Etiket arşivi: teknik takip

Dikkat; hepiniz fişleniyorsunuz


CHP’nin Bilişim Uzmanı Milletvekili Erdal Aksünger’den çarpıcı iddia: "Hepiniz izleniyorsunuz."

CHP İzmir Milletvekili – Bilişim Uzmanı Erdal Aksünger, TT Net’in yaptığı bir anlaşma yüzünden tüm internet kullanıcılarının fişlendiğini söyledi. Aksünger, "Phorm adlı firma, internet kullanıcılarının davranışlarını kayıt altına alıyor" dedi.

Konuya ilişkin olarak GERÇEK GÜNDEM.COM için bir makale kaleme alan Aksünger, iddialarını TBMM’de yaptığı toplantıda da dile getirdi. Aksünger’in TT Net ile Phorm adlı firmanın çalışmasına ilişkin görüşleri şöyle:

Kişisel bilgilerimizin izinsiz toplanmasına sessiz kalmayacağız!

TT Net, AB sınırlarında faaliyetleri yasadışı hale gelen Phorm adlı firmayla işbirliği yaparak kişisel verilerin ve iletişimin gizliliğini ihlal ediyor, temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı davranıyor.

Phorm firmasının bu ihlali, Türkiye’nin önemli sayıda abonesine sahip servis sağlayıcısı TTNET ile anlaşması sonucu gerçekleşiyor.

Phorm, sizin izniniz olmadan, gezdiğiniz siteler, tıkladığınız reklamlar, izlediğiniz videolar, doldurduğunuz formlar üzerinden sizin kişisel eğilimlerinizi profilliyor. Yani internette neler yaptığınızı/davranışlarınızı izleyip ona uygun reklamlar ve içerikler sunuyor.

Böylece internet üzerinden hem izleniyor, hem de fiili olarak fişleniyorsunuz. Bu fişlenme sonucu, aklınıza gelebilecek her konuda, siyasi, ticari, kültürel, cinsel ve inançsal eğilimlerinize göre tasnif edilebilir hale geliyorsunuz!

Bu kişisel bilgilerin ve tercihlerin gizliliği ilkesine aykırıdır ve ciddi bir hak ihlalidir.

Tepkiler ve açılan davalar nedeniyle İngiltere’yi de terketmek zorunda kalan şirket şansını bu kez de Güney Kore’de denedi. Güney Kore Parlamentosunda yapılan ve Phorm şirketi ile kullandığı teknolojiyi konu alan bir tartışmadan sonra şirket bu ülkeden de uzaklaştırıldı. Şirket halen Türkiye ve Brezilya gibi kişisel mahremiyet konusunda duyarlılığın az olduğunu düşündüğü ülkelerde faaliyete geçmeye çalışıyor.

Phorm’un karanlık yüzü finansal raporlara da yansıyor. Londra Borsası rakamlarına göre şirket şu ana kadar 250 milyon ABD doları zarar etmiş: Ürünleri (Apropos, Adware.Webwise) F-Secure ve Symantec gibi saygın anti-virus yazılımı üreticileri tarafından “zararlı yazılım” kategorisine sokulan Phorm şirketinin Türkiye’deki faaliyetinin sona erdirilmesini talep ediyoruz.

TT Net, Phorm adlı şirketin Türkiye uzantısı olan PT Reklam A.Ş. adlı şirketle işbirliği yaparak Anayasa’nın 20. ve 22. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 132, 134 ve 135. Maddeleri ihlal ederek açıkça suç işlemişlerdir. Anayasanın 20. Maddesi özel hayatın gizliliğini düzenlemektedir. bu düzenlemeye göre herkes kendi hakkında toplanan verilere erişme, bunların amaçları doğrultusunda kullanıp kullanmadığını öğrenme hakkına sahiptir ve bu hususta kullanıcıların açık rızasını alınması şarttır.

Keza Anayasa’nın 22. Maddesi haberleşme özgürlüğünü düzenlemektedir. Anayasanın bu amir hükmü ”Herkes , haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşme gizliliği esastır” demesine n rağmen kişilerin bilgisayarındaki tüm verileri toplayabilen bu sistemle açıkça anayasa ihlal edildiği gibi bu firmanın yöneticileri ve TT Net şirketi yöneticileri Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve hapis cezaları ile cezalandırmaları gerektiren haberleşmenin gizliliğini ihlali, 134. Maddesi deki özel hayatın gizliliğinin ihlali nedeniyle cezalandırılmaları gerekmektedir. Söz konusu sistemde her kullanıcıya bir numara verilerek kullanıcının yaptığı işlemler izlenmektedir.

Her ne kadar TTNET tarafından yapılan açıklamada kullanıcıya ilişkin verilerin kullanıcının kimliği ile ilişkilendirebilecek isim, adres vb. bilgilerden bağımsız hale getirileceği söylense de PHORM şirketinin terk etmek zorunda kaldığı İngiltere, ABD’deki sivil toplum kuruluşlarınca yapılan araştırmalar sonucunda teknik olarak abone olan şahısla bu tip profil verilerinin eşleştirilebileceği ve kişilerin fişlenebileceği gösterilmiştir.

Bu eylem ile kişilere sistem tarafından atanan numaralarla kullanıcıların kimliklerinin eşleşmesi halinde kişilerin dini, etnik, siyasal, ahlâki, cinsel tercihleri ve sendikal bağlantıları açısından sınıflandırmalarına yarayan veriler de kolaylıkla elde edilebilir hale gelecektir. Bu verileri sınıflandırarak kaydını tutmak TCK 135. maddesi gereği kişilerin rızası olsa dahi hukuka aykırıdır cezalandırılmaları gerekmektedir.

ABD, İngiltere gibi gelişmiş batı ülkelerini terk etmek zorunda kalan Phorm’u Türkiye’ yi mesken tutmasını sağlayanların amacı nedir? Hükümet vatandaşların telefonlarını, maillerini yargı kararları ile topladığı gibi şimdi de TT Net’in bu firmayla ortak çalışmasına göz yumarak neyi amaçlamaktadır? TT Net halkı kandırarak, yanlış beyanlarla kişisel verileri toplamaktadır. Phorm kendi ifadesiyle kullanıcıların internet deneyimlerini daha fazla kişiselleştirmeyi amaçlıyor. Bu tam olarak şu demek:

Sizi gezdiğiniz siteler, tıkladığınız reklamlar, izlediğiniz videolar, doldurduğunuz formlar vb. aracılığı ile profilliyor. Elde edilen profile göre ticari olan/olmayan içerikler sunuyor. Yani İnternette neler yaptığınızı/davranışlarınızı izleyip ona uygun reklamlar ve içerikler sunuyor. Bu uygulama ile özel hayat kalmamaktadır.

Bu işlemin ne amaçla yapıldığı ve kötü niyetle kullanılması engellenememektedir. Bu bir fişleme failiyetidir. Hükümet batı da yaşama şansı bulamayan bu firmanın Türkiye de varlığına Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri İletişim Başkanlığı vasıtası ile son vermeli. TT Net’in bu anlaşması ve uygulaması hemen durdurulmalıdır. Biz CHP olarak vatandaşlarımızla, sivil toplum örgütleri ile birlikte çalışarak yasama organında takipçisi olacağız bu fişleme çalışmasının peşini bırakmayacağız

Ergenekon davasında, Başbuğ’un kullandığı telefonlar takibe alındı


Ergenekon davasında, tutuklu sanıklardan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’a, Genelkurmay Başkanlığı ve 1. Ordu Komutanlığı dönemlerinde tahsis edilen sabit hat ve GSM numaralarının, gizlilik esaslarına dikkat edilerek Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğinden istenmesine karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon Davası’nda gizli tanık Emek’in dinlenmesi işleminin tamamlanmasından sonra mahkeme heyeti sanıklar ile avukatların yazılı taleplerine ilişkin aldıkları ara kararları açıkladı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından okunan ara kararda Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden, Ergenekon davasında tanık olarak dinlenen emekli Orgeneral Tanık Teoman Koman’ın ifadesinde geçen "JİTEM ve Hizbullah konusunda kendisinin komutanlığa gelmesinden önce Jandarma Genel Komutanlığı tarafından bir soruşturma yapıldığı" şeklindeki sözleri dikkate alınarak, bu soruşturmayla ilgili evrakın ile Koman’ın Susurluk Komisyonu’na yazdığını belirttiği yazının gönderilmesinin istenmesine hükmedildi. Mahkeme, Doğan Öz cinayetine ilişkin dosyanın da Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden istenmesine karar verdi.

Ayrıca Adli Müşavirlikten Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı ve 1.Ordu Komutanlığı, Hasan Iğsız’ın ise 1.Ordu Komutanlığı sırasında kendilerine tahsis edilen sabit hat ve GSM numaralarının gerekli gizlilik esaslarına dikkat edilerek gönderilmesinin istenmesi de karara bağlandı. Ergenekon davasının asker kökenli sanıklarının mesleğe başlamalarından bugüne kadar haklarında adli veya idari tahkikat yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa sanıkların ifadeleri ve tahkikatın sonucunun ilgili birliklerinden ve şahsi dosyalarından araştırılarak gönderilmesinin istenmesi kararlaştırıldı.

JİTEM’in kurucularından Binbaşı Ahmet Cem Ersever’in, öldürülmeden önce Aydınlık Dergisi’ndeki beyanları ve daha önce müstear isimli yazdığı "Üçgendeki Tezgah", "Kürtler, PKK ve Abdullah Öcalan" isimli kitaplardaki açıklamaları dolayısıyla herhangi bir idari ve adli tahkikat yapılıp yapılmadığı da Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden sorulacak.

Milli Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı birimlerinin hangi tarihte kurulduğu, herhangi bir isim değişikliğine gidilip gidilmediğinin de bildirilmesini isteyen mahkeme heyeti, eski MİT mensubu Yavuz Ataç hakkında da 10 Ağustos 2004 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde çıkan "Gladyo denen yapıyı yönettim, Gladyo ismi takılan yapının 4 yıl sorumlusuydum" şeklindeki beyanlarıyla ilgili hakkında adli ve idari tahkikat yapılıp yapılmadığının sorulmasına, yapılmış ise ilgili evrakların gönderilmesinin istenmesine karar verildi.

Mahkeme Heyeti duruşmada tanık olarak dinlenen Başkent Üniversitesi Hastanesi’nin eski başhekimi Prof. Dr. Rengin Erdal’ın tanıklık yaptığı sırada kamu görevi yapan tanık Mustafa Bolkan ve diğer bir kısım kişiler hakkındaki beyanları nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.

Ergenekon davasında 6 ve 7 Kasım 2012 tarihli duruşmalarda tanık sıfatıyla dinlenen terör örgütü PKK’nın eski sorumlularından Şemdin Sakık’ın beyanlarının içeriği de dikkate alınarak terörle mücadele görevi yapan Genelkurmay Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderilmesine hükmedildi.

Tutuklu sanık Mehmet Demirtaş’ın, diğer tutuklu sanık Ergün Poyraz’ın akli melekelerinin yerinde olup olmadığına dair rapor alınmasına ilişkin talebinin ciddi bulunmadığından reddine karar verildi.

Tutuklu sanıklardan Muzaffer Tekin’in 8 Ekim 2012 tarihli dilekçesinde Tanık Emrah Özdemi hakkında sarf ettiği beyanları nedeniyle hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyusunda bulunulmasına karar verildi. Mahkeme ayrıca tutuklu sanıklar Mehmet Bora Perinçek, Doğu Perinçek ile avukatlar İrem Çiçek ve Gönül Kerinçsiz’in duruşmada mahkeme heyetine hitaben sarf ettiği sözler nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Toplam 40 ana başlıkta 100’ün üzerinde ara kararın okunmasının ardından duruşmanın 12 Kasım Pazartesi günü saat 09.00’a ertelediği açıklandı.

Ergenekon Davasında, Başbuğ’un Kullandığı Telefonlar Takibe Alındı


Ergenekon davasında, tutuklu sanıklardan eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ’a, Genelkurmay Başkanlığı ve 1. Ordu Komutanlığı dönemlerinde tahsis edilen sabit hat ve GSM numaralarının, gizlilik esaslarına dikkat edilerek Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğinden istenmesine karar verildi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülen Ergenekon Davası’nda gizli tanık Emek’in dinlenmesi işleminin tamamlanmasından sonra mahkeme heyeti sanıklar ile avukatların yazılı taleplerine ilişkin aldıkları ara kararları açıkladı. Mahkeme Başkanı Hasan Hüseyin Özese tarafından okunan ara kararda Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden, Ergenekon davasında tanık olarak dinlenen emekli Orgeneral Tanık Teoman Koman’ın ifadesinde geçen "JİTEM ve Hizbullah konusunda kendisinin komutanlığa gelmesinden önce Jandarma Genel Komutanlığı tarafından bir soruşturma yapıldığı" şeklindeki sözleri dikkate alınarak, bu soruşturmayla ilgili evrakın ile Koman’ın Susurluk Komisyonu’na yazdığını belirttiği yazının gönderilmesinin istenmesine hükmedildi. Mahkeme, Doğan Öz cinayetine ilişkin dosyanın da Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden istenmesine karar verdi.

Ayrıca Adli Müşavirlikten Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı ve 1.Ordu Komutanlığı, Hasan Iğsız’ın ise 1.Ordu Komutanlığı sırasında kendilerine tahsis edilen sabit hat ve GSM numaralarının gerekli gizlilik esaslarına dikkat edilerek gönderilmesinin istenmesi de karara bağlandı. Ergenekon davasının asker kökenli sanıklarının mesleğe başlamalarından bugüne kadar haklarında adli veya idari tahkikat yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa sanıkların ifadeleri ve tahkikatın sonucunun ilgili birliklerinden ve şahsi dosyalarından araştırılarak gönderilmesinin istenmesi kararlaştırıldı.

JİTEM’in kurucularından Binbaşı Ahmet Cem Ersever’in, öldürülmeden önce Aydınlık Dergisi’ndeki beyanları ve daha önce müstear isimli yazdığı "Üçgendeki Tezgah", "Kürtler, PKK ve Abdullah Öcalan" isimli kitaplardaki açıklamaları dolayısıyla herhangi bir idari ve adli tahkikat yapılıp yapılmadığı da Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliği’nden sorulacak.

Milli Seferberlik Tetkik Kurulu, Özel Harp Dairesi ve Özel Kuvvetler Komutanlığı birimlerinin hangi tarihte kurulduğu, herhangi bir isim değişikliğine gidilip gidilmediğinin de bildirilmesini isteyen mahkeme heyeti, eski MİT mensubu Yavuz Ataç hakkında da 10 Ağustos 2004 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde çıkan "Gladyo denen yapıyı yönettim, Gladyo ismi takılan yapının 4 yıl sorumlusuydum" şeklindeki beyanlarıyla ilgili hakkında adli ve idari tahkikat yapılıp yapılmadığının sorulmasına, yapılmış ise ilgili evrakların gönderilmesinin istenmesine karar verildi.

Mahkeme Heyeti duruşmada tanık olarak dinlenen Başkent Üniversitesi Hastanesi’nin eski başhekimi Prof. Dr. Rengin Erdal’ın tanıklık yaptığı sırada kamu görevi yapan tanık Mustafa Bolkan ve diğer bir kısım kişiler hakkındaki beyanları nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.

Ergenekon davasında 6 ve 7 Kasım 2012 tarihli duruşmalarda tanık sıfatıyla dinlenen terör örgütü PKK’nın eski sorumlularından Şemdin Sakık’ın beyanlarının içeriği de dikkate alınarak terörle mücadele görevi yapan Genelkurmay Başkanlığı, MİT Müsteşarlığı, İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı’na gönderilmesine hükmedildi.

Tutuklu sanık Mehmet Demirtaş’ın, diğer tutuklu sanık Ergün Poyraz’ın akli melekelerinin yerinde olup olmadığına dair rapor alınmasına ilişkin talebinin ciddi bulunmadığından reddine karar verildi.

Tutuklu sanıklardan Muzaffer Tekin’in 8 Ekim 2012 tarihli dilekçesinde Tanık Emrah Özdemi hakkında sarf ettiği beyanları nedeniyle hakkında Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyusunda bulunulmasına karar verildi. Mahkeme ayrıca tutuklu sanıklar Mehmet Bora Perinçek, Doğu Perinçek ile avukatlar İrem Çiçek ve Gönül Kerinçsiz’in duruşmada mahkeme heyetine hitaben sarf ettiği sözler nedeniyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Toplam 40 ana başlıkta 100’ün üzerinde ara kararın okunmasının ardından duruşmanın 12 Kasım Pazartesi günü saat 09.00’a ertelediği açıklandı.

FİDAN TARAFÇILARA GÜNAH ÇIKARDI: ‘BENDE SUÇ YOK’ /// CC : @MahirKaynak @MKaynakf @MahirKaynakStar


MİT Müsteşarı Hakan Fidan: Dinlemeler benden önce yapılmış

MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Taraf yöneticileri ve bazı yazarlarının dinlenmesi olayının 2009 yılında kendisi bu göreve gelmeden önce meydana gelmiş olduğunu belirtirken, savcılığın olayla ilgili soruşturma izni talebi konusunda konuşmadı.

(İLGİLİ HABER) TARAFÇILARI DİNLEYEN MİTÇİLERE DAVA

“MİT’İN GÜVENLİĞİ ZEDELENDİ"

Taraf’ın haberine göre, MİT görevlileri hakkında “resmî belgede sahtecilik”, “haberleşmenin gizliliğini ihlal” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarını isnat etmesi MİT’in güvenirliğine gölge düşürmüş.

ASKERHABER / HABER MERKEZİ

PDF DÖKÜMANI : ERGENEKON VE İLLEGAL DİNLEME & İZLEME FAALİYETLERİ /// CC : @ulusalkanal @ulusalkan alTV


Sayın Yetkili;

Ek’te bulunan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne arz ettiğim savunmamda meçhul derin odakların ERGENEKON sanıklarına ve hedeflerindeki herkese nasıl illegal olarak takip & tarassut faaliyeti yürüttüklerine kısaca dikkat çektim.

Dikkatinize sunar, iyi günler dilerim.

NOT :

İLLEGAL DİNLEME VE İZLEME konusunda tutuklu sanık ve Eski İst. D.Bşk. Sn. Hanefi Avcı’da dikkatini çektiğim hususta ayrıntılı olarak açıklama yapmıştır.

Bakın HALİÇ’TE YAŞAYAN SİMON’LAR adlı kitabının 525 ve 526. Sayfalarında ne diyor ?

2. Bolum: Cemaat

Cemaatin, İstihbarat Dairesindeki teknik personelinin bir süre önce yurtdışına giderek gizli ses ve görüntü kayıt eden çok miktarda saat, kalem görünümünde teknik cihazlar aldığı, küçük dinleme sistemleri alıp askeri ve belli kurumlardaki adamlarına verdiği, bu yöntemle her yerde ortam dinlemesi, gizli kayıtlar yaparak bilgi topladığını duymuştum. Bugün sık sık kaynağı belirsiz şekilde internete düşen bu ses ve görüntülerin kaynağı çoğunlukla bu tür bilgilerdir. İstihbarat Daire Başkanlığında arama yapılsa, demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddüdüm yoktur.

Kitabı https://derinistihbarat.wordpress.com/dosyalar/ adresinden PDF formatında indirebilirsiniz …

Erkut ERSOY

Ergenekon Sanığı

Kimden: Tabip Albay Erol Kaya [tbperolkaya@msn.com]

Gderme Tarihi: Cuma 22 Temmuz 2011 17:18

Kime: yasinsahin71@gmail.com

Bilgi: erkut.ersoy81@gmail.com

Konu: Deniz Tabip Albay Erol Kaya Gergi Devam ediyor s

O bir fenomen Deniz Tabip Albay Erol Kaya …

Raziye Kaya ile evli olmasına rağmen eşine en ufak saygı duymayarak Ankara’da, Marmaris’te , bilmem nerede aşk kamakları yapmaktan geri durmadı.Yazdık ybile kızarmadı.G verdik , saat verdik , koynuna girdiği isimleri verdik.Fakat durmak bilmeden ahlaksızlıklarına ,sahtekarlıklarına devam etti.

Tarih : 07 Haziran 2011
Yer : Kabataş Sahili "Baba Refik isimli aşk gemisi"

O gece sde sıradan bir veda yemeği var. Fakat işin aslı sonradan anlaşılıyor. Tbp. Alb. Erol Kaya’nın organizasyonunda dans sahneye kıyor. Tbp.Alb. Erol Kaya’nın keyfi de iiği rakı ile birlikte yerine geliyor. Dans ile olan ilişkilerin, para takarken yapılan tacizlerin detaylarını da anlatmaya gerek yok.Sonra sahneye striptizci hemşireler kıyor.Aldıkları alkol de etkisiyle kendilerinden gen hemşire Sibel Demir ve kardiyoloji hemşiresi Serap striptiz yapmaya başlıyor.Tabi ki Tbp. Erol Kaya’nın keyfine de diyecek yok. Oturduğu keden ağzının suyu akarak olanları seyrediyor.

lŞarkıcı Ozan Orhon r Raporuna Teşekk İn mi Geldi?

O akşam o dansl striptizli gecenin onur konuğu ise şarkıcı " Ozan Orhon "
İsterseniz sevgili Ozan ile ilgili k bir hatırlatma yapalım. Tbp. Erol Kaya Sağlık Kurulu’nda gev yaptığı demde r raporu in onay verdiği ve karşılığını fazlasıyla aldığı dostlarından sadece birisi...
T bu anlatılanlarla ilgili gteri de sizlerle paylaşmak isterdik ama Tbp. Alb. Erol Kaya eğlence sonrasında cep telefonları ve fotoğraf makinesindeki gteri tek tek sildirdi veya o le biliyor
Hbuki Sibel Şimşek, Canan hemşirenin annesinin fotoğraf makinesi ile k orijinal dans fotoğrafları kmişti. Ger belki başka kenler olmuştur onlar bizde var deyip ulaştırır onu bilemeyiz
Şimdilik burada keselim… Belki daha sonra Tbp.Alb. Erol Kaya’nın grup sex maceralarını, hemşireleri taciz eden bazı doktorları nasıl koruduğunu , Ankara’daki k el aşk maceralarını anlatırız… Belki de bunları youtube, vimeo, dailymotion kalitesiyle yayınlarız.
Kısa bir dtlle yazımızı noktalayalım….

EROL’UM GEMİLERDE VUR PATLASIN L OYNASIN ,
T DONLAR KARILSIN DONLU KİMSE KALMASIN,
SERAPLAR , SİBELLER "İN" , RAZİYE "OUT" OLMASIN,
SAKIN HA CANAN’IN MAKİNESİ ORTAYA KMASIN…

http://vimeo.com/26471986
http://www.dailymotion.com/video/xjxgyv_erol-daha-cok-sey-var-ama_news

__________ ESET NOD32 Antivirus AklGenlik tarafdan saanan bilgiler, vir imza veritabans 6316 (20110722) __________

eti ESET NOD32 Antivirus AklGenlik tarafdan denetlendi.

http://www.nod32.com.tr

29.07.2011 FADEM….pdf

MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI’NIN 9 GÖREVLİSİ HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATILDI!..


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan, Yasemin Çongar’ın da arasında bulunduğu 9 kişiyi sahte kod adı ile dinleyen MİT görevlileri hakkında “Resmi belgede sahtecilik”, “Haberleşmenin gizliliğini ihlal” ve “görevi kötüye kullanma” suçlarında soruşturma başlatılması için Başbakanlık’tan izin istedi. Yazıda toplumun güzide bir kurumu olan MİT’in sahtecilik yaparak kod isimleri kullanarak mahkemelerden dinleme kararı alması ile toplum içindeki güvenilirliğinin zedelendiği öne sürüldü.

ÇONGAR’A “ELİZABET”, AHMET ALTAN’A “CAŞİT” KOD ADI

18 Ekim 2012’de Başbakanlık makamına gönderilen yazıda soruşturma izni istenen görevlilerin isim belirtilmezken, “MİT İstanbul Bölge Başkanı, yazıların düzenlenmesinde bölge başkanına sunan imzalayan diğer görevliler” denildi. Suç tarihlerinin ise kurumun düzenlediği her bir tutanak için ayrı tarih esas alınarak 30 Ekim 2008-9 Şubat 2009-8 Mayıs 2009-17 Haziran 2009-18 Eylül 2009-4 Kasım 2009-24 Ocak 2012 olduğu ifade edildi.

Soruşturma izni için Başbakanlığa gönderilen yazıda İstanbul MİT Bölge Başkanlığı’nın Müsteşar adına adına yapmış olduğu yazıda casusluk suçuna karıştıkları iddia edilerek Yasemin Çongar adına ve babası Behiç Çongar adına kayıtlı telefonun “Elizabet” ve “Arashi Quarzad”, Ahmet Altan’ın “Caşit” ve “Hossain Seyfullah”, Markar Eseyan’nın “Vahan” ve “Hossain Seyfullah”, Amberin Zaman’ın “Demi” ve “Quramaddin Fatımı”, Mehmet Altan’ın”Pastör” ve “Quramaddin Fatımı” kod adı ile dinleme talep edildiği, 30 Aralık 2008-9 Şubat 2009-8 Mayıs 2009 ve 4 Kasım 2009 tarihlerinde alınan mahkeme kararları ile dinlendiği ifade edildi.

MAİL ADRESLERİNİ DE İZLEDİLER

Mehmet Baransu hakında da aynı gerekçe ile “Malik Hussein Feyda” kod adı ile 17 Haziran 2009 ve 18 Eylül 2009’da dinleme kararı alındığı anlatılan yazıda Tuğba Altun’un da Malik Hussein Feyda kod adı ile alınan kararla 24 Ocak 2012’de dinlendiği bilgisine yer verildi. Nesibe Altun ile Züleyha Yusuf’un mail adreslerinin de mahkeme kararı ile izlenmeye alındığı belirtildi.

“İŞLEDİKLERİ HERHANGİ BİR SUÇ OLMADIĞINI BİLDİKLERİ HALDE…”

”Yazının devamında ise “Suç tarihinde görevli MİT İstanbul Bölge Başkanı ve tutanaklarda tespit edilecek parafı, bilgi yazısı olan, teşkilat görevlileri müşteki mağdurların işledikleri herhangi bir suç olmadığını bildikleri halde ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemelerin kendilerine dinleme veya izleme izni vermeyeceklerini, bunun kanuna aykırı olduğunu düşündüklerinden Tuğba Altun, Nesibe Altun ve Züleyha Yusuf haricindeki kişiler için sahte kod adı üretmişler ve sanki "casusluk" suçunu takip ediyormuş düşüncesini oluşturmuşlardır” denildi.

“MAHKEMELERİ DE ZAN ALTINDA BIRAKTILAR”

Bir kısım müştekiler için iki defa dinleme- uzatma kararı aldıktan sonra aynı numaralara farklı kod adıyla tekrar talepte bulunulduğu anlatılan yazıda şunlara yer verildi: “Yapılan eylem Türk milleti adına yargılama yapmakta olan kararı veren mahkemeleri de zan altında bırakmıştır. Zira iş yoğunluğundan bildirilen numaraları inceleyememiş ve kurumu olan güvenlerinde dolayı ayrıca işin acil olması sebebiyle ibraz edilen sahte delillere itibar edilerek karar vermek zorunda kalmışlardır.

“YAPTIĞI SAHTECİLİK İMAJINI OLUMSUZ ETKİLEDİ”

Ayrıca ilgili Milli İstihbarat Teşkilatı Türkiye’nin güzide ve saygın bir kuruluşu olmakla yapılan sahtecilik toplumsal imajında olumsuz etkiler meydana getirmiştir. Çünkü halkın çok önemli işler yaptığı bir kurumun, haklı bir sebep var ise yeterli deliller ile birlikte ilgili mahkemelerden talep edip karar almasında ve ilgili kişileri dinlemesinde bir mahsur yoktur.

“KURUMA GÜVENİ ZEDELEDİ”

Fakat bunun sahte talep yazılarıyla birlikte sahte isimler altında istenilmesi kurumlar arasında olan güveni zedelediği gibi dürüst insanlarda da "Acaba ben de dinleniyor muyum?" şeklinde düşünceler oluşturmasına ve devlete olan güvenin zedelenmesine sebep olmuştur. Söz konusu belgeyi düzenleyen kişiler, görevliler resmi belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğini ihlal ve görevi kötüye kullanma suçlarını her bir kişi ve evrak yönünden ayrı ayrı işledikleri anlaşılmıştır. Bu sebeple ilgili kişiler hakkında soruşturma izni verilmesi görüşü ile yüksek makamınız tarafından şüpheliler hakkında soruşturma izni hususunda karar verilmesi arz olunur”

VİDEO : GENERALLERİMİZİN VE VATANSEVERLERİMİZİN YASADIŞI TAKİBİNİ İSTEMİYORUZ ! TELE-KULAK’A SON VERİN !


Buraya tıklayarak illegal ortam ve telefon dinlemelerini görüntüleyebilirsiniz ….

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: