Etiket arşivi: rasim ozan kütahyalı

ÇAKMA GAZETECİ ROK’TAN ERGENEKON MEDYASI ZIRVALARI /// CC : @Rasimozankut @rasimozan1


"Ahmet Kayayı öldürdüler. Asıl bölücü Ergenekon Medyasıdır"

Rasim ozan Kütahyalı’nın sunduğu Adalet Masası’nın bu hafta ekrana gelen bölümünde tüm ayrıntılarıyla Ahmet Kaya gerçeği ortaya çıktı. 16.11.2012 05:22

Ölümünün 12. yılında Ahmet Kaya ‘yı unutmayan Rasim Ozan Kütahyalı “Ahmet Kaya”ya özel program yaptı. Ergenekon medyasının linç operasyonu ile Ahmet Kaya ‘nın nasıl öldürüldüğü tüm çıplaklığıyla açığa çıkarken, Ahmet Kaya ‘ya yapılan linç görüntüleri de Türk televizyonlarında ilk kez yayınlandı.

HESABI SORULACAK

Ahmet Kaya için hazırlan belgeseli izlerken duygulanan ve gözyaşlarına boğulan Rasim Ozan Kütahyalı “Ahmet Kayaya uygulanan linç operasyonunun hesabı er geç sorulacak” dedi.

1999 yılında Magazin Gazetecileri Derneği ‘nce düzenlenen gecede yaşananlar ve daha sonra Ahmet Kaya ‘ya yönelik yayınlanan haberlere dikkat çekilen programda Rasim Ozan Kütahyalı; Ertuğrul Özkök ve Fatih Altaylı başta olmak üzere Serdar Ortaç ve Oktay Ekşi hakkında sert ifadeler kullandı.

ATATÜRK İSTİRMACISI SANATÇI MÜSVETTİSİ

MGD ödül töreni gecesinde sahneye çıkarak ödülünü alan Ahmet Kaya ‘nın, Kürtçe şarkı söyleyeceğini ve Kürtçe bir klip hazırlayacağını söyleyip ‘Bu klibi yayınlayacak cesur kanallar olduğuna inanıyorum ‘ ifadelerini kullanmasının ardından, Serdar Ortaç sahneye çıkıp 10. yıl marşını söylemiş ve olayların başlamasına neden olmuştu. Serdar Ortaç ‘ı o dönem yaptıkları provokatif davranışları nedeniyle eleştiri yağmuruna tutan Kütahyalı, ünlü pop yıldızı için “Atatürk istismarcısı sanatçı müsveddesi ortalığı karıştırdı” dedi.

HÜRRİYET CİNAYETE ORTAK OLDU

Yaşananları rezalet olarak değerlendiren Kütahyalı “Utanmaz Ertuğrul Özkök hala yalan söylüyor. Vay şerefsiz manşetini atan Hürriyet gazetesi cinayete ortak olmuştur. Fatih Altaylı denen adamın hakaretleri ve imalat haberleridir. Derin yapılanmanın en sevdiği tetikçi Fatih Altaylı kimin şerefsiz olduğu ortadadır. Ahmet Kayayı öldürdüler. Asıl bölücü Ergenekon Medyasıdır. Atatürk istismarcısı sanatçı müsveddeleri linç operasyonunda başroldeydi. Bu linçi yapanlar hâlâ ortada adam diye dolaşıyor.”dedi.

SİZ İNSAN MISINIZ?

Programın sonunda Ahmet Kaya ‘nın ölümüne sebep olanlara seslenen Kütahyalı “Hala hiçbir pişmanlık duymuyorsunuz. Siz ne biçim insansınız? Siz insan mısınız ya?” diye konuştu.

VİDEO : ILLUMINATI HAYRANI NAGEHAN ALÇI


Kütahyalı’dan ‘yandaş’lık itirafı : “Erdoğan’la Gülen olmasa bizi tuz buz ederler.” /// CC : @Rasimozankut @rasimozan1


28 Şubat’ta medyada atılan başlıkların tartışıldığı Canan Barlas’la Gündem programında Rasim Ozan Kütahyalı’nın, “Türkiye’de halen Recep Tayyip Erdoğan olmasa bir de Fethullah Gülen Hocaefendi olmasa Ergenekon medyası, bizim medyayı iki günde tuz buz eder” sözleri büyük tartışma çıkardı.

Rasim Ozan Kütahyalı: 28 Şubat döneminde Ergenekon medyası o kadar pespayeleşti ki bel altı iğreç imalar yapan manşetler attılar. "Erbakan vermiyor" manşeti böylesi bir iğrençlik, bu ötesi bir şeydir. Bu tüm toplumla dalga geçmektir. Akıl almaz bir şeydir ama. Aslında bu manşetler "cambaza bak cambaza" manşetleridir. Burada iki şeyi düşünüyorum ben bunlarla her zaman mücadele ettim ve etmeye devam edeceğim. Bu konuda hiç kimse beni yolumdan çeviremez. İki şeyde kendimize özeleştiri yapmamız lazım.

Bir, politikacılarımız bu ülkede demokratik cephenin, özgürlükçü cephenin, sivil cephenin politikacıları ki AK Parti bunu tartışmasız öncüsüdür. Kesinlikle şu darbe hukukunu tamamen yok edecek, bir daha darbe olmamasını hukuken kesin garanti altına alacak önlemleri yerine getirmeli. Hem TSK demokratikleşmeli, hem de müfredat değişmeli.. Bunun görevi de politikacılarımızdadır, milletvekillerimizdedir. Beklemeyecekler… Son bir yılda fazla beklediler.

İkincisi medya, tamam bu Ergenekon medyası böyle… Peki biz ne kadar düşünüyoruz? Demokrat medya, AK Parti hükümetini destekleyen Gülen Hareketini..

Canan Barlas: Bu Candaş mı yandaş mı bu sürünen bir medya Allah aşkına…

Ne dersen de. Bu medya çoğunlukla sümsükler ve pısırıklar ordusu bunu söylemek zorundayım. Azınlık arkadaşlar var ama onlar da koordine değil, değiliz. Takım oyunu oynayamıyoruz. Herkes bireysel takılıyor. Ben bu işin içine girdikçe o tarafı daha iyi gözlemleme imkânım oldu. Hala çok iyi takım oyunu oynuyorlar, hala Ertuğrul Özkök’ün Zafer Mutlu’nun şeytani zekâsının onda biri yirmide biri maalesef bizim belli adamlarda yok. Onu bırak Fatih Altaylı’nın zekâsı bile yok. Bunu görmemiz lazım. Bizim takımda, ben demokrat cepheyi bir bütün olarak görüyorum, Gülen Hareketi, AK Parti, liberaller, demokratlar, muhafazakârlar, İslamcılar herkes… Burada bir takım oyunu yok herkes bireysel, topu alan gidiyor. Türkiye’de halen Recep Tayyip Erdoğan olmasa bir de Fethullah Gülen Hocaefendi olmasa bizim medyayı iki günde tuz buz ederler. Böyle bir medya gücü bizde yok. Bu sümsüklük, bu pısırıklık… Bu hastalığı üzerimizden atmalıyız. Bu kompleks. Tamam, seksen yıl bu adamlar bizleri ezmiş olabilir ama artık ayaklanmanın beraber hareket etmenin zamanıdır. Bunda özeleştiri yapmamız lazım.

Kütahyalı’nın bu sözleri üzerine Ahmet Tezcan ‘itirazım var’ diyerek şu açıklamalarda bulundu:

Bizim medya sizin medya onun medyası tabirlerine karşım. Daha önce Mesut Yılmaz’ın uydurduğu bir ‘kartel medyası’ tabiri vardı. O dönemde siyasiler ‘kartel medyası’, ‘bir kısım medya’ gibi tabirler ortaya atıyordu gazeteciler de bunu üzerlerine giyiyordu. Şimdi İslamcı medya ve kartel medyası diye ayırıyorlar birbirlerini. Ben o dönemde kartel medya, İslamcı medya diye bir şey yok demiştim. Çünkü bir bakıyorsunuz kartelci medya dediğimiz medyanın tüm argümanlarını İslamcı medya da kullanıyor. Bir de somut örnek vermiştim. O dönemde Hürriyet gazetesindeki Emin Çölaşan’la Akit gazetesindeki Hasan Karakaya’yı birbirinden ayıran tek şey birinin uçağa biniyor diğerini binemiyor olmasıydı. Gazetecilik mesleki ilkleri açısından baktığınızda iki tarafta da çifte standart hakim. İki tarafta da bel altı vuruşları hakim. Birinin yaptığının aynısını diğeri yapıyor. Neredeyse diğerinin fotokopisini çekmiş gibi..

Canan Barlas: Ben aynı fikirde değilim. Bir taraf daha profesyonel…

Bizim takım dedikleriniz diğer tarafında yaptığı bel altı vuruşları yapacaksa bizim takım değildir. Çetelere karşı çeteler kurulacaksa ben buna karşıyım.

VIDEO LINK :

http://www.gercekgundem.com/?p=494706

Ahaber

THE CEMAAT SOYTARISI RASİM OZAN KÜTAHYALI’YA FENERLİ ÜMİT ÖZAT’TAN SAĞLAM CEVAP !!!! /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


VIDEO LINK :

http://videonuz.ensonhaber.com/izle/umit-ozat-ergenekon-davasindan-gelen-adam-futbol-yorumluyor

RASİM OZAN’DAN SEÇME SAÇMALAR /// Malatya katliamı, Ergenekon ve Orhan Kemal Cengiz (2)


RASİM OZAN KÜTAHYALI

Dünkü yazımda Ergenekon terörünü tam deşifre etmek bağlamında Malatya’da Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davanın ne kadar önemli olduğuna değindim… Bu dava için yazılan iddianame açık kanıtlarıyla çok net bir manzara sunuyor bize… Fakat bu davada bir yandan garip gelişmeler de var. Bu önemli davanın müdahil avukatlarından Orhan Kemal Cengiz’in duruşma savcısı Şeref Gürkan ile soruşturma savcısı İsmail Aksoy’un değişmesinin dava için handikap oluşturduğunu söylediğini dün yazdım… İnsan hakları ve özgürlükler alanında canını riske atmış bir hukuk adamı olan Orhan Kemal Cengiz bu bağlamda şunları söylüyor…

Dezavantajlı dava

"Umut ediyoruz ki davanın ilerleyen aşamasında bu onarılabilir, savcı tekrar göreve iade edilebilir. 1.5 yıl boyunca bir savcı dosya üzerinde çalışmış, birebir deliller üzerinde uğraşmış ve şu anda bu savcı yok, yeni bir savcı atanmış. Aynı şekilde mahkemenin 5 yıl davayı takip eden iki üyesi de şu anda yok.
Böyle çok büyük bir dezavantaj ile başladı dava. Bir anlamda dava en başından akamete uğradı diyebiliriz, eğer bu yapı devam edecek olursa. Şu an duruşmada özet okunuyor. Tabi bundan önce bizim müdahiller olarak bir talebimiz oldu. 3 iddianameden birinci iddianame bakımından karar verilmesini

talep ettik. O da şundan dolayı, özellikle eyleme katılan sanıkların eylemlerin ne olduğu suçüstüden itibaren ortada.

Mahkemeden talep ettiğimiz bu cinayete ilişkin kararın verilmesi ardından da örgüte ilişkin birleştirilme ile davanın devam etmesi yönünde."

Öte yandan bu dava bağlamında beni umutlandıran bir gelişme de var… Ergenekon terörü konusunda AK Parti, CHP, MHP ayrımı olmamalı. Böyle bir adi terör örgütü konusunda bir olmalıyız. Oysa CHP ve MHP bugüne kadar Ergenekon avukatı bir çizgideydi. Duruşmayı izleyen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba’nın açıklamaları bu anlamda beni umutlandırdı. Ağbaba yaptığı açıklamada, Zirve Yayınevi cinayetinin Türkiye’de nefret söylemi sonucunda oluşmuş en önemli cinayetlerden biri olduğunu belirtmiş.

Adil bir yargılama yapılması gerektiğini savunan Ağbaba, cinayetin arkasındaki gerçek güçlerin ortaya çıkartılarak bu ayıptan Malatya ve Türkiye’nin derhal kurtarılmasını istemiş…

Gerçekten de CHP milletvekilinin de söylediği gibi Türkiye Ergenekon teröründen kurtulmalı, bu soruşturmada tüm boyutlarıyla sonuna kadar gidilmeli ve bu davanın ruhuna aykırı -Şener ve Şık tutuklamaları gibi- abuk işler de yapılmamalı… Şimdi biraz dava dosyasına geçelim…

Siyah kuvvetler

Ergenekon bağlamındaki Zirve Yayınevi iddianamesinde misyoner cinayetleri ile ilgili çarpıcı bir manzara var…

İddianamede, Hrant Dink, Rahip Santoro ve Misyoner cinayetlerinin Hurşit Tolon tarafından kurulan ‘Siyah Kuvvetler’ tarafından AK Parti’yi güç duruma düşürmek için işlendiği vurgulanıyor.

İddianamede açıklanan bilgilere göre cinayetleri işleyen Türkiye Ulusal Stratejileri ve Harekat Dairesi (TUSHAD) isimli örgütün üyeleri Özel Kuvvetler Komutanlığı mensubu.

İddianamede TUSHAD’ın 1954 yılında kurulan ve daha sonra Özel Harp Dairesi, 1990 yılında da Özel Kuvvetler Komutanlığı ismini alan Seferberlik Tetkik Kurulu içerisinde faaliyet gösterdiği bilgisine yer veriliyor. Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı Seferberlik Tetkik Dairesi geçtiğimiz yıl kozmik odada yapılan arama ile gündeme gelmişti hatırlarsınız…

Yarın devam edeceğiz…

RASİM OZAN KÜTAHYALI’DAN ZİRVE YAYINEVİ ÜZERİNE SEÇME SAÇMALAR


RASİM OZAN KÜTAHYALI

Malatya katliamı, Ergenekon ve Orhan Kemal Cengiz

Türkiye’nin üzerine çökmüş, bu halkı boğmuş, esir etmiş Ergenekon terör yapılanması tamamen bitti mi? Elbette bitmedi ama en nihayet bitecek. Bu toprakların halkı PKK terörünü de Ergenekon terörünü de bitirecek…

Zıt ideolojik yapılarda gibi gözüken ama aslında ortak ve müttefik olan bu iki terör örgütünü de tarihin çöplüğüne göndereceğiz…

Ergenekon bağlamında en önemli davalardan biri de Malatya katliamı davası… Bir diğer adıyla Zirve Yayınevi Cinayetleri davası…

Biliyorsunuz bu kritik dava başladı ve halen Malatya’da duruşmalar devam ediyor…

Savcılığın iddianamesinde manzara çok açık resmediliyor…

Zirve Yayınevi cinayetinin Ergenekon terör örgütünün Malatya’daki hücre yapılanması tarafından planlandığı görülüyor…

Malatya’da biri Alman uyruklu 3 kişinin katledildiği Zirve Yayınevi’ndeki cinayetlerle ilgili hazırlanan iddianameyi Ergenekon meselesini daha derinlemesine anlamak isteyen herkes iyi okumalı… İddianame, katliamın Ergenekon terör örgütünün Malatya’daki hücre yapılanması tarafından tasarlandığını ortaya koyuyor.

Ergenekon’un, TUSHAD ve İlker Çınar aracılığıyla yürüttüğü saha çalışmaları sonucu cinayetleri hayata geçirdiğini anlatıyor.

Fakat bu arada mahkeme safahatı sırasında garip gelişmeler de oluyor… Bu davanın dosyasına tam hakim olan duruşma savcısı Şeref Gürkan ve soruşturma savcısı İsmail Aksoy görevlerinden alınıyor! Dosyaya hakim olmayan yeni iki hukukçu oraya tayin ediliyor! Zirve Yayınevi cinayetlerine ilişkin davanın müdahil avukatlarından olan-aynı zamanda çok önemli bir insan hakları ve özgürlük savaşçısıdır- Orhan Kemal Cengiz, duruşma savcısı Şeref Gürkan ile soruşturma savcısı İsmail Aksoy’un değişmesinin dava için handikap oluşturduğunu söylüyor ısrarla… Ama Cengiz’i dinleyen yok…

Adalet Bakanlığı Yetkililerine sorduğumuzda durumu şöyle açıklıyorlar: "Zirve Yayınevi davasındaki değişiklik 3. Yargı Paketi’nin yasalaşmasıyla oldu.

Malatya Adliyesi’nde ağır ceza mahkemesi 4’e çıkarıldı. Daha önce CMK 250. maddeyle görevli olan 3. Ağır Ceza Mahkemesi normal mahkeme statüsüne alınırken, yeni kurulan 4. Ağır Ceza Mahkemesi Terörle Mücadele Kanunu 10. maddesiyle görevlendirildi. 5 yıldır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Zirve Yayınevi cinayetleri davasının yargılaması aynı mahkemesinde görülmeye devam etti. Buna karşın 3. Yargı Paketi düzenlemesi öncesi cinayetleri soruşturan TMK 10. maddesiyle görevli savcılar Şeref Gürkan ve İsmail Aksoy, paketin yasalaşmasının ardından dosyaya görevlendirilmedi. Davanın 40. duruşmasında duruşmaya normal savcı statüsündeki Zafer Hazar katıldı. Bununla birlikte mahkemede 5 yıldır görevli olan iki üye hakim de değişti.

Mahkeme Başkanı Hayrettin Kısa görevde kalırken mahkemeye Osman Kandemir ve Hüseyin Turan yerine Ünal Öztürk ve Bülent Coşkun atandı."

Darbe soruşturmaları olan Ergenekon, Balyoz gibi davalarda 3. Yargı Paketi çerçevesinde ‘Devam eden soruşturmalar etkilenmeyecek’ ilkesine uyulurken

Ergenekon kapsamındaki Zirve Yayınevi Davası’nda iki hakim ve iki savcının değiştirilmesi çok garip…

Nitekim Orhan Kemal Cengiz de buna işaret ediyor…

Bu meseleye yarın da devam edeceğiz…

Ergenekon’a kazandırmaya artık son verelim!


RASİM OZAN 13 Şubat 2012, Pazartesi

Devlet krizi, kurumlararası çatışma, vesaire derken, bu hengamede şu an ihtilaf halinde olanların hepsinin birden düşmanı olan Ergenekon realitesini unutmayalım… Ergenekon denilen kirli ve hain yapı Hakan Fidan‘ın da, Ali Fuat Yılmazer‘in de, Sadrettin Sarıkaya‘nın da, Yeni Şafak‘ın da, Bugün‘ün de, Star‘ın da, Zaman‘ın da, Sabah ve Takvim‘in de, Taraf‘ın da düşmanı, hepimizin düşmanı…

Herşeyden önce de Tayyip Erdoğan ve Fethullah Gülen’in düşmanı… Lütfen artık daha fazla düşman sevindirmeyelim… Bu hain yapılanma her boşluğu değerlendiriyor. Yapmayalım, yapmayalım… Bakın aşağıdaki habere, psikolojik savaşa tam gaz devam ediyorlar… Yalvarıyorum sağduyu…

Ergenekon davasının tutuklu sanığı Mehmet Haberal, istediği bir hastaneye sevk olabilmek için her yolu deniyor. Hakimlerden sonra Adli Tıp doktorlarına da dava açan Haberal’ın, sevki muhtemel hastaneleri de unutmadığı ortaya çıktı. Avukatları, üç hastaneye dava açarak, yetkilileri tehdit etmiş: "Sizinle davalıyız.

Müvekkilimiz hastanenizde tedavi olmayı kesinlikle kabul etmiyor."

Önce tahliye talebini reddeden 9 hakime dava açtı. Her birini bin 500’er lira tazminata mahkûm etti.

Ardından hazırladıkları rapor nedeniyle kendisine cezaevi yolunu açan Adli Tıp Kurumu doktorlarını hedef aldı. Kurumda görevli 7’si profesör 11 doktor hakkında ‘gerçeğe aykırı rapor düzenlemek’ ve ‘görevi kötüye kullanmak’ iddialarıyla 100 bin liralık tazminat davası açtı.

Ergenekon davasının tutuklu sanığı Mehmet Haberal’ın bunlarla da yetinmediği ortaya çıktı. İstediği hastaneye sevk olabilmek için bütün yollara başvuran Haberal’ın, sevki muhtemel hastaneleri de unutmadığı öğrenildi. Haberal, sağlık gerekçeleriyle gittiği Silivri Devlet Hastanesi, Mehmet Akif Ersoy Kalp Hastanesi ile Bakırköy Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastaneleri’ndeki yönetici ve doktorlar hakkında suç duyurusunda bulunarak, tazminat davaları açtı.

Bu, planın birinci aşamasıydı.

Ardından ikinci aşama devreye sokuldu. Haberal’ın avukatları söz konusu hastanelere giderek, "Sizinle davalıyız. Hastanenizde tetkik ve tedavilerin yapılmasını müvekkilimiz kesinlikle kabul etmiyor. Tedavi talebinin geri çevrilmesini istiyoruz. Bu konudaki tüm yasal haklarımızın saklı olduğunu arz ve talep ederiz." diyerek, hastaneleri üstü kapalı tehdit etti.

Söz konusu durum, Adli Tıp Kurumu doktorlarının Bakırköy 10.

Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderdiği ortak savunmada şöyle anlatılıyor: "Kendisinin istediği raporları alabileceği, istediği teşhisleri koyarak misafir edebilecek bir kurum seçeneğinin hali hazırda kendisine sunulmamış olmasından dolayı avukatları aracılığı ile gerek Halkalı Mehmet Akif Ersoy Kalp Hastanesi gerekse Bakırköy Dr. Sadi Konuk Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’ne, hastalanması halinde gönderilmemesi konusunda ön ikazlarda ve tehditlerde bulunarak, kendi tercih edecekleri bir kuruma gidebilme konusunda altyapı oluşturmaya da çalıştıkları bir vakıadır."

Mehmet Haberal’ın bu hastanelerdeki gerek idareciler ve gerekse kardiyoloji uzmanlarına ‘görevi kötüye kullanma’, ‘olası kast’, ‘yaşam hakkına müdahale’, ‘gerçeğe aykırı rapor düzenlemek’ iddialarıyla suç duyuruları bulunuyor.

Avukatları tarafından hastanelere yapılan başvuru belgelerinde Mehmet Haberal’ın ölümcül bir hastalığa yakalandığı özellikle vurgulanıyor. Avukatlar gittikleri hastane yönetimlerine sürekli, "Hastanelerde yapılan işlemlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘insanlık dışı ve zalimane muamelede bulunma yasağı’na da açıkça aykırılık teşkil etmektedir." diyor. Haberal’ın Silivri Cezaevi’ndeki aile hekimi olan ve başta kardiyoloji olmak üzere birçok alanda uzmanlığı bulunmayan Dr. Ali Ekrem Sabancıoğlu‘nun düzenlediği raporlar ise gerekçe olarak sunuluyor: "İleri tetkik ve tedavilerin yapılması için Silivri Devlet Hastanesi‘ne sevk edilmesini müteakip daimi monitörize edilmesi ve ivedilikle tam teşekküllü kardiyolojik yoğun bakım ünitesini haiz multi-disipliner bir hastaneye sevk edilmesi talebinde bulunulmuştur."

Avukatlar, rapora rağmen ‘Haberal’ın Silivri Devlet Hastanesi tarafından ısrarla tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmediğini ve haklarında suç duyurusunda bulunulduğunu’ belirterek, "Bu kapsamda, kurumunuzun, Silivri Devlet Hastaneleri yetkililerince işlenen suça, doğrudan ya da dolaylı hiçbir biçimde iştirak etmemesini temenni ederiz. Müvekkilimiz böyle bir durumda size gelebilir. Fakat ilgili doktorlarınız hakkında ‘gerçeğe aykırı rapor düzenlemek’ ve ‘görevi kötüye kullanmak’ suçlarından dolayı yapılan suç duyuruları bulunuyor. Size gelirse ‘hukuksal ihtilaf’tan dolayı bakmayın. Müvekkilimizin buna rızası yok. Her türlü tetkik ve tedavi taleplerinin geri çevrilmesini istiyoruz." ifadelerini kullanıyor…

http://www.takvim.com.tr/Yazarlar/rasim.ozan/2012/02/13/ergenekona-kazandirmaya-artik-son-verelim

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: