Etiket arşivi: tanık

Ergenekon Davası’nda Emekli Binbaşı Zahit Engin Tanık Olarak Dinlendi


Ergenekon Davası’nda tanık olarak dinlenen emekli Jandarma İstihbarat Binbaşı Zahit Engin, "1999 yılında Ankara’da içkili bir yemekteki sohbet ortamında Ergenekon’u duydum" dedi.

Ergenekon Davası’nda tanık olarak dinlenen emekli Jandarma İstihbarat Binbaşı Zahit Engin, "1999 yılında Ankara’da içkili bir yemekteki sohbet ortamında Ergenekon’u duydum" dedi. Danıştay Saldırısı’nın arkasında Ergenekon yapılanmasının olduğunu iddia eden tanık Engin, "Rahip Santoro cinayetiyle başlayan ve devam eden olayların arkasında Ergenekon’un olduğunu düşünüyorum. Bunlar benim değerlendirmelerimdir. Değerlendirmelerim içimdeki bir histir. Ergenekon duruyor. Dimdik değil ama korktu, belki de sindi. Bir sürü insanı ‘Ergenekon’ diye topladılar. Ama bir Encümen-i Daniş üyesini getiremediler" diye konuştu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen Ergenekon Davası’nda emekli Jandarma İstihbarat Binbaşı Zahit Engin tanık olarak dinlendi. 2002’de Jandarma’dan Binbaşı rütbesi ile emekli olduğunu söyleyen Engin, "1999 yılında Ankara’da içkili bir yemekteki sohbet ortamında Ergenekon’u duydum. Sivillerin bulunduğu bir masaydı, kimin söylediğini hatırlamıyorum. İçki masasında konuşulanların üzerinde durmadım. İçki masasında konuşulanları ciddiye bile almadım" dedi. Danıştay Saldırısı’nın arkasında Ergenekon yapılanmasının olduğunu iddia eden tanık Engin, saldırıdan sonra gazeteci Uğur Dündar‘ın kendisini arayarak televizyon programına çıkarmak için ikna etmeye çalıştığını söyledi. Dündar’ın program teklifini kabul etmediğini belirten Engin, "Dündar’a ‘Vatan – milleti düşünüyorsan Ergenekon’u araştır’ dedim. Telefonda 45 dakika konuştuk" dedi. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel‘in, "Bu iddianızı neye dayanarak söylüyorsunuz, iddianızı somutlaştırı mısınız?" diye sorması üzerine tanık Engin şunları söyledi:

"Danıştay saldırısıyla ilgili çok haber okudum ve araştırdım. Sordum sorduladım. Çok büyük bir iddia sahibi de değilim. Cemaatlerin böyle bir eyleme giremeyeceğini bu işin arkasında Ergenekon yapılanmasının olacağını düşündüm. Uğur Dündar beni aradı, "Ben de ‘Siz Ergenekon’u araştırın’ dedim. Bunlar benim değerlendirmelerimdir. Değerlendirmelerim içimdeki bir histir."

"TEHDİT EDİLDİM"

Tehdit edildiğini belirten Engin, "Ankara’dan Bahçelievler’e giderken devre arkadaşım Zeki Ayan ile telefonla görüştük. 100-200 metre sonra arabayla karşıma çıktı. ‘Silahsız dolaşıyorsun sana bir şey olursa üzülürüm’ dedi. Ben de bu tehdidi gönderenlere söyle ‘ölürsem bir şey yok ama, ben ölmeyip eşim ve çocuğum ölürse genel komutanı, kurmay başkanını alnının ortasından vurmazsam şerefsizim’ dedim. Başka bir arkadaşım da vuracaklar seni Cem Ersever‘in başına gelenleri düşünmüyor musun?’ dedi" diye konuştu. Kimin tehdit etiğine ilişkin soru üzerine Engin, "O zaman kimdi bilmiyorum. ya Levent Ersöz, ya da Halil Helvacıoğlu" diye cevap verdi.

"ERGENEKON DURUYOR DİMDİK DEĞİL"

Tanık Zahit Engin, "Ergenekon duruyor dimdik değil ama korktu, belki de sindi. Bir sürü insanı Ergenekon diye topladılar. Ama bir Encümen-i Daniş üyesini getiremediler. Emniyette ifade verirken, ‘savcı Zekeriya Öz çağırsın, ben yol göstereyim’ dedim. Acaba maksat ‘Ergenekon’u bitirmek mi, tamamen sindirmek mi? Belki ben yüzde 5, yüzde 10’u biliyorum. O da gördüklerim, duyduklarım falan. 30 sene sonrada ben aynı bildiklerimi anlatırım. Ama ‘Ergenekon’ yolundan çıktı. Kurunun yanında yaşı da yakmaya başladı. Türkiye‘de bir koro vardı. Bir olay olduğunda koro aynı gün, aynı şeyleri söylemeye başlıyordu. Bunun içinde emekli subaylar, generaller var. Her emekli olan genelkurmay başkanı yok.

Hilmi Özkök yok. Ama daha az rütbeliler içinde bulunuyor. İlk zamanlar Başbakan Erdoğan’a da toplantı tutanaklarını göndermişler. O da ‘dağıtın bunları’ demiş. Bunlar kendilerine bir rol biçtiler. Toplantılarına devam ettiler. Devletin gerçek sahibi ya bunlar. ‘Ergenekon’un beyni Encümen-i Daniş’ dedim. Encümeni Daniş ‘Türkiye nasıl yönetilir’ diye toplantılar yapıyordu. Ergenekon operasyonlarından sonra Encümen-i Daniş daha az toplantı yapmaya başladılar. Bir sürü günahsız adam burada yatıyor. Rahip Santoro cinayetiyle başlayan ve devam eden olayların arkasında Ergenekon’un olduğunu düşünüyorum" dedi. Necip Hablemitoğlu suikastının da tarikatlar, cemaatler tarafından işlenmediğini düşündüğünü söyleyen Engin, cinayetin ardından asker tarafından çok detaylı krıminal inceleme yapıldığını söyeyerek şunları anlattı: "Harekete dayalı saat ayarlı bombaydı. Çift düzenekli bombayı ilk defa orada duydum. Yakalanan adamların yapacağı bir iş değildi. 1 hafta İran’da bomba eğitimi gördük diyorlardı."

"ÖCALAN, ŞEMDİN SAKIK’A TEŞEKKÜR ETTİ"

Bingöl’de 1993’te 33 askerin şehit edilmesinden sorumlu tutulduğunu söyleyen tanık Zahit Engin, "’Gaffar Okkan cinayetini de Zahit Engin işledi’ diyorlar. Bu iddialar yüzünden yarın öbürgün torunlarım benden nefret edecek. Ben 2 kez kurşun yemiş ölümden dönmüş insanım. 6-7 Kasım tarihlerinde mahkemenizde tanık olarak dinlene PKK’nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık, "33 erin şehit edilmesi olayını ben yapmadım" diyor. Genelkurmay’ın bir arşivi olsada telsiz konuşmalarını ortaya çıkardı. Terör örgütü lidersi Abdullah Öcalan telsiz konuşmasında Şemdin Sakık’a teşekkür etti. Abdullah ‘Öcalan ben yapmadım’ diyor" diye konuştu. Engin, "Balyoz Davası’nda bazı listelerde adı olduğu için cezaevinde yatan askerler var. Vicdanım bunlara sızlıyor. Beni suçlayanlara değil. Ben kimseye iftira atmadım. ‘Ergenekon’ Türkiye gündeminde değilken bile, ben konuşuyordum" dedi. Duruşma Engin’in dinlenmesi ile devam ediyor

ERGENEKON’DA ŞİMDİ DE YALAN SİLSİLESİ SIRASI ADNAN HOCA’CILARDA ….


"Adnan Hocacı" tanık işkence gördüğünü anlattı

Ergenekon davasında 1999 yılında "Adnan Hocacılar" grubu operasyonu olarak bilinen baskınlarda gözaltına alınan Emre Çalıkoğlu tanık olarak dinlenildi. Çalıkoğlu, o dönemde Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’nde işkence gördüğünü anlattı ve sanık Adil Serdar Saçan’a suçlamalarda bulundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan ve Alparslan Arslan’ın da aralarında bulunduğu 31 tutuklu sanık katıldı.

Duruşmaya, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile men cezası verilen emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de aralarında bulunduğu 34 tutuklu sanık gelmedi.

Duruşmada, 1999 yılında "Adnan Hocacılar" grubu operasyonu olarak bilinen Bilim Araştırma Vakfı’na yapılan operasyonda gözaltına alınan Emre Çalıkoğlu tanık olarak dinlenildi. Çalıkoğlu, 12 Kasım 1999 yılında İstanbul Organize Suçlar Şubesi’nce gözaltına alınarak 6 gün işkence gördüğünü belirterek, dönemin şube müdürü olan davanın tutuksuz sanıklarından Adil Serdar Saçan ile gözaltında tutulduğu dönemde diyalogları olduğunu ifade etti.

Çalıkoğlu, "Kendisini derin devlet diye adlandırdı. Bundan gurur duyduğunu söylediğine, bizzat şahit oldum. ‘Ergenekon‘ soruşturmasından sonra Saçan’ın sözünü ettiği derin devletin ‘Ergenekon‘ yapılanması olduğunu anladım. Bunun üzerine ‘Ergenekon‘ soruşturmasını yürüten savcılığa dilekçe verdim" dedi.

Askerlik görevini yaptığı bir dönemde gözaltına alındığını belirten Çalıkoğlu, "Ağır işkencenin ardından 4-5 gün sonra Saçan beni odasına aldırdı. İyi polis şeklinde konuşma yaptı. Asker olduğumu söyledim. Bana alaycı bir şekilde, ‘seni askere aldırdım’ dedi. Telefonda sürekli ‘komutanım’ diye, itaatkar şekilde hitap ediyordu" diye konuştu.

Gözleri ve elleri bağlı şekilde nezarethanenin girişinde bulunan taşın üzerine oturtulduklarını, işkencelerin gece saat 01.00’dan sonra yapıldığını ifade eden Çalıkoğlu, daha sonra basından Ahmet İhtiyaroğlu olduğunu anladığı kişinin işkenceden sorumlu olup, kendilerine işkence yaptığını iddia etti.

İşkence davası

Saçan hakkında 2003 yılında işkence suçundan dolayı şikayetleri üzerine dava açıldığını dile getiren Çalıkoğlu, dava sonucunda işkence gördüklerine karar verildiğini ancak, suçun faillerinin tespit edilemediği için Saçan’ın beraat ettiğini kaydetti.

Çalıkoğlu, Saçan’ın kendiyle birlikte gözaltına alınan bazı kişilere de "derin devlet sizin faaliyetlerinizden memnun değil, esas devlet biziz" şeklinde tehditvari bir şekilde konuşmalar yaptığını duyduğunu anlattı. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in sorusu üzerine 2003 yılındaki işkence davasında neden derin devletten söz etmediğini, "O zaman ‘Ergenekon‘ yoktu. O dava işkence davasıydı" şeklinde açıklayan Çalıkoğlu, 1999 yılındaki gözaltı sürecinde ifadelerini daha imzalamadan Doğan Medya Grubu’nda haber olduğunu söyledi.

Dava sanıklarından Tucay Özkan’ın o dönem Doğan Medya Grubu’nda çalıştığını, bu haberlerin sorumlusunun Özkan olduğunu söyleyen Çalıkoğlu, kendileri hakkında yapılan haberler nedeniyle Saçan ve Özkan’ın bağlantısı olduğunu düşündüğünü kaydetti.

Tuncay Özkan da, büyük bir grup olan Doğan Medya‘nın her biriminin ayrı ayrı sorumluluğu olduğunu, kendisinin o dönemde bütün gruptan sorumlu bir pozisyonda bulunmadığını belirterek, Çalıkoğlu’na "Sizinle ilgili benim imzamın olduğu bir haber var mı. Bana haberden dolayı dava açtınız mı?" diye sordu.

Çalıkoğlu da, Özkan’ın kendisiyle ilgili imzalı bir haberi olmadığını, Özkan’a haberlerden dolayı dava açmadığını ifade ederek, "İmzanız gerekiyor mu? Sizin sorumlu olduğunuz kurumda yayınlandı. Bütün Doğan Grubu’nda bunu gerçekleştirdiniz" dedi.

Özkan’ın "Hangi gazetede sizinle ilgili haber yaptım" sözleri üzerine Çalıkoğlu, "Siz Saçan’dan elde ettiğiniz bizimle ilgili sahte bilgileri bütün kanallara servis ettiniz" diye konuştu.

Özkan’ın "Benim servis ettiğimi nereden biliyorsunuz" sözleri üzerine de Çalıkoğlu, "Ben öyle olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Özkan da, hayatı boyunca iddianamesi hazırlanmamış davalarla ilgili haber yapmadığını belirtti

HAREM AĞASI ADNAN OKTAR’DAN ERGENEKON’A İFTİRA SİLSİLESİ /// Hatırlayalım ….

LİNK :

Ergenekon’da hem tanık, hem sanık


Davası’nda dinlenilen ‘Gizli Tanık 9’ kimliğini açıkladı. Dava sanıklarından biri olduğu anlaşılan Gizli Tanık 9’un talebi üzerine mahkeme, açık kimliğinin yayınlanmasını yasakladı.

’Gizli Tanık 9’, 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay’a yapılan silahlı baskına ilişkin açıklamalarda bulundu. Gizli Tanık 9, Alparslan Arslan’ın kendisine Danıştay baskını ile ilgili olarak " İlker Başbuğ buraya getirilmeden bu dava çözülmez" dediğini öne sürerek "Ne hikmetse Sayın İlker Başbuğ yıllar sonra tutuklandı. Alparslan Arslan’ın ne dediği anlam kazanıyor" şeklinde yorumlarda bulundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ’de görülen Ergenekon Davası’nda dinlenilen Gizli Tanık 9, hakim Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürüldüğü, 4 hakimin yaralandığı 17 Mayıs 2006 tarihinde Danıştay’a yapılan silahlı baskına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kimliğini açıklamasının ardından dava sanıklarından biri olduğu anlaşılan Gizli Tanık 9’un, orjinal sesi ve görüntüsü duruşma salonunda bulunan ekranlara yansıtıldı. Ancak mahkeme heyeti, Gizli Tanık 9’un açık kimliğinin yayınlanmasına yasak getirdi.

HEM TANIK HEM SANIK

Mahkeme başkanı Hasan Hüseyin Özese, kimlik tespitinin ardından gizli tanığa haklarını hatırlatarak "Aynı zamanda bu davada sanık olduğunuz için yemin ettiremiyoruz. Yeminsiz olarak sizi dinleyeceğiz. Maddi gerçeğin ortaya çıkması için sizden doğruyu söylemenizi bekliyoruz" dedi. Gizli Tanık 9 şu ifadeleri verdi:

"Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılması işini Veli Küçük ’ten aldım. Veli Küçük sana iki el bombası verilecek’ dedi. Sonra Ataşehir’de bir dairede Muzaffer Tekin bana iki bomba, Alparslan’a da bir bomba verdi. İlk iki bombalı eylemi ben yaptırdım. Suçlarım bunlarla sınırlı. Üçüncü bombayı Alparslan Arslan kendisi atmıştır. Danıştay saldırıyla da ilgim yok. Alparslan Arslan olaydan 46 gün sonra çıkıp 90 yaşındaki şeyh Salih Kurter’in kendisini azmettirdiğini söyleyerek, asıl karanlık güçleri kamufle etmeye çalıştı. 90 yaşında yatalak bir kişiyi kendisine dini lider olarak seçtiğini söylüyor. Ayrıca olayı azmettiren kişi bu diyor. Hangi lider kendi adamının bakımına muhtaçtır? Ankara Cumhuriyet Savcısı Şemsettin Özcan da ona itibar ederek, olayla hiç ilgisi olmayan 6-7 kişiyi tutuklattı. Danıştay saldırısıyla ilgili iddianame bu şekilde hazırlandı.

Aslında iddianameyi hazırlayanların da yargılamayı yapanların da olayın iç yüzünü bildiklerine eminim. Ama Ankara’daki mahkemenin başka türlü yargılama yapması imkansızdı. Bu olaylar hep böyle olmuştur. PKK bir olay yaptığında derhal MOBESE kameraları vasıtasıyla failleri ortaya çıkartılıyor. Ancak kendilerine ulusalcı diyenler vasıtasıyla bu davada iddia edilen olayların üzeri kapalı kalıyor. Kameralar da kaybolur görüntüler de bulunmaz. Bu saldırı(Danıştay saldırısı) Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yapılmıştır. Bu kurumun (Danıştay) eski başsavcısı Tansel Çölaşan, o kurumun başsavcısı olmasına rağmen OYAK kamera kayıtlarını inceleyip emniyete bildirmemiştir. Kendi mesai arkadaşlarını şehit edenleri ortaya çıkartmak yerine mesai arkadaşlarını şehit edenlerin avukatlığına soyunmuştur. Bu olayda gerçeği ortaya çıkaran İstanbul bağımsız savcı ve hakimleridir. İstanbul bağımsız savcı ve yargıçlarının çıkacağını bilselerdi yapmaları mümkün değildi. Cumhuriyet tarihinden İstanbul bağımsız savcı ve hakimleri ortaya çıkana kadar olaylar bu şekilde gerçekleşmiştir."

Gizli Tanık 9, Danıştay Davası’na bakan Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Orhan Karadeniz’in Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından emekli Albay Levent Göktaş ile aile dostu ve işortağı olduklarını iddia etti.

"TEK TALEPLERİ SANIKLARIN TAHLİYE EDİLMESİ"

Gizli Tanık 9, "Bu olayı Alparslan Arslan’a yaptıranlar kendilerine ’ulusalcıyız’ diyorlar. Başta CHP olmak üzere kendilerine ulusalcıyız diyenler mahkeme geliyor, saldırıya uğrayan Cumhuriyetin hakimlerini savunmuyorlar. Tek talepleri var sanıkların tahliye edilmesi. Bir tane ulusalcı mağdur tarafında yer almamıştır. Bu bir akıl tutulmasıdır" dedi. Mahkeme Başkanı Özese tarafından yorum yapmaması konusunda uyarılan Gizli Tanık 9, "Söylediklerim yorum değil, bir hakikat, somut bir kanıttır" diye cevap verdi.

"ARSLAN, SARIKIZ, YAKAMOZ VE AYIŞIĞI’NI SAKIZ EDEREK SÖYLÜYORDU"

Gizli Tanık 9, "Alparslan Arslan’la 2005 yılının sonlarında kendisiyle Üsküdar’da sahilde sohbet ettiğimde Sarıkız, Yakamoz ve Ayışığı’nı sakız ederek söylüyordu. Arslan, Sarıkız gel seninle Ay ışığında sohbet edelim’ diyordu. Bu sohbette bana ‘Bir yerlerden malzemeler gelecek, kendi evinde saklar mısın?’ dedi. Ben de kabul etmedim" şeklinde konuştu.

"DAVANIN ÇÖZÜLMESİ İÇİN BURAYA İLKER BAŞBUĞ’UN GETİRİLMESİ GEREKİR"

Gizli Tanık 9, Alparslan Arslan’ın yaptığı eylemlerden sonra, ortadan kaldırılması korkusuyla yakalanmak istediğini de söyleyerek şöyle konuştu:

"Alparslan Arslan kendisini ulusalcı diye tanımlıyor. Alparslan Arslan’ı önceleri vicdanlı bir arkadaş olarak tanımıştım. Yakalandıktan sonra kendisiyle aynı yerde kalmıştık. Bana ben çıkmaz bir yoldayım, sakın geri adım atma. Hakkını helal et’ diye beyanı olmuştu. Bu davanın çözülmesi için buraya 2010 yılında geldik. Ben bu olayı çözeceğim dediğimde kendisi (Alparslan Arslan) aynen şu beyanda bulunmuştur: Bu davanın çözülmesi için buraya İlker Başbuğ’un getirilmesi gerekir.’ Sayın İlker Başbuğ’un buraya getirilmeden bu davanın çözülemeyeceğini beyan etmiştir. Ne hikmetse Sayın İlker Başbuğ yıllar sonra tutuklandı. Bu da Alparslan Arslan’ın ne dediğine anlam kazandırıyor."

Mahkeme Başkan Hasan Hüseyin Özese sık sık Gizli Tanık 9’u "Sadece bilginizi, görgünüzü anlatın, yorum yapmayın" diyerek uyardı. Duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuklu sanıklardan Alparslan Arslan’ın uyuşturucu kullanıp kullanmadığı sordu. Gizli Tanık 9 ise Arslan’ın uyuşturucu kullandığını görmediğini söyledi. Duruşma Gizli Tanık 9’un dinlenmesi ile devam ediyor.

AÇIK KİMLİĞİYLE İFADE VERENLER

Davada, daha önce gizli tanıklar Poyraz ve Hisar da gerçek kimlikleri ile ifade vermiş ancak açık kimlikleriyle ilgili yayın yasağı konulmuş, PKK’nın eski yöneticilerinden Şemdin Sakık ise kimliği konusunda yayın yasağı olmadan ifade vermişti.

KADIN TELLALLARI VE PKK’LI CANİLER TANIK, YURTSEVERLER SANIK.


Adam gizli tanık…

Adam el üstünde… Yere göğe sığdıramıyorlar.

Savcılar ona “Osman’ım” diye sesleniyor. “Osman’ım gel, Osman’ım
Git…”

Yargıç “Osman Bey” diyor.

Ama 9 numaralı gizli tanık Osman Yıldırım’ın suç dosyası hayli kabarık.

Saymakla bitmez.

Muhabbet tellallığı, cinayet, sahtecilik, ruhsatsız silah taşımak, kasten adam öldürmeye teşebbüs…

“Osman’ım” öz yeğenine fuhuş yaptırmaktan 2 yıl 6 ay hapis cezası almış, ablasını öldürmekten 20 yıla mahkûm edilmiş.

Şimdi gizli tanık o.

Hem sanık, hem gizli tanık…

Hem yargılanıyor, hem yargılıyor…

Hem suçlu, hem güçlü…

Kimi yargılıyor?

Türk silahlı kuvvetlerini, dağlarda PKK teröristleri ile savaşan onun şanlı komutanlarını, Genel Kurmay Başkanını…

Kimi yargılıyor?

Yaşamında karıncayı bile incitmemiş, adı hiçbir yolsuzluğa, ahlaksızlığa karışmamış gazetecileri, politikacıları, aydınları, yani kısaca yurtseverleri…

Şimdi onun yanında bir gizli tanık daha çıktı ortaya. (Gerçi gizli tanıklar saymakla bitmez ya…)

33 askerimizin, 33 kınalı kuzumuzun ölüm emrini veren ve müebbet hapse mahkûm edilen, PKK’nın iki numaralı adamı cani Şemdin Sakık…

Artık saklamaya, gizlemeye bile gerek görmüyorlar.

PKK ile TSK’yı karşı karşıya getiriyorlar…

Sevgili Yılmaz Özdil’in deyişi ile PKK tanık, TSK sanık…

Bir şanlı ordunun Genel Kurmay Başkanı ile bir caniyi karşı karşıya getirmeye utanmıyorlar.

Sıkılmıyorlar.

40 bin kişinin katili bir terör örgütünün üyesi, Türk Ordusunu ve onun komutanlarını suçluyor.

Yargılıyor.

Eski bir deyişle “İtham ediyor.”

Rahat.

Sakin.

Kendinden emin.

Zafer kazanmış bir komutan edasıyla…

Şu yargının acıklı haline bakar mısınız?

Perişan haline bakar mısınız?

Silivri ile PKK el ele…

Yazıklar olsun size, yazıklar olsun…

40 bin şehit ailesinin yüzüne nasıl bakacaksınız bundan sonra?

Daha da önemlisi kendi çocuklarınızın, eşinizin, dostunuzun yüzüne nasıl bakacaksınız?

Ortada ne cumhuriyet bıraktınız, ne Atatürk. Ne ordu bıraktınız, ne komutan…

Ama unutmayın, aklınızdan hiç çıkarmayın. Bütün kaleler zapt edilmedi henüz.

Atatürk gençliği. Kadınlar, Ulusalcılar. Vatanseverler ayakta…

Dimdik… Ayakta…

Kararlı…

19 Mayıs’lar, 29 Ekim’ler, yeni bir kurtuluş savaşının başlangıç tarihidir.

Kemalist Cumhuriyet yeniden kurulacaktır. Vatanın yağmalanan her karış toprağı; haraç mezat satılan alın teri, göz nuru kamu malı yeniden alınacaktır.

Atatürk’ün deyişi ile “Türk yenildi derlerse inanmayınız. Yenilen kumandandır, Türk ordusu değil…”

Türk ulusu değil.

Türk ulusu böyle nice karanlık dönemlerden geçmiştir.

Asıl korkması gerekenler bu ülkeyi, bu vatanı pazarlayanlar, bölenler, bir terör örgütüne teslim edenlerdir.

Gelecekte Silivri, Hasdal duvarlarının çok yüksek olmadığını da göreceklerdir.

Türk ulusu Türkiye’nin parçalanmasına asla izin vermeyecektir.

Cumhuriyeti yıkanlar yıkılacak, yurtseverleri yargılayanlar yargılanacaktır.

Günümüzde karşıdevrim, devrimi getirmiştir. “Ya istiklal, ya ölüm”ü getirmiştir.

Devrim yürüyüşü başlamıştır artık… Kimse durduramaz.

Engelleyemez.

PKK’lı cani Şemdin Sakık’larınızla, kadın tellalı “Osman’larınızla, sahte haham Tuncay Güney’lerinizle birlikte deliğe süpürüleceksiniz…

O günler uzak değil…

ALİ ERALP

İLK KURŞUN

Arslan Bulut: Öcalan’ı da tanık yapın bari! /// CC : @ArslanBulut1


Beş yıl önce bile Türkiye’de TSK’nın 500’e yakın subayının sanık, PKK’lı teröristlerin ise tanık sandalyesinde oturacağını birisi söylese kimse inanmazdı. Fakat Ümraniye operasyonları kapsamında hazırlanan ikinci iddianamede yer alan ifadeleriyle gündeme oturan gizli tanık “Deniz”, Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un da tutuklu bulunduğu davada ifade verirken Şemdin Sakık olduğunu açıkladı. Daha önce de birçok tanığın yüz kızartıcı suçlardan mahkumiyetleri bulunan kişiler olduğu anlaşılmıştı.

Genelkurmay eski Başkanı Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, bu durumu, “Türk Ordusu ve onun eski komutanının yargılandığı ‘dava’da idam cezası almış PKK’nın 2 numarasının gizli tanık olmasından doğal ne var ki?” diye değerlendirdi.

***

Bu arada, PKK’nın talepleri de birbir yerine getiriliyor. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, başkanlık sistemiyle ilgili teklifi Meclis başkanlığına sunduklarını açıkladı. Başkanlık sistemi, eyalet sisteminin önünü açacağı gerekçesiyle PKK’nın da talepleri arasında yer alıyor. Demokratik Toplum Kongresi’nde de başkanlık sisteminin bölgenin eyaletlere bölünmesini getireceği ve her eyaletin de kendi kendini yöneteceği tespiti ön plana çıkarılmıştı.

Türkiye’nin 29 büyükşehire bölünmesini öngören Büyükşehir Yasa Tasarısı da PKK’nın talebini karşılıyor. Konuyla ilgili olarak, MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu, “Osmanlı’da bile olmayan sistem getiriliyor. Özel kanunlarla özerklik sağlanacak. Diyarbakır Belediye Başkanlığı’nın ne hale geleceğini düşünün. ABD, Almanya ya da diğer ülkelerde olduğu gibi federasyona gidilir” diyor.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ise cezaevlerinde açlık grevi yapanlara güvence verdi. Arınç, “Bu grevi lütfen sona erdirin. 3 siyasi talebiniz var, 2’si zaten çözülmüş durumda. Diğeri ise zaman içinde değerlendirilebilecek bir konu. Hükümetimiz gereken çalışmaları yapar ve sonuçlarını da açıklar” dedi.

Böylece, Türkçe bilenler de yargılama sırasında isterlerse ana dillerini kullanabilecek. Oysa mevcut yasada, bu hak Türkçe bilmeyenler için zaten var..

Sonuç olarak her konuda PKK’nın dediği oluyor..

***

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, “Arasında doğrudan doğruya husumet ilişkisi olan, bir dönem terör örgütünün başında olmuş birisi nasıl tanıklık yapar? Gizli tanıklar, engizisyon mahkemelerinde vardı” derken CHP Antalya Milletvekili Gürkut Acar, “Terörün kendisi olan bir tanık o teröristleri yakalayıp onlara karşı mücadele veren insanlar için tanık olarak dinleniyor” diye konuştu.

MHP Bursa Milletvekili Necati Özensoy ise “Tek kelime ile rezalet. Zaten davanın başlangıcında düğme yanlış iliklenmişti. Abdülkadir Aygan ve PKK ile bağlantısı olan isimlerin bilgilerine başvuruldu. Süreç böyle devam etti. Böyle giderse bölücü başının da şahitliğine başvuracaklar herhalde” diye tepki gösterdi.

***

Diğer taraftan, Meclis’de güya darbeler soruşturuluyor. Bütün darbeler ve muhtıraların arkasında Amerikan desteği vardır. Bu konuda tek bir soru soran yok.. Yine, sözde “devletin içindeki derin yapılanmalar” soruşturuluyor. Oysa bu yapı Gladio’nun ta kendisiydi. İşlettikleri cinayetlerin sebebi, ya darbe zemini hazırlamak, ya da ülkenin önemli aydınlarını öldürerek, milli politikalar uygulanmasına set çekmekti.

Sivas’taki Madımak katliamını da aynı güçler planladı.. Muammer Aksoy, Türkiye petrollerine sahip çıkıyordu, öldürüldü. “Petrol fırtınası” yazarı Raif Karadağ, bir otel odasında ölü bulundu. Uğur Mumcu, Türkiye ile İran’ı savaşa sürüklemek için öldürtüldü. Nitekim 8 defa katillerini açıkladılar. Ama hala cinayet aydınlatılamadı.. Cenazesini de İran aleyhinde kullanmaya çalıştılar. Oysa Uğur Mumcu’nun öldürülmesinde İran’ın hiçbir menfaati yoktu.. Necip Hablemitoğlu,Ahmet Taner Kışlalı.. Bu aydınları kim öldürttü?

Şimdi bu olayların perde arkası soruşturulmuyor. Aksine Amerikan güdümlü yapılanmaya direnenler yargılanıyor. Bu yüzden tıpkı Amerikan yargı tarihinde olduğu gibi hukuk dışı her yöntem kullanılıyor..

Yeniçağ

İŞTE ERGENEKON GERÇEĞİ


Ergenekon Davasında Emekli Tuğgeneral Esener Dinlendi


Ergenekon davasında emekli Tuğgeneral Kadir Ali Esener, tanık olarak dinlendi. Esener, Ayışığı, Yakamoz ve Sarıkız isimli darbe planlarından haberdar olmadığını söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 274 sanıklı Ergenekon Davası’nın 252. duruşması bugün görülüyor. Duruşmada CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve Gazeteci Tuncay Özkan’ın da aralarında bulunduğu 39 tutuklu sanık hazır bulundu.

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, dava sanıklarından Levent Ersöz ile Hasan Atilla Uğur’un savunma tanığı Emekli Tuğgeneral Kadir Ali Esener’i dinledi. Özese’nin “Ayışığı, Sarıkız, Yakamoz gibi darbe planlarından bilginiz var mıydı” sorusuna tanık Esener, “Ankara’ya gittiğimde komutanım olan emekli Orgeneral Fevzi Türkeri’i nezaketen ziyaret ettim. Bana dedi ki ‘Sen o dönemde karargahtaydın. ‘Ayışığı, Yakamoz, Sarıkız neymiş?’ diye sordu. Ben de ‘Sayın komutanım ilk defa sizden duyuyorum" dedim. Genel sekreter odasında çay içip ayrılayım diye girdiğimde, Levent Ersöz Paşa oradaydı. Ersöz’e Ayışığı, Yakamoz ve Sarıkız’ı sordum. Ersöz, ‘Mayıs ayında Faruk Demir vermişti. Ben de Jandarma Genel Komutanım Şener Eruygur’a arz ettim, dedi. Emekli olduktan sonra 2006 yılında Levent Ersöz’ün Ankara’daki ofisinde Faruk Demir ile karşılaştım. Bu söz konusu planları sordum. O da ‘Amerikalı dostumdan alıp Levent Paşa’ya ilettim’ dedi."

Esener, duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel’in "Dava sanıklarından Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur’unda olduğu ortamda sivillerle bir toplantıya katıldınız mı?" şeklindeki sorusu üzerine şunları söyledi:

“Evet bir akşam yemeği yedik. Levent Paşa arayarak beni çağırdı. Normalde bir gün önceden haber verilir. O gün akşam beni aradı. ‘Komutan gelmedi yer boş kalmasın’ diye seni çağırdık dedi. Orada İlhan Selçuk ve Mustafa Balbay vardı. Rektörlerden kimseyi görmedim. Biz ayrılırken biri geldi ama biz ayrılıyorduk. Bize ‘Siz gidebilirsiniz’ dediler"

Esener, savcı Pekgüzel’in “3 Mart 2004 tarihinde hilafetin kaldırılmasıyla ilgili toplantıdan haberiniz var mı?" şeklindeki sorusu üzerine toplantıdan haberi olduğunu ancak katılmadığını ifade etti. Esener’in ifadesinin ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. Öğle arasında sonra devam edecek duruşmada sanıklardan Mustafa Balbal’ın savunma tanığı CHP Milletvekili Emrehan Halıcı dinlenecek.

Öte yandan, eski bakanlardan Yaşar Okuyan da Ergenekon davası duruşmasına izleyici olarak katıldı. Okuyan’ın duruşma öncesinde CHP Milletvekili Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan ile bir süre sohbet ettiği görüldü.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: