Etiket arşivi: ORSAM

Ekim 2012 ORSAM Irak Türkmenleri Güncesi


Ekim 2012 ORSAM Irak Trkmenleri Gncesi.pdf

Reklamlar

Eylül 2012 ORSAM Irak Türkmenleri Güncesi


Eyll 2012 ORSAM Irak Trkmenleri Gncesi.pdf

Barzani’nin Suriye Çıkmazı


Selen Tonkuş, ORSAM Ortadoğu Uzman Yardımcısı

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani geçtiğimiz Pazar günü Duhok’un 15 km güneyinde bulunan Domiz mülteci kampındaki Suriyeli Kürt mültecileri ziyaret etti. Yaptığı açıklamada milli kimlikleri ve hakları göz ardı edilen Suriyeli Kürtlerin geleceğinin garantiye alınması ve “Kürt yurdunun organize edilmesi”nin önemine değinen Barzani, IKBY’nin bu yönde gösterdiği çabaya değindi ve kendi arabuluculuğu vasıtasıyla PKK’nın Suriye’deki siyasi kolu PYD ile Kürt Ulusal Konseyi’ni uzlaştıran Erbil Anlaşması’nı önemli bir kilometre taşı olarak niteledi. Bu ziyaret ve verdiği mesajlardan da anlaşılacağı üzere Mesud Barzani gerek bölgesel gerek Irak siyasetinde karşılaştığı baskılara aldırmaksızın Suriyeli politikasından geri adım atmamakta kararlı görünüyor. Bunun duruşun altındaki nedenleri anlamak için IKBY’de Suriye meselesine yönelik genel tutuma değinmek faydalı olabilir.

Öncelikle Irak Kürtleri Suriye’de olanları kendi deneyimlerinden yola çıkarak okuyorlar. Bilindiği gibi Irak’ın kuzeyindeki Kürt bölgesinin oluşumuna giden süreç de, önce bir halk ayaklanması olarak başlamış, daha sonra bugünkü iktidar partileri tarafından sahiplenilmiş ve siyasi bir mücadeleye dönüşmüştü. Dolayısıyla IKBY’de Esad sonrası Suriye’de Irak’takine benzer bir yapının oluşmasına yani Suriye’nin kuzeyinde özerk bir Kürt bölgesi kurulmasına kesin gözüyle bakılıyor. Yine kendi deneyimlerinden ötürü Suriye Kürtlerinin kendi örneklerini takip etmemeleri yani kendi içlerinde mücadeleye girişmemelerini istiyorlar.

Dışarıdan bakıldığında ise Suriye Kürtleri ile Irak Kürtleri arasında aynı siyasal yapıya sahip olmalarını pek de mümkün kılmayan birçok fark olduğu görülüyor. Bunların en başında Suriye’deki Kürt nüfusun Irak’ın aksine bütüncül bir coğrafyada değil, dağınık halde bulunması geliyor. Ancak bu durum IKBY’de bir engel olarak görülmüyor. Buna gerekçe olarak da bundan 20 yıl önce kendi bölgeleri için de gerekli siyasi tecrübe, maddi kaynak ve askeri güç olmadığı gerekçesiyle kendi kendini yönetemeyeceğine ilişkin yapılan değerlendirmelerin bugün aksinin ispatlanması gösteriliyor. Dolayısıyla IKBY’de olaya toprak temelli bakılarak bir kez Şam yönetimi Kürtlere özel bir bölge verdiği takdirde, zor ve çatışmalı bir süreç de gerektirse zaman içinde gerekli şartların ve desteklerin sağlanabileceğine inanılıyor. Barzani’nin 12 Temmuz’da aracılık ettiği ‘Suriyeli Kürtlere bir bölge oluşturulması’ maddesini içeren Erbil Anlaşması da IKBY’nin bu yöndeki anlayış ve iradesini açıkça ortaya koyuyor.

Suriye’nin kuzeyinde bir özerk Kürt yönetimi oluşmasına verdiği destek bölgesel anlamda Kürt milliyetçiliğine olduğu kadar, IKBY’nin kendi yaşamsal çıkarları açısından da birçok avantaj sunmasından kaynaklanıyor. Öncelikle Suriye’nin kuzeyinde oluşacak bir Kürt bölgesi IKBY için gücünü ve etkisini pekiştirmesi ve konumunu Bağdat’a nezdinde güçlendirmesi için eşsiz bir fırsat olarak görülüyor. Ayrıca IKBY’nin batısında oluşacak böyle bir yapı hem siyasi hem ekonomik anlamda Batı’ya açılmak için ihtiyaç duyulan kapının Türkiye’nin tekelinden çıkması anlamına geliyor. Yine birçok malın ithal edildiği Çin ile olan ticaretlerinin geçiş yolunun Suriye olması nedeniyle ekonomi bu anlamda Suriye’ye de ihtiyaç duymayacak. Suriye’deki petrol yataklarına sahip şehirlerin Kürt bölgesinde yer alacak olması ve yine aynı bölgenin tarımsal üretim açısından zenginliği de ekonomik faydalar olarak hesaba katılıyor. Dolayısıyla IKBY için her anlamda siyasi ve ekonomik anlamda daha çok bağımsızlık anlamına geliyor.

Bu nedenlerle Suriye krizine ilk aşamasından beri IKBY’nin gündeminde bir iç politika meselesi kadar geniş yer veriliyor. Suriye’de Kürtlerin kendilerini yönetecekleri bir bölgenin elde edilmesi için de Irak Kürtlerinin gözünde en aktif ve örgütlü çalışan Kürt partisi olarak PYD ön plana çıkıyor. Bu nedenle PYD Irak Kürtlerinin çoğunluğundan destek görüyor. Dolayısıyla Barzani’nin ilk etapta sadece Kürt Ulusal Konseyi’nin oluşturan sayıları 16’yı bulan partilere verdiği desteğin PYD’ye uzanmasının altında yatan nedenler yukarda değinilen stratejik hedeflerin yanı sıra PYD’nin Irak Kürtlerinden gördüğü destekten de kaynaklanıyor.

Irak Kürtlerinin genelince paylaşılan bu düşüncelere rağmen Barzani’nin Suriye politikası yoğun eleştirilerle karşılaşıyor. KDP’nin stratejik ortağı KYB, Barzani’yi kendisine danışmadan tek taraflı adım atmakla suçlarken, muhalefet partileri ise PYD ile olan işbirliği ile Türkiye’nin ve genel olarak Esad karşıtlığı ile de İran’ın IKBY’ye cephe alacağı riskini gündeme getiriyor. Dolayısıyla başından beri krizi stratejik bir fırsata çevirmeye çalışan Barzani, Kürt halkı, IKBY siyasi partileri ve bölgesel güçlerin çelişen talepleri arasında sıkışmış görünüyor. Bu durumda Barzani’nin Suriye’deki girişimlerinden vazgeçmediğine göre iç ve dış siyasi aktörlere karşı da zorlu bir denge politikası yürütmesi bekleniyor.

3 Eylül 2012 – ORSAM Günlük Ortadoğu Haber Bülteni


3 Eyll 2012 – ORSAM Gnlk Ortadou Haber Blteni.pdf

Iraklı Bektaşilerin Türkiye Ziyareti


Irak’ta köklü bir geçmişe sahip Bektaşiler bugün kendilerini yeniden tanımaya ve tanıtmaya çalışıyorlar. Bu kapsamda Irak’ta bir dernek kurmaya çalışan Bektaşiler, 13-21 Ağustos 2012 tarihlerinde Türkiye’ye gelerek hem bazı temaslarda bulunmuş hem Hacı Bektaş Veli’nin Dergahının da bulunduğu Nevşehir’in Hacı Bektaş Kasabasında yapılan 49. Ulusal 23. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri’ne katılmış hem de Nevşehir, Ankara ve İstanbul’da bulanan Bektaşi dergahları ve cemevlerini ziyaret etmiştir. ORSAM’ın koordinatörlüğünde bu yıl da dahil olmak üzere 4. kez Türkiye’yi ziyaret etmiş olan Iraklı Bektaşiler, Türkiye ile olan bağlarını da gittikçe güçlendiriyorlar. Bu yıl Türkiye’yi ziyaret eden 8 kişilik Iraklı Bektaşiler heyetinde;

* Abbas Mohsin Ali (Abbas Beyatlı)
* Hussein Ibrahim Sulaiman (Hüseyin Baba)
* Anwar Abdulrazak Hassan (Enver Hasan)
* Alı Younis Haydar (Ali Baba)
* Mohammed Sulaiman Yousif (Muhammed Baba)
* Jaafar Shukur Zaınalabiden (Cafer Şükür Dede)
* Alı Yousif Mohammed (Ali Yusuf Dede)
* Selda Awni Bilal yer almıştır.

Iraklı Bektaşilerin Türkiye’yi ilk ziyaretleri, 15-18 Ağustos 2009 tarihlerinde, 20. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür-Sanat etkinlikleri sırasında, Abbas Muhsin Ali ve İbrahim Süleyman Yusuf tarafından gerçekleştirilmişti.

10-24 Ağustos 2010’da 20 kadar Türkmen, Şebek ve Kakai Bektaşi’nin Türkiye ziyaretinde, ORSAM olarak biz de kendilerine eşlik etmiştik. Bu heyette Abbas Muhsin Ali, İbrahim Süleyman, Muhammed Salih Naki, Vaad Hüseyin, Muhammed Tahir, Zeynel Hüseyin Ali, İhsan Ali, Hüseyin Hassan, İbrahim Shadod, Akael Ghab, Abdul Amer Abbas, Enver Abdurrezzak, Ali Ekber Kanber, Ali Yusuf Ali, Esam Rahim Kerim, Hazım Süleyman Ali, Abdullah Ahmed, Hammed Ashor, Abbas Fadel Abbas ve Ersan Merdan yer almıştı.

Iraklı Bektaşiler bir sonrası yıl da 15-18 Ağustos 2011 tarihleri arasında Hacı Bektaş Veli’yi Anma ve Kültür Etkinliklerine katılmak üzere, İbrahim Süleyman Yusuf, Abbas Muhsin Ali ve Nuri Cemşir Ada, Faysal Gazi Shwaish, Abdulemir Zeynel Abbas, Muhammed Tevfik Faraj, Ali Yunus Haydar, Zanyar Cavhar Cafer Türkiye’yi gelmiş ve çeşitli faaliyetlerden bulunmuşlardır.

Iraklı Bektaşilerin 13-21 Ağustos 2012 arasında yaptıkları Türkiye ziyareti oldukça verimli geçmiştir. 14 Ağustos’ta yapılan Anıtkabir ziyareti ilgi çekiciydi. Bektaşi ekibindeki bazı Şebek ve Türkmenlerin dedelerinin Kurtuluş Savaşı’nda mücadele ettikleri ve şehit düştüklerini öğrendiğimizde hem hüzünlendik hem de birlikteliğimizi gösterdiği için sevindik. Anıtkabir’deki gezide Anıtkabir Komutanlığı tarafından sağlanan rehberin Anıtkabir’i bütün hatlarıyla anlatması, Iraklı Bektaşi heyetinin oldukça ilgisini çekmiştir. Özellikle Kurtuluş Savaşı maketlerinin yer aldığı Kurtuluş Savaşı Müzesi gezilirken anlatılan anekdotlar oldukça dikkat çekici bulunmuştur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kişisel eşyalarının ile arabası ve teknesinin sergilendiği bölüm en çok ilgiyi gören bölüm olmuştur. Ayrıca Anıtkabir Komutanlığı tarafından herkesin ismine düzenlenen ziyaret anısı da Bektaşi ziyaretçilerimizi sevindirmiş ve gururlandırmıştır.

15 Ağustos itibariyle Hacı Bektaş Belediyesi’nin düzenlediği etkinliklere katılan Iraklı Bektaşiler, 18 Ağustos’ta İstanbul’a doğru yola çıkmıştır. Üç günlük İstanbul seyahati sırasında Şahkulu Sultan Dergahı, Karacaahmet Dergahı, Karyağdı Baba Dergahı başta olmak üzere Bektaşi dergahları ve cemevleri ziyaret edilmiş, lokmalar yenmiş ve İstanbul’daki Alevi-Bektaşilerle görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca İstanbul’da Eyüp Sultan ve Sultan Ahmet Camileri, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Yerebatan Sarnıcı gezilmiştir. Iraklı Bektaşiler, Mısır Çarşısı ve Tahtakale’yi de oldukça ilgi çekici bulmuştur.

21 Ağustos’ta ülkelerine dönen Iraklı Bektaşiler, tekrar Türkiye’ye gelmeyi umduklarını belirterek, Türk halkı ile Irak halkının kardeşliğini bir kez daha vurgulayıp, Türkiye’ye olan muhabbetlerini dile getirmişlerdir. Giderken Türkiye’ halkına da mesaj bırakan Iraklı Bektaşiler, her zaman Türkiye’ye ihtiyaçları olduğunu ve Türkiye’nin kendilerine olan ilgisinin giderek artmasını beklediklerini ifade etmişlerdir.

Hatay-Reyhanlı’da Suriye Özgür Ordusu’yla


Hasan Kanbolat ORSAM Başkanı

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde iftar saatini belediyenin ramazan topu duyuruyor. İftarda ortalığı derin bir sessizlik kaplıyor. İftardan sonra her akşam Suriyeli sığınmacıların oturduğu evlerde misafirlikteyim. Sohbet sırasında habbil-helli (kakule) koyu çekilmiş, köpüğü özenle alınmış Suriye kahveleri ikram ediliyor. Türkler ve Yunanlılar Türk kahvesini köpüklü sever, Suriyeliler ise köpüksüz. Bundan birkaç ay önce bile diplomatlar, gazeteciler ve istihbaratçılar muhaliflerle kapalı kapılar arasında gizlice görüşmeler yaparlarken şimdi görüşmeler hem şeffaflaştı, hem de sıradanlaştı. Günlük hayatın bir parçası haline geldi. Yaklaşık 70 bin nüfuslu Reyhanlı’da son birkaç ayda Suriyeli aile sayısı 1500 civarını buldu. Sığınmacı göçünün giderek artmasına rağmen Reyhanlı halkı gelenleri yadırgamıyor. Bunun en büyük nedeni Suriye ile yakın akrabalık bağlarının olması.

Sohbet ettiğim bir ev sahibi Özgür Suriye Ordusu’nun “imdat” biriminden. Koordinasyonu sağlıyor. Bir başkası Dar-Al Zur kökenli bir doktor. Bir diğeri Türkiye’ye gelen yaralılarla ilgileniyor. Her akşam farklı evlerde salonlar dolu. Sıkıntılarını aktarıyorlar. Farklı evler ve farklı aileler ama benzer zulüm öyküleri. Sohbetler sırasında önemli gördüğüm noktalar şunlar oldu:

“Tabancalarımız ve kalaşnikoflarımız var. Ancak, ağır silahlara ve stingerlere ihtiyacımız var. Suriye’nin yaklaşık yüzde altmışı kontrolümüzde. 14 il içerisinde sadece 3 il (Şam, Haseki ve Lazkiye) merkezi hükümetin kontrolünde. Artık, halk bizimle birlikte. Bütün Arap aşiretlerinin desteğini aldık. Sadece Berri aşiretinin tamamı ve Hadidi aşiretinin yarısı Beşar’ı desteklemeye devam ediyor. Karaya hakimiz. Şam, havaya hakim. İstediği zaman bizi havadan vuruyor. Ya uçakları vuracak silahlarımız olsun ya da uçuşa yasak bölgeler yaratılsın ki rahat nefes alalım. Haleb’in güneyi ile İdlib arasındaki bölge güvenli bölge ilan edilsin. Uçuşa yasaklansın. İdlib’den Haleb, Humus, Hama ve Lazkiye kontrol edilebiliyor. Stratejik bir konumu var.”

“24 Temmuz’dan beri Halep’in kontrolümüzdeki mahalleleri havadan bombalanıyor. 300’den fazla sivil hayatını kaybetti. Selahattin, Sikkerin, Seyfi Devli, El Sahur, El Perduz, El Sarhin, El Ensari, Kerim Yesar, Sohur mahalleleri başta olmak üzere Haleb’in bir hilal gibi güneyinden doğusuna doğru yer alan mahalleleri Özgür Suriye Ordusu’nun elinde. Bu mahalleler genelde memur mahalleleridir. Mahalle sakinleri artık memurluk yapamıyorlar. Bu nedenle zor durumdalar. Şam’ın bütün fakir kenar mahalleri Özgür Suriye Ordusu’nun kontrolünde. Özellikle Meydan mahallesi.”

“Bu yıl sonbaharda okulların ve üniversitelerin açılması beklenmiyor. Tarım ve fabrikalar durdu. Şehirlerarası ana yollar Beşar’ın kontrolünde. Diğer yollar Özgür Suriye Ordusu’nun elinde.”

“Ordu içinde bizimle hareket eden çok asker ve komutan var. Onların ordu içinde kalmasını ve ordu içinden bize yardım etmesini istiyoruz. Ayrıca, elimizde bulunan şehirlerde ve bölgelerde Beşar’ın askerleri karargahlarından ve karakollarından çıkmadığı sürece karışmıyoruz ve savaşmıyoruz. Bize, ‘Biz size karışmayalım, siz de bize diyorlar’. Örneğin, Reyhanlı’nın karşısında bulunan İdlib ve Harem elimizde ama Beşar’ın askerleri de karargahlarında oturuyorlar.”
“Türk basını bizden bahsederken ‘Özgür Suriye Ordusu’ derse memnun oluruz. ‘Mücahit’ denilmesini istemiyoruz. ‘Mücahit’ kelimesini El-Kaide kullanıyor. El-Kaide ile karıştırılmak ve birlikte anılmak istemiyoruz.”

“Özgür Suriye Ordusu arasında El-Kaide yok. Şam, El-Kaide adı altında yüz civarı çapulcuyu organize edip yabancı basına gösterdi. Türkiye’ye sığınan Suriyeliler arasında El-Kaidecilerin olduğu iddiaları Şam’ın kirli propagandalarıdır. Amaç, Özgür Suriye Ordusu’nu kötülemek. Şimdi Şam’ın yarattığı El-Kaide ile de mücadele ediyoruz ve yok edeceğiz. Özgür Suriye Ordusu içinde Çeçen savaşçıların olduğu iddiası da kasıtlı çıkarılmış yanlış haberlerdir. Muhalifler arasında İhvan-ı Müslimin ve Selefiler güçlüdür. Ama en güçlü olan Özgür Suriye Ordusu’dur. Özgür Suriye Ordusu’nun ideolojisi Şam yönetimini devirmektir. Aramızda Aleviler ve Alevi kökenli komutanlar da vardır. 24 Temmuz’da Hafız Esad’ın Lazkiye’deki kabrini bombalayanlar Alevilerdi. Lazkiye ve Tartus Alevilerinin yaklaşık yarısı bizimle birliktedir. Beşar’ın askerlerine son bir yıldır izin verilmiyor. Çünkü izin alan asker tekrar orduya dönmüyor, kaçıyor. Ordudan kaçan çok. Askere gitmeyip kaçan da çok. Ordudan kaçanlar İranlıların oluşturduğu özel timler tarafından bulunup öldürülüyor. Beşar’ın ordusunda Rus askerlere rastlamadık. Ama, İranlı, Şii Iraklı ve Hizbullah’ın Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah’ın askerlerine rastladık. Şam yönetimini 25 Temmuz’da yıkacağımıza söz vermiştik. Olmadı. Gelişmiş ağır silahlar bulabilirsek bir ayda bitiririz.”

“Sefa, Wisal, Suriye Saab, Suriye One, Beyan, Ceşir Hür adlı televizyon kanalları bizimle birlikte. Facebook ve skype üzerinden haberleşiyoruz ve haber geçiyoruz.”

“Azınlıklar (Dürziler, Hıristiyan Araplar, Ermeniler, Süryaniler, Kürtler, Çerkesler vb) ise olaylara çok fazla karışmak istemiyor. Bu kararlarına saygı duyuyoruz. Beşar’ı düşürdükten sonra ne azınlıklara, ne Alevilere ne de Beşar’a destek verenlere karşı öç alacak girişimlerde bulunulmayacaktır.”

“Olaylar başlamadan önce Türkmenlerin çoğu Beşar’ı desteklerdi. Olaylar başladıktan sonra da tarafsız kalmaya çalıştılar. Ama Beşar’ın ordusu onları ‘Siz Erdoğan’ın adamlarısınız’ diye suçlayarak rahatsız etmeye başladı. Bundan dolayı Türkmenler de muhalefete geçti.”

“Suriye’nin refahını, mutluluğunu ve birliğini istiyoruz. Ne Alevi devleti ve ne de Kürt devleti kurulamaz. Böyle bir ciddi niyet yoktur. Olsa da müsaade etmeyiz. Kürtlerin yoğun olarak bulunduğu şehirlerden Beşar’ın askeri çekildiği için Kürtler bu şehirlerde yönetimi aldılar. Ama bu savaş döneminde olan geçici bir durumdur.”

“Suriye, Irak gibi etnik, mezhep ve din çatışmalarının yaşandığı bir ülke olamaz. Irak’ta mezhep çatışmaları 600 yıldır zaman zaman oluyor. Irak’ta bunun zemini var. Ancak, Suriye’de yok.”

“Suriye Ulusal Konseyi, yerel düzeydeki sorunları çözemiyor. Yetersiz kalıyor. Sorunlarımızı Ankara’ya ve dünyaya aktaramıyor. Adil çalışmıyor. Tanıdıklarını ve akrabalarını gözetiyor. Herkes yorganı kendine göre çekiyor. İstanbul’dan bardak dolu çıkıyor, bize gelene kadar iki yudum su kalıyor.”

“Hatay’ın her yerine Suriye’den yoğun bir göç yaşanıyor. Aileler konteynerlerde yaşamak istemiyor. Bu nedenle ev kiraları aşırı yükseldi. 100-200 TL olan evler 500 TL’nin üzerine çıktı. Fırsatçılığın önlenmesini ve bu durumun kontrol edilmesini istiyoruz.”

“Suriye’den sınır tellerini geçerek gelen hasta ve yaralılardan ve çadırkentler de kalan hastalardan Türk devlet hastaneleri para almıyor. Ancak, evde oturan Suriyeli sığınmacılara turist muamelesi yapılıyor ve son bir aydır para alınmaya başlandı. Bu talep edilen para da Türk vatandaşların ödediği kadar da değil. Bir yabancı turistin ödediği para kadar. Bu adaletsiz ve bizi çok zor durumda bırakan uygulamanın düzeltilmesi yaralarımızın sarılmasına yardımcı olacaktır.”

Türkiye’nin Suriye’ye gözünü kapatması mümkün değil. Artık, seyirci de kalamaz ve kalamıyor da. Savaş çözüm değil ama sivillere daha fazla yardım edilmesi ve fiili güvenli bölgelerin oluşturulmasına katkıda bulunulmasının zamanı geldi.

İşçi Siyonizminin Kökenleri: Sosyalist Düşüncelerin Yeni Ülkesi Olarak İsrail


i Siyonizminin Kkenler.pdf

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: