalan olduğunu kolayca ortaya çıkardığım/çıkaracağım, asılsız palavraların hakkımdaki suçlamanın delilleri olamayacağı da çok net bir şekilde ortadır.”

Trabzon’lu olmak şereftir

Kaşif Kozinoğlu’nun PORTRE başlığını taşıyan yazısının satır başları ise şöyle:

– “Sayın başkanım, sayın üyeler ve değerli iddia makamı. Bence en can alıcı yere geldim. Tutuklandığım tarih olan 10 Mart 2011 tarihinden tam 3 gün sonra yani 13 Mart 2011 tarihinde Sabah Gazetesi’nde Ferhat Ünlü adında bir gazeteci kardeşimizin kaleme aldığı, “MİT’in esrarengiz MİT’i Kozinoğlu” başlığı ile bir yazı yayınlanmıştır. Anılan yazıdaki bilgilerin tamamına yakını, tutuklandığım gün bana sayın savcının sorgumda sorduğu sorular. Ayrıca yaklaşık 10 yıldır Mehmet Eymür’ün “atin.org” web sitesinden yazdıkları ve şu an iddianamede benimle ilgili yazılanların tamamıdır. Gerçi doğum tarihim ve Trabzon’lu olduğum (her zaman şeref duyduğum) gibi hususlar doğru. Geri kalanı ise çok kolaylıkla ispat edeceğim şekilde uydurma ve yalandır. Anılan makalede “bazı yer, tarih, kimlik bilgisi ve olaylar” Mehmet Eymür’ün ağzından kurgulanarak verilmiştir ve tamamı uydurmadır.

Fotoğrafımı medyaya o verdi

– Tüm bu yazılanları, yani bana sorgumda sorulan yalanları, iddianameye konulan bu uydurmaları kim yazdırmış. Ayrıca o silik eski fotoğrafımı medyaya kim vermiş. Mehmet Eymür. Onun da bu portre makalesine fotoğrafımı koymuşlar. Gülüyor. Bu gülümsemesinde “Bak Kaşif Kozinoğlu seni yalanlarımla nasıl içeri attırdım” diyor. Yazıda ne diyor bir de, “Yani ben Müsteşar Şenkal Atasagun’a birşey yapamadım. Ancak sana yaptım” diyor. Ben hiç kimsenin adamı olmadım. Ben devletimin adamıyım. Tüm bu yalanları yazan Mehmet Eymür’ün gerçeklerine dönelim müsaade ederseniz. Acaba benim hakkımdaki deliller, yalanlar gibi yalanları ile daha kaç kişiyi tutuklatmıştır.

Savcı aramızdaki sorunu sordu

– Savcı bey sorgum yapılırken (ifade tutanağımın 2’nci sayfasında mevcuttur) sürekli sözü Mehmet Eymür’e getirerek, “Mehmet Eymür ile aranda ne problem var diye soruyor. O anda anlamadım. Zaten sorgumda soruların yüze 90’ının odatv olayı ile hiçbir ilgisi yokken, bana neden sorulduğunu anlamamıştım. Sonra iddianame yayınlandığında anladım. 134 sayfalık iddianamede benimle ilgili olan 4 sayfanın hemen hemen 3.5 sayfasında Mehmet Eymür’ün web sitesinden 10 yıldır yayınladığı ve benim cevap vermeye bile değer bulmadığım yalanlardır. Yargı bu yalanları değerli bulup iddianameye koyduğuna göre, benim de belgeli olarak yalan olduklarını ispatlama zamanım gelmiştir. Şimdi gerçekleri belgeli olarak sayın başkanımıza sayın üyelerimize, sayın iddia makamımıza arz etme zamanı gelmiştir.”

Kaşif Kozinoğlu’nun bu yazısı şu kelimelerle son buluyor: ŞİMDİ….(M.EYMÜR Bu web sitesinde)

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/19485042.asp

Doğu PERİNÇEK – Kaşif Kozinoğlu’nun yüksek morali!


Kaşif Kozinoğlu’nun yüksek morali!

20 Kasım 2011 günlü gazetelerin sayfalarını tek tek çevirin, köşeye bucağa bakın, Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili tek satır bile bulamazsınız. Haberler, bir emirle bıçakla keser gibi kesilmiştir. Bilinmemesi gereken, artık onların avuçları içinde değildir. Tek çareleri suskunlukla veya gürültüler yaparak örtmektir. Ama suçlarının üstünü örtme şansını kaybetmişlerdir. Ne kadar çok bastırırlarsa, o kadar şiddetli patlak verecektir.

Kaşif Kozinoğlu kimdir?

MİT Dış Operasyonlar Daire Başkanı!

Öyle çöplükten bulunmuş "Gizli Tanık", "Gizli Sanık", yüzünü örten maskeli, karanlık ihbarcı değil!

Adıyla, sanıyla toplumun önüne çıkıyor. Bilgisayarda falan yazmıyor, bildiklerini kamuya elyazısıyla açıklıyor.

Ergenekon ve Balyoz yalanlarını çarşaf çarşaf yayınlayanlar, bu kez görevlerini gerçeğin üzerini örterek yapıyorlar. MİT’in üst düzey yetkilisi ve Dış Operasyonlar Daire Başkanı’nın anlattıkları haber değildir. Çünkü ABD’nin BOP Eşbaşkanlığı’nın haber tanımına uymuyor. Habercilik, artık YALAN HABERCİLİK’tir.

İstihbarat örgütlerinin bilinen yöntemleri vardır. Uydurma imzalarla, özelikle yazım hatası bol metinlerle bilgi karartma veya bilgi bozma operasyonları yaparlar.

*** *** ***

"Kamuoyu önüne çıkartılmaması gereken adam"!

Kaşif Kozinoğlu’nun tavrı, onlarla karıştırılmamalıdır. Elyazılarını Aydınlık’a veriyor. Kimliğini gizlemiyor. Varlığını ortaya koyuyor.

Çünkü zaten bir süre sonra Mahkemeye çıkacaktır. Söylemesi gerekenleri gümbür gümbür söyleyecektir. Mahkemede açıklayacağı gerçekleri, kamuoyunu bir bakıma alıştırmak ve gecikmemek için yazıyor.

Zaten olayın can alıcı noktası burasıdır.

*** *** ***

Kaşif Kozinoğlu MİT’in CIA güdümünde yaptığı operasyonları bilen adamdır!

Hem de Orta Asya ve Kafkaslar gibi çok hassas bölgelerde.

BOP Eşbaşkanlığı ve çevresinin gizli hesaplarını, karanlık işlerini, ABD güdümlü faaliyetini de bilen adamdır.

Mahkemede neler anlatacağını, BOP Eşbaşkanlığı ve derin örgütlenmesi de biliyor. Bu nedenle Mahkemede konuşmaması gereken üst düzey görevlidir.

Ancak Kozinoğlu’nu susturmak isteyenlerin hesabı Bağdat’tan dönmüştür. Kozinoğlu, elyazıları ve savunmasıyla Cumhuriyet yıkıcılarının hamlesine hazır olduğunu gösteriyor.

*** *** ***

Süngü hücumu!

Her savaşçı gibi, her olasılığa karşı önlemlerini almıştır. Süngü hücumuna kalkma kararı verdiği görülüyor. Toprağa düşebilir. Önemli olan hücumun başarıya ulaşmasıdır.

Odatv davası başladı. 40 sayfalık savunmasını ortadan kaldırma şansını da kaybettiler. Çünkü Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları sayfa sayfa kameraya aldırttılar.

Kaşif Kozinoğlu, kim olduğunu, hangi "hassas" denen görevler ve operasyonlar yaptığını biliyor; ABD Gladyosu için oluşturduğu tehdidi elbette herkesten çok biliyor. O nedenle kendisini "öldürmek dahil her şeyi yaptırabileceklerini" açık açık elyazısıyla yazmıştır. (Aydınlık, 19 Kasım 2011)

Aydınlık, o satırları elyazısıyla birinci sayfadan 8 sütun vermeliydi. Yine vermelidir.

*** *** ***

Yüksek moral ve mücadele çağrısı!

Kozinoğlu’nun yazdıklarından, moralinin çok yüksek olduğunu anlıyoruz. BOP Eşbaşkanı için yaptığı saptama çok çarpıcıdır: "SONA GELDİ"

Ve devamında bir mücadele çağrısı yapıyor. Çünkü ABD’nin sözleşmeli personelleri, kendiliğinden yıkılmayacaklardır. Kozinoğlu’nun deyişiyle onların "buradan bile kurtulma ihtimali çok düşlük de olsa mevcuttur." Öyleyse vatanını seven, Cumhuriyetini seven harekete geçmelidir!

*** *** ***

"Silahınızda bir mermi kaldı"!

Kozinoğlu’nun Aydınlık’ta 16 Kasım 2011 gününden beri yayımlanan elyazılarındaki durum tahlili, cesaretinin ve ataklığının nedenini de ortaya koyuyor. Kozinoğlu, Cumhuriyet yıkıcılarına meydan okumaktadır:

"Silahınızda bir mermi kaldı. Şu ana kadar hep boşa attınız. Bunu da boşa atacaksınız. VURULACAKSINIZ!" (Aydınlık, 20 Kasım 2011)

Yıkılacaklar, hiç şüphe yok. Yaşanan bütün süreçler, BOP Eşbaşkanlığı’nın tezgâhladığı tertiplerin altında kalacağını gösteriyor. Bunun nesnel verilerini önümüzdeki günlerde tartışacağız.

ABD’nin BOP Eşbaşkanlığı, büyük bir milleti karşısına almıştır. Ne yaparsa yapsın, hangi tertiplere, hangi cinayetlere kalkışırsa kalkışsın, buradan çıkış yoktur.

Doğu PERİNÇEK – 24 Kasım 2011 – Silivri

Nur içinde yat Kaşif abi ….

http://dunya48.free.fr/index.php/siyaset/7058-dogu-perincek-kasif-kozinoglunun-yuksek-morali.html

DEVLET SIRLARINI 2009’DAN BERİ DİNLEMİŞLER /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


Devlet sırlarını asıl savcılar ‘temin’ etmiş

Odatv davası tutuklu sanıklarının avukatları Celal Ülgen ve Hüseyin Ersöz, Yarsuvat Hukuk Bürosu’nun Kozinoğlu’nun savunması diye verdikleri 10 sayfalık word belgesini, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu

Savunmasına, “Ben halen Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başmüşaviri olarak görev yapan, mesleki kariyerinin 17 senesi MİT mensubu olmak üzere 34 yıldır Terörle mücadelede görev yapmış, Cumhurbaşkanları ve MİT Müsteşarları başta olmak üzere devlet büyükleri tarafından başarılarından ötürü nişan, rütbe ve takdirname ile ödüllendirilmiş bir devlet görevlisiyim” diye başlayan Kozinoğlu, iddianamede yer alan “Devlet güvenliğine ilişkin belgeleri” temin etmek ve “silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçlamalarını reddediyor.

Devletin gizli kalması gereken bilgilerini soruşturmayı yürüten asıl savcıların ifşa ettiğini vurgulayan Kozinoğlu şöyle diyor: “İddianamede özel hayatın gizliliğine önem verildiğini belirten savcılık makamı MİT’e ait operasyonel telefonlarımı 2009 yılından beri dinlemiş ve 15.03.2011 tarihli MİT yazısında “Aydın” adlı şahısla yaptığım görüşme için operasyonel görüşmedir ve operasyonda görevli MİT mensubu ile yapılmış bir konuşmadır” demesine rağmen iddianameye koymuş ve asıl devletin gizli kalması gereken bilgilerini kendisi ifşa etmiştir.”

İtibarsızlaştırma operasyonu

Oda TV’den elde edilmiş bir bilgisayarda var olduğu iddia edilen “Devletin güvenliği nedeniyle gizli kalması gereken” veya “yasaklanan” belgeleri kendisinin sağlamasının mümkün olmadığını belirten Kozinoğlu, “Ben hiçbir gazeteciye bu türden veya başka bir belge temin etmedim…

Açık ve net bir biçimde ifade edebileceğim tek gerçek bu klasöre soyadımı veren kişi/ya da kişilerin amacının beni hedef göstererek itibarsızlaştırmak ve Oda TV davasını çok önemli bağlantıların olduğu önemli bir dava havasına sokmak olduğudur” dedi.

“İddianameye göre, benim bu suçu işlediğimi gösteren “tek delil” bir Odatv bilgisayarlarındaki bir harddiskte bulunan bir klasörün adının “kozinoğlu3” olmasıdır… Bu harddisk gerektiği şekilde incelense idi, 20.12.2010 tarihinde ve toplamda yaklaşık 7 saniyede yaratılmış olduğu anlaşılan bu klasörün ne suretle oluşturulduğu tespit edilmiş olacak ve belki de ben şu an burada bu suçlama ile ilgili savunma yapmak yerine görevimin başında olacaktım.”

MİT ispatladı

Kozinoğlu, MİT’in bu belgeler için “Güvenlik İstihbarat Dairesi’ne ait olduğu ve Kaşif Kozinoğlu’nun bu Daire’ye erişiminin mümkün olmadığı ve erişim halinde bunun Teşkilat tarafından tespit edileceği ifade edilmiş ve bunların “dağıtımlı evrak olduğu” vurgulanmıştır” dediğini vurguluyor. Kozinoğlu, “Cezaevinde yatmak devlet görevi ise kabulümdür ancak komplo sahiplerinin iddiaları ile yargısız infaz edileceksem ve baş kasının suçunu üstlenmeye zorlanacaksam bunu kabul etmem mümkün değildir” ifadesinde bulunuyor.

Gülen okullarının davayla ilgisi yok

Kendisinin iddialarla Fethullah Gülen cemaatine hedef gösterilmek istendiğini belirten Kozinoğlu, şöyle diyor: “Fethullah okulları ile ilgili araştırmalarım olup olmamasının bana yöneltilen suçlamalar ile bir ilgisi bulunmamaktadır; bu soruların cevaplarının şöyle ya da böyle olması benim ‘Devlet güvenliğine ilişkin belgeleri veya yasaklanmış belgeleri temin ettiğimi’ ya da etmediğimi göstermez.”

Mehmet Eymür’e sorun

“Şirket & Köstebekler” isimli dokümanın Mehmet Eymür’ün medyada yer alan iddialarının toplandığı bir doküman olduğunu belirten Kozinoğlu, Eymür’ün basına yansıyan açıklamalarının ve “ www.atin.org” adlı siteden kendisi hakkındaki iddialarının asılsız olduğunu belirtiyor. Kozinoğlu, iddianamenin “başkasına suç isnat etmek suretiyle kendi adını temize çıkarmak isteyen kişi ya da kişilerin tek taraflı iddialarına dayanarak” oluşturulduğunu vurguluyor. Savcıların, Kontr-Terör Merkezi ile ilgili iddiaları, kendisine değil, o tarihte merkezin başkanı olan Mehmet Eymür’e sorması gerektiğini belirtiyor. Kozinoğlu savunmasının sonunda mahkemeden tahliye talebinde bulunuyor.

http://www.aydinlikgazete.com/index.php?option=com_content&view=article&id=6389%3Adevlet-sirlarini-2009dan-ber-dnlemler&catid=35%3Ajoomla&Itemid=95

Çocuklar bakın işte bu ‘devlet’!


Medya açılımı yapan Milli İstihbarat Teşkilatı’nın en büyük yeniliği internetteki ‘Çocuk Sayfası’ oldu… Tartışma yaratan bu sayfa türünün tek örneği değil. Yurtdışında da yurtiçinde de benzerleri var. Bakalım çocuklara ‘devlet’i anlatan bu internet siteleri onlara neler öğretiyor?

Milli İstihbarat Teşkilatı’nın kuruluşunun 85. yıldönümünde gazetecileri davet ederek yaptığı açılımın etkileri internet sitesinde de görüldü. Baştan aşağıya yenilenen mit.gov.tr adresinde ‘Çocuk Sayfası’ dikkatli gazetecilerin gözünden kaçmadı. ‘MİT’ten çocuklara ispiyonaj açılımı’ ve ‘MİT’ten çocuk açılımı’ başlıkları görsel ve yazılı medyada geniş yer tuttu. Hal böyle olunca ‘çocuklara yönelik sayfa hazırlayan tek devlet kurumu MİT mi’ sorusundan hareketle ilginç bir durum tespiti yapmak düştü bana da… Doğrusu, yabancı muadillerinin ne durumda olduğuna bakmak ilk işim oldu. CIA, MI5 ve Mossad yani sırasıyla ABD, İngiltere ve İsrail’in ulusal ‘ispiyonaj’ teşkilatlarının internet sitelerine baktım. İngiliz ve İsraillilerin bu konuda Türk ve ABD’li meslektaşlarından daha vizyoner olmadıklarını -en azından çocuk alanında- gördük… İngiliz ve İsrail teşkilatlarının internet siteleri kuru bilgiler ve ‘biz kimiz’, ‘bizimle çalışmak ister misiniz’ gibi başlıklarla yetinmiş, çocuklar için bir çalışma yapmamışlar.

MİT’in çocuk sayfasının detaylarını az sonra anlatacağım ama ABD’lilerin www.cia.gov adreslerindeki ‘kids’ page’ sayfalarının çok daha gelişmiş ve renkli olduğunu söylemeliyim. cia.gov’da çocuklar iki kategoride hedef alınmış 5. sınıfa kadar ve 5’ten 12. sınıfa kadar. Yaşlarına uygun bilgiler vermeye gayret ederek, ulvi amaçlarını anlatmanın yanında detaya girmiş örneğin Afganistan operasyonlarını anlatmış; Afganistan’ın aşiret yapısı, Sovyet desteği gibi hikayeyi en baştan alarak üstelik… Operasyonlar sırasında Afganistan’da bulunan veya kullanılan bombaları da resimleriyle çocuklarla paylaşmışlar. Detaylıca baktım ama başka bir operasyon bilgisi bulamadım. Örneğin Somali’ye 1993’te yaptıkları General Muhammed Aidid’i yakalayamama operasyonlarına dair bir bilgi yoktu. Halbuki fiyaskoyla sonuçlanan 18 ABD’li ‘Delta Gücü’ askerinin öldüğü, iki Black Hawk helikopterin düştüğü, Somalili sivillerin öldüğü bu operasyonu ve daha sonra bu operasyondan ilham alan Hollywood’un bir başarı destanına çevirdiği ‘Kara Şahin Düştü’ isimli filmi bilmeyen yoktur herhalde…

CIA’nın oyunlar alanında MİT’ten daha başarılı olduğunu söylemeliyim, grafikler daha iyi, daha yaratıcı ve çeşitli alternatifler var. ‘Eşini bulma’ oyununda kullandıkları K9’ların arasında Osman ve Elgin adında iki köpek görmek beni şaşırttı doğrusu. CIA’nın oyunlarından MİT’in oyunlarına geçersek sadece iki oyun var; biri iki resim arasında 5 farkı bulun, diğeri de gemisi batan ve bir adaya düşen Ahmet’i kurtarın… Önce barınma gibi sorunlara dair sorulara yanıt veriyorsunuz. Ardından Ahmet’in karşısına üç kız çıkıyor ve ‘Onların diğer insanlara karşı davranışlarını ve yaklaşımlarını öğrenmek için Ahmet ne yapmalıdır?’ sorusu yöneltiliyor. Üç şık verilen oyunda ‘kendini tanıtmak’ ve ‘kaçmak’ şıkları da yer alıyor ancak doğru cevap, ‘Onları 2-3 gün gizlice izlemek’. Peki, neden şaşırıyorsunuz? Bir istihbaratçıdan da bu beklenmez mi? Bu iki oyunun yanı sıra sitede, ‘Devlet’, ‘İstihbarat’ ve ‘Nasıl Çalışırız?’ bölümleri var. Tüm bölümler, çok düzgün bir diksiyonu ve tonlaması olan spiker abla tarafından okunuyor. Bu durum okul öncesi çocukları hedefledikleri anlamına da gelebilir…

Başbakan’dan çocuklara sevgilerle…
basbakanlik.gov.tr adresindeki ‘Çocuk Sayfası’ da ferah açılış sayfasıyla ilgi çekiyor. İlk sayfada Başbakan Tayyip Erdoğan’ın mesajı var; ‘Sizleri en güzel dileklerimle selamlıyorum, gözlerinizden öpüyorum. Büyükleriniz olarak sizleri çok seviyor, her gün yeni bir şeyler öğrenerek, yeni duygular edinerek büyümenizi heyecanla izliyoruz’ diye başlıyor ve ‘Türkiye’yi hepimizin gurur duyacağı bir ülke haline getireceğinizden, insanlığa barış ve esenlik ilhamı vereceğinizden hiç kuşkumuz yok. Yeter ki medeniyet aşkı ve insanlık sevgisi kalplerinizden hiç eksik olmasın. Allah yolunuzu açık etsin’ ile bitiyor. Bir de çeşitli ziyaretlerde çekilmiş ‘çocuklar ve Başbakan’ temalı fotoğraflar.
Yasama ve Yargı başlıklarıyla çocuklara kısa bilgiler verilen sitede, Acaba Nedir başlığında, ‘demokrasi, vatandaşlık, seçimler, insan hakları, Cumhuriyetin temel nitelikleri, çocuk hakları, çevre ve geleceğimiz’ kısa kısa anlatılıyor… Güvenli İnternet Macerası’ isimli oyun fazla güvenli ve açılmıyor. Diğer oyunlarsa matematik ve Türkçe testlerinden oluşuyor, bir de fen ve teknoloji dersi için deney yapabiliyorsunuz…

Kanka olmazsa, trafik ışığı boyama oyunu var
Polisin çocuk ve gençlere yönelik önemli çalışmaları var. Bunlardan biri de ‘Kanka Projesi’. Çocuk ve gençlerin kısa mesaj atıp dertlerini veya sorunlarını paylaşabildikleri Kanka’yla ilgili daha önce çeşitli haberler yayınlanmıştı. Yine de hatırlatalım Kanka’nın SMS numarası 1550. Haberimizin konusu olan çocuk sayfasıysa www.emniyet.gov.tr adresinde ‘Çocuklar İçin’ adı altında hazırlanmış. Benzerleri içinde başarılı… ‘Eğlenelim, Öğrenelim’ başlığıyla üç oyunla çocuklara bilgiler veriliyor. Bir puzzle, bir boyama, bir de bir türlü açamadığım ‘Çocuklar Trafikte’ isimli bir oyun var… ‘İzleyerek Öğrenelim’ bölümündeyse animasyon bir trafik polisi, trafik levhaları hakkında açıklamalar yapıyor. Siteye bakarsak ülkemizdeki çocukların, şiddet, taciz, uyuşturucu gibi polisiye sorunları yok; varsa yoksa trafik… Ne diyelim buna da şükür.

Fişini alan düdüğü çalar
Gelirler İdaresi Birliği’nin internet sitesi gib.gov.tr’de çocukları hedefleyen ‘Vergibilir’ adlı bir başlık var. İlk sayfada ‘Biz çocuklar, güzel okullar, parklar, spor alanları, internet, tatil ve eğlence isteriz. Ama bize bu olanakları sunması için devletimizin düzenli gelir elde etmesi gerekir. Devletimiz de gelirlerini vergi toplayarak sağlar. Hadi bakalım önce vergi ne demekmiş öğrenelim’ diyerek çocukları can evinden vuruyorlar. Hangi çocuk daha fazla tatil, daha çok internet, daha çok eğlence istemez ki? Gerçi vergilerin adil bir şekilde dağılımı ve yatırımların tüm yurt sathına aynı adaletle dağıtılmasının gerekliliğinden bahsedilmiyor ama olsun, çocukların kafasını fazla karıştırmamak lazım. Bu girişin ardından olanlar tanıdık. Bu site, oyunlar açısından en zengin olanı, gelir-gider defterinden piyano çalmaya 10’dan fazla oyun var. Bolca çocuk şarkıları olan sitede, öyküler de ‘vergi’ ile ilgili. Keloğlan kumbarada para biriktirirken, vergisini ödemeyen Nasreddin Hoca bindiği dalı kesiyor yahut parayı veren değil fişini alan düdüğü çalıyor. Yani kahramanlar tanıdık ama başlarına gelenler yenilikçi bir bakış açısıyla yorumlanmış…

http://www.aksam.com.tr/cocuklar-bakin-iste-bu-devlet–92449h.html

EŞREF PAŞA ‘KİM ÖLDÜRDÜ’YE GİTMİŞ


Askeri savcı dosyayı kapatmış, MİT ve Emniyet bakmamış

Jandarma Genel eski Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in ölümüne ilişkin dosyayı araştıran Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT ve Emniyet’ten bilgi, belge istedi, “Askeri savcılık dosyayı kapattı, biz de araştırmadık” yanıtını aldı.

Jandarma Genel eski Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in 1993’te uçağının düşmesi sonucu ölümünü MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nün araştırmadığı ortaya çıktı.

Bitlis’in şüpheli ölümüne ilişkin dosyayı yıllar sonra araştırmaya başlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nden belge ve bilgi istedi. Ancak MİT ve Emniyet, savcılığa gönderdiği cevap yazısında, “Askeri savcılık dosyayı kapattı, biz de araştırmadık” dedi.

Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın Bitlis’in ölümüne ilişkin takipsizlik kararını vermesinin ardından dosyanın rafa kaldırıldığını belirten iki kurum, şüpheli ölüme ilişkin detaylı bilginin kendilerinde olmadığını açıkladı. İki kurum da mevcut bilirkişi raporlarının ötesinde kazaya ilişkin o dönem özel bir çalışma yapmadıklarını bildirdi.

İTÜ: ‘BUZLANMA SONUCU OLAMAZ’

Eşref Bitlis’i Diyarbakır’a götürecek askeri uçak, 17 Şubat 1993 tarihinde havalandıktan kısa süre sonra Ankara Yenimahalle’deki PTT İşleme Merkezi’nin bahçesine düşmüştü. Kazada Bitlis ile 3 subay, bir astsubay ve bir PTT görevlisi hayatını kaybetmişti. Gazeteci Uğur Mumcu suikastından 1 ay sonra meydana gelen olayın, uçak motorundaki buzlanmadan kaynaklandığı açıklanmıştı. Ancak İTÜ öğretim üyeleri tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, uçağın buzlanma sonucu düşmüş olamayacağı vurgulanmış ve sabotaj ihtimaline dikkat çekilmişti. 19 yıl sonra başlatılan soruşturma kapsamında dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş olmak üzere MİT’in önde gelen isimleri Mehmet Eymür ve Cevat Öneş’in de ifadesi alınmıştı.

KAYNAK: HÜRRİYET

Ecevit’e ‘MİT feshedilsin’ dedim, olmadı /// CC : @MahirKaynak @MKaynakf @MahirKaynakStar


CHP’li eski İçişleri Bakanlarından Hasan Fehmi Güneş, 12 Eylül’den önce dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e, MİT’i feshedip yerine yenisini kurmayı önerdiğini açıkladı. Güneş, Ecevit’in “Bunu hiç konuşmamış olalım” dediğini söyledi. Güneş’in, Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda yaptığı önerisi tutanaklara şöyle yansıdı: “MİT’ten istihbarat alamıyorduk. İncelerseniz göreceksiniz, Keçiören’de bir emniyetin kademesi vardır, araçların tamir edildiği bir yer, ben orayı istihbarat okulu yaptım. İstihbaratçı yetişti, iç istihbaratı, polis istihbaratı kurduk. Yoktu o güne kadar, MİT’ten de gelmiyordu. Kahramanmaraş olaylarını incelerseniz MİT’in oradaki olumsuz rolünü göreceksiniz, yani istihbarat verilmemiştir, vaktiyle gelmemiştir, bilindiği halde verilmemiştir.

MİT, o gün askeri bir yapı. Başbakan’a bağlı olması şeklendir, aslında Genelkurmay’a bağlıdır. (Değiştirmeyi düşündünüz mü? sorusu üzerine) Düşündüm. (Yapabildiniz mi? sorusuna karşılık) Yapamadım, Başbakan da yapamadı. (Neden sorusu üzerine) Onu ikna ettim, korktuk. (Kimden sorusuna karşılık) Karşımızdaki güçten. MİT Başkanı bir general, MİT’te etkin görevlerde olanlar asker. O dönem askeri kanat MİT’e hâkim. ‘MİT’ten istihbarat alamıyoruz Paşam’ dedim, verdiği cevap şu, ‘Ben de alamıyorum.’ Yani öyle bir yapı ki siz başkansınız, sizi tecrit ediyorlar.

“Konuşmamış olalım” dedi

Bir gün Sayın Başbakan’a, ‘Bu MİT bize istihbarat vermiyor alamayacağız’ dedim. ‘Ne yapalım?’ dedi. Bir kişi getirmişti, Batı’da istihbarat eğitimi görmüş, sanıyorum ismi Mehmet’ti, onu MİT’te görevlendirmek istiyordu. O Mehmet’i MİT’te görevlendiremedi. Dedim ki ‘Böyle yürümemiz mümkün değil’, ‘Ne yapalım?’ diye sordu, ‘Değiştirelim. MİT’i feshedelim, aynı kararnameyle yeni bir haber alma örgütü kuralım’ yanıtını verdim, ‘Bunu hiç konuşmamış olalım’ dedi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: