Etiket arşivi: yalan

ERGENEKON’DA ŞİMDİ DE YALAN SİLSİLESİ SIRASI ADNAN HOCA’CILARDA ….


"Adnan Hocacı" tanık işkence gördüğünü anlattı

Ergenekon davasında 1999 yılında "Adnan Hocacılar" grubu operasyonu olarak bilinen baskınlarda gözaltına alınan Emre Çalıkoğlu tanık olarak dinlenildi. Çalıkoğlu, o dönemde Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’nde işkence gördüğünü anlattı ve sanık Adil Serdar Saçan’a suçlamalarda bulundu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan küçük salonda görülen duruşmaya, CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, gazeteci Tuncay Özkan ve Alparslan Arslan’ın da aralarında bulunduğu 31 tutuklu sanık katıldı.

Duruşmaya, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile men cezası verilen emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de aralarında bulunduğu 34 tutuklu sanık gelmedi.

Duruşmada, 1999 yılında "Adnan Hocacılar" grubu operasyonu olarak bilinen Bilim Araştırma Vakfı’na yapılan operasyonda gözaltına alınan Emre Çalıkoğlu tanık olarak dinlenildi. Çalıkoğlu, 12 Kasım 1999 yılında İstanbul Organize Suçlar Şubesi’nce gözaltına alınarak 6 gün işkence gördüğünü belirterek, dönemin şube müdürü olan davanın tutuksuz sanıklarından Adil Serdar Saçan ile gözaltında tutulduğu dönemde diyalogları olduğunu ifade etti.

Çalıkoğlu, "Kendisini derin devlet diye adlandırdı. Bundan gurur duyduğunu söylediğine, bizzat şahit oldum. ‘Ergenekon‘ soruşturmasından sonra Saçan’ın sözünü ettiği derin devletin ‘Ergenekon‘ yapılanması olduğunu anladım. Bunun üzerine ‘Ergenekon‘ soruşturmasını yürüten savcılığa dilekçe verdim" dedi.

Askerlik görevini yaptığı bir dönemde gözaltına alındığını belirten Çalıkoğlu, "Ağır işkencenin ardından 4-5 gün sonra Saçan beni odasına aldırdı. İyi polis şeklinde konuşma yaptı. Asker olduğumu söyledim. Bana alaycı bir şekilde, ‘seni askere aldırdım’ dedi. Telefonda sürekli ‘komutanım’ diye, itaatkar şekilde hitap ediyordu" diye konuştu.

Gözleri ve elleri bağlı şekilde nezarethanenin girişinde bulunan taşın üzerine oturtulduklarını, işkencelerin gece saat 01.00’dan sonra yapıldığını ifade eden Çalıkoğlu, daha sonra basından Ahmet İhtiyaroğlu olduğunu anladığı kişinin işkenceden sorumlu olup, kendilerine işkence yaptığını iddia etti.

İşkence davası

Saçan hakkında 2003 yılında işkence suçundan dolayı şikayetleri üzerine dava açıldığını dile getiren Çalıkoğlu, dava sonucunda işkence gördüklerine karar verildiğini ancak, suçun faillerinin tespit edilemediği için Saçan’ın beraat ettiğini kaydetti.

Çalıkoğlu, Saçan’ın kendiyle birlikte gözaltına alınan bazı kişilere de "derin devlet sizin faaliyetlerinizden memnun değil, esas devlet biziz" şeklinde tehditvari bir şekilde konuşmalar yaptığını duyduğunu anlattı. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel’in sorusu üzerine 2003 yılındaki işkence davasında neden derin devletten söz etmediğini, "O zaman ‘Ergenekon‘ yoktu. O dava işkence davasıydı" şeklinde açıklayan Çalıkoğlu, 1999 yılındaki gözaltı sürecinde ifadelerini daha imzalamadan Doğan Medya Grubu’nda haber olduğunu söyledi.

Dava sanıklarından Tucay Özkan’ın o dönem Doğan Medya Grubu’nda çalıştığını, bu haberlerin sorumlusunun Özkan olduğunu söyleyen Çalıkoğlu, kendileri hakkında yapılan haberler nedeniyle Saçan ve Özkan’ın bağlantısı olduğunu düşündüğünü kaydetti.

Tuncay Özkan da, büyük bir grup olan Doğan Medya‘nın her biriminin ayrı ayrı sorumluluğu olduğunu, kendisinin o dönemde bütün gruptan sorumlu bir pozisyonda bulunmadığını belirterek, Çalıkoğlu’na "Sizinle ilgili benim imzamın olduğu bir haber var mı. Bana haberden dolayı dava açtınız mı?" diye sordu.

Çalıkoğlu da, Özkan’ın kendisiyle ilgili imzalı bir haberi olmadığını, Özkan’a haberlerden dolayı dava açmadığını ifade ederek, "İmzanız gerekiyor mu? Sizin sorumlu olduğunuz kurumda yayınlandı. Bütün Doğan Grubu’nda bunu gerçekleştirdiniz" dedi.

Özkan’ın "Hangi gazetede sizinle ilgili haber yaptım" sözleri üzerine Çalıkoğlu, "Siz Saçan’dan elde ettiğiniz bizimle ilgili sahte bilgileri bütün kanallara servis ettiniz" diye konuştu.

Özkan’ın "Benim servis ettiğimi nereden biliyorsunuz" sözleri üzerine de Çalıkoğlu, "Ben öyle olduğunu düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Özkan da, hayatı boyunca iddianamesi hazırlanmamış davalarla ilgili haber yapmadığını belirtti

HAREM AĞASI ADNAN OKTAR’DAN ERGENEKON’A İFTİRA SİLSİLESİ /// Hatırlayalım ….

LİNK :

Bebekler yalanı ayırdedebiliyor!


Araştırmacılar, bebeklerin gerçek ve yalan arasındaki farkı anlayabildiklerini belirtti.

Kanada’daki Concordia Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptığı araştırma, gördükleri ve duyduklarını taklit etmeyi seven bebeklerin daha az güvenilir buldukları kişilerin hareketlerinin benzerini yapmayı reddettiklerini gösterdi.

"Infant Behavior and Development" (Bebek Davranışı ve Gelişimi) adlı dergide yayımlanan araştırmada bilim adamları, bebeklerin gerçeği ve yalanı ayırt edebildiklerini, "güvenilir görmedikleri kişiden bir şeyler öğrenmemeyi bilinçli olarak seçtiklerini" vurguladı.

Bilim adamlarından Diane Poulin-Dubois, "çocuklar gibi bebeklerin de onlara gösterileni kayıt ettiklerini, gerçek ve yalan arasındaki farkı anlayabildiklerini" belirtti.

http://www.veteknoloji.com/bebekler-yalani-ayirdedebiliyor-48402–0.html?utm_source=twitterfeed&utm_medium=twitter

AKP’NİN ERGENEKON ve PKK YALANLARI


2007 yılından TSK’nın tamamen ele geçirildiği 2011 yılına kadar AKP Hükümeti ve AKP’li yetkililer, hatta AKP’li fanatikler Türkiye’nin çeşitli yerlerinde PKK tarafından yapıldığı alenen belli olan ve hatta PKK’nın bizzat üstlendiği her eylemin ismini koyma konusunda ağırdan aldılar. PKK’ya verilen bu desteğin tek amacı vardı, iktidar sözcülerinin yaptığı her yöne çekilecek beyanatlar üzerinden medyada ki tetikçileri “Bu saldırıyı Ergenekon yapmıştır” yorumları yapsın ve her yönüyle hukuksuzca sürdürülen “Ergenekon – Balyoz” davaları kamuoyu nazarında meşruiyet kazansın.

İş o kadar abartılıyordu ki PKK’nın yaptığı her yönüyle ortada olan saldırılar aylarca “faili meçhul” bırakılıyor, bu sürede özellikle Samanyolu Televizyonu, Zaman Gazetesi gibi kirli yayın organları “Ergenekon” un ne kadar devasa ve her türlü eylemi yapacak bir örgüt olduğu yalanlarını tekraren yayınlıyor, gündemdeki saldırının “Ergenekon” tarafından yapılmış olma ihtimalini sürekli gündemde tutarak, zihinlerde soru işaretleri oluşturuluyordu.

Bunun o kadar çok örneği yaşandı ki, ben cezaevinde kaldığım 2007 ve 2009 yılları arasında yapılan bu saldırıları “bir gizli tanık” ifadesiyle elleri kolları bağlı bizlere yamayacaklar diye sürekli tedirginlik yaşadım. Çünkü her türlü güç ellerindeydi ve her türlü alçaklık ve namussuzluğu yapabilecek ayardaydılar.

Bu olayların birçoğuna namı değer Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz el atıyor ve yaptığı yeni soruşturmalardan çok ismi ile eşit hale getirdiği “Ergenekon” Soruşturmasının uzantısı imajı yaratılıyordu. En azından insanların beyin kıvrımlarına bu yönde bir sinyal gönderiliyordu.

Her yönüyle PKK’nın yaptığı ortada olan ve PKK tarafından üstlenilen hatta ayrıntıları ortaya çıkan bu saldırılara özellikle isim konulmuyordu. Bu yapılan saldırının halkta yarattığı kin ve nefretin absorbe edilmesi açısından düşünüldüğünde PKK’ya verilen açık bir destekti aslında. Bir nevi “tanırız iyi çocuklardır, böyle alçaklıklar yapmazlar” vaziyeti yani. Peki, bu durumda kim yapmış ola bilir sorununa verilecek tek cevap kalıyordu. “Ergenekon”

Hatta bu dönemle yetinmiyor geriye dönük saldırıları da aslında PKK’nın değil “Ergenekon” un yapmış olacağını iddia ediyorlardı. Artık bu ucuz numaraları kimsenin yemediği anlaşıldığında ve “Ergenekon – Balyoz” gibi davaları kullanarak içeriye atılacak insan kalmadığında ve dahi TSK bu operasyonlar sayesinde ele geçirildiğinde böyle bir aldatmacaya gerekte kalmamıştı.

27 Temmuz 2008 günü İstanbul Göngören de yapılan saldırıyı çoğu iktidar mensubu gibi Zaman Gazetesinin Genel yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı da “Ergenekon” un alan hâkimiyeti kurmak adına yaptığı son çırpınışları olarak yorumluyordu. Dumanlı’nın bu yazıyı kirletmemek adına alıntı yapmadığım yazısının başlığı ise “Boşuna çırpınıyorsunuz” du.

Bu alçaklığın en açıkça yapıldığı olay Tokat Reşadiye saldırısıydı. Gaziantep’te ki saldırı konusunda olay henüz PKK tarafından üstlenilmeden “Bu ayan beyan PKK’nın işi” diyen AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik Reşadiye Saldırısının ardından “Olayın üzerinden 3 gün geçtikten sonra üstlenmesi soru işaretleri içeriyor. PKK, bugüne kadar bu tür saldırıları hemen üstleniyordu. Ama 3 gün beklenmiş olması bazı soru işaretleri doğuruyor. Temenni ederiz ki failler yakalanır ve işin derinlemesine soruşturması yapılır, arka planının daha açık şekilde öğreniriz. Yapanların kim olduğu elbette önemlidir, ama olayın olması bile kendi başına milletimizi yasa boğmuştur” Demişti.Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve çok sayıda AKP’li milletvekili de benzer görüşler ileri sürmüşlerdi.

Reşadiye Saldırısı 7 Aralık 2009 da yapılmış ve PKK tarafından derhal üstlenilmişti. 7 Askerimizin şehit edildiği bu olay üzerinden bile kar elde etmeye çalışan alçaklar artık örtülecek saklanacak bir tarafı kalmadığında “Açılım sürecine balta vurmak için PKK tarafından gerçekleştirilmiştir.” Diyebildiler.

Yandaş Zaman Gazetesi ise bildik senaryolarla PKK’yı aklamaya uzun süre devam etti.

Olaydan iki gün sonra Zaman Gazetesinde “haber analiz” başlıklı yazıda; “Eylemin milliyetçi duyguların yoğun olduğu bir il ve ilçede yaşanmış olması kuşkuları artırıyor. Ergenekon tutuklu sanığı İbrahim Şahin’in Reşadiye’li olması dikkat çekici bulunuyor. Ona bağlı hücrelerin ilçede bulunabileceği üzerinde de duruluyor” deniliyordu.

Eylem PKK tarafından resmen üstlenildikten bir gün sonra “Saldırıyı Türk-Kürt Ergenekon’u birlikte organize etti” yalanları süslüyordu Zaman Gazetesinin köşelerini.

23 Aralık 2009 günü olaydan yaklaşık 15 gün sonra Zaman Gazetesi Reşadiye saldırısı konusunu tekrar ısıtıyor ve uyduruk bir tanığın ifadesine dayanarak “Ergenekon vurur, örgüt üstlenir” yalanını manşet yapıyordu.

Zaman alçaklığa devam ediyor..

18 Ocak 2010 günü halen PKK’yı aklama işlemine bu defa “Şehit aileleri, Reşadiye saldırısının aydınlatılmasını bekliyor” başlığı ile devam ediyordu. Zaman Gazetesi bu alçaklığı 03 Ağustos 2010 tarihine kadar sürdürdü. Bu kez başlık “Reşadiye de ihanet kokusu” idi.

Bütün bu rezilliğin sorunlu ve sorumluları PKK ya da başka bir saldırıda kaybedilen her askerimiz için esir tutulan bizlerin yas tutarak tutukluluğu katmerli hale getirdiğimizi bilmezler (?) tabi ki.

Kronik idrak yolları enfeksiyonu yaşayan bu kirli beyinler PKK’lıların bizlere ne gözle baktıklarını, bizlerin başta PKK ve diğer terörist gruplara ne gözle baktığımızı bilmeden, küçücük beyinlerinde kurdukları senaryolarda utanmadan “PKK – ERGENEKON” ilişkisi üzerinden bizleri köşelerinde yargılar ve infaz ederlerdi.

En başta da belirttiğimiz gibi Işık Koşaner ve silah arkadaşlarının istifasıyla TSK tamamıyla ele geçirildi. “Ergenekon – Balyoz” davaları sayesinde tüm muhalifler ve NATO’cu olmayan generaller esir edildi, artık böyle ahlaksızlıklara gerek kalmadı. Zaten artık vatandaşta uyandı. Her ne kadar oylarını vermeye devam etseler de bunların her söylediğinin yalan olduğunu öğrendiler. Zaten MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli AKP’nin açılımını nasıl yorumluyordu. Aldatma ve Kandırma Partisi.

Bekir Öztürk

Kaynak : http://bhaber.net/haber/20231-akpamp8217nin-ergenekon-ve-pkk-yalanlari.html

Ergenekon Yalanı Amerikan Planı – Banu AVAR Emin ÇÖLAŞAN


İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: