Etiket arşivi: ORSAM

Irak Siyasetinde Değişim: Etnik-Mezhepçi Çizgilerden Merkeziyetçilik Sorununa


Etnik-Mezhepi izgilerden Merkeziyetilik Sorununa.pdf

ORSAM ORTADOĞU YAZ OKULU 2012


ORSAM ORTADOU YAZ OKULU 2012.pdf

Yemen Sorunu


Yemen Sorunu.pdf

Telafer Ayaklanması


Sami Özdil, TOBB-ETÜ Tarih

Telafer Irak’ın en eski yerleşim yerlerinden biridir. Musul’a 70 km uzaklıkta bulunan Telafer, Irak’ın en eski yerleşim birimlerindendir. Asurlulardan kalma meşhur bir kaleye sahip olan Telafer, Hititlerin ve Romalıların savaşlarına da şahit olmuştur. Müslümanlar bu şehri 18 Hicri tarihinde Halife Ömer Bin Hattap zamanında fethetmiştir. 660 H. yılında Telafer Musul’la birlikte Hulagu’nun eline geçmiş ve zamanla Atabeyler, İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Osmanlıların egemenliğine girmiştir. Türkmenler hicri 54 yani miladi 647 yılından beri bu bölgede yerleşerek topraklarını kendilerine vatan edinmişlerdir.

Türk kültür, örf ve adetlerinin yoğun olduğu bir bölgedir Telafer. Halkın çoğunluğunu Türk ve Arap aşiretler oluşturmaktadır. Lakin, aşiretlerin tümü Türkçe isimlidir. Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşında yenilgiye uğramasından sonra İngiliz işgaline uğrayan Irak savunmasız kalmış ve Osmanlı devletinin elinden çıkmıştır. Osmanlı ordusunun Musul’dan cebren çekilmesiyle halk İngiliz işgaline karşı ayaklanmıştır. “Kaçakaç” hareketi olarak bilinen bu direnişe tüm Telafer halkının ve Seyitler, İlhanlılar, Ferhatlılar, Kasaplar, Pirnazar aşiretlerinin katıldığı söylenmektedir.

Atatürk’ün Anadolu’da işgalciler karşısında kazandığı zaferlerle beraber, dini ve milli faktörler de ayaklanmayı tetiklemiş, İngilizlerin kötü muamelesi de halkın ayaklanmasını –hızlandırmıştır. İslam karşıtı eylemlerde bulunan İngilizlere karşı en büyük tepki Müslümanlardan geldi. Memurlar Hıristiyanlardan seçilmekteydi. Ayrıca İngilizler Müslüman olmayan azınlık kesimin koruyucusu ve savunucusu rolünü üstlenmişlerdi. Telafer halkının elinde çok miktarda silah bulunması ve halkın ileri gelenlerinin de desteğiyle halk iyice bilinçlenmiş ve savaşmaya hazır, cesurca beklemekteydiler. 1920’ haziran ayında, köylüler hasat zamanında olmalarına rağmen herkes silaha sarıldı. İngilizlerin tuttuğu kaleye girildi, İngiliz evleri basıldı. Jandarma ve polislerin cephaneliklerine girildi ve köylülere dağıtıldı. İngilizlere gelen yardımları da saf dışı bırakan Telafer halkı, İngiliz bayrağını indirip kendi ulusal bayraklarını göndere çekme şerefine nail oldular.

Fakat bu uzun sürmedi kısa bir süre sonra İngiliz zoruyla şehri boşalttılar ve şehir yakıldı. Telafer şehri ayaklanma sona erdikten sonra korkunç şekilde tahrip edilmiş halk her tarafa dağılmış ve uzun yıllar bu olayın etkisinden kurtulamamıştır. Telafer halkının ileri gelen lider ve aydınlarının birçoğu tutuklanmış, bazıları işkenceye tabi tutulmuş, bir kısmı da sürgüne gönderilmiştir. Telafer, şehir olarak, ister Kraliyet döneminde, ister ondan sonraki dönemlerde bilinçli şekilde ihmal edilmiş, hiçbir imar projesi uygulanmamıştır. Telafer adeta cezalandırmıştır ve ilginçtir ki bu cezalandırma bugüne kadar devam etmiştir.

Sonuç olarak Telafer halkının yabancı işgaline karşı ayaklanması, Irak’ın 20. yüzyılın başlarındaki tarihine damgasını vurmuş ve ülkenin güneyinde patlak veren 1920 ayaklanmasının öncüsü ve ateşleyicisi olmuştur. Sınırlı miktarda silah ve savaşçı ile o zamanın dünyadaki en güçlü emperyalist devleti olan İngiltere’ye karşı durmanın bir cesaret timsali olduğu aşikardır ve unutulmamalıdır. Her ne kadar uzun süreli bir başarı elde edilemese de İngilizlere karşı durma yüreğine sahip olduklarından takdire şayan görülmektedirler.

ORSAM – GÜNLÜK ORTADOĞU BÜLTENİ


GNLK ORTADOU BLTEN.pdf

Irak’ta Bölgesel Kürt Yönetimi ve Merkezi Hükümet Çekişmesi’nde Yeni Restleşme


Bilgay Duman ORSAM Ortadoğu Uzmanı

İç politik krizin zirve yaptığı Irak’ta biraz da dış politika konularının etkisiyle yeni restleşmeler ortaya çıkmaktadır. Irak Başbakanı Nuri El-Maliki’nin aniden aldığı bir kararla, 27 Temmuz 2012 Cuma günü Irak Ordusunun Nasıriye’de konuşlu 10. Tugayına bağlı iki birliğin Irak’ın kuzeybatısındaki Suriye sınırı bölgesinden Pişhabur bölgesine giderek, buraya yerleşmiş ve bölgede bulunan Bölgesel Kürt Yönetimi’ne bağlı peşmergelerle karşı karşıya gelmiştir. İdari olarak Musul’un Telafer ilçesine bağlı Zummar nahiyesinin sınırları içerisinde olan Pişhabur bölgesi, 2003’te ABD’nin Irak işgali sonrasında Kürt grupların müdahalesi sonucu, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin kontrolü altına girmiştir ve bu nedenle ihtilaflı bölgeler içerisine dahi edilmektedir. Bölgesel Kürt Yönetimi, Zummar Nahiyesi’nin kendi kontrolündeki Duhok vilayetine bağlı olduğunu savunmaktadır. Bu konu itibariyle zaman zaman Bölgesel Kürt Yönetimi ve Irak merkezi hükümetinin karşı karşıya geldiği görülmektedir. Bunun en önemli örneklerinden biri 2008’de Hanekin ve Celevle’de yaşanan durumdur. Bu bölgede iki tarafın silahlı çatışma noktasına kadar varmıştır. Aynı şekilde Pişhabur’da yaşanan olay sırasında da çatışma noktasına kadar gelinmiştir. Ancak şimdilik her iki tarafın da tutumunu yumuşatmasıyla tansiyon düşmüş görünmektedir. Nuri El-Maliki olaya ilişkin yaptığı açıklamada, Pişhabur bölgesine gönderilen askeri birliklerin hedefinin Bölgesel Kürt Yönetimi olmadığını, Suriye’den kaçak ve silahlı geçişlerin önlenmesi ile sınırın korunmaya çalışıldığını açıklarken, hemen ardından yaptığı açıklamada Bölgesel Kürt Yönetimi lideri Mesut Barzani de Maliki’den güvenoyunun çekilmesiyle ilgili olarak, kendisinin aslında reform istediğini, Maliki’den güvenoyunun çekilmesini kendisinin talep etmediğini belirtmiştir. Ancak iki tarafı karşı karşıya getiren bu olay, Irak’taki temel sorunları yeniden gündeme taşımıştır.

Öncelikle, Irak’taki en önemli tartışma konularından biri olan ve belki de Irak’ın geleceğini belirleyecek olan “tartışmalı bölgeler” meselesinin vahameti son olayla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Irak’ta ihtilaflı bölgeler sorunu Bölgesel Kürt Yönetimi’nin sınırlarını ve etki alanını genişletme çabasından kaynaklanmaktadır. Bölgesel Kürt Yönetimi’nin sınırları Irak Anayasasında belirtilmiştir. Ancak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin fiili kontrol alanı bu sınırın dışında kalmaktadır. 17 Mayıs 2003’te “Peşmerge Güçlerinin Yeniden Konuşlandırılması” yönelik olarak ABD ile KDP ve KYB arasında imzalanan ve peşmerge güçlerinin “Yeşil Hat” olarak tanımlanan ve 1991’den sonra Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin sınırlarını belirten hattın dışarısına çıkmasına imkan tanıyan memorandum, ihtilafın temel sebebi olarak gözükmektedir. Bu memoranduma göre, peşmerge güçlerinin “teröristlerle mücadelede ABD birliklerine yardımcı olması amacıyla” 2545 KYB, 3445 KDP militanının Musul, Kerkük, Selahattin ve Diyala’ya yerleştirilmesi kararlaştırılmıştır. KDP ve KYB güçleri de ABD’nin yardımıyla, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin sınırları dışarısında kalan ve Kürt grupların kendilerine ait olduklarını ileri sürdükleri bölgelere konuşlanmıştır. Bugün itibariyle BKYnin mevcut sınırları KDP ve KYB’nin kontrolü dışındaki Selahattin, Musul, Kerkük ve Diyala’da peşmergelerin konuşlandığı sınırlar olarak ele alınmaktadır. Anılan bölgelerde zaman zaman Bölgesel Kürt Yönetimi ve merkezi hükümetin karşı karşıya geldiği görülmektedir. Nitekim son olarak Maliki’nin Mayıs 2012’deki Kerkük ziyaretinde, Maliki ile birlikte şehre giden Irak ordusuna ait birliklerin bu kentte kalması, Kerkük’te peşmergeler ve Irak ordusuna ait unsurları karşı karşıya getirmiştir. Zummar da yaşanan hadiseden sonra da Bölgesel Kürt Yönetimi’nin 2 peşmerge tugayını daha Kerkük’e göndermeye hazırladığı konuşulmaktadır. Anlaşılacağı üzere burada yine Kerkük sorunu ortaya çıkmaktadır. Kerkük’e haksız ve yetkisiz olarak giren peşmergelerin sorunun temel kaynağını oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Kerkük’teki peşmerge varlığı, vilayette gerginliği arttırırken, Bölgesel Kürt Yönetim ve merkezi hükümetin yönetimsel çekişmesini beraberinde getirmektedir. Bu durumun Kerkük’teki güvenliği olumsuz yönde etkilediğini ifade etmek yanlış olmayacaktır. Özellikle son 3-4 aylık periyodda Kerkük’teki şiddet eylemlerinin artması dikkat çekmektedir.

Öte yandan bu tartışmanın içerisinde merkezi hükümet içerisinde konumu korumaya ve sağlamlaştırmaya çalışan Nuri El-Maliki, merkeziyetçiliği kuvvetlendirmeye çalışmaktadır. Sınır kontrolleri, gümrük işlemleri, merkezi hükümete bağlı güvenlik güçlerinin yerleşimleri gibi meselelerde adımlar atarken, özellikle petrol konusunda Bölgesel Kürt Yönetimi üzerindeki baskısını arttırmaktadır.

Ayrıca Suriye konusunda da Bölgesel Yönetim ve merkezi hükümet arasında ciddi bir politik farklılık bulunmaktadır. Merkezi hükümet Suriye’de olayların başladığı Mart 2011’den bu yana Beşşar Esad rejimine destek verirken, Bölgesel Kürt Yönetimi, Beşşar Esad muhaliflerine destek vermekte, özellikle Suriye Kürt muhalefetini bir araya getirmeye çalışmaktadır. Bu açıdan Bölgesel Kürt Yönetimi ve merkezi hükümet arasında ciddi bir dış politika açmazı da yaşanmaktadır.

Sonuç itibariyle, Bölgesel Kürt Yönetimi ve merkezi hükümet arasındaki kriz gün geçtikçe derinleşmektedir. Bu gerginlik nedeniyle Irak iç siyasetinde kaplaşma ve kutuplaşmalar artmaktadır. Bu durum önümüzdeki süreçte, özellikle 2013’te yapılması planlanan yerel seçimler ve 2014’te yapılması planlanan genel seçimlerdeki tarafları belirleyecek gibi gözükmektedir.

Irak’ta Türkmen Siyasetinde Yükseliş Devam Ediyor


Bilgay Duman ORSAM Ortadoğu Uzmanı

Bundan tam bir yıl önce Irak Türkmenlerinin siyasi olarak yükselişe geçtiğini yazmıştık.(1) Bu yazının ardından öncelikle Irak Türkmen Cephesi milletvekilleri Erşat Salihi (aynı zamanda Irak Türkmen Cephesi’nin başkanı) ve Hasan Özmen başta olmak üzere, Irak Parlamentosunda bulunan 10 Türkmen milletvekili ve 3 bakanın çabasıyla Türkmenlerin siyasi, sosyal ve kültürel hakları konusunda önemli adımlar atılmıştır. 2012’nin ilk çeyreğinde kurulan Irak Eğitim Bakanlığına bağlı Türkmen Eğitim Müdürlüğü, Türkmenlerin eğitimle ilgili sorunlarına çözüm bulmak, anadilde eğitim gibi konularda Türkmenlere kolaylık sağlamak açısından önemli bir adım olmuştur. Yine Türkmenlerin Baas rejimi tarafından ellerinden alınmış arazi ve mülkleri konusunda yoğun çalışmalar yapılmıştır. Nitekim Irak Kabinesi tarafından alınan kararlar doğrultusunda Baas Partisi Kuzey Bürosu ile Devrim Komuta Konseyinin kararları iptal edilmiştir. Böylece bu kararlarla gasp edilen Türkmen arazilerinin geri dönüşü mümkün olabilecektir. Zira bu çalışmaların hızlanması için Irak Türkmen Cephesi Başkan Erşat Salihi, Mülk Anlaşmazlıkları Komisyonu ile sürekli olarak görüşmekte ve Türkmenlerin arazi sorunlarının giderilmesi için çaba harcamaktadır. Öte yandan Türkmenlerin özellikle Kerkük’te güvenlik güçlerinde üst kademelerde yer alması için Irak Parlamentosu Savunma ve Güvenlik Komisyonu nezdinde girişimler yapılmıştır. Son dönem itibariyle üst kademelere Kerkük’te Türkmenlerin de atandığı, ancak bunun beklentileri karşılamadığı bilinmektedir.

Bu örnekler çoğaltılabileceği gibi Türkmenler adına şimdiye kadar 2012 içerisinde atılmış en önemli adım, 26 Temmuz 2012 tarihinde Irak Parlamentosunda Türkmenler ilişkin olarak kanun hükmünde sayılan rapor olmuştur. Ancak buna geçmeden önce bu kararın alınmasındaki süreçten bahsetmenin yerinde olacağı değerlendirilmektedir. Irak Türkmen Cephesi’nin öncülüğünde yapılan çalışmalar sonucu 21 Nisan 2012’de Irak Parlamentosu’nda Irak tarihi boyunca ilk kez Türkmenlere özel bir oturum düzenlenmiş ve Türkmenlerin sorunları, sıkıntıları ve talepleri dile getirilmiştir. Bu toplantıdan sonra Irak Türkmen Cephesi tarafından yapılan açıklamada, bu oturumun Türkmenlerin yasal haklarının alınması için ilk adım olduğu, bunun yazılı bir metne dönüştürülmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Nitekim Irak Türkmen Cephesi Diyala Milletvekili Hasan Özmen’nin yoğun çabaları sonucu Türkmenlerin hak ve özgürlükleri ile taleplerini içeren bir rapor hazırlanmış ve Irak Parlamentosu Başkanlığına sunulmuştur. Bu rapor Irak Parlamentosu’nun 26 Temmuz 2012 tarihli oturumunda ele alınarak, kabul edilmiştir. Raporun ve kararın tam metni ekte verilmekle birlikte, rapordaki önemli maddelere değinmenin yerinde olduğu düşülmektedir. Öncelikle alınan kararın kanun hükmünde olduğunu belirtmek gerekmektedir. Ancak bununla birlikte raporda yer alan maddelerin uygulamaya konması için yeni yasalara ihtiyaç duyulduğu açıktır. Bu yüzden raporda belirtilen taleplerin yerine getirilebilmesi için hukuki ve siyasi olarak yoğun çaba harcanması gerektiği düşünülmektedir. Diğer taraftan raporun maddelerine bakıldığında Türkmenlerin Irak’ta üçüncü asli unsur olduğunun Irak Parlamentosu tarafından kabul edildiği belirtilmektedir. Bu durum bazı tarafların Türkmenleri azınlık görme politikasının önüne geçecek niteliktedir. Bu maddeyle neredeyse Irak tarihinde ilk kez Türkmenler yasal olarak tanınmış olmaktadır. Her şeyden öte bu madde bile başlı başına Türkmenler adına bir devrim niteliğinde sayılabilir. Ayrıca Türkmen İşleri Yüksek Kurulu kurulması, federal bütçeden ödenek tahsis edilmesi de öngörülerek kısmen Türkmenlere kendi işlerinde özerklik tanınmış olabileceğini belirtmek mümkündür. Bununla birlikte raporda Telafer’e ilişkin özel bir madde konulması ve Telafer’in özel durumuna değinilmesi de önemlidir. Bu maddeyle Talafer’in bir vilayet olması için çalışmaların yapılmasının önünün açıldığı söylenebilir. Bilindiği gibi Telafer, ilçe olmasına rağmen, Türkmenlerin bir arada yaşadığı en büyük yerleşim yerlerinden biridir. Yaklaşık 400 bin nüfusu olan Telafer’in neredeyse tamamı Türkmenlerden oluşmaktadır. Bu kapsamda Telafer’in vilayet olması durumunda Türkmenlerin hakim olacağı Irak’taki tek vilayet olacaktır.

Herşeye rağmen bu kararla birlikte Türkmenler adına bütün çalışmaların tamamlandığını söylemek mümkün değildir. Bu karar çok önemli olmakla birlikte Türkmenlerin önünde büyük engeller bulunmaktadır. Özellikle Irak hükümeti içerisindeki çekişmenin yanı sıra bir türlü istikrara kavuşamayan siyasi yapı da Türkmenler adına dezavantaj yaratabilir. Ancak Türkmenlerin böyle bir siyasi ortamda bile Iraklı tüm tarafları bir araya getirerek karar alabilir noktada buluşturması, hem Türkmenlerin Irak’taki rolü ve önemini hem de Türkmenlerin potansiyelini ortaya koyması açısından önemlidir.

(1) 1 Ağustos 2011’de ORSAM İnternet Sitesinde Yayınlanan Yazı İçin Bkz.

http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=2472

Erişim: 3 Ağustos 2012

Irak Parlamentosu Tarafından Alınan Kararın Tam Metni Ekteki Dosyada Yer Almaktadır.

201283_KARAR METN.pdf

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: