Etiket arşivi: tanık

“Travestiler Kraliçesi Sisi” diye tanınan Seyhan Soylu: “””Bir numaranın Allah’tan başka bir i olmadığını biliyorum””” dedi !!!


Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu bu akşam "Travestiler Kraliçesi Sisi" tanınan Seyhan Soylu’yu dinledi. Soylu, 28 Şubat sürecine ilişkin bilgi vermek üzere davet edilen Soylu, toplantının başında, "Bir numaraya ulaşmak için benden başka yol yok" dedi. Soylu, milletvekillerinin, "Bir numara kim?" sorusu üzerine de, "Bir numaranın Allah’tan başkası olmadığını biliyorum" dedi.

Komisyona, avukatı ve "Bugüne kadar bizde Şubat 31 çekti" yazılı bir pardesüsü ile gelen Soylu, "Meclis’e milletvekili olarak gelmeyi düşünüyordum ama önce komisyona geldim" dedi.

MÜSLÜM GÜNDÜZ SEMPATİK GELİYOR

28 Şubat sürecinin kahramanları Aczimendi lideri Müslüm Gündüz, Ali Kalkancı ve Fadime Şahin’i tanımadığı gibi hiç görmediğini de söyleyen Soylu, "Seversiniz sevmezsiniz ama Gündüz’ün Şahin ile polis telsizleriyle basılmasını esefle kınıyorum, bir insanın özel hayatının deşifre edilmesi çok yanlış" dedi. Soylu, Gündüz için, "Benim ürktüğüm bir insandı asasıyla falan ama şimdi fikirleri sempatik bile geliyor" dedi.

’28 ŞUBAT’IN GİZLİ KAHRAMANIYIM’

O dönem bir ajans kurmakla görevlendirildiğini, ancak ABD’de tatilde olduğu dönem işe aldığı isimlerle birlikte kendisinin de kapı dışarı edildiğini söyleyen Soylu, "28 Şubat’ın gizli kahramanı olduğunuzu söylüyorsunuz" sorusuna karşılık da şöyle dedi:

"Terörist başlarının bile kahraman ilan edildiği dönemler yaşıyoruz, evet ben de 28 Şubat’ın gizli kahramanıyım. Çiller’in Susurluk, Özer Çiller’in mafya ilişkileri, ama şimdi mağdurlar. Aktütün Karakolu basıldığında elimde bir golf topuyla dönemin komutanı için ‘müsait bir yerde oynayın’ diyecek kadar çılgın bir insanım, ama hiçbir zaman darbe, çete içinde olmadım.

CENNETE TAMAH EDENLERDEN DEĞİLİM

O tarihte sahte şıhlar şeyhler vardı, hacılar hocalar insanların göbeklerine bir şeyler yazıyordu, ben de ‘tesettüre girer istediğim tarikatı girerim’ dedim. Yatıra falan gittim ama tarikata girmedim. Ben Allah’ın cennetine tamah edenler değilim, cehenneminde yanmak isteyenlerdenim."

"VELED-İ ZİNA" TUTANAKTAN ÇIKARILDI

28 Şubat’a ilişkin röportajlarındaki açıklamaları için, "insanlarla dalga geçiyordum" diyen Soylu, "Bir şey yapsam Taksim Meydanında asılacak kadar da onurlu ve şerefli bir insanım" dedi. Milletvekillerinin, verdiği yanıtlara ilişkin, "burada da mı ironi yapıyorsunuz" uyarıları üzerine, "İroni yapıp işi kara mizah haline getirecek bir şey yapmayacağım, yüreğimden geldiği gibi konuşuyorum" diyen Soylu, cinsel kimliğinden ötürü RP’nin yükselişinden kendisinin de endişeye kapıldığını, bu nedenle araştırma yaptığını belirterek, Hasan Mezarcı’nın Atatürk için kullandığı "veled-i zina" sözünü anımsattı. Komisyon Başkanı Nimet Baş bu söze itiraz edip tutanaklardan çıkarınca, Soylu da, "O zaman Atatürk’e hiç haketmediği sinkaflı hakaretleri yapan milletvekilleri vardı diyeyim" dedi. Sözleri konusunda sık sık uyarı alan Soylu, "Vallahi billahi bir tek sözümün cilasını bile yapmıyorum, içimi boşaltıyorum" dedi ve şöyle konuştu:

SİZ GÜNAH KEÇİSİ ARIYORSUNUZ

"Şevket Kazan benim için, ‘onu İsrail’de gördüm dedi, koskoca Adalet Bakanı yalın mı söyleyecek dedim, MİT Daire Başkanı Mehmet Eymür ‘Mit’çi’ dedi, o böyle diyorsa tamam dedim, bir paşa eğitim aldığımı söyledi, ona da tamam dedim, ne MİT ne JİTEM hiç bir işim olmadı, dalga geçmek için tamam dedim. AK Partili Feyzullah Kıyıklık’ın, Fadime Şahin’e avukat bulmakta yardımcı olup olmadığı ve Veli Küçük’ü tanıyıp tanımadığı sorularına "hayır" yanıtını veren Soylu, Kıyıklık’ın, "Mahkeme kayıtlarından sordum" sözleri üzerine, "Siz yönlendiriyorsunuz, günah keçisi arıyorsunuz, ben Ergenekon davasından takipsizlik aldım" tepkisini verdi. Soylu, "SP’nin ileri gelenlerinden" dediği bir medya patronunun televizyon kanalında yöneticilik yaptığını belirterek, "Çok önemli köşe yazarlarıyla, hayatım boyunca korktuğum kişilerle tanıştım" dedi. Soylu, hakkındaki iddialar için dava açmadığını da belirterek, "Allah’a bırakıyorum" dedi. Soylu’yu yanıtları konusunda zaman zaman uyaran Komisyon Başkanı Baş daha sonra oturumu beklenenden daha kısa sürede kapattı.

Ergenekon’da Fener Rum Patriği Bartholomeos Tanık Olarak Dinlensin Talebi


Ergenekon Davası’nda Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Şile kazılarına ilişkin dosyanın tutuklu sanıkları Ulaş Özel, Okan İşgör ve Hüseyin Yanç’a söz verdi.

Ergenekon Davası’nda Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Şile kazılarına ilişkin dosyanın tutuklu sanıkları Ulaş Özel, Okan İşgör ve Hüseyin Yanç’a söz verdi. Pkk itirafçısı tutuklu sanık Hüseyin Yanç, örgütten ayrıldıktan sora pişmanlık yasasından faydalanabilmesi için devlete hizmet ettiğini söyledi. Yanç, "Ben ‘Ergenekon’ örgütünün üyesi değilim. Cumhurbaşkanı‘na mektup yazıp iş bulmuştum. 1 yıl çalıştıktan sonra 2009’da tutuklandım. Karım, çocuğum perişan oldu. Keşke teslim olmayıp dağda ölseydim" dedi.

EMRAH ÖZDEMİR DİNLENDİ

Önceki duruşmalarda sağlık sorunları nedeniyle ifadesinin alınmasına ara verilen Emrah Özdemir’in dinlenilmesine devam edildi. 1996 yılında öldürülen kumarhaneler kralı olarak anılan Ömer Lütfü Topal‘ın şöförünün oğlu olan Emrah Özdemir’in, sanıkların kendisini tehdit ettiğini iddia etmesi nedeniyle gizli tanık odasından ifadesi alındı. Bu arada 16 oturum duruşmalardan men cezası alan tutuklu sanık Muzaffer Tekin de cezaevinden getirtildi.

"KOMUTANLAR ARACILIĞILA HABER GÖNDERDİ"

Sesi ve görüntüsü bozulmadan görüntüsü duruşma salonundaki ekranlara yansıtılan tanık Emrah Özdemir, "Muzaffer Tekin‘i ilk kez 2004 yılında Beşiktaş‘ta gördüm. Tekin ile yüzyüze konuştuk ancak telefonla mesajlaşmadık" dedi. Tanık Özdemir, Muzaffer Tekin‘in komutanlar aracılığıyla kendisine haber göndererek ifadesinden vazgeçmesini istediğini iddia etti. Özdemir "Silivri Cezaevi‘nden Tekirdağ‘a nakledilmeden önce kolumdaki ezilmeden dolayı cezaevi kampüsündeki hastaneye gittim. Muzaffer Bey de hastenedeydi. Ben onu görünce komutana, ‘Beni aşağıya indirmeyin, onlar gitsin, öyle indirin’ dedim. Onlar başka yere alındıktan sona ben indirildim" şeklinde konuştu. Bunun üzerine söz alan Tekin’in "Sayın başkanım iftira boyutuna geldi. Bu söylediklerine tanık olanların dinlenilmesini istiyorum" dedi.

"Bartholomeos‘UN TANIK OLARAK DİNLENMESİNİ TALEP EDİYORUM"

Özdemir, "Muzaffer Tekin ve tutuklu sanıklardan Sevgi Erenerol’un da aralarında bulunduğu bazı kişilerin Fener Rum Patrikhanesi’nde toplantı yaptıklarını Adil Timurtaş’tan duydum" dedi. Sanık Muzaffer Tekin bunun üzerine "Bartholomeos beni Patrikhane’de görse bir kaşık suda boğar. Fener Rum Patrikhanesi’nde hükümeti yıkmak için toplantı yaptık öyle mi?" diye sordu. Tanık Özdemir de "Evet" diye cevap verdi. Muzaffer Tekin, "Tanığın bu ifadesi yalan söylediğinin açık belgesidir. Bartholomeos‘un tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum" dedi. Mahkeme heyeti duruşmayı yarın saat 08.45’e erteledi. – İstanbul / Silivri

Ergenekon Davası’nda Tayfun Devecioğlu dinlendi /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Devecioğlu, Başbakan Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının içeriğini, yasa dışı dinleme olduğu kanaatine vardığı için yayınlamadığını söyledi

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfın Devecioğlu Ergenekon Davası’nda tanık olarak dinlendi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ‘ndeki duruşmada, İşçi Partili bazı sanıkların, “ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ‘a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının, basın toplantısıyla açıklanarak Aydınlık Dergisi’nde haber yapılmasına ilişkin” dinlenilmesini talep ettiği Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu hazır bulundu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese’nin Vatan Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemde gazeteye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la ve diğer siyasilerle ilgili ses kaydı gelip gelmediğine ilişkin sorusu üzerine Devecioğlu, şunları anlattı:

“26 Mart 2009 yılında Vatan Gazetesi’nin Ankara Bürosu’na ses kayıtlarını içeren mailler gönderilmiş. Kim tarafından gönderildiği belli olamayacak şekilde gece mail atmışlar. Benim ertesi gün haberim oldu. Bu ses kayıtları sadece gazetelere değil bazı kişilere de gönderilmiş. Ankara büro, ses kayıtlarını İstanbul’a gönderdi. 8-10 ses kaydı vardı. 2-3 tanesini dinledim. Yasa dışı dinleme olduğu kanaatine vardım. Bir miktarda özel hayatla ilgiliydi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir televizyon kanalında ‘beni de dinliyor olabilirler, konuşmalarıma dikkat ediyorum’ diye bir beyanı oldu. Bunun üzerine Başbakan’ın bu beyanıyla birlikte Başbakan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının internette dolaştığına ilişkin, 28 Mart 2009’da ses kayıtlarının içeriğini yayınlamadan, ‘Erdoğan’ın ses kaydı mı var?’ başlıklı bir haber yaptık. 13 yıldır gazetelerde yöneticilik yapıyorum. Yasa dışı, illegal ses kayıtlarının içeriğini prensip gereği haberleştirmedim.”

DİNLEME KAYITLARI SADECE GAZETELERE DEĞİL SİYASİ PARTİLERE DE GÖNDERİLDİ

Başkan Özese’nin “Dinlediniz mi, kayıtlar kimlere aitti” sorusu üzerine Devecioğlu, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek , işadamı Cüneyt Zapsu’ya ait olduğu iddia edilen ses kayıtları vardı” diye yanıtladı.

Duruşmada söz alan tutuklu sanık Mehmet Bedri Gültekin de, tutuklanmadan önce İşçi Partisi Genel Başkan Vekili olduğunu belirterek, “Vatan Gazetesi’ndeki haberden 7 ay sonra, bu ses kayıtlarını basın toplantısıyla açıkladığım için tutuklandım. Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım, bu basın toplantısını haber yaptığı için tutuklandı” diye konuştu.

Dinleme kayıtlarının sadece gazetelere değil siyasi partilere de gönderildiğini ifade eden Gültekin, “Ses kayıtları sadece Aydınlık Dergisi’ne gitmemiştir. Siyasi parti temsilcisiyim. Ben kamu yararı gördüğüm için bunları açıkladım” şeklinde konuştu.

Duruşma, yarına ertelendi. (aa)

Ergenekon Davasında Tanık Tuncer


Ergenekon davasının Dünkü duruşmasında tanık İsmet Tuncer dinlendi. Emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un yasadışı bir beyanına şahit olmadığını belirten tuncer, "konferanslardaki konuşmaları da Türkiye’nin stratejik durumuyla ilgiliydi. Tolon siyaset bilmezdi " dedi.

Ergenekon davasının dün yapılan duruşmasında emekli orgeneral Hurşit Tolon’un talebiyle tanık olarak İsmet Tuncer dinlendi.

Tolon’un avukatı ilkay Sezer’in "müvekkilimin cebir şiddet kullanarak hükumeti yıkmaya teşebbüs gibi bır beyanına şahit oldunuz mu?" sorusuna tanık tuncer, şu yanıtı verdi:
"Tolon, bütün konferanslarda Türkiye’nin stratejik durumuna yönelik konuşmuştur. Böyle bir beyanatı olmadı. Milliyetçi, muhafazakar, cumhuriyet ilkelerine saygılı, hukukun üstünlüğüne inancı nedeniyle büyük saygımız vardı. Zaten bu ilkelerin dışında hareket eden kişi derhal o guruptan ayrılırdı."

Tuncer’e avukat Dilek Helvacı da soru yöneltti.. Helvacï ,iddianamede parti kurma çalısmalarının, halkı hükumete karşı isyana teşvik olarak değerlendirildiğini hatırlattı ve Tolon’un da katıldığı bu çalışmaların amacını sordu.

Tanık İsmet tuncer, amacın siyasi birlikteliği sağlayıp siyaset yapmak olduğunu söyledi ve ekledi "onun dışında bir amaç olamaz"

Tolon’un konferanslardaki ya da bireysel konuşmalarında halkı silahlı isyana teşvik etmeye yönelik beyanına şahit olup olmadığını sorusuna da, Tuncer’in yanıtı "hayır " oldu.

Tuncer sözlerini" 2005 -2008 yıllarında konferanslarda gezilerde beraber olduk. Allah şahidimdir böyle bır hareket icinde babamin oğlu olsa onu tanımazdım" diye noktaladı.

Devecioğlu Ergenekon davasında dinlendi


“Ergenekon” davasında tanık olarak dinlenilen Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu, Başbakan Erdoğan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının içeriğini, yasa dışı dinleme olduğu kanaatine vardığı için yayınlamadığını söyledi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, İşçi Partili bazı sanıkların, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının, basın toplantısıyla açıklanarak Aydınlık Dergisi’nde haber yapılmasına ilişkin” dinlenilmesini talep ettiği Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu hazır bulundu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese’nin Vatan Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni olduğu dönemde gazeteye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la ve diğer siyasilerle ilgili ses kaydı gelip gelmediğine ilişkin sorusu üzerine Devecioğlu, şunları anlattı:

“26 Mart 2009 yılında Vatan Gazetesi’nin Ankara Bürosu’na ses kayıtlarını içeren mailler gönderilmiş. Kim tarafından gönderildiği belli olamayacak şekilde gece mail atmışlar. Benim ertesi gün haberim oldu. Bu ses kayıtları sadece gazetelere değil bazı kişilere de gönderilmiş. Ankara büro, ses kayıtlarını İstanbul’a gönderdi. 8-10 ses kaydı vardı. 2-3 tanesini dinledim. Yasa dışı dinleme olduğu kanaatine vardım. Bir miktarda özel hayatla ilgiliydi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir televizyon kanalında ‘beni de dinliyor olabilirler, konuşmalarıma dikkat ediyorum’ diye bir beyanı oldu. Bunun üzerine Başbakan’ın bu beyanıyla birlikte Başbakan’a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının internette dolaştığına ilişkin, 28 Mart 2009’da ses kayıtlarının içeriğini yayınlamadan, ‘Erdoğan’ın ses kaydı mı var?’ başlıklı bir haber yaptık. 13 yıldır gazetelerde yöneticilik yapıyorum. Yasa dışı, illegal ses kayıtlarının içeriğini prensip gereği haberleştirmedim.”
Başkan Özese’nin “Dinlediniz mi, kayıtlar kimlere aitti” sorusu üzerine Devecioğlu, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, işadamı Cüneyt Zapsu’ya ait olduğu iddia edilen ses kayıtları vardı” diye yanıtladı.

Duruşmada söz alan tutuklu sanık Mehmet Bedri Gültekin de, tutuklanmadan önce İşçi Partisi Genel Başkan Vekili olduğunu belirterek, “Vatan Gazetesi’ndeki haberden 7 ay sonra, bu ses kayıtlarını basın toplantısıyla açıkladığım için tutuklandım. Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Deniz Yıldırım, bu basın toplantısını haber yaptığı için tutuklandı” diye konuştu.

Dinleme kayıtlarının sadece gazetelere değil siyasi partilere de gönderildiğini ifade eden Gültekin, “Ses kayıtları sadece Aydınlık Dergisi’ne gitmemiştir. Siyasi parti temsilcisiyim. Ben kamu yararı gördüğüm için bunları açıkladım” şeklinde konuştu.
Duruşma, yarına ertelendi.

O pankartı göremedim çünkü boyum kısa! /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


Ergenekon Davası’nda tanık olarak dinlenen Dokuz Eylül Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı, ünlü ‘Ordu Göreve’ pankartını boyu kısa olduğu için göremediğini söyledi. Alıcı "Hilafetin Kaldırılması" yemeğine ise arabası bozulunca gitmiş…

İSTANBULErgenekon Davası’nda tanık olarak dinlenen Dokuz Eylül Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı, 25 Ekim 2003’te cübbeleriyle Anıtkabir’e yürüyen rektörler arasında yer aldığını söyledi. Yürüyüş sırasında açılan ’Ordu Göreve’ pankartını boyunun kısa olması nedeniyle göremediğini söyleyen Alıcı, "Yanımdaki rektörler ’Ordu Göreve’ pankartının açıldığını söylediler. Ön tarafa gidip bakmak istedim ancak çok kalabalıktı. ’Ordu göreve’ pankartı bizim düşüncemizi yansıtmadığı için rektörler olarak hepimiz tepki gösterdik" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi ’nde görülen Ergenekon Davası’nda tutuklu sanık Fatih Hilmioğlu’nun savunma tanığı olarak gösterdiği Dokuz Eylül Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Emin Alıcı tanık olarak dinlendi. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Hilmioğlu’nun mahkemeye sunduğu dilekçesinde "19 Eylül 2003’te Jandarma Genel Komutanlığı’nın Bilkent’teki sosyal tesislerinde rektörlerin katıldığı iddia edilen yemekli toplantıda, Dokuz Eylül Üniversitesi’nin rektörünün de katıldığının iddia edildiğini" belirterek, Alıcı’ya bu toplantıdan haberi olup olmadığı soruldu. Tanık Alıcı ise, "Böyle bir toplantıya katılmadım. Bu bilgi gerçeği yansıtmıyor. Askeri zevatla kapalı bir toplantıya katılmadım" diye cevap verdi.

"O PANKARTA TEPKİ GÖSTERDİK"

Duruşma savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, "25 Ekim 2003’te cübbeleriyle Anıtkabir’e yürüyen rektörler arasında var mıydınız?" diye sordu. Anıktabir yürüyüşüne katıldığını belirten Alıcı şöyle devam etti, "Evet ben bu yürüyüşe katıldım. Diğer üniversitelerin rektörleri de var. Yürüyüşte kaç kişi olduğunu bilmiyorum. Mitingde ’Ordu göreve’ diye pankart açıldı. Bizim düşüncemizi yansıtmadığı için rektörler olarak hepimiz tepki gösterdik. Organizasyonu yapan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Aras, platforma çıkıp mikrofonu eline alıp, ’O pankartı kaldırın ve miting alanını terk edin’ dedi. Çünkü mitingin amacı bu değildi. Bu tür toplantılarda bir grup çıkıp beklenmedik şeyler yapabiliyor, provakasyonlar olabiliyor. Daha sonra bu tür provokasyonlara karşı çok dikkatli olunması, gerekirse toplantı yapılmamasını aramızda konuştuk. Bu olay hepimizin tepkisini çekti."
Sorular üzerine tanık Alıcı, "Ben o pankartı boyum kısa olduğu için göremedim ancak yanımdaki rektörler pankart açıldığını söylediler. Ön tarafa gidip bakmak istedim ancak çok kalabalıktı. Şu an tam olarak miting alanın yerini söyleyemem, Ankara’yı pek bilmiyorum" diye konuştu.

"O YEMEĞE RASTLANTISAL OLARAK GİTTİK"

Savcı Pekgüzel, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) 2004’te Hilafetin Kaldırılması’nın yıldönümü nedeniyle düzenlenen toplantının ardından bir yemek verildiğini anımsatarak, " Mustafa Balbay , İlhan Selçuk da katılmış. Bu yemeği hatırlıyor musunuz?" diye sordu. Tanık Alıcı, "Evet hatırlıyorum. Benim arabam bozulmuştu. Havaalanına gitmem gerekiyordu. Bir rektör arkadaşımdan rica ettim beni havaalanına bırakacaktı. Ancak diğer rektör arkadaşlar, ‘Uçağın kalkmasına daha çok var yemek yiyelim’ dediler. Otelin en üst katına çıktık. Sağ taraftaki masaya oturduk. Aramızda bulunan rektörlerden biri Mustafa Balbay’ın da olduğu masaya gidip konuştu. Ben masanın en sonunda oturuyordum. O yemekte İlhan Selçuk ve Balbay vardı. Biz o yemeğe rastlantısal olarak gittik. Daha sonra masalar birleştirildi, bir arada yemek yemeye başladık. Yemeğin sonunda herkes kendi cebinden parasını ödedi" diye cevap verdi. Savcı Pekgüzel’in, "Yemekte ne konuşuldu?" sorusu üzerine de Tanık Alıcı, "İlhan Selçuk, Cumhuriyet gazetesinin trajlarının arttığını, iyi bir noktaya geldiğini söylüyordu. Onun dışında ne konuşulduğunu hatırlamıyorum. Çünkü yanımdaki rektör arkadaşımla başka bir konuda konuşuyorduk" dedi.

"DEMOKRASİYİ SAVUNAN BİR İNSANIM"

Savcı Pekgüzel, Balbay’a ait olduğu iddia edilen günlüklerde ATO’daki toplantıya ilişkin bölümleri okuyarak sorular yöneltti. Tutuklu sanıklar Mehmet Haberal ve Hurşit Tolon’un avukatı Dilek Helvacı savcının sorusuna itiraz ederek, savcının yönlendirme soru sorduğunu savundu. Avukat Helvacı, Balbay’ın 16 oturum duruşmalara katılmaktan men cezası aldığı için duruşmalara katılamadığını belirterek, "Balbay bu günlükleri zaten reddediyor. Bunun da gözönünde bulundurulması gerekir" dedi. Tanık Alıcı, "Ben o gün telaş içindeydim. Arabam bozulmuştu. Gazeteci olan Balbay gibi olaylara bakmam mümkün değil" diyerek sözlerini şöyle sürdürdü, "İktidara gelmek emektir. İktidar, kanunlar çerçevesinde elde edilir. Ben demokrasiye inanan ve bunu savunan bir insanım." Tutuklu sanık emekli Orgeneral Hurşit Tolon’u tanıdığını söyleyen Alıcı, Tolon’un Ege Ordu Komutanı olduğu dönemde kendisinin de rektörlük yaptığını ifade ederek, "Tolon’un organizatörlüğünde bütün ünüversitelerden 10- 20 öğrenci askeri bir gemiyle Çanakkale ’ye götürüldü, öğrencilere şehitlik gezdirildi" dedi. (Serpil

Kırkeser / DHA)

O hoca tövbeliymiş


Ergenekon davası tanıklarından eski KATÜ rektörü çarpıcı açıklamalar yaptı.

"Ergenekon" davasında tanık olarak dinlenilen eski Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Tüdeş, rektörlerin 2003’teki Anıtkabir yürüyüşünde olmadığını belirterek, "Ben o tür şeylere tövbeliyim. Hep uzak durdum. 1984 yılında bu gibi toplantılara katılmamak için tövbe ettim" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, tutuklu sanıklardan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’nun tanığı olarak çağrılan eski Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Türkay Tüdeş dinlenildi.

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Hilmioğlu’nun dilekçesinde, "19 Eylül 2003’te Jandarma Genel Komutanlığı’nın Bilkent’teki sosyal tesislerinde rektörlerin katıldığı iddia edilen yemekli toplantıya, Karadeniz Teknik Üniversitesi rektörünün de katıldığı iddialarına yer verdiğini" belirterek, Tüdeş’e bu toplantıda nelerin konuşulduğunu sordu.

"Böyle bir toplantıya katılmadım. Haberim yok. Jandarma Genel Komutanlığı’nın da nerede olduğunu bilmem" diyen Tüdeş’e Özese, "YÖK Yasa Tasarısı’na rektörlerin karşı olduğu belirtiliyor. Tasarıyla ilgili kimlerle görüşüldü. Hükümet yetkilileriyle, komutanlarla görüşüldü mü?" diye sordu.

AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 seçimlerinden sonra YÖK Kanunu’nu değiştirme istediğinde olduğunu belirten Tüdeş, şunları anlattı:

"Üniversitelerarası kurulda hükümet bir şey hazırlayacağına, biz tasarı hazırlayarak hükümete verelim, biz teklif edelim denildi. Hatta bunun için bir komisyon da kuruldu. Hazırlanan taslağı üniversitelerarası kurulda görüşelim, sonra YÖK Başkanı Erdoğan Teziç’e verelim fikri oluştu. 2004 yılının başında bir toplantı yapıldı. Teziç, taslağı görüşmeden Başbakan’a iletmiş. Bunun üzerine büyük gürültü koptu. Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki bu toplantıda en arka sırada oturdum. Hiç söz almadım. Rektörlüğümün bitmesine 6 ay vardı. Arkadaşlarımız YÖK Başkanı Teziç’e, ‘kurulda görüşülmeden neden Başbakan’a verdi’ diye çok ağır ithamlarda bulundular, çok ağır sözler söylendi. Teziç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile görüşmüş. Sezer, tasarıyı Başbakan’a da sunabilirsiniz demiş."

Bu toplantından bir kaç ay sonra da ODTÜ’de başka bir toplantı olduğunu ifade eden Tüdeş, "Trabzon uçağı geciktiği için toplantıya yarım saat geç girdim. Topa tutan, ağır ithamlarda bulunan rektörlerin çoğu YÖK Başkanı’na yağ yapıyorlardı. Seçimler yaklaşıyordu. Ben de ‘önceki toplantıda ağzınıza geleni söylediniz, şimdi yağ yapıyorsunuz bu ne biçim iş’ dedim. Toplantının ardından bazı arkadaşlarımız sözlerimden dolayı beni takdir etti" diye konuştu.

"Bu tür toplantılara iştirak etmedim"

Özese’nin "YÖK Yasa Tasarısı’yla ilgili komutanlarla görüştünüz mü?" sorusuna Tüdeş, "Biz Anadolu üniversitelerindeki rektörleriz. Sabah uçakla koştura koştura Ankara’ya gidip, akşam da koştura koştura geri döneriz. Bu tür toplantılara iştirak etmedim" diye yanıt verdi. Tüdeş, savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in soruları üzerine de, 1996-2004 yılları arasında Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde rektörlük taptığını, davanın tutuklu sanıklarından emekli Orgeneral Şener Eruygur’u ise tanımadığını söyledi.

Pekgüzel "19 Eylül 2003’teki Jandarma Genel Komutanlığı’nın yemekli toplantısına siz katılmadığınızı söylüyorsunuz ama, Atatürkçü Düşünce Derneği’nde yapılan aramada ele geçirilen Jandarma Genel Komutanlığı’nda hazırlanan gizli belgede, bu toplantıya katılan üniversite rektörleri arasında Trabzon Üniversitesi’nin de yazıldığı görülüyor" diyerek, kendisinin yerine üniversiteden başka birinin katılmış olup olmayacağını sordu. Bu konuda bir bilgisi olmadığını, komutanlarla ilgili 1996’da Genelkurmay karargahında 50-60 rektörün bulunduğu bir toplantıya katıldığını ifade eden Tüdeş, "Yeni seçilen rektörlere Türkiye’deki aşırı sağ ve aşırı sol hareketlerin anlatıldığı bir brifing verildi. 14 tane paşa vardı. ‘Ben burada paşa enflasyonu var, bizim orada bir tane’ diyerek espri yaptım. 12 Eylül Darbesi’nden sonrada böyle bir toplantıya katıldım" dedi.

25 Ekim 2002 yılında rektörlerin katıldığı Anıtkabir yürüyüşünde olup olmadığı sorulan Tüdeş, "Ben o tür şeylere tövbeliyim. Hep uzak durdum. 1984 yılında bu gibi toplantılara katılmamak için tövbe ettim" şeklinde yanıt verdi. "Sağcı" olduğu için birçok zorluk çektiğini anlatan Tüdeş, şunları söyledi:

"Eşim 1984’te 34 yaşındayken hayatını kaybetti. O günden sonra tüm olaylardan uzak durmak için tövbe ettim. Karım ölünce 12 ve 5 yaşındaki çocuklarımla kalakaldım. Biz karımla çok mücadeleler verdik, çok kavgalar ettik. Bizi çok ezmeye çalıştılar. Sağcı olmanın zorluklarını çektik. 12 Eylül’de en güvendiğimiz ordu biz sağcıları silindir gibi ezdi. Rütbelilerden uzak durdum."

Savcı Pekgüzel’in, Fatih Hilmioğlu 19 Eylül 2003’teki yemekli toplantı nedeniyle Tüdeş’i tanık olarak çağırdığını belirterek, "Katılmadığınızı söylediniz. Aranızda husumet mi var. Niye tanık olarak gösterdi sizi" dedi. "Bilmiyorum. Tanımıyorum kendisini" diyen Tüdeş, "Fatih beyle üniversitelerarası kurulun dışında çay bile içmişliğimiz yok. Meşreplerimiz farklıdır" diye konuştu.

Tutuklu sanıklardan CHP Milletvekili Mehmet Haberal’ı, "Hilmioğlu kadar bile" tanımadığını ifade eden Tüdeş, davanın tutuksuz sanıklarından eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç ile de bir tayinle ilgili ricası üzerine görüştüğünü anlattı.

Tüdeş, yine tutuksuz yargılanan eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün, rektör olduğu dönemde kendisini aradığını belirterek, şöyle devam etti:

"Kemal Gürüz, ‘Tuncer Paşa’nın bir tayinle ilgili ricası var, mümkün mü’ dedi. Tülay Bakır’ın profesör olarak üniversiteye dönmek istediğini söyledi. Ben de ‘bakalım’ dedim. Daha sonra Gürüz’e olamayacağını söyledim. ‘Siz arkadaşsanız eğer, müsaade edin ben MGK binasına gidip, söyleyeyim’ dedim. Gittim. ‘Ben oraya yeni iki tane doçent atadım. Önünüzü tıkamayacağım, diye onlara söz verdim. Bu hanım üniversiteden ayrılmış. Doçent olarak istiyorsa, alalım’ dedim. O da telefonla bir yerleri aradı. Tülay hanım kabul etmiyormuş dedi. Teşekkür etti. Sonra benim almadığım arkadaş Samsun’daki 19 Mayıs Üniversitesi’ne girdi. AK Parti’den de milletvekili oldu."

CNN Türk

Kaynak : http://www.haber3.com/o-hoca-tovbeliymis-1553104h.htm#ixzz2916mjjao

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: