Etiket arşivi: sanık

Ergenekon’da hem tanık, hem sanık


Davası’nda dinlenilen ‘Gizli Tanık 9’ kimliğini açıkladı. Dava sanıklarından biri olduğu anlaşılan Gizli Tanık 9’un talebi üzerine mahkeme, açık kimliğinin yayınlanmasını yasakladı.

’Gizli Tanık 9’, 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay’a yapılan silahlı baskına ilişkin açıklamalarda bulundu. Gizli Tanık 9, Alparslan Arslan’ın kendisine Danıştay baskını ile ilgili olarak " İlker Başbuğ buraya getirilmeden bu dava çözülmez" dediğini öne sürerek "Ne hikmetse Sayın İlker Başbuğ yıllar sonra tutuklandı. Alparslan Arslan’ın ne dediği anlam kazanıyor" şeklinde yorumlarda bulundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ’de görülen Ergenekon Davası’nda dinlenilen Gizli Tanık 9, hakim Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürüldüğü, 4 hakimin yaralandığı 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay’a yapılan silahlı baskına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kimliğini açıklamasının ardından dava sanıklarından biri olduğu anlaşılan Gizli Tanık 9’un, orjinal sesi ve görüntüsü duruşma salonunda bulunan ekranlara yansıtıldı. Ancak mahkeme heyeti, Gizli Tanık 9’un açık kimliğinin yayınlanmasına yasak getirdi.

HEM TANIK HEM SANIK

Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese, kimlik tespitinin ardından gizli tanığa haklarını hatırlatarak "Aynı zamanda bu davada sanık olduğunuz için yemin ettiremiyoruz. Yeminsiz olarak sizi dinleyeceğiz. Maddi gerçeğin ortaya çıkması için sizden doğruyu söylemenizi bekliyoruz" dedi. Gizli Tanık 9 şu ifadeleri verdi:

"Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması işini Veli Küçük ’ten aldım. Veli Küçük sana iki el bombası verilecek’ dedi. Sonra Ataşehir’de bir dairede Muzaffer Tekin bana iki bomba, Alparslan’a da bir bomba verdi. İlk iki bombalı eylemi ben yaptırdım. Suçlarım bunlarla sınırlı. Üçüncü bombayı Alparslan Arslan kendisi atmıştır. Danıştay saldırıyla da ilgim yok. Alparslan Arslan olaydan 46 gün sonra çıkıp 90 yaşındaki şeyh Salih Kurter’in kendisini azmettirdiğini söyleyerek, asıl karanlık güçleri kamufle etmeye çalıştı. 90 yaşında yatalak bir kişiyi kendisine dini lider olarak seçtiğini söylüyor. Ayrıca olayı azmettiren kişi bu diyor. Hangi lider kendi adamının bakımına muhtaçtır? Ankara Cumhuriyet Savcısı Şemsettin Özcan da ona itibar ederek, olayla hiç ilgisi olmayan 6-7 kişiyi tutuklattı. Danıştay saldırısıyla ilgili iddianame bu şekilde hazırlandı.

Aslında iddianameyi hazırlayanların da yargılamayı yapanların da olayın iç yüzünü bildiklerine eminim. Ama Ankara’daki mahkemenin başka türlü yargılama yapması imkansızdı. Bu olaylar hep böyle olmuştur. PKK bir olay yaptığında derhal MOBESE kameraları vasıtasıyla failleri ortaya çıkartılıyor. Ancak kendilerine ulusalcı diyenler vasıtasıyla bu davada iddia edilen olayların üzeri kapalı kalıyor. Kameralar da kaybolur görüntüler de bulunmaz. Bu saldırı(Danıştay saldırısı) Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yapılmıştır. Bu kurumun (Danıştay) eski başsavcısı Tansel Çölaşan, o kurumun başsavcısı olmasına rağmen OYAK kamera kayıtlarını inceleyip emniyete bildirmemiştir. Kendi mesai arkadaşlarını şehit edenleri ortaya çıkartmak yerine mesai arkadaşlarını şehit edenlerin avukatlığına soyunmuştur. Bu olayda gerçeği ortaya çıkaran İstanbul bağımsız savcı ve hakimleridir. İstanbul bağımsız savcı ve yargıçlarının çıkacağını bilselerdi yapmaları mümkün değildi. Cumhuriyet tarihinden İstanbul bağımsız savcı ve hakimleri ortaya çıkana kadar olaylar bu şekilde gerçekleşmiştir."

Gizli Tanık 9, Danıştay Davası’na bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Orhan Karadeniz’in Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli Albay Levent Göktaş ile aile dostu ve işortağı olduklarını iddia etti.

"TEK TALEPLERİ SANIKLARIN TAHLİYE EDİLMESİ"

Gizli Tanık 9, "Bu olayı Alparslan Arslan’a yaptıranlar kendilerine ’ulusalcıyız’ diyorlar. Başta CHP olmak üzere kendilerine ulusalcıyız diyenler mahkeme geliyor, saldırıya uğrayan Cumhuriyetin hakimlerini savunmuyorlar. Tek talepleri var sanıkların tahliye edilmesi. Bir tane ulusalcı mağdur tarafında yer almamıştır. Bu bir akıl tutulmasıdır" dedi. Mahkeme Başkanı Özese tarafından yorum yapmaması konusunda uyarılan Gizli Tanık 9, "Söylediklerim yorum değil, bir hakikat, somut bir kanıttır" diye cevap verdi.

"ARSLAN, SARIKIZ, YAKAMOZ VE AYIŞIĞI’NI SAKIZ EDEREK SÖYLÜYORDU"

Gizli Tanık 9, "Alparslan Arslan’la 2005 yılının sonlarında kendisiyle Üsküdar’da sahilde sohbet ettiğimde Sarıkız, Yakamoz ve Ayışığı’nı sakız ederek söylüyordu. Arslan, Sarıkız gel seninle Ay ışığında sohbet edelim’ diyordu. Bu sohbette bana ‘Bir yerlerden malzemeler gelecek, kendi evinde saklar mısın?’ dedi. Ben de kabul etmedim" şeklinde konuştu.

"DAVANIN ÇÖZÜLMESİ İÇİN BURAYA İLKER BAŞBUĞ’UN GETİRİLMESİ GEREKİR"

Gizli Tanık 9, Alparslan Arslan’ın yaptığı eylemlerden sonra, ortadan kaldırılması korkusuyla yakalanmak istediğini de söyleyerek şöyle konuştu:

"Alparslan Arslan kendisini ulusalcı diye tanımlıyor. Alparslan Arslan’ı önceleri vicdanlı bir arkadaş olarak tanımıştım. Yakalandıktan sonra kendisiyle aynı yerde kalmıştık. Bana ben çıkmaz bir yoldayım, sakın geri adım atma. Hakkını helal et’ diye beyanı olmuştu. Bu davanın çözülmesi için buraya 2010 yılında geldik. Ben bu olayı çözeceğim dediğimde kendisi (Alparslan Arslan) aynen şu beyanda bulunmuştur: Bu davanın çözülmesi için buraya İlker Başbuğ’un getirilmesi gerekir.’ Sayın İlker Başbuğ’un buraya getirilmeden bu davanın çözülemeyeceğini beyan etmiştir. Ne hikmetse Sayın İlker Başbuğ yıllar sonra tutuklandı. Bu da Alparslan Arslan’ın ne dediğine anlam kazandırıyor."

Mahkeme Başkan Hasan Hüseyin Özese sık sık Gizli Tanık 9’u "Sadece bilginizi, görgünüzü anlatın, yorum yapmayın" diyerek uyardı. Duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklu sanıklardan Alparslan Arslan’ın uyuşturucu kullanıp kullanmadığı sordu. Gizli Tanık 9 ise Arslan’ın uyuşturucu kullandığını görmediğini söyledi. Duruşma Gizli Tanık 9’un dinlenmesi ile devam ediyor.

AÇIK KİMLİĞİYLE İFADE VERENLER

Davada, daha önce gizli tanıklar Poyraz ve Hisar da gerçek kimlikleri ile ifade vermiş ancak açık kimlikleriyle ilgili yayın yasağı konulmuş, PKK’nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık ise kimliği konusunda yayın yasağı olmadan ifade vermişti.

SÖZDE DAVADA BEBEK KATİLİ DE DİNLENECEK


Mahkeme, Öcalan’ın TSK’ya çamur atması için ön adımı attı

(SÖZDE) Ümraniye davasının bugün görülecek olan duruşmasında, bebek katili Abdullah Öcalan‘ın eski avukatı İrfan Dündar‘ın tanık olarak dinlenmesine karar verildi.

(İLGİLİ HABER) GİZLİ TANIK ŞEMDİN SAKIK ÇIKTI

(İLGİLİ HABER) GİZLİ TANIĞI MAHKEME DEŞİFRE ETTİ

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, duruşmada teröristbaşı Abdullah Öclan’ın eski avukatlarından İrfan Demir ile Zahit Engin’i tanık olarak dinleyeceklerini açıkladı.

O BELGEYİ ÖZKÖK’E GÖNDERDİM

Öte yandan, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülen (SÖZDE) Ümraniye Davası‘nda Faruk Demir tanık olarak dinlendi.

Yüksek Strateji Merkezi‘nin eski başkanı olduğunu söyleyen Faruk Demir, dönemin ABD Büyükelçiliğinin siyasi müsteşarı John Kunstadter ile yakın ilişkisi olduğunu ifade etti.

Demir, "Genel dış politikalarını tartıştığımız Kunstadter Türk halk kültürüne de yakından ilgi duyuyordu. Ramazan ayını birlikte geçirdik. Anadoluya ilgisi vardı. Fotoğraflarını gösterdi. Birgün sohbet sırasında ‘Bıktık artık. Türkiye’nin iç politikasıyla ilgili absürt belgeler gönderiyorlar. Bu bizim işimiz değil. Bizim için hükümet ve asker aynı’ dedi. Ben de ‘Nedir bunlar’ diye sordum. Bana Hilmi Özkök ile ilgili, işini iyi yapmadığı, istifaya zorlandığı gibi şeylerin yazıldığı bir word belgesi gösterdi. ‘Mühim olabilir’ diye sempatik bir kanaldan dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e yolladım" dedi.

Sorular üzerine Tanık Demir, sempatik kanalın ise mektup olduğunu söyledi.

"AYIŞIĞI, YAKOMOZ VE SARIKIZ’I BASINDAN DUYDUM"

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, dava sanıklarından emekli Tuğgeneral Levent Ersöz‘ün "Ayışığı", "Yakamoz", "Sarıkız" gibi planları Faruk Demir’den aldım" şeklindeki ifadesini hatırlattı.

Bu planları bilmediğini söyleyen Tanık Demir, Ersöz’e sözünü ettiği word belgesini anlattığını, bu word belgesini Genelkurmay Başkanlığı’na da gönderdiğini söylediğini dile getirdi.

Demir, "Ayışığı, Yakamoz adlı darbe planlarını davalar açıldıktan sonra basından duydum. Askerin darbe yapacağına ilişkin de bir şey duymadım" diye konuştu.

"Kunstadter’in CIA bağlantısı var mı?" sorusu üzerine Tanık Demir, kendisinde bu şekilde bir emare oluşmadığını söyledi. Demir, "Gazeteci Nuray Başaran benimle bir ropörtaj yapmıştı. Bunun üzerine Ersöz beni çağırdı. Görüşmeye gittim. Ersöz ile ABD’nin Irak işgali, Türk ABD ilişkileri, yeni siyasi iktidarın getirdiği iklim gibi konularda sohbet ettik" diye konuştu.

ASKERHABER / İSTANBUL

Ergenekon davasında, Abdulvahit Özkaya’nın çapraz sorgusu yapıldı


Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında, tutuksuz sanık Abdulvahit Özkaya’nın çapraz sorgusu yapıldı. Özkaya, fişleme yaptığı yönündeki iddiaları reddetti. Hüseyin Görüm’e verdiği belirtilen belgeler hakkında ise “Kimseye böyle bir belge vermedim.” dedi.

İSTANBUL (CİHAN)- Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında, tutuksuz sanık Abdulvahit Özkaya’nın çapraz sorgusu yapıldı. Özkaya, fişleme yaptığı yönündeki iddiaları reddetti. Hüseyin Görüm’e verdiği belirtilen belgeler hakkında ise “Kimseye böyle bir belge vermedim.” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen 65’i tutuklu 275 sanıklı Ergenekon Davası’nın 260. duruşması başladı. Duruşmada, Mustafa Balbay, Veli Küçük, İbrahim Şahin, Tuncay Özkan ve Danıştay Saldırısı dosyası sanığı Alparslan Arslan’ın da aralarında bulunduğu 31 tutuklu sanık hazır bulundu. Eski Genelkurmay İlker Başbuğ, Mehmet Haberal, Levent Ersöz ve Doğu Perinçek’in de aralarında bulunduğu 34 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı.

Duruşmada, davanın tutuksuz sanığı Abdulvahit Özkaya’nın çapraz sorgusu yapıldı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, "Saffet Çerçi ile ilgili fişlemeler yaparak Hüseyin Görüm’e verdiğiniz iddia ediliyor. Bu belge de Murat Çağlar’ın otomobilinde bulunmuş." hatırlatmasını yaparak Özkaya’dan bu konuda savunma yapmasını istedi.

Özkaya ise Saffet Çerçi’nin komşusu olduğunu belirterek, "Herkesin bir merakı vardır. Benim merakım da bu tip yazılar ve makaleler yazmak. Bu yazdığım yazıları çocuklarıma hatıra olsun diye saklarım. Kimseye böyle bir belge vermedim." dedi.

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Özkaya’ya, dava sanıklarından Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Mehmet Fikri Karadağ, Taner Ünal, Sevgi Erenerol ve Kemal Kerinçsiz’in de aralarında bulunduğu bazı fotoğrafları göstererek fotoğraftakileri tanıyıp tanımadığını sordu.

Davanın tutuksuz sanığı Hüseyin Görüm’ü, komşusu olan bir esnafa gelip gitmesinden dolayı tanıdığını belirten Özkaya, "Hatay’lıyım ve yemek kültürüm çok zengindir. Mutafağa çok önem veririm. Sekreterime, dükkana kim gelirse gelsin yemek yedirmeden bırakmaması yönünde talimat verdim. Hüseyin Görüm de bu vesile ile sık sık gelip giderdi. Zamanla kendisi ile çok samimi olduk." dedi.

Kur’an-ı Kerim’i çok sevdiğini ve bildiğini, Arapçayı da çok iyi konuştuğunu belirten Özkaya, bu nedenle Görüm’ün zaman zaman yanına gelerek bazı sure ya da ayetler konusunda kendisinden açıklama ya da çeviri yapmasını istediğini anlattı. Özkaya, sözlerine, "Benden öğrendiği bilgiler ile eline Kuran’ı da alan Hüseyin Görüm, sonra da Türkiye’ye İsa oldu, Musa oldu. Hüseyin Görüm, bana bir piyangodur. Kuvayi Milliye, güç birliği diye hayaller kuran bir arkadaştır." diye konuştu.

Hüseyin Görüm’ün daveti üzerine Maltepe’de bir konteynerde kuru fasulye yemeye gittiklerini belirten Özkaya, "Orada Muzaffer Tekin ile tanıştım. Daha sonra da bir at yarışı organizasyonu vardı. Oraya da ailemle birlikte gitmiştim. Orada Fikri Karadağ (Ergenekon davasın tutuklu sanığı) ile karşılaştım. Ancak Fikri Karadağ’ı daha önce de Kuvayı Milliye Derneğinin Genel Başkanı olduğunda hayırlı olsun ziyaretine gitmişttiğimde tanımıştım." dedi. Sanık Özkaya, kendisine gösterilen fotoğraflardaki bazı kişileri basından tanıdığını, diğerlerini ise hiçbir şekilde tanımadığını söyledi.

Ergenekon’un Gazeteci ve yazar sanıkları


Başbakan Erdoğan ve AKP’liler sürekli tekrarlıyor: Gazeteciler haberlerinden dolayı, Yazarlar kitaplarından dolayı, TV patronları da, muhalif yayınlarından dolayı Tutuklanmıyor!

Başbakan’a göre medyada baskı da yok.

Her şey güllük gülistanlık…

Öyle ya, artık illegal dinlemeler, yalan manşetlerle hayat karartmalar da affedilecek.

Yaşasın özgür medya!

Sırf Ergenekon davasından yargılanan gazeteci/ yazar/ TV sahiplerinin sayısı kaç biliyor musunuz; 39!

Kim mi onlar?

İşte alfabetik sırayla o liste:

Adnan Akfırat
Adnan Bulut
Ahmet Şık
Barış Pehlivan
Barış Terkoğlu
Deniz Yıldırım
Doğan Yurdakul
Doğu Perinçek
Durmuş Ali Özoğlu
Fatma Sibel Yüksek
Ferit İlsever
Güler Kömürcü
Halil Behiç Gürcihan
Hayati Özcan
Hayrullah Mahmut Özgür
Hikmet Çiçek
Merdan Yanardağ
Murat Avar
Mustafa Balbay
Müyesser Yıldız
Nedim Şener
Serhan Bolluk
Soner Yalçın
Tuncay Özkan
Ufuk Akaya
Ufuk Mehmet Büyükçelebi
Ümit Oğuztan
Ünal İnanç
Vedat Yerener

YAZARLAR

Bekir Öztürk
Coşkun Musluk
Emin Gürses
Ergün Poyraz
Erol Manisalı
Erol Mütercimler
Sait Çakır
Yalçın Küçük

TV SAHİPLERİ

Mehmet Haberal
Mustafa Özbek

Evet, liste böyle…
Bu listede vefat eden gazeteci İlhan Selçuk yok. Keza yazdığı kitapla başına gelmedik kalmayan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı da…
Sözün özü:
Dokunan yanıyor!

Odatv.com

KADIN TELLALLARI VE PKK’LI CANİLER TANIK, YURTSEVERLER SANIK.


Adam gizli tanık…

Adam el üstünde… Yere göğe sığdıramıyorlar.

Savcılar ona “Osman’ım” diye sesleniyor. “Osman’ım gel, Osman’ım
Git…”

Yargıç “Osman Bey” diyor.

Ama 9 numaralı gizli tanık Osman Yıldırım’ın suç dosyası hayli kabarık.

Saymakla bitmez.

Muhabbet tellallığı, cinayet, sahtecilik, ruhsatsız silah taşımak, kasten adam öldürmeye teşebbüs…

“Osman’ım” öz yeğenine fuhuş yaptırmaktan 2 yıl 6 ay hapis cezası almış, ablasını öldürmekten 20 yıla mahkûm edilmiş.

Şimdi gizli tanık o.

Hem sanık, hem gizli tanık…

Hem yargılanıyor, hem yargılıyor…

Hem suçlu, hem güçlü…

Kimi yargılıyor?

Türk silahlı kuvvetlerini, dağlarda PKK teröristleri ile savaşan onun şanlı komutanlarını, Genel Kurmay Başkanını…

Kimi yargılıyor?

Yaşamında karıncayı bile incitmemiş, adı hiçbir yolsuzluğa, ahlaksızlığa karışmamış gazetecileri, politikacıları, aydınları, yani kısaca yurtseverleri…

Şimdi onun yanında bir gizli tanık daha çıktı ortaya. (Gerçi gizli tanıklar saymakla bitmez ya…)

33 askerimizin, 33 kınalı kuzumuzun ölüm emrini veren ve müebbet hapse mahkûm edilen, PKK’nın iki numaralı adamı cani Şemdin Sakık…

Artık saklamaya, gizlemeye bile gerek görmüyorlar.

PKK ile TSK’yı karşı karşıya getiriyorlar…

Sevgili Yılmaz Özdil’in deyişi ile PKK tanık, TSK sanık…

Bir şanlı ordunun Genel Kurmay Başkanı ile bir caniyi karşı karşıya getirmeye utanmıyorlar.

Sıkılmıyorlar.

40 bin kişinin katili bir terör örgütünün üyesi, Türk Ordusunu ve onun komutanlarını suçluyor.

Yargılıyor.

Eski bir deyişle “İtham ediyor.”

Rahat.

Sakin.

Kendinden emin.

Zafer kazanmış bir komutan edasıyla…

Şu yargının acıklı haline bakar mısınız?

Perişan haline bakar mısınız?

Silivri ile PKK el ele…

Yazıklar olsun size, yazıklar olsun…

40 bin şehit ailesinin yüzüne nasıl bakacaksınız bundan sonra?

Daha da önemlisi kendi çocuklarınızın, eşinizin, dostunuzun yüzüne nasıl bakacaksınız?

Ortada ne cumhuriyet bıraktınız, ne Atatürk. Ne ordu bıraktınız, ne komutan…

Ama unutmayın, aklınızdan hiç çıkarmayın. Bütün kaleler zapt edilmedi henüz.

Atatürk gençliği. Kadınlar, Ulusalcılar. Vatanseverler ayakta…

Dimdik… Ayakta…

Kararlı…

19 Mayıs’lar, 29 Ekim’ler, yeni bir kurtuluş savaşının başlangıç tarihidir.

Kemalist Cumhuriyet yeniden kurulacaktır. Vatanın yağmalanan her karış toprağı; haraç mezat satılan alın teri, göz nuru kamu malı yeniden alınacaktır.

Atatürk’ün deyişi ile “Türk yenildi derlerse inanmayınız. Yenilen kumandandır, Türk ordusu değil…”

Türk ulusu değil.

Türk ulusu böyle nice karanlık dönemlerden geçmiştir.

Asıl korkması gerekenler bu ülkeyi, bu vatanı pazarlayanlar, bölenler, bir terör örgütüne teslim edenlerdir.

Gelecekte Silivri, Hasdal duvarlarının çok yüksek olmadığını da göreceklerdir.

Türk ulusu Türkiye’nin parçalanmasına asla izin vermeyecektir.

Cumhuriyeti yıkanlar yıkılacak, yurtseverleri yargılayanlar yargılanacaktır.

Günümüzde karşıdevrim, devrimi getirmiştir. “Ya istiklal, ya ölüm”ü getirmiştir.

Devrim yürüyüşü başlamıştır artık… Kimse durduramaz.

Engelleyemez.

PKK’lı cani Şemdin Sakık’larınızla, kadın tellalı “Osman’larınızla, sahte haham Tuncay Güney’lerinizle birlikte deliğe süpürüleceksiniz…

O günler uzak değil…

ALİ ERALP

İLK KURŞUN

GİZLİ TANIK, SANIK BİR DE SAPIK


(SÖZDE) Ümraniye davasının hem gizli tanığı hem sanığı olan Dilsiz’e, tecavüzden, 31 yıl hapis

(SÖZDE) Ümraniye Davası‘nın hem gizli tanığı hem de sanığı olan Yüksel Dilsiz, 14 yaşındaki çocuğa tecavüz etmekten 31 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 45 yaşındaki Dilsiz, "cinsel istismar" ve "hürriyeti tehdit" suçlarından Bursa’da tutuklu olarak yargılanıyordu.

2010 yılında 14 yaşındaki M.D. adlı çocuğun şikayeti üzerine Bursa’daki evinde gözaltına alınan Yüksel Dilsiz, "cinsel istismar" ve "hürriyeti tehdit" suçlarından tutuklandı. Dilsiz’in 14 yaşındaki M.D.’yi kandırarak tecavüz ettiği ve olayı kimseye anlatmaması için çocuğu tehdit ettiği iddia edildi.

Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sona gelindi. Mahkeme, (SÖZDE) Ümraniye davasının gizli tanığı Yüksel Dilsiz’e birden fazla kez cinsel istismar suçundan 22 yıl, bir çok kez hürriyeti kısıtlama suçundan da 9 yıl olmak üzere toplam 31 yıl hapis cezası verdi.

(SÖZDE) İkinci Ümraniye davasında ise kapsamında tutuksuz yargılanan Yüksel Dilsiz, dilekçe vererek savunmasını yapacağı sırada diğer sanıkların ve basın mensuplarının dışarı çıkarılmasını istemişti. Dilsiz, kapalı oturum ya da gizlilik kararı alınmamasına rağmen davanın 166’ıncı duruşmasında yalnızca izleyicilerin önünde savunmasını yaptı.

Öte yandan (SÖZDE) İkinci Ümraniye Davası’nın 6 Ağustos 2009 tarihinde görülen 2. duruşmasında Avukat Ali Rıza Dizdar, Yüksel Dilsiz’in gizli tanık olduğunu iddi etmişti.

Dizdar’ın sözleri üzerine söz alan savcı da “Avukat Ali Rıza Dizdar, gizli tanığımızı deşifre etmiştir. Kimliğini açıkladığı için hakkında gizli tanığı deşifre ettiği iddiasıyla suç duyurusunda bulunuyorum" diyerek Dilsiz’in gizli tanık olduğunu kabul etmişti.

Dilsiz kendisini Bursa’da yüzbaşı rütbesinde bir subay olarak tanıtıyordu.

ASKERHABER / HABER MERKEZİ

Ergenekon Sanığı, Duruşmada Veli Küçük’ün Elini Öptü


Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Astsubay Oktay Yıldırım’ın duruşma salonuna girişte Veli Küçük’ün elini öperek yerine oturması dikkat çekti.

Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Astsubay Oktay Yıldırım’ın duruşma salonuna girişte Veli Küçük‘ün elini öperek yerine oturması dikkat çekti. Yıldırım’ın bu hareketi, Ergenekon soruşturmaları ile gündeme gelen Muzaffer Tekin‘in Veli Küçük‘ün elini öptüğü fotoğrafı hatırlattı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon davasının 235. duruşmasında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hurşit Tolon, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin‘in de aralarında bulunduğu 39 tutuklu sanık hazır bulundu. Daha önce 16 duruşmaya girmesi yasaklanan Oktay Yıldırım ile esas hakkındaki savunmasını yapana kadar duruşmaya katılması yasaklanan Doğu Perinçek de duruşmaya katıldı. Yasaklı sanıklara, kendi gösterdikleri savunma tanıklarının dinlenecek olması nedeniyle duruşmaya katılmalarına izin verildi.

Doğu Perinçek diğer sanıklarla birlikte duruşmaya çıkarken Oktay Yıldırım, duruşma başladıktan sonra salona getirildi. Salona girdikten sonra Levent Göktaş, Hasan Atilla Uğur ve Mehmet Demirtaş gibi bazı sanıklarla tokalaşarak selamlaşan Yıldırım’ın, koltuğunda oturan Veli Küçük‘ün elini öptükten sonra yerine oturması dikkat çekti. Yıldırım’ın bu hareketi, Ergenekon soruşturmaları ile gündeme gelen Muzaffer Tekin‘in Veli Küçük‘ün elini öptüğü fotoğrafı hatırlattı. Ergenekon soruşturmasının başlamasına sebep olan Ümraniye‘deki bir gecekonduda bulunan 27 el bombasının, emekli Astsubay Oktay Yıldırım’a ait olduğu ileri sürülmüştü.

Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP milletvekilleri Mehmet Haberal ile Mustafa Balbay, Levent Ersöz, Tuncay Özkan ve Danıştay saldırısının tetikçisi Alparslan Arslan‘ın da aralarında bulunduğu 26 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı. Tutuksuz sanıklardan ise Hüseyin Nazlıkul, Adnan Bulut, Nusret Senem ve Güler Kömürcü Öztürk duruşmada hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, sanık Doğu Perinçek ile Mehmet Zekeriya Öztürk’ün savunma tanığı Mesut Aydemir ile sanık Oktay Yıldırım’ın savunma tanığı Aslı Aydıntaşbaş‘ın hazır olduğunu açıkladı. Özese, Aydıntaşbaş’ın ifadesinin alınması işleminin önceki duruşmada yarım kaldığını belirterek ifadeye bugün de devam edileceğini söyledi.

Sanık Zekeriya Öztürk, önceki oturumda kendisi tanığa soru sorarken duruşmaya ara verildiğini belirterek birkaç sorusu daha olduğunu söyledi. Öztürk, gazeteci yazar olan Aslı Aydıntaşbaş‘a, kamuoyunda ilk kez Ergenekon isminin duyulduğu dönemde yazdığı Ergenekon yazısında "Ergenekon-Analiz-Devletin yeniden yapılanması" belgesini kullandığını hatırlatarak bu belgeyi nereden, kim tarafından ve hangi tarihte aldığını sordu. Kim tarafından olduğunu ve hangi tarihte eline ulaştığını hatırlamadığını belirten Aydıntaşbaş ise bu belgenin bir zarf içerisinde gazete danışmasına bırakıldığını söyledi.

Zekeriya Öztürk’ün soruları üzerine Danıştay saldırısının ardından saldırının dini hassasiyet nedeniyle gerçekleştiği şeklinde yazı yazdığını belirten Aydıntaşbaş, "Medyada bu şekilde haberler çıkmıştı. Ben de bunları analiz ederek yazı yazdım." dedi. Öztürk’ün, "Daha sonra yazdığınız yazıda ise daha farklı bir sebeple bu saldırının gerçekleştiğini yazdınız." hatırlatması üzerine Aydıntaşbaş, "Olayın ilk sıcaklığı ile hemen dini hassasiyet nedeniyle, Danıştay‘ın verdiği türban kararı nedeniyle işlendiği söylendiği ve yazıldığı için böyle bir analiz yapmıştım. Ancak daha sonra saldırı olayının bu sebepten olmadığını ima eden haberler yayınlanmıştı. Bu nedenle ben de yazımı bu şekilde yazdım." dedi

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: