Etiket arşivi: mossad

Mossad’dan bombalı hediye


İsrail’de yayınlanmaya başlanan yeni bir belgesel, ülkenin istihbarat teşkilatı Mossad’ın Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’e 1970’lerde bombalı bir kitapla suikast girişiminde bulunduğunu ortaya çıkardı.

“Mühürlü Dudaklar” adlı belgesele göre, Saddam ‘paranoyak’ olduğu için kendisine gelen kitap paketini yardımcısından açmasını isteyince, yardımcısı hayatını kaybetmiş. Söz konusu operasyonun beyinlerinden İsrailli Tuğgeneral Tzuri Sagi, düzeneğin bir ‘Natan’ kod adlı İsrailli tarafından hazırlandığını anlattı.

Bar- Zohar & Mishal / MOSSAD – Büyük Operasyonlar


"MOSSAD – Büyük Operasyonlar" kitabında MOSSAD’ın en gizli operasyonları açıklanıyor. ABD ve Tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de…

Dünyanın en başarılı gizli istihbarat örgütü kabul edilen Mossad’ın gizli ve önemli operasyonlarının detayları Mossad – Büyük Operasyonlar ile açığa çıkıyor.

Michael Bar- Zohar ve Nissim Mishal tarafından kaleme alınan 21 bölümden oluşan, gizli ve önemli onlarca operasyonun detaylarını içeren kitap meraklıları için bir arşiv niteliği taşıyacak. Amerika ile aynı anda Türkiye’de de piyasaya çıkan kitap yaklaşık 2 yıldır yayımlanmayı bekliyordu. Dünyada 21 ülkede çıkması planlanan, aylardır heyecanla beklenen ve haberlere konu olan Mossad – Büyük Operasyonlar, Koton Kitap imzasıyla Kasım’ın ikinci haftası tüm seçkin kitabevlerine ulaşıyor.

Yazar, konuşmacı ve eski meclis üyesi olan, kurgu ve geleceğe dayalı 35 kitabı bulunan Michael Bar-Zohar ve İsrail’in önde gelen televizyoncularından Nissim Mishal tarafından kaleme alınan Mossad – Büyük Operasyonlar kitabı daha yayınlanmadan dünyada büyük yankı uyandırdı.

Amerika başta olmak üzere tüm dünya basınının gündemine oturan kitap şu âna kadar hiç açıklanmamış çok gizli operasyonları tüm ayrıntılarıyla okurla paylaşıyor. Bu kadar ayrıntılı olarak operasyonların iç yüzünü aktaran ilk kitap olan Mossad – Büyük Operasyonlar’ın dünya satış listelerinde üst sıralarda yer alması bekleniyor. Başarılı olduğu kadar başarısız operasyonların da olduğu gibi anlatıldığı kitapta ajanların ve liderlerin kimlikleri de açıklanıyor.

Dünyadaki dengeleri, bir istihbarat örgütünün iç yüzünü ve operasyonların detaylarını merak edenlerin bir solukta okuyacağı bu kitap bir roman değil belgesel özelliği taşıyor.

21 bölümün de hikâyesi birbirinden farklı ama bir o kadar da birbiriyle bağlantılı ve 31. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nın gözdesi olmaya aday olan Mossad – Büyük Operasyonlar Amerika ve tüm dünya ile aynı anda Türkiye’de…

YAZARLAR HAKKINDA

Michael Bar-Zohar:

Yazar, konuşmacı ve eski meclis üyesidir. Kurgu ve geçeğe dayalı yazın içeren 35 kitabı bulunmaktadır. Eski bir Knesset üyesi ve Avrupa Konseyi temsilcisidir. General Moshe Dayan’a danışmanlık da yapan Dr. Bar-Zohar, İsrail’deki Hayfa Üniversitesi’nde ve Atlanta, Georgia’daki Emory Üniversitesi’nde profesörlük görevini yürütmüştür.

Bar-Zohar, İsrail’in casusluk üzerine önde gelen uzmanlarından birisidir. Güney Amerika’daki Nazi suçlularının izini sürmüş ve Amerikan, Sovyet ve İsrail gizli örgütleri üzerine seçkin eserler yayınlamıştır. David Ben-Gurion ve Şimon Peres’in resmi hayat hikâyelerini yazmıştır ve Mossad’la Kara Eylül arasındaki kanlı savaşı anlatan “Kızıl Prens’in Peşinde” adlı eserin ortak yazarları arasındadır.

Bar-Zohar’ın kitapları 18 farklı dile çevrilmiştir. “Enigma” adlı eseri, ünlü yıldızların rol aldığı bir Hollywood filmine konu olmuştur. Yazar aynı zamanda Fransa’nın Şövalyelik nişanına layık görülmüştür.

Nissim Mishal:

İsrail’in önde gelen televizyon şahsiyetlerinden birisidir.

Politik Bilimler ve Kitle Medya İletişimi üzerine master yaptıktan sonra, İsrail Devlet Televizyonu’nun kadrosuna katıldı. Politika muhabirliği yaptı, Washington muhabiri olarak görev yaptı ve nihayet DevletTelevizyonu’nun genel müdürlüğüne yükseldi.

Mishal’in kazandığı çeşitli gazetecilik ödülleri de bulunmaktadır.

İlerleyen yıllarda Devlet Televizyonu’nda ve Kanal 2’de yayınlanan ve popüler sohbet programlarında sunuculuk görevini üstlenmiştir.

İsrail’in ellinci ve altmışıncı yıldönümlerinde, “İsrail tarihinin önemli olayları” üzerine satış rekorları kıran iki kitap yayınlamıştır. Bu kitaplar İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca’ya çevrilmiştir. Kendisi aynı zamanda, eski İsrail Dış İşleri Bakanı Profesör Shlomo Ben-Ami’yle birlikte Yahudiliğin 2000 yılı üzerine bir kitap yazmıştır.

KOTON KİTAP HAKKINDA

Koton Kitap, Türkiye’de ve dünyada satış rekorları kıran Ferrari’sini Satan Bilge gibi pek çok kitabı Türk okuruyla buluşturan deneyimli bir ekibin heyecan verici yeni girişimidir. 2005-2007 yılları arasında onlarca kitabı Türkiye’de çok okunanlar listesine giren ekip, Koton Kitap adı altında kurdukları yeni yayıneviyle bir kez daha Türk okuru için kitap yayınlamaya başladı. Tüm dünyada basım aşamasına gelen kitap projelerini araştıran Koton Kitap, bünyesinde çıkan ilk kitabını da özenle seçti. Ünlü gelecek bilimci profesör David Passig’in yurtdışında büyük ilgi gören ve haftalarca en çok satanlar listesinde birinci sırada yer alan kitabı 2050’yi, Amerika’dan önce Türk okuruyla buluşturdu. Koton Kitap, 2050 ile çok geniş bir okur kitlesine ulaştı. İkinci kitap olarak Yishai Sarid tarafından kaleme alınan, farklı hikâyesiyle Fransa’da “En İyi Yabancı Polisiye Kitap’’ ödülü alan, Limasol’ü seçti ve okurlara sundu. 8 dile çevrilen ve yayımlandığı her ülkede satış rekoru kıran kitap, Koton Kitap tarafından Türk okuruyla buluştu. 2012 yılının Haziran ayında ise bir köpeğin ağzından anlatılan ve Asher Kravitz tarafından kaleme alınan Koreş’i okura sundu. Koton Kitap 2012 yılının Kasım ayında ise tüm dünyada büyük bir heyecanla beklenen Mossad – Büyük Operasyonlar’ı okurla buluşturdu.

Sayan: Baykal’ı MOSSAD uzaklaştırdı


Deniz Baykal’ın yakın çalışma arkadaşlarından, CHP eski MYK üyesi Savcı Sayan çok tartışılacak bir iddia ortaya attı.

Deniz Baykal’ın yakın çalışma arkadaşlarından, CHP eski MYK üyesi Savcı Sayan çok tartışılacak bir iddia ortaya attı. Deniz Baykal’ın CHP genel başkanlığından komplo ile uzaklaştırıldığını, bunun İsrail gizli servisi MOSSAD tarafından parti içindeki uzantılarla birlikte gerçekleştirildiğini ileri sürdü.

Sayan, CHP yönetimini Baykal’a yapılan komplonun üzerinde durmadığı için eleştirerek, "Bir CHP’linin şoförüne polis yumruk attı diye 5 CHP’li milletvekili polisin peşine düşüyor. Bu olayı küçüksemiyorum. Elbette takip edilmeli ama liderlerine yapılan komployla ilgili tek çalışma yapmıyorlar." dedi. Sayan, CHP’nin ‘uçaktan düşerek yaralandığını’ ifade ederek, "Karakutuyu açmanın zamanı geldi. Sayın Baykal’a yapılan komploda yer alan parti içindeki uzantıları ortaya çıkarmak için karakutu açılmalıdır." diye konuştu.

Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenme işinin İsrailli firmaya verilmek istendiğini, o dönemde Deniz Baykal’ın bu kanunu Anayasa Mahkemesi’ne götürerek iptal ettirdiğini ifade eden Sayan, "Baykal’a kaset operasyonunu İsrail’in gizli servisi MOSSAD yaptı. Partimiz dik durmadı ve bu komplonun gereğini yapmadı. MOSSAD bunu CHP içinden destek almadan yapamazdı. Parti içinden de destek aldıklarını düşünüyorum." iddiasında bulundu.

Sayan, Baykal’a düzenlenen komplonun bir sebebinin de 2009 yerel seçimleri öncesinde çarşaflı ve tesettürlü bayanlara parti rozeti takması olduğunu öne sürdü ve şunları söyledi: "Baykal’ın muhafazakar kesimi kucaklaması, Kutlu Doğum Haftası’nda çok güzel bir konuşma yapması, parti içinden bazılarını hem de İsrail, ABD, İngiltere, Almanya gibi dış güçleri rahatsız etti."

"KOMPLONUN UZANTILARI PARTİ İÇİNDE"

Baykal’a yönelik yapılan kaset komplosunun uzantılarının CHP içinde aranması gerektiğinin altını çizen Sayan, "Kötü niyetli düşünmüyorum ama acaba uzantıları nereye kadar gider? Kimseye iftira atamam, İsrail’in istihbaratı çok mükemmel çalışır ve bu ajanlar CHP içinde bazı kişileri etkilemiş olabilir. Parti içinden destek almayan bir komplonun yapılması çok zor. Parti içinden bir uzantısı vardır. CHP’nin mevcut genel başkanı ve yönetimi bu uzantıları ortaya çıkarmalı. Bu olayın çözülmesi lazım. CHP, düşen uçaktan yaralı kurtulmuştur artık karakutunun açılması, çözülmesi gerekir. Karakutunun çözülmesi için CHP’nin iktidara baskı yapması gerekir." dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde parti içinde alternatif bir aday çıkabilirmi şeklinde Baykal üzerinden adaylığın gündeme gelebileceğini aktaran Sayan, bu ihtimalin bile parti içinde hemen reaksiyon gördüğünü belirterek, "Baykal’ın CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olabilir şeklinde ismi geçer geçmez parti yetkilileri ortada hiçbirşey yokken hemen bir kadın aday düşündüklerini dile getiriyor. Sayın Baykal muhafazakar kesimi kucakladı. Belki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu insanlarımız Baykal’ı destekleyecek. Geçmişte muhafazakar kesim rahmetli Bülent Ecevit’e destek vermişti. Böyle bir ihtimal bile bazı partilileri rahatsız ediyor ve hemen kadın aday diyorlar." dedi.

MOSSAD-CIA kapışması /// CC : @takvimhabercom


ERGÜN DİLER

Uzun zamandır Avrupa’da görev yapan yakın bir dostum önceki gün İstanbul’a geldi.

Döndüğünü haber alsam da "daha sonra ararım" diye düşündüm. Dün gazeteye geçerken telefonuma bir SMS düştü.

Çantanın içindeki telefonu çıkarıp baktım. Mesajı gönderen kayıtlı bir numara değildi. Zorlanarak da olsa okuduğum SMS’te "Boş dönmedim.

Çok güzel kahve getirdim. Her şey aynı sadece numaram yeni…" yazıyordu. Sevinçle gittim. Sarılıp oturduk. Kendi eliyle kahve yaptı.

Gerçekten son zamanlarda içtiğim en güzel kahveydi. Çok konuştuk.

Londra’dan, Washington’a kadar ne varsa konuştuk. Daha doğrusu ben sordum o cevapladı. Bazı konularda ayrı düşsek de çok önemli ve bilinmeyen noktaları işaret etti. İşte uzun görüşmenin kısa özeti…

-Avrupa’da uzun zaman kaldın. Neler oluyor?

Dünya yeniden kuruluyor. Herkes yerini almaya çalışıyor.

-Şablon bir tanım oldu sanki…

Evet ama gerçek böyle. Yapılacak bir şey yok. Karar verildi. Her ülke üzerine düşeni yapacak.

-Karar verenler neye KARAR verdi?

Senin de sık sık yazdığın gibi Avrupa ve ABD arasında büyük çekişme var. ABD’nin bir kanadı da Avrupa’nın yanında. Daha açık söylemek gerekirse Londra, Paris,

Berlin ve ABD’deki Musevi patronlar, Obama, Putin ve Erdoğan arasındaki ittifaktan rahatsız.

-Neden? Ölüm kalım maçı da ondan. Türkiye tam ortada, BÜYÜK DENGENİN TAM ORTASINDA. Hani ortaokulda öğretmenlerimiz "Türkiye stratejik bir öneme sahiptir" derdi ya! İşte tam bu durumu yaşıyoruz. Obama, Türkiye olmadan Londra merkezli BEYİN ile mücadele edemeyeceğini biliyor. Zaten Obama, vizyona konulacak filmi hayata geçirsin diye ikinci kez seçildi. ABD tarihinin Müslümanlar’a en yakın ismi.

-Ne istiyor karar verenler?

Ortadoğu’da çok güçlü bir ülkenin bütün bölgeyi kontrol etmesini.

-Bu Türkiye mi?

Başkasının olma ihtimali yok. Bu formül aynı zamanda bazı ülkelerin Türkiye’ye olan düşmanlığını iyice artırıyor. Çünkü uzun yıllardır kurdukları OYUN bitecek.

-Açar mısın biraz?

Türkiye RESMİ İDEOLOJİ ile bölgeden uzaklaştırıldı. Şimdi yeni kurulan RESMİ İDEOLOJİ ile bölgeye iniyor. Müslümanlar’ı birleştirmek için. Hem onları koruyacak hem de petrol ve gazdan pay alıp zenginleşecek. İşte bu formül Avrupa’yı frenlerken ABD ve RUSYA’nın dünyanın diğer yerlerinde rahat hareket etmesini sağlayacak.

-ABD, İsrail’i bırakıp bizi mi tercih etti yani?

Evet. Çünkü mecbur. İsrail, Londra’nın ürünü. Yeni Washington "şimdi Türkiye" zamanı diyor. Yani Obama

-İnanmıyorum İsrail’le ilişkilerin koptuğuna…

Yanılmıyorsam 2010’da Dubai’de filmlere konu olabilecek bir cinayet işlendi. Otel odasında öldürülen HAMAS‘ın önemli komutanlarından Mahmud el Mabhuh’du… HAMAS yani İslami Direniş Hareketi, Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in Filistin kanadıydı…

Mabhuh da bu yapının çok önemli bir ismiydi.

Avrupa’nın çeşitli yerlerinden yola çıkan MOSSAD ajanları Dubai’ye farklı pasaportlarla indi. 11 MOSSAD ajanının kılık kıyafeti ve dış görünüşü tamamen farklıydı.

Birbirine benzemeyen 11 kişi seçilmişti. Pasaport kontrolünden geçen ajanlar farklı araçlarla aynı otele doğru yola çıktılar.

-Ne oldu sonra?

Hedef Mabhuh’tu…

İki ajan yan odasına, diğerleri de yakın odalara yerleşti. O kat kimsenin fark edemeyeceği şekilde MOSSAD’ın yönetimine girmişti.

Önce Mabhuh’un kimlerle temasta olduğu izlendi. O çıkınca odaya girildi. Belge bulmak için saatlerce arama yapıldı. Ancak KOMUTAN dönünce işler karıştı.

-Nasıl yani? İçerideki iki ajandan güçlü ve atletik olan, elindeki iğneyi Mabhuh’un boynuna sapladı. Ölüm kaçınılmazdı.

Nereye geldik peki?

Olaydan sonra Dubai polisi cinayetin fotoromanını ilgililere verdi. Bütün hareketler, bütün konuşmalar kayıt edilmişti.

Birileri MOSSAD’a "aklınızı başına alın.

Attığınız her adımı biliyoruz" diyordu.

-Kim bu?

Elbette CIA… Ama MOSSAD geri adım atmadı.

Bundan kısa bir süre sonra İran’ı arayıp "Sizin çok aradığınız CUNDULLAH’ın lideri Abdulmelik Rigi, şu an Dubai’den havalanıp, Kırgızistan’a giden uçağın içinde" mesajı verdi. İran’ın ÖCALAN’ı olarak bilinen Rigi, 20 yıldır ABD tarafından korunuyordu!

Zaten Amerikan pasaportu taşıyordu. MOSSAD böylece rövanşı almış oldu. Anlayacağın ilişkiler iyice koptu. Baksana Şimon PERES, Putin’e sığındı. Tel Aviv yeni bir yol arıyor. Rusya, Suriye konusunda son kararını verince işler değişir.

-Moskova, galiba Ankara’ya çok güvenmiyor?

Adamlar haklı… Türkiye’nin potansiyeli ortada.

Akdeniz’den tamamen çekilmelerinin ileride ne getireceğini hesap etmeye çalışıyorlar. Bunlar normal.

Ama sonunda onlar GAZI biz de petrolü kontrol edeceğiz. Ama kritik bir süreçten geçtiğimiz de ortada…

-Nasıl yani?

Bölgede bazı ülkelerin liderleri ZEHİRLENME olayları ile karşı karşıya kaldı. Londra merkezli güç Türkiye’yi kaybetmeyi göze alamıyor. Bunun için 2003’te

ABD’deki bir kanatla DARBEYE soyundular.

-Balyoz mu?

Evet… Avrupa tamamen işin içindeydi. İçerideki birliği parçalama gayretindeler. Türkiye karışırsa ne ABD ne Rusya kafasındaki planı hayata geçiremez.

-Merak ediyorum KÜRTLER ne olacak?

Ya Türkiye alıp büyüyecek ya da onlara yeni patron bulunacak. Londra "Türkiye Kürtler’i bırakıp AB’ye gelsin. Çünkü Kürtler AB çıtasını aşağı çeker" diyor. ABD ise "Türkler, kardeş Kürtler’i kucaklasın" ilkesinden hareket ediyor. İngilizler Irak petrolünü, büyük şirketlerle avucuna alırken, Türkiye’nin bölünmesini istiyor.

ABD ise "Rakibim olan Avrupa’yı Türkler’in kontrol ettiği petrolle dizginlerim" fikrinde…

Mücadele büyük. Bugünden yarına sonucu görmeyi bekleme. Tarih hemen bir günde yazılmaz çünkü.

-Şemdin Sakık konuştu, neden?

Ergenekon içinde değişik isimler var. Mesela önemli bir isim aslında FRANSIZLAR‘a çalışıyor. Onların ağzıyla konuşuyor. Hatta bir gün KÜRTLERLE konuşurken önemli bir isim "Yahu siz Türk gibi konuşuyorsunuz. Ama o Kürt gibi konuşmakta ısrar ediyor. Bu yüzden sizi tanıyoruz. Ama onun kim olduğunu bir türlü çözemiyoruz" demişti…

Ama unutma, bu operasyonlarda elma ile armut karıştırıldı. İstenmeyen bazı operasyonlar yapıldı… Bu yüzden SAKIK‘ın dediklerine bakılmalı. Kimi işaret ediyor acaba…

-Kimi yahu?

Bilemiyorum. Ama izlemekte fayda var…

Yakında ilginç sürprizler görürüz diye düşünüyorum…

Mossad’ın 21 gizli operasyonu


Gizli servisler üzerine kitaplar yayınlayan Michael Bar Zohar ve gazeteci Nissim Mishal’in yazdığı ‘Mossad-Büyük Operasyonlar’ adlı kitap haftaya piyasaya çıkıyor. Kitabın yazarı Bar-Zohar’la konuştuk

Mossad’ın iç yüzüne nasıl merak saldınız?

– Askerliğimi yaparken istihbarat birimi içindeydim. Bu sırada Mossad’ın efsane yöneticisi Isser Harel’le tanıştım. Ona biyografisini yazmak istediğini söyledim. O da kabul etti. Sayesinde yüzlerce ajanla tanıştım. Yasak olan hiçbir bilgi ve ismi paylaşmamak kaydıyla yaptım yıllarca yayınlarımı.

Sizin bir ajan olup olmadığınız soruluyordur herhalde. Ajan mısınız?

– Değilim ama olsaydım da size söylemezdim.

Tanıştığınız ajanlardan aklınızda kalan isimler kimler?

– Kitapta Nazi SS Subayı Adolf Eichmann’ın Arjantin’de yakalanıp İsrail’e getirilmesinden bahsediyorum. Bu operasyonda görev alan kadın ajanı önceden çok iyi tanıyordum ama ajan olduğunu bilmiyordum. Zaten 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi ajan olacağı. Kısa boylu, hafif tombul, çok utangaç ve sessiz biriydi. Hiç konuşmazdı. Meğer İsrail’ın Matahari’siymiş.

Kitap sansürlendi mi?

– Hayır çünkü neyi yazıp neyi yazmamam gerektiğine çok dikkat ettim. Bu konuda çok kitap yazınca nelerin sansürleneceğini öğreniyorsunuz. Neredeyse hiç sansürlenmedi diyebilirim. Sadece kitap İsrail’de ilk yayımlandığında teknik bir hata sebebiyle kaynakça eksikti. Kaynakça eklenerek hemen yeniden basıldı.

MOSSAD-MİT İLİŞKİLERİ ZAYIFLADI

Mossad’ın MİT’le olan ilişkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

– Uzun yıllar çok yakın ilişkileri olduğunu, pek çok operasyonda beraber çalıştıklarını biliyorum. Son dönemlerde bu ortaklığın bozulduğunu söyleyebilirim. İsrail-Türkiye arasındaki ilişki giderek soğuyor. Ancak gizli servisler resmi ilişkilerden bağımsız çalışır. Ülkelerarası diplomatik ilişki olmadığı durumlarda bile gizli servisler yardımlaşır.

Geçen hafta Mavi Marmara davası başladı. Sizin fikriniz nedir?

– Bence o insanlar asla o gemiye binmemeliydi. Ama ülkemin yaptığı korkunç, budalaca bir hata. İsrail’in de gemiyi geri döndürebilecek ya da insanları güvenli bir biçimde limana indirebilecek güçlü bir ordusu var. Gazze’ye getirdikleri malzemeleri bırakıp dönebilirlerdi. Yapılan hata kabul edilemez.

ASGARİ, İSRAİL’DE DEĞİL AMERİKA’DA

2006’da Ali Rıza Asgari’nin Türkiye’de kaçırılmasından da bahsediyorsunuz kitapta. Nedir olayın iç yüzü?

– Mossad ve CIA birlikte çalıştılar bu operasyonda. Çok önemli bir operasyondu. Asgari İran’dan Şam’a kaçtı ve ailesini bekledi orada bir süre. Sonra da İstanbul’a geçti ve orada yakalandı. Bildiğim kadarıyla önce Almanya’ya götürüldü. Şimdi de düşünüldüğü gibi İsrail’de değil Amerika’da.

JAMES BOND ŞAMPANYA AJANI

Bugüne kadar yüzlerce ajan tanıdım. Bence kimliğinin açığa çıkmaması bir ajan için çok önemlidir. Dikkat çekmeyecek kadar sıradan olmak da öyle. Ajanlar kendi aralarında James Bond’a ‘şampanya ajanı’ derler. Bazı operasyonlarda zengin ve lükse düşkün gibi gözükmeleri gerekebilir ama çoğunlukla pasaport kontrollerini rahat atlatmak en önemli hedefleridir. Sakin kalabilmek, her ne olursa olsun operasyona devam edebilmek de bir başka önemli özellik. Bir ajan başkalarından daha zeki olduğunu düşünürse yanar. Operasyon başarılı olunca fazla havaya girerse ele geçebilir. En küçük hata hayatlarına mal olabilir.

MOSSAD onların kadınlığını kullanıyor


Her ne kadar İsrail ajanı kadınlar, Mossad yönetiminin istihbarat amacıyla İsrail’in düşmanlarıyla yatmaya izin vermediğini söylese de Mossad hakkında yazılanlar aynı şeyi söylemiyor.

Her ne kadar İsrail ajanı kadınlar, Mossad yönetiminin istihbarat amacıyla İsrail’in düşmanlarıyla yatmaya izin vermediğini söylese de Mossad hakkında yazılanlar aynı şeyi söylemiyor.

TİMETÜRK / Haber Merkezi

İsrail tarihinde ilk kez İbranice yayınlanan Lady Globes dergisine röportaj veren Mossad ajanı beş kadın, istihbarat faaliyetleri sırasında neler yaptıklarını anlattı. Kadınlıklarını kullanıp kullanmadıkları konusunda kendilerine yöneltilen soruya, Mossad içerisinde bir çok operasyona katılmış kadın ajanı şu cevabı verdi:

“Kadınlığımızı kullanıyoruz. Fakat mesela İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad ile yatmanız durumunda görevinizi başaracağınızı bilseniz de Mossad buna izin vermiyor. Flört ediyoruz fakat seks kırmızı çizgi” dedi.

Kadınlıklarını devletin hizmetinde kullandıklarını itiraf eden ve ulusal güvenlik söz konusu olduğunda flörtün ajanlar, “Girilmesi yasak olan bölgeye erkek bir ajanın girme şansı, kadın ajandan çok daha azdır” ifadesini kullandı.

Diğer bir kadın ajan Cindy ise 1987 yılında İsrail’in nükleer sırlarını Sunday Times gazetesine veren Mordahay Vanunu’nun yakalanarak İsrail’e getirilmesi operasyonuna katılmış. Vanunu, ilaçla uyutulduktan sonra yargılanmak üzere gemiyle İsrail’e getirilmiş.

Bir diğer ajan ise yaptığı işin aile hayatı üzerindeki etkilerini anlatıyor: “Kocam ve üç küçük çocuğum yataklarında emniyet içinde uyuyorken onları gözyaşları içerisinde, boğazım düğüm düğüm bırakmak zorunda kalıyorum.” ifadelerini kullanıyor.

Tabi İsrail’de yayınlanan Lady Globes Dergisi, Mossad ajanları kadınların propagandasını yaparak onların dünya barışı için ne kadar faydalı insanlar olduğuna inanmamızı istiyor. Ancak Mossad’ın rakiplerini tasfiye etmek için kadını ve seksi nasıl kullandığını en iyi anlatan eski bir Mossad ajanı Victor Ostrovsky’nin Hile yolu kitabına bakmak yeterli olacaktır.

Kitabında Ostrovsky, cinselliği kullanarak Mısırlı nükleer bilim adamını nasıl tuzağa düşürdüğünü bütün ayrıntılarıyla anlatıyor.

Bir de Mossad’ın ne kadar insani (!) bir casusluk şebekesi olduğunu anlamak için “Her ajan bir Prenstir” kitabının yazarları Dan Raviv and Yossi Melman’ın anlattıklarına bakalım:

Bu kitapta, Hitler kurbanlarının İsviçre’deki hesaplarından para çalmaktan, Bağdat Yahudilerinin İsrail’e göç etmelerini sağlamak amacıyla 1951 yılında ibadet esnasında Bağdat’taki tarihi bir sinagogun bombalanmasına, 1954 yılında Nasır’ı gözden düşürmek amacıyla Kahire’deki Amerikan bürolarının bombalanmasından, başka işler için tahsis edilmiş Amerikan fonlarını kendi çıkarı için kullanmayana varana kadar Mossad’ın kirli çamaşırlarını bir bir anlatıyor.

Mossad’dan 24 yıl sonra suikast itirafı


İsrail, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün iki numarası ve Yaser Arafat’ın yakın arkadaşı Halil El Vezir’i 1988’te Tunus’ta düzenlenen operasyonla öldürdüğünü itiraf etti. Ordu ile pazarlık sonrası bir kısmı sansürlenen haber, İsrail basınında dün yayımlandı. Habere göre, Mossad tarafından planlanan suikast, Sayaret Matkal elit birlikleri tarafından gerçekleştirildi. Bazısı kadın kılığına giren 26 elit komandonun operasyona katıldığı ve eve giren Nahum Lev’in Vezir’i vurduğu kaydedildi.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: