Etiket arşivi: tanık

İlker Başbuğ’u yakacak ifade


Ergenekon’un tutuklu sanıklarından emekli Korgeneral Mehmet Eröz, İlker Başbuğ’un internet andıcından haberi olmadığı şeklindeki beyanların doğru olmadığını söyledi.

"Ergenekon" davasının tutuklu sanıklarından emekli Korgeneral Mehmet Eröz, "Sayın İlker Başbuğ’un internet andıcından haberi olmadığı şeklindeki beyanlar doğru değildir. Sayın İlker Başbuğ’a andıçla ilgili olarak defalarca bilgi verilmiştir" dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Tuncay Güney ile 2001 yılında yapılan mülakat sırasında İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şubesi’nde tahkikattan sorumlu müdür yardımcısı olan polis başmüfettişi Kemal Karademir tanık olarak dinlenildi.

Karademir’e Güney ile yapılan 2001 yılındaki mülakattan bazı bölümler izletilerek, sorular yöneltildi.

Mülakatın kendi odasında yapıldığını ve baş sorgucunun Ahmet İhtiyaroğlu olduğunu ifade eden Karademir, Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüzeyin Özese’nin "işkence" iddialarını hatırlatması üzerine de, Güney’e kesinlikle işkence yapılmadığını, ifadeyi kendisinin istekli şekilde verdiğini, hatta Güney’in çok istekli olmasının kendilerini şaşırttığını anlattı.

Duruşmada, Karademir’e MİT’ten gelen CD’ler arasında yer alan Tuncay Güney’e işkence yapıldığı değerlendirilen seslerin yer aldığı ses CD’leri de dinletildi.

Karademir’in tanık olarak dinlenilmesine ara veren mahkeme heyeti, duruşmayı yarına erteledi.

MEHMET ERÖZ’ÜN DİLEKÇESİ

Bu arada tutuklu sanıklardan emekli Korgeneral Mehmet Eröz, mahkemeye tahliye talebine ilişkin yazılı bir dilekçe sundu.

Eröz, Genelkurmay Başkanı’nın (İlker Başbuğ) internet andıcından haberi olup olmadığı konusunda bazı tereddütlerin olduğunu ve konunun hala yeterince açıklığa kavuşmadığını belirterek, davanın tutuklu sanıklarından eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’un da mahkemede savunma yapmadığını, hiçbir soruya yanıt vermediğini kaydetti.

Eröz, bu nedenle kendisinin ve sanıkların "andıçla" ilgili konuyu aydınlatma olanağı bulamadıklarını ifade ederek, dava konusu internet andıcının hazırlandığı tarihte Genelkurmay Harekat Başkanı olduğunu hatırlattı.

Genelkurmay Başkanı’nın andıçtan haberinin olmadığı, zaten imzalamadığı, konunun kendi bilgisi dışında geliştiği gibi bir görünümün ortaya çıkabileceğini vurgulayan Eröz, dilekçesinde "Bu durumda sanki Harekat Başkanı olarak ben andıcı Hasan Iğsız’ın emrine rağmen Başbuğ’a arz etmemişim ve andıçta imza ya da parafı bulunan kişilerle birlikte kendi başımıza iş yapıyormuşuz gibi bir yanlış anlam çıkabilir. Oysa gerçek bu değildir. Sayın İlker Başbuğ’un internet andıcından haberi olmadığı şeklindeki beyanlar doğru değildir. Sayın İlker Başbuğ’a andıçla ilgili olarak defalarca bilgi verilmiştir" ifadelerini kullandı.

Dilekçesinde andıcın hazırlama sürecine ilişkin bilgi veren Eröz, çalışmalara dönemin Genelkurmay 2. Başkanı Hasan Iğsız’ın emri üzerine 5 Şubat 2009 tarihinde başladıklarını ve 16 Şubat 2009 tarihinde Iğsız’a arz ettiklerini anlattı.

Üzerinde ‘Sn. K’a arz" yazan andıcın Genelkurmay 2. Başkanı’nın imza tarihinin 1 Nisan 2009 olduğunu belirten Eröz, aradan geçen 1.5 aylık süreci de "Genelkurmay 2. Başkanı andıcı bu kadar bekletmek durumunda kalmıştır. İnternet sitelerinin basında yer aldığı 4 Şubat 2009 tarihinde biz Genelkurmay Başkanımız göreve başladığında Bilgi Destek Dairesi hakkında verdiği emir doğrultusunda çalışmaktaydık" şeklinde açıkladı.

Eröz, dilekçesinde şunları kaydetti: "İnternet andıcı konusunda yaptığımız çalışmaları Genelkurmay 2. Başkanımız Hasan Iğsız’ın kendisi Genelkurmay Başkanımıza birkaç defa arz etti ve aldığı direktifler kapsamında da bize emirler verdi. Sayın Hasan Iğsız, Genelkurmay Başkanı’na arza giderken, bizden aldığı andıcı ve takdim için hazırlamış olduğumuz bilgi kartlarını, beraberinde götürüyordu. Biz bu arzlarda yer almadık. En sonunda yanılmıyorsam 1 Nisan 2009’da Hasan Iğsız’ın emri ile sayın Genelkurmay Başkanımıza internet siteleri dahil, üzerinde çalıştığımız üç konuda (internet andıcı) brifing vererek, karar ve emirlerini aldık."

"ANDICI ZARFLA İMZAYA GÖNDERDİK"

Başbuğ’un andıcın eklerinde yer alan izlenen internet sitelerinin bir kısmını dinlediğini, "Ekler teferruattır. Bana arz etmeyin" dediğini, brifing sonrası iki haftaya yakın Başbuğ’a imzaya çıkamadıklarını savunan Eröz, andıcı zarf içine koyarak, Başbuğ’un sekreterine verdiklerini kaydetti.

Eröz dilekçesinde, "Hasan Iğsız’a bilgi verip bu şekilde andıcı zarfın içine koyarak, imzaya gönderdik. İmzadan döndüğünde de Hasan Iğsız’a bilgi verdik. Sonuç olarak söylemek istediğim şudur: internet andıcı ve yeni sitelerin kurulması Sayın Genelkurmay Başkanımızdan habersiz yapılan işler değildir" ifadelerine yer verdi.

Başbuğ’un internet andıcı ve yeni sitelerin kurulmasından haberi olmaması durumunda, 4 Kasım 2009’da ikinci ihbar mektubu ekinde yer alan internet andıcını gördüğünde kendileri hakkında işlem yapması gerektiğini belirten Eröz, bugüne kadar sadece içinde bulunduğu rütbe ve görevle ilişkili olarak emir aldığını ve emir verdiğini ifade ederek, tahliyesini istedi.

“Ergenekon” davasında 2005-2007 yılları arasında Elazığ İl Jandarma Alay Komutanlığı yapan emekli Albay Ali Ergülmez tanık olarak dinlenildi


İSTANBUL "Ergenekon" davasında, 2005-2007 yılları arasında Elazığ İl Jandarma Alay Komutanlığı yapan emekli Albay Ali Ergülmez tanık olarak dinlenildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, Şile’de yapılan kazılara ilişkin dosyanın tutuklu sanıklarından Ulaş Özel’in talebi üzerine Ergülmez’in tanıklığına başvuruldu.

2003-2005 yılları arasında İstanbul İl Jandarma Alay Komutanı olarak görev yapan Ergülmez, dosya sanıklarından terör örgütü itirafçıları Özel ile Okan İşgör ve Hüseyin Yanç’ı tanımadığını söyledi.

Ergülmez, savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in "İtirafçılara cep telefonları verilmiş. Bilginiz var mı-" sorusuna, "Hayır. Ben hiçbir zaman itirafçılara telefon alın diye bir emir vermedim. Meslek hayatım boyunca hiçbir itirafçıyla operasyona katılmadım" yanıtını verdi.

Ulaş Özel de, itirafçı olduktan sonra 2004 yılında Jandarma Genel Komutanlığı’nca er olarak askeri işlemlerinin yapılacağının söylendiğini, ardından da Elazığ İl Jandarma Komutanlığı’na gittiğini, ancak kendisinin Kovancılar’da görev yaptığını anlattı.

Ameliyat olması nedeniyle 1 ay istirahat aldığını ifade eden Özel, "Deşifre olmuştum. Terör örgütleri evimin önündeki aracı molotofkokteyli ile yaktı. Bildiri koyarak, beni tehdit ettiler. Deşifre olmam nedeniyle de bölge komutanlığındaki komutanlar beni Elazığ İl Jandarma Komutanlığı’na gönderdiler. Komutanımızla (Ali Ergülmez) görüştüm. Bana İstanbul’a gitmemi, bana yardımcı olacaklarını söyledi. Benden önce de Hüseyin Yanç’ı göndermişler. Ben İstanbul’a geldikten sonra da Elazığ’daki komutanlarımla telefon görüşmelerim devam etti" diye konuştu.

Ergülmez de, hatırlamadığını belirterek, "Ben huzurunuzda namusum üzerime bildiklerimi anlatacağım diyerek, yenim ettim. Hatırlamış olsam, doğrudur derdim. Benim emrimde 5 bin kişi çalışıyordu. Elazığ’da hem jandarma taburu, hem de özel harekat taburu var. Bölgede operasyon faaliyeti yapan iki birlik. Ben Ulaş Özel’e "Okan İşgör’e git. Sana iş bulacak’ demedim. Ben itirafçılarla hiç bir şekilde bu tip diyaloglara girmezdim. Bana iki tane itirafçı geldi. Biri bayandı. Başına bir iş gelmesin diye eşime teslim etmiştim" şeklinde konuştu.

Duruşmada, Ulaş Özel Ergülmez’e bölgede yaşadığı bir çok şeyi anlatarak, hatırlatmaya çalıştı.

Ergülmez de, bazı olayları anımsarken, ancak Özel’i hatırlamadığını tekrarladı. Ergülmez, "İl jandarma alay komutanı olarak binlerce insanla görüşürüm. Alayın alt yapısında kuruluşlar vardır. Ben onların sorumlularıyla muhatap olurum. Aşırı sağ, sol istihbarat faaliyeti çok gizlidir. Deşifre olmaması için, görevli rütbelilere şahıslar sorulmaz" dedi.

Ergülmez, Okan İşgör’ün "Bizim, devletin resmi görevlilerinin yönlendirmesiyle bir araya geldiğimiz iddia ediliyor. ‘Ergenekon’ örgütü adına faaliyet göstermek için yönlendirmeniz oldu mu-" sorusuna, "Tanımıyorum ki zaten" yanıtını verdi.

-JİTEM’e rastlamadım-

Ulaş Özel de, Elazığ’a bağlı görev yaparken "Çağdaş" adını kullandığını, Ergülmez’i iki defa gördüğünü anlattı.

Ergülmez, tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün avukatı olan kızı Zeynep Küçük’ün sorusu üzerine, Veli Küçük’ü tanımadığını belirterek, "Veli Küçük’ü aksine üst rütbeli komutanlardan cesur, vatanperver, teröre karşı acımasızca mücadele eden bir olarak duydum" diye konuştu.

Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese’nin "JİTEM’i duydunuz mu-" sorusu üzerine Ergülmez, şu açıklamayı yaptı:

"Jandarmada istihbarat faaliyeti, Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’nce yürütülür. İstihbarat Şube Müdürlüğü olarak bilirim. Hep söylenen JİTEM adında özel bir kuruluş, bir JİTEM teşkilatı görmedim, rastlamadım da. Benim emrimdeki İstihbarat Şube Müdürlüğü legaldir. Meslek hayatım boyunca hiç öyle faili meçhuller içine girmedim. Dağa gittim. Kurşunu yedim. Kafama 35 dikiş de aldım."

Duruşmaya ara verildi.

Muhabir: Hanife Sevinç

Yayıncı: Sabri Çelebioğlu

Anadolu Ajansı

Kaynak : http://www.haber3.com/ergenekon-davasi-durusmada,-2005-2007-yillari-arasinda-elazig-il-jandarma-alay-k-1547374h.htm#ixzz28o8zUbxP

‘Tehdit Ediliyorum’ Diyen Tanık, Gizli Tanık Oldu


Ergenekon davasında savunma tanığı olarak dinlenmek üzere duruşma salonuna alınan Mustafa Nemli, ölümle tehdit edildiği için gizli tanık olmak istediğini söyledi.

Ergenekon davasında savunma tanığı olarak dinlenmek üzere duruşma salonuna alınan Mustafa Nemli, ölümle tehdit edildiği için gizli tanık olmak istediğini söyledi. Dava sanıklarından Ulaş Özel’in üvey oğlu olduğunu belirten Nemli, eve getirdiği silah ve mühimmat nedeniyle Özel’in annesi olan eşi Selaha Özel ve kız kardeşi ile tartıştığını, ölüm ile tehdit edildiğini söyledi. Mahkeme, Nemli’nin gizli tanık odasına alınarak görüntüsü ve sesinin duruşma salonuna aktarılması ile ifadesinin alınacağını karar verdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon davasının 241. duruşmasında Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklu, emekli Tuğgeneral Veli Küçük ve Susurluk davasının da hükümlüsü olan emekli emniyet müdürü İbrahim Şahin’in de aralarında bulunduğu 36 tutuklu sanık hazır bulundu. Emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay ile Levent Ersöz’ün de aralarında bulunduğu 29 tutuklu sanık ise duruşmaya katılmadı. Tutuksuz sanıklardan Adil Serdar Saçan ve Ümit Oğuztan ile önceki duruşmada tanık sıfatıyla ifadesi alındıktan sonra bugün hazır bulunması istenen Ahmet İhtiyaroğlu’nun da duruşmaya geldiği gözlendi.

Duruşmanın başlaması ve kimlik yoklamasının tamamlanmasının ardından Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tutuksuz sanıklardan Adil Serdar Saçan’ın savunma tanığı Kemal Karademir ile tutuklu sanık Okan İşgör’ün savunma tanığı Mustafa Nemli’nin duruşma salonunun arka bölümünde hazır olduklarını söyledi. Başkan Özese, önce tanıklardan Nemli’nin ifadesi ile duruşmaya başlayacaklarını açıkladı. Kimlik tespiti sırasında Nemli, davanın tutuklu sanıklarından Ulaş Özel’in annesi ile evlendiğini, Ulaş’ın da üvey oğlu olduğunu söyledi. Başkan Özese, "Mahkemeye, Ulaş Özel tarafından tehdit edildiğinizi ve ifade vermek istemediğinizi söylemişsiniz." hatırlatmasını yaparak tanıklık yapmak isteyip istemediğini sordu. Nemli’nin duruşma salonuna çıkmış olmasına rağmen gizli tanık olmak istediğini söylemesi dikkat çekti. Bu sırada sanık Ulaş Özel’in oturduğu yerden kalkarak, "Sayın başkan, böyle bir tehdit durumu yok. Kim tarafından tehdit edildiğini açık olarak söylesin." dedi. Nemli, bu isteğine ise Ulaş Özel’in de annesi olan eşi Selaha ile üvey kızı tarafından aldığı ölüm tehditleri olduğunu söyledi.

Başkan Özese, tanık Nemli’ye isterse tüm sanıkları salondan çıkararak kapalı oturum yapabileceklerini veya gizli tanık odasından ifadesini verebileceğini söyledi. Tanık Nemli ise gizli tanık odasından ifade vermek istediğini söyledi. Duruşmaya kısa bir ara verildikten sonra Özese, Nemli’nin gizli tanık odasına alındığını, sesi ve görüntüsünün orjinal olarak bozulmadan duruşma salonuna aktarılarak ifadesinin alınacağı açıklamasını yaptı.

Buruşmada Başkan Özese, tanık Nemli’ye "Evinizde Kaleşnikof silah, bu silaha ait iki şarjör, 3 el bombası ve aydınlatma bombası gibi gibi silah ve mühimmat bulunmuş." hatırlatmasını yaptı. Nemli ise bu malzemeleri sonradan gördüğünü, eve kimin getirdiğini görmediğini ancak eşi Selaha ile konuştuğunda kendisinin üvey oğlu olan Ulaş Özel tarafından getirildiğini anladığını söyledi. Eşine bu malzemeleri evinde istemediğini söylediğinde ise ‘Oğlumdur, getirecek tabii’ cevabı ile karşılaştığını belirten Nemli, "Eşim Selaha ile kızı beni ölümle tehdit ettiler. Evime tanımadığım insanlar da gelip gittiği için Vatan Emniyet Müdürlüğü’ne giderek şikayette bulundum." ifadesini kullandı. Daha sonra da Nemli’nin savcılıkta verdiği ifadesi okundu.

Tanık Mustafa Nemli, savcılıkta verdiği ifadesinde eşi Seleha Nemli tarafından kendisine silahları Ulaş Özel’in getirdiğini ve Okan İşgör’e ait olduğunu söylediğini anlatmıştı. Davanın tutuklu sanığı olan TİKKO itirafçısı Ulaş Özel ise duruşmadaki savunması sırasında silahları kendisine Hizbullah itirafçısı olan tutuklu sanık Okan İşgör’ün getirdiğini ve bu silahların devlete ait olduğunu, kısa sürede de alacağını söylediğini anlatmıştı. CİHAN

Kaynak: http://www.haberimport.com/haber/tehdit-ediliyorum-diyen-tanik,-gizli-tanik-oldu-139195.htm#ixzz28iOxdMbu

‘Katıldığımı hatırlamıyorum’ /// CC : @vardiyabizde @BalyozGercekler @rodrikdani


Eski Rektör Ergenekon’da dinlendi…

Ergenekon’da Eski Rektör Sütbeyaz Tanık Olarak Dinlendi
Rektör Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz, YÖK yasa tasarısıyla ilgili Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’la bir görüşme yapmadığını belirtti.

Ergenekon Davası’nda tanık olarak dinlenen Atatürk Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz, Yök yasa tasarısıyla ilgili rektörlerle birlikte dönemin Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’la bir görüşme yapmadığını belirtti. Savcı Pekgüzel’in, "25 Ekim 2003’te cübbeleriyle birlikte Anıtkabir’e yürüyen rektörler arasında var mıydınız?" şeklindeki sorusuna tanık Sütbeyaz, "Vallahi hatırlamıyorum" diye cevap verdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen 65’i tutuklu 274 sanıklı Ergenekon Davası’nın 239. duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan küçük salonda yapılan duruşmada İnönü Üniversitesi eski Rektörü Prof. Fatih Hilmioğlu, Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in de aralarında bulunduğu 35 tutuklu hazır bulundu. 16 celse men edilen CHP İzmir Milletvekilli Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan ile eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’ın da aralarında bulunduğu 30 tutuklu sanık duruşmaya katılmadı. Adil Serdar Saçan’ında aralarında bulunduğu 3 tutuksuz sanık da hazır bulundu.

YAŞAR SÜTBEYAZ TANIK OLARAK DİNLENDİ

Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, tutuklu sanık Fatih Hilmioğlu’nun savunma tanığı olarak gösterdiği Atatürk Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Yaşar Sütbeyaz’ın dinleneceğini belirti. Yeminli olarak ifadesi alınan tanık Sütbeyaz, 2000-2008 yılları arasında Erzurum’da bulunan Atatürk Üniversitesi’nde rektör olarak görev yaptığını ve hala aynı üniversitenin Fen- Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştığını söyledi. Mahkeme Başkanı Özese, Hilmioğlu’nun avukatı tarafından verilen dilekçede 19 Eylül 2003 günü Jandarma Genel Komutanlığı’nın Bilkent’teki sosyal tesislerinde düzenlenen yemeğe katılan rektörler arasında Sütbeyaz’ın da yer aldığını belirttiğini söyledi. Özese, dilekçede davanın sanıklarından olan dönemin Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ile Yök Yasa Tasarısı’yla ilgili görüşüldüğü iddialarını hatırlattı. Mahkeme Başkanı Özese, 2003 yılında Jandarma Genel Komutanlığı’nın Bilkent tesisilerinde düzenlendiği iddia edilen toplantıyla ilgili ne biliyorsunuz?" diye sordu.

"O TOPLANTIYA KATILDIĞIMI HATIRLAMIYORUM"

Sütbeyaz, "Bu konu hakkında hiçbir şey bilmiyorum. O toplantıya katıldığımı hatırlamıyorum. O toplantı basında da çıktı. Ben o tarihte bir heyetle ABD’de görevliydim. Sütçü İmam Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi’nden bir heyetle New York’daki üniversiteler birliğine davetli olarak Amerika’ya gittik. 13 Eylül’de hareket ettik. 21 Eylül’de de Türkiye’ye döndüm. ABD’de kaldığım oteller, uçak biletim dahi devlet tarafından karşılandı. Bunu da ispatlayabilirim. Ben Amerika’ya gittiğimde yerime rektör yardımcımı bıraktım. O dönemde 3 rektör yardımcım vardı. Şu an hangisini yerime baktığını hatırlamıyorum. Ayrıca ben Bilkent’teki jandarma tesisilerinin kapısını bile bilmem" dedi.

"ERUYGUR ÜNİVERSİTEMİZİ ZİYARET ETMİŞTİ"

Davanın tutuksuz sanıklarından eski Jandarma Genel Komutanı emekli Orgeneral Şener Eruygur’u tanıdığını söyleyen tanık Yaşar Sütbeyaz şunları anlattı:

"Şener Eruygur Erzurum’a geldiğinde ünivesitemizi de ziyaret etmişti. Eruygur, ‘Erzurumlu olduğunu, Atatürk Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptığını ancak diplomasını alamadığını’ söyledi. Ben de ‘Diplomanızı hazırlatırım’ dedim. Daha sonra iadeyi ziyaret amaçlı odasına gittim. Şener Eruygur’a diplomasını takdim ettim. Şener Eruygur’a diplomasını ne zaman takdim ettiğimi şu an hatırlamıyorum."

Sorular üzerine Yaşar Sütbeyaz, İstanbul, Ankara ve Atatürk üniversitelerinin rektörlerden oluşan 23 kişilik heyet ile Başbakan ve Milli Eğitim Bakanı ile Yök tasarısının hazırlanmasıyla ilgili görüştüklerini söyledi. Dava sanıklarından Başkent Üniversitesi kurucu Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal’ı tanığını da söyleyen Sütbeyaz, "Mehmet Haberal Üniversilerarası Kurul ve Rektörler Konseyi’nden tanırım. Bunlarla ilgili toplantıların çay molalarında rektörlerin birbirleriyle sohbet eder. Zaten her rektör birbirini tanır. Selamlaşır ve konuşur. Genel de isim olarak tanır" diye konuştu. "Haberal ile Hilmioğlu arasındaki ilişki nasıldı?" sorusuna tanık Sütbeyaz, "Ben ne söyleyebilirim. Ben nasıl görüşüyorsam herhalde Hilmioğlu da Mehmet Bey’le o şekilde görüşmüştür. İlerisini bilemem" dedi.

"VALLAHİ HATIRLAMIYORUM"

Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in soruları üzerine Yaşar Sütbeyaz, "Atatürk Üniversite’sine Erzurum Üniversitesi de denir" diye cevap verdi. Savcı Pekgüzel, "Jandarma Genel Komutanlığı’nın Bilkent’teki sosyal tesislerinde düzenlendiği iddia edilen toplantıya katılmadığınızı söylediniz. Acaba dekanlarınızdan biri katılmış olabilir mi?" sorusuna tanık Sütbeyaz, "Öyle bir ihtimal vermiyorum. Ama kesin de bilmiyorum. Ama olsaydı haberim olurdu" diye cevap verdi.

Savcı Pekgüzel’in, "25 Ekim 2003’te cübbeleriyle birlikte Anıtkabir’e yürüyen rektörler arasında var mıydınız?" sorusuna Sütbeyaz, "Vallahi hatırlamıyorum" dedi. Duruşmaya öğle arası verildi.

Ergenekon tanığı: O yıl birileri düğmeye bastı


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, İstanbul eski Organize Suçlar Şube Müdür Yardımcısı olarak çalışan Ahmet İhtiyaroğlu, tanık olarak dinlenildi.

”Ergenekon” davasında tanık olarak dinlenilen eski emniyet amiri Ahmet İhtiyaroğlu, ”2000 yılının sonunda birileri düğmeye bastı. Sedat Peker hakkında iddialar anlatılmaya başlandı. Peker’in işlediği eylemlerin Veli Küçük tarafından korunduğu iddiası vardı. Ama bunu delillendiremiyorduk” dedi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada, İstanbul eski Organize Suçlar Şube Müdür Yardımcısı olarak çalışan Ahmet İhtiyaroğlu, tanık olarak dinlenildi.

İhtiyaroğlu, mahkeme heyetine başkanlık yapan hakim Hüsnü Çalmuk’un, bu dava kapsamında hakkında açılan bir dava olup olmadığı şeklindeki sorusu üzerine, ”Ergenekon” kapsamında savcılık tarafından hakkında inceleme başlatıldığını, ancak takipsizlik kararı verildiğini söyledi.

Ahmet İhtiyaroğlu, 1982’de polis kolejine girdiğini, 1990’da mezun olduğunu, 1998’de de İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’nü kuran ekip içinde yer aldığını anlattı.

Bu birimde 2003’e kadar çeşitli rütbelerde çalıştığını belirten İhtiyaroğlu, alanının Sedat Peker, çalışma grubunun da Sedat Peker olduğunu söyledi.

Organize şubede görev yaptığı dönemde kendilerine sayısız ihbarlar geldiğini belirten İhtiyaroğlu, ”Veli Küçük ile Sedat Peker arasındaki ilişki biliniyor ama ispatlanamıyordu” dedi.

Hakim Çalmuk’un ”Nasıl bir bağ, sevgi bağı mı?” sorusu üzerine ”Örgütsel bir bağ” diyen İhtiyaroğlu, ”2000 yılının sonun da birileri düğmeye bastı. Sedat Peker hakkında iddialar anlatılmaya başlandı. Peker’in Veli Küçük tarafından korunduğu yönünde çok çalışma yaptık. Peker, ilişkilerinin dostluktan olduğunu söylerdi. Ama yer altındaki, üçüncü şahısların telefon konuşmalarına yansıyanlara göre Peker’in korunduğu şeklindedir. Peker’in işlediği eylemlerin Veli Küçük tarafından korunduğu iddiası vardı. Ama bunu delillendiremiyorduk. Hatta o dönemde Peker’in kardeşi Atilla’nın kümesini bile kazdık. Onun kanatlı hayvan merakı vardı. Peker’in silahları olduğuna inanıyorduk. Silahlarını aradık” diye konuştu.

İhtiyaroğlu, 5 yıla yakın örgütlü suçlar alanında çalıştığını belirterek, ”Modern polisliği biz getirdik. Bu şekildeki fezlekeleri, ilk biz kullandık” dedi.

-”Haluk Kırcı, Çatlı’nın cesedini görmüş”-

Ahmet İhtiyaroğlu, sorgu ve tahkikatta iyi olduğunun söylendiğini ifade ederek, ”Hafızam çok iyidir. Allah vergisi bir sorgulama yeteneğim var” diye konuştu. İhtiyaroğu, 2001 yılında Tuncay Güney’in çenç oto kapsamında gözaltına alınmasının ardından gelişen süreci şöyle anlattı:

”2001 yılında il dışında görevdeyken o dönemin şube müdürü Adil abi (Adil Serdar Saçan) beni arayarak merkeze çağırdı. Tuncay Güney Asayiş Şube’de, gözaltındaymış, Veli Küçük’ün adından söz etmiş. ‘Siz beni gözaltına alamazsınız, o araba Veli Küçük’e gidecekti’ diyordu. Ergenekon’dan söz etmiş, ‘Ergenekon’un lideri Veli Küçük, beni buradan alır. O araba Veli Küçük’e gidecekti’ şeklinde konuşuyormuş. O dönemde İstihbarat Şube’de bu konularla ilgili çalışıyormuş. İstihbaratın adamları asayişin nezaretinde Güney ile yatmışlar. Operasyon yanabilir mantığıyla Güney’i nezarette susturmuşlar. İstihbarattan Hakan Ünsal Yalçın, 1 yıldır Güney’i takip ettiklerini söyledi. Güney pasif gaydı. Onun ilişki görüntüleri dahi yapılan aramalarda ele geçirilmişti. İstihbaratın operasyon yetkisi yoktur. Bu nedenle dosya organize şubeye verildi. Saçan, Güney’in sorgusuna benim girmemi istedi. Güney’e, kafasında bir kurgu varsa, dağıtması, rahatlaması için önce hayat hikayesini anlattırdım. Güney ‘Ergenekon’dan söz etti.

Soyadı Ergenekon olan bir albayın kurduğunu, kendi soyadını verdiğini, Veli Küçük’ün de buna bağlı olduğunu söyledi. Konteynerlarla Irak’a silah getirdiğini, Barzani’ye, Talabani’ye ve PKK’ya verdiğini, silahların ‘Ergenekon’a ait olduğunu söyledi. Susurluk kazasını Veli Küçük’ün yaptırdığını, Sabancı cinayetini anlattı. Güney her şeyi ve kendisini de anlatıyordu. Bu suçlu psikolojisine aykırıydı. Sabancı cinayetiyle ilgili anlattıkları dikkatimi çekti. Doğru söylemediği anlaşıldı. Abdullah Çatlı’dan söz etmişti. Ben Haluk Kırcı’nın sorgusunu yaptım. Kırcı’ya açık bir şekilde ‘Çatlı yaşıyor mu’ diye sordum. ‘Öldü ağabey’ dedi. Cesedini gören kimse yok deyince, ‘Ben gördüm’ dedi. Çatlı’nın kafası arabanın tavanına çarpmış.”

İfadesinde istihbarat şubenin çalışma şeklini de anlatan İhtiyaroğlu, ”İstihbarat, telefon konuşmalarında duyduğu şeyleri olmuş kabul eder. Suç olmuş mu, olmamış mı bakmaz. Soruşturma yapma yetkileri yoktur” dedi.

Duruşmaya öğle arası verildi.

Ergenekon örgütü iddiası çöktü /// CC : @Ulusal_Kanal @halilnebiler @AydinlikGazete


Ergenekon davasında tanık olarak dinlenen gazeteci Aslı Aydıntaşbaş “Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma” belgesini Doğu Perinçek’e kendisinin verdiğini açıkladı. Savcılar, Ergenekon davasının temel belgelerinden olan bu belgeyi Doğu Perinçek’in örgüt yöneticliğinin kanıtı olarak değerlendiyor. Ancak Aydıntaşbaş’ın ifadesiyle Doğu Perinçek’in Ergenekonun yöneticisi olduğu iddiası çürümüş oldu.

"Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma" belgesini Doğu Perinçek’e ben verdim." Bu sözler Ergenekon davasının bugünkü duruşmasında tanık olarak dinlenen gazeteci Aslı Aydıntaşbaş’a ait.

Aydıntaşbaş, İşçi Partisi’ndeki aramalarda bulunan “Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma” belgesini 2006 yılında Doğu Perinçek’e kendisinin verdiğini açıkladı.

Savcılar bu belgeyi Doğu Perinçek’in yazdığını iddia ediyor ve buna dayanarak Perinçek’in Ergenekon yöneticisi olduğunu ileri sürüyor. Aydıntaşbaş’ın ifadesiyle Ergenekon’un yöneticisi olduğu iddia edilen Doğu Perinçek’in, örgütün en temel belgesini ilk kez bir gazeteciden aldığı ortaya çıktı. Böylece Doğu Perinçek’in Ergenekonun yöneticisi olduğu iddiası çürümüş oldu.

İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in talebi üzerine tanık olarak dinlenen Aslı Aydıntaşbaş, Sabah Gazetesi’nin Ankara Temsilcisi olduğu dönemde “Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma” belgesinin zarf içinde kendisine gönderildiğini, belgeyle ilgili kendisinin Perinçek’le röportaj yaptığını anlattı.

Aslı Aydıntaşbaş röportajı 1 Haziran 2006 tarihinde Sabah Gazetesi’ndeki “Doğu Perinçek ne diyor?” başlıklı köşe yazısında yazdığını kaydetti.

“Danıştay cinayetinden sonra Ergenekon her yerde tartışılıyordu. Ergenekon Analiz ve Yeniden Yapılanma belgesi zarf içinde bana gönderildi. Bu belgeyi Doğu Perinçek’in yazdığı söyleniyordu. Perinçek ile konuşmanın iyi bir gazetecilik olduğunu düşündüm. Perinçek’e belgeyi incelemesi için verdim. 1 kaç dakika inceledikten sonra bu belgeyi kendisinin yazmadığını ve belgede istihbarat dilinin kullanıldığını söyledi.”

Belge üzerindeki rakamların ve ünlem işaretinin kendisinde ait olduğunu söyleyen Aslı Aydıntaşbaş’la savcı Mehmet Ali Pekgüzel arasında ilginç diyaloglar yaşandı.

Savcı: O belgeyi nereden buldunuz?

Aydıntaşbaş: Zarfla bana geldi. Zarfta herhangi bir isim yoktu.

Savcı: Yazıyı işaretlediniz mi?

Aydıntaşbaş:Ünlem işaretleri bana ait.

Savcı: Sağ üstte "ERGENEKON" yazısı size mi ait?

Aydıntaşbaş: Ergenekon yazısı bana ait

Savcı: Doğu Perinçek’in el yazısına benzettim.

Aydıntaşbaş: Hayır, benim yazım.

Doğu Perinçek savunmasında bu iddiayı çürütmüştü. Belgenin Doğu Perinçek tarafından yazıldığı ifadesi davanın başlamasında temel oluşturan Tuncay Güney’in mülakatında da yer almıyor. (ulusalkanal.com.tr)

Odatv.com

Ergenekon davasında sürpriz gelişme


Ergenekon’da eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, emekli Orgeneral Teoman Koman, eski emniyet amiri Ahmet İhtiyaroğlu, Ak Parti Milletvekili Şirin Ünal ve CHP Milletvekili Emrehan Halıcı tanık olarak dinlenilecek. Mahkeme Başkanı Özese, birinci iddianamenin tutuksuz sanıklarından Murat Özkan’ın vefat ettiğini belirterek, ölüm kaydının dosyaya gönderildiğini belirtti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’de görülen 65’i tutuklu 274 sanıklı Ergenekon Davası’nın 233. duruşması başladı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nin yanında bulunan büyük salonda yapılan duruşmada emekli Orgeneral Hasan Iğsız, emekli Albay Dursun Çiçek, emekli Tuğgeneral Veli Küçük, eski Özel Harekat Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’in de aralarında bulunduğu 41 tutuklu hazır bulundu. 16 celse men edilen CHP İzmir Milletvekilli Mustafa Balbay ve gazeteci Tuncay Özkan ile esas hakkındaki savunmasının alınmasına kadar duruşmalardan men edilen İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, CHP Zonguldak Milletvekili Mehmet Haberal’ın da aralarında bulunduğu 24 tutuklu sanık duruşmaya katılmadı. Ayrıca Odatv Davası’nın tutuklu yargılanan bu davadan tutuksuz yargılanan Yalçın Küçük de hazır bulundu.

TANIK RAHATSIZLANDI

Tanık Emrah Özdemir’in rahatsızlandığını belirten Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Özdemir’in acil olarak Silivri Devlet Hastanesi’ne kaldırıldığını, duruşmaya katılamayacağını açıkladı. Mahkeme Başkanı Özese, birinci iddianamenin tutuksuz sanıklarından Murat Özkan’ın vefat ettiğini belirterek, ölüm kaydının dosyaya gönderildiğini belirtti.

ATASAGUN VE KOMAN TANIK OLARAK DİNLENECEK

Sanık ve avukatların tanık dinletme taleplerini değerlendirildiğini belirten Mahkeme Başkanı Özese, tanık olarak dinlenmesine karar verilen isimleri açıkladı. Tanık olarak dinlenmesine karar verilen isimler şunlar: "Eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, emekli Orgeneral Teoman Koman, eski emniyet amiri Ahmet İhtiyaroğlu, Ak Parti Milletvekili Şirin Ünal, CHP Milletvekili Emrehan Halıcı, Faruk Demir ve gazeteci Aslı Aydıntaşbaş." Tanık olarak dinlenmesine karar verilen isimler önümüzdeki günlerde Silivri’ye gelerek ifade verecek.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: