Etiket arşivi: istihbarat

Dikkat; hepiniz fişleniyorsunuz


CHP’nin Bilişim Uzmanı Milletvekili Erdal Aksünger’den çarpıcı iddia: "Hepiniz izleniyorsunuz."

CHP İzmir Milletvekili – Bilişim Uzmanı Erdal Aksünger, TT Net’in yaptığı bir anlaşma yüzünden tüm internet kullanıcılarının fişlendiğini söyledi. Aksünger, "Phorm adlı firma, internet kullanıcılarının davranışlarını kayıt altına alıyor" dedi.

Konuya ilişkin olarak GERÇEK GÜNDEM.COM için bir makale kaleme alan Aksünger, iddialarını TBMM’de yaptığı toplantıda da dile getirdi. Aksünger’in TT Net ile Phorm adlı firmanın çalışmasına ilişkin görüşleri şöyle:

Kişisel bilgilerimizin izinsiz toplanmasına sessiz kalmayacağız!

TT Net, AB sınırlarında faaliyetleri yasadışı hale gelen Phorm adlı firmayla işbirliği yaparak kişisel verilerin ve iletişimin gizliliğini ihlal ediyor, temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı davranıyor.

Phorm firmasının bu ihlali, Türkiye’nin önemli sayıda abonesine sahip servis sağlayıcısı TTNET ile anlaşması sonucu gerçekleşiyor.

Phorm, sizin izniniz olmadan, gezdiğiniz siteler, tıkladığınız reklamlar, izlediğiniz videolar, doldurduğunuz formlar üzerinden sizin kişisel eğilimlerinizi profilliyor. Yani internette neler yaptığınızı/davranışlarınızı izleyip ona uygun reklamlar ve içerikler sunuyor.

Böylece internet üzerinden hem izleniyor, hem de fiili olarak fişleniyorsunuz. Bu fişlenme sonucu, aklınıza gelebilecek her konuda, siyasi, ticari, kültürel, cinsel ve inançsal eğilimlerinize göre tasnif edilebilir hale geliyorsunuz!

Bu kişisel bilgilerin ve tercihlerin gizliliği ilkesine aykırıdır ve ciddi bir hak ihlalidir.

Tepkiler ve açılan davalar nedeniyle İngiltere’yi de terketmek zorunda kalan şirket şansını bu kez de Güney Kore’de denedi. Güney Kore Parlamentosunda yapılan ve Phorm şirketi ile kullandığı teknolojiyi konu alan bir tartışmadan sonra şirket bu ülkeden de uzaklaştırıldı. Şirket halen Türkiye ve Brezilya gibi kişisel mahremiyet konusunda duyarlılığın az olduğunu düşündüğü ülkelerde faaliyete geçmeye çalışıyor.

Phorm’un karanlık yüzü finansal raporlara da yansıyor. Londra Borsası rakamlarına göre şirket şu ana kadar 250 milyon ABD doları zarar etmiş: Ürünleri (Apropos, Adware.Webwise) F-Secure ve Symantec gibi saygın anti-virus yazılımı üreticileri tarafından “zararlı yazılım” kategorisine sokulan Phorm şirketinin Türkiye’deki faaliyetinin sona erdirilmesini talep ediyoruz.

TT Net, Phorm adlı şirketin Türkiye uzantısı olan PT Reklam A.Ş. adlı şirketle işbirliği yaparak Anayasa’nın 20. ve 22. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 132, 134 ve 135. Maddeleri ihlal ederek açıkça suç işlemişlerdir. Anayasanın 20. Maddesi özel hayatın gizliliğini düzenlemektedir. bu düzenlemeye göre herkes kendi hakkında toplanan verilere erişme, bunların amaçları doğrultusunda kullanıp kullanmadığını öğrenme hakkına sahiptir ve bu hususta kullanıcıların açık rızasını alınması şarttır.

Keza Anayasa’nın 22. Maddesi haberleşme özgürlüğünü düzenlemektedir. Anayasanın bu amir hükmü ”Herkes , haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşme gizliliği esastır” demesine n rağmen kişilerin bilgisayarındaki tüm verileri toplayabilen bu sistemle açıkça anayasa ihlal edildiği gibi bu firmanın yöneticileri ve TT Net şirketi yöneticileri Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve hapis cezaları ile cezalandırmaları gerektiren haberleşmenin gizliliğini ihlali, 134. Maddesi deki özel hayatın gizliliğinin ihlali nedeniyle cezalandırılmaları gerekmektedir. Söz konusu sistemde her kullanıcıya bir numara verilerek kullanıcının yaptığı işlemler izlenmektedir.

Her ne kadar TTNET tarafından yapılan açıklamada kullanıcıya ilişkin verilerin kullanıcının kimliği ile ilişkilendirebilecek isim, adres vb. bilgilerden bağımsız hale getirileceği söylense de PHORM şirketinin terk etmek zorunda kaldığı İngiltere, ABD’deki sivil toplum kuruluşlarınca yapılan araştırmalar sonucunda teknik olarak abone olan şahısla bu tip profil verilerinin eşleştirilebileceği ve kişilerin fişlenebileceği gösterilmiştir.

Bu eylem ile kişilere sistem tarafından atanan numaralarla kullanıcıların kimliklerinin eşleşmesi halinde kişilerin dini, etnik, siyasal, ahlâki, cinsel tercihleri ve sendikal bağlantıları açısından sınıflandırmalarına yarayan veriler de kolaylıkla elde edilebilir hale gelecektir. Bu verileri sınıflandırarak kaydını tutmak TCK 135. maddesi gereği kişilerin rızası olsa dahi hukuka aykırıdır cezalandırılmaları gerekmektedir.

ABD, İngiltere gibi gelişmiş batı ülkelerini terk etmek zorunda kalan Phorm’u Türkiye’ yi mesken tutmasını sağlayanların amacı nedir? Hükümet vatandaşların telefonlarını, maillerini yargı kararları ile topladığı gibi şimdi de TT Net’in bu firmayla ortak çalışmasına göz yumarak neyi amaçlamaktadır? TT Net halkı kandırarak, yanlış beyanlarla kişisel verileri toplamaktadır. Phorm kendi ifadesiyle kullanıcıların internet deneyimlerini daha fazla kişiselleştirmeyi amaçlıyor. Bu tam olarak şu demek:

Sizi gezdiğiniz siteler, tıkladığınız reklamlar, izlediğiniz videolar, doldurduğunuz formlar vb. aracılığı ile profilliyor. Elde edilen profile göre ticari olan/olmayan içerikler sunuyor. Yani İnternette neler yaptığınızı/davranışlarınızı izleyip ona uygun reklamlar ve içerikler sunuyor. Bu uygulama ile özel hayat kalmamaktadır.

Bu işlemin ne amaçla yapıldığı ve kötü niyetle kullanılması engellenememektedir. Bu bir fişleme failiyetidir. Hükümet batı da yaşama şansı bulamayan bu firmanın Türkiye de varlığına Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri İletişim Başkanlığı vasıtası ile son vermeli. TT Net’in bu anlaşması ve uygulaması hemen durdurulmalıdır. Biz CHP olarak vatandaşlarımızla, sivil toplum örgütleri ile birlikte çalışarak yasama organında takipçisi olacağız bu fişleme çalışmasının peşini bırakmayacağız

Çin’de öldürülen İngiliz, ajan mıydı?


Wall Street Journal’ın haberine göre, Çin’de gözden düşen Komünist Parti yetkilisi Bo Xilai’ın karısı tarafından öldürüldüğü söylenen İngiliz iş adamı MI6’e istihbarat sağlıyordu.

Gazete, Heywood’un 2011’de öldürülmeden önceki en az bir yıl süresince İngiliz istihbarat örgütüyle irtibatta olduğunu yazıyor.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı istihbarat konularıyla ilgili yorum yapamayacağını bildirdi.

Nisan ayında Dışişleri Bakanı William Hague, Heywood’un hiçbir şekilde "hükümet görevlisi olmadığını" söylemişti.

Heywood’un öldürülmesi aynı zamanda Çin‘de onlarca yıldır yaşanan en büyük siyasi skandalın da odak noktası oldu.

BO XILAI’IN DÜŞÜŞÜ

Heywood’un 2011 yılının Kasım ayında öldürülmesi, zamanın Çonking eyaleti Komünist Parti sorumlusu ve partinin yükselen yıldızı Bo Xilai’ın düşüşünün de başlangıcı oldu.

Bo’nun karısı Gu Kailai bu yılın Ağustos ayında, Çonking Oteli’nde Heywood’un öldürülmesinden mahkum oldu. Bo’nun yöneticiliği döneminde Çonking polis teşkilatının başı olan Wang Lijun da skandalla ilgili olarak hapis cezası aldı.

Bo, Eylül ayında Çin parlamentosundan ihraç edildi ve yargı dokunulmazlığı da kalktı. Eski yönetici, yetkilerini kötüye kullanmak, rüşvet almak ve parti disiplinini ihlal etmekle suçlanıyor ve Çin medyasında yer alan haberlere göre, yargı önüne çıkması bekleniyor.

DÜZENLİ GÖRÜŞMELER

Heywood’un öldürülmesinin Çin politikasını allak bullak etmesiyle birlikte, iş adamının casus olduğu iddiaları da yaygınlaşmaya başlamıştı.

ABD‘de yayımlanan Wall Street Journal gazetesi, adını vermediği arkadaşlarının ve bazı İngiliz yetkililerin ifadelerine dayanarak Heywood’un İngiliz dış istihbarat servisi MI6 mensubu olmamakla birlikte, bu örgüte bilgi aktardığını yazıyor.

Wall Street Journal, "Halen görevde olan İngiliz yetkililer ve öldürülen İngilizin yakın arkadaşlarıyla yapılan görüşmelere dayanarak, 2009’da tanıştığı bir kişinin, Heywood’a bir süre sonra MI6 ajanı olduğunu söylediğini öğrendik. Heywood daha sonra Çin’de bu kişiyle düzenli olarak görüşmeyi sürdürdü ve Bo’nun özel yaşamı ile ilgili olarak bilgi vermeye devam etti" diyor.

Heywood’un akrabaları gazeteye konuyla ilgili yorum vermeyi reddetmişler.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı BBC’nin soruları üzerine "İstihbarat konularında yorum yapmama politikamızı sürdürüyoruz" dedi.

Wall Street Journal, İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague’in Nisan ayında Heywood’un hükümetten maaş almadığı yolundaki açıklamasının teknik olarak doğru olduğunu çünkü Heywood’un bilgi temini karşılığında para almadığını yazıyor.

Ama Pekin’deki BBC muhabiri Damian Grammaticas, "Eğer Heywood İngiliz istihbaratı tarafından bilinen bir kişi idiyse, ölümü ardından İngiliz yetkililerin etraflı bir soruşturma konusunda girişimde bulunmamış olmaları bazı soru işaretleri doğuruyor" diyor.

NASIL ORTAYA ÇIKTI?

1990 yılından itibaren Çin’de yaşayan ve çok iyi Mandarince konuşan Neil Heywood öldürüldüğünde 41 yaşındaydı.

Heywood’un Bo Xilai ve karısı Gu ile ne tür ilişkileri olduğu açıklık kazanmış değil, ama mali ilişkilerde arabuluculuk yaptığına ilişkin bilgiler yayımlandı.
Çin medyasındaki haberlerde, Gu’nun bir iş ilişkisi ters gidince Heywood’u öldürdüğü kaydediliyordu.

Cinayetle ilgili ilk bilgiler, dönemin Çonking polis şefi Wang Lijun’un, Şubat ayında Bo ile anlaşmazlığa düşerek Amerikan konsolosluğuna sığınmasıyla ortaya çıktı.

Çin yetkilileri bunun üzerine Heywood’un öldürülmesi ile ilgili soruşturmayı yeniden açtıklarını ilan ettiler. Polis ilk incelemede Heywood’un alkol komasından öldüğü sonucuna varmıştı.

Çin medyasının haberlerine göre, Çonking polis teşkilatından beş görevli de olayı ört bas etmekten suçlu bulunarak mahkum oldular.

Türkiye Ajan Cenneti


Iğdır’da yakalanan İran Ajanlarını hatırlarsınız, peki ya diğer ülkelerin ajanları ? CIA ajanları mesela ? Mossad ? Bunları kim ne zaman yakalayacak ?

Türkiye ajan cenneti bir ülke, doğusundan batısına kadar her bölgesi ajan kaynıyor.

Batı kanadımızı Yunan Ajanları çok sever mesela, sık sık Yunan Ajanları tarafından Ege Bölgemizde orman yangınları çıkartılır.

Kıbrıs’ta da Yunanlı Ajanlar İsrail ajanlarıyla birlikte cirit atarlar. Ve Kıbrıs Rumlarının hamiliğini ajanlar kanalıyla Yunanlılar yaparlar.

Doğu ve Güneydoğu’yu Mossad ve CIA kimseciklere vermez, yine aynı bölgede İngiliz ajanları aktiftirler.

Ve Alman Dostluk (!) dernekleri buralara para akıtırlar, ve bu paralar genelde Pkk’nın eline geçer.

Bu bölgede yoğun bir biçimde Zerdüştlük faaliyetleri yürütülür, maksat Kürtleri İslam’dan uzaklaştırmaktır, ama terör uluslar arası boyut kazanıp yakayı ele verince ‘anlık istihbarat’ yalanlarıyla işler yürür gider, bizlerde seviniriz, avunuruz, gaza geliriz.

İç Anadolu bölgemizi özellikle Kapadokya Bölgesi’ni Vatikan destekli Misyoner ajanlar sarmıştır, elinizi bile dokunamazsınız çünkü ya turisttirler, ya da bölgede turizmle uğraşırlar.

İstanbul tüm ajanların uğrak yeridir, çok severler İstanbul’u.

Ruslar burada Eski Çeçen direnişçileri sokak ortasında öldürür, olayın üstü kapatılır gider.

Eğer Ruslar İstanbul’da Çeçen direnişçileri sokak ortasında öldürüyorsa iki sonuç çıkar ortaya;

1: Ya Mit bu durumdan habersizdir.

2: Ya da Mit ile anlaşılıp öldürülmüşlerdir.Yani izin verilmiştir.

Sizin anlayacağınız doğusundan batısına kadar her tarafı ajanlarla çevrili bir ülkeyiz biz. Şimdi attığımız adımları izliyorlar, önceleri attığımız adımlara karar verirlerdi, ama hala tam bağımsız olabilmiş değilizdir istihbarat anlamında. Zamana ihtiyacımız var.

Çünkü hala devletin mahrem koridorlarında altı köşeli yıldız’a hizmet eden adamlar var.

Ergenekon operasyonlarından rahatsız olan odaklar var devlet içinde.

Sizin anlayacağınız ülkemizde ajanlar cirit atıyor, örtülü operasyonlar yapıyor, eskisi gibi olmasa da hala mevcutlar. Aktifler.

Mesela Oslo görüşmelerinin medyaya sızmasında kesinlikle içerden dışarıya bilgi aktarımı vardır.

Örnekler çoğaltılabilir bu konuda, ama bilmemiz gereken şu ki ciddi bir yol ayrımındayız.

Ve gelelim asıl kafamızı karıştıran konuya;

Geçtiğimiz günlerde Iğdır’da İran Ajanları yakalanmıştı, bu ajanların Pkk için bilgi topladığı vs bir sürü detay haber ajanslara düştü.

Sormak istediğimiz asıl soru da şu;

Ülkemizde o kadar çok ülkenin ajanı varken, neden sadece İran Ajanlarını yakalayabiliyoruz ?

Veya neden diğer ülke ajanlarını yakalayamıyoruz ?

Tekrar soruyorum İKK dairesi (İstihbarata karşı koyma) ne iş yapıyor ?

Bunca yıldır ülkemizde at koşturan ajanları kim, ne zaman durduracak ?

Türkçe konuşan ülkelerde büyük bir istihbarat örgütü kurulduğu, başına eski Müsteşar Emre Taner’in getirildiği haberine sevinirken, dünyada Türk Ajanlarının etkisinin artacağını düşünüp sevinirken, birileri artık şu ülke içindeki ajanları paketleyip geldikleri yere göndersin, birileri artık işlerin iyiye gideceğini uygulamalı olarak göstersin..

Hem de hemen..

Tunar Çalışkan – Haber Molası

tunar

Brifing Veren İstihbaratçı Vekillere Hediye Göndermiş


Wikileaks belgelerinde ABD Büyükelçiliğine brifing verdiği öne sürülen Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı Uluslararası İlişkiler Şube Müdürü Ufuk Gürsoy Yavuz’un bazı milletvekillerine de yılbaşında hediye gönderdiği ortaya çıktı Wikileaks…

Wikileaks belgelerinde ABD Büyükelçiliğine brifing verdiği öne sürülen Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı Uluslararası İlişkiler Şube Müdürü Ufuk Gürsoy Yavuz’un bazı milletvekillerine de yılbaşında hediye gönderdiği ortaya çıktı Wikileaks belgelerinde ABD Büyükelçiliğine brifing verdiği öne sürülen Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı Uluslararası İlişkiler Şube Müdürü Ufuk Gürsoy Yavuz’un bazı milletvekillerine de yılbaşında hediye gönderdiği ortaya çıktı. Kendisine gönderilen hediyeyi iade ettiğini açıklayan CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran konuyu Meclis gündemine taşıdı.

CHP’li Oran, Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığına soru önergesi verdi. Önergesinde ABD Büyükelçisine brifing verdiği öne sürülen Yavuz’un Ocak ayı içerisinde kendisine bir hediye gönderdiğini, ancak kişisel ve özel hediyeleri prensip gereği kabul etmediği için aynı gün bunu iade ettiğini anlatan Oran şunları söyledi:

"Ufuk Gürsoy Yavuz’un 2009 yılında da ABD Büyükelçiliği’ne giderek, Ergenekon soruşturması ile ilgili bilgi verdiği Wikileaks belgelerinde ortaya çıktı. Aynı belgelere göre kendisi dönemin Genelkurmay Başkanı ile anamuhalefet lideri hakkında usulsüz elde edilen bir takım bulguları da yine ABD Büyükelçisine göstermiştir. Bu zamana kadar bu ifadeler ABD Büyükelçiliği tarafından yalanlanmamıştır."

Oran bu kapsamda Başbakan Erdoğan‘ın şu soruları yanıtlamasını istedi:

"Emniyet İstihbarat Dairesi Uluslararası İlişkiler Şube Müdürlüğü tarafından milletvekillerine hediye gönderilmesi sıradan bir uygulama mıdır? 2003 – 2010 yılları arasında bu müdürlük tarafından kaç milletvekiline, hangi tarihlerde hediye gönderilmiştir, hediyelerin toplam maliyeti nedir? Emniyet birimlerinin ABD büyükelçiliği veya herhangi bir yabancı devlete giderek bir soruşturma hakkında bilgi belge paylaşması devlet geleneği ile bağdaşmakta mıdır? Sömürge yönetimlerinde bile olmayacak bir uygulama gerçekten hayata geçmiş midir? Bu uygulama kimin emriyle yapılmıştır, emri veren amirler hakkında soruşturma başlattınız mı? Bu olayın siyasi sorumlusu olan dönemin İçişleri Bakanı hakkında herhangi bir tasarrufta bulunulacak mıdır? Bu uygulama herhangi bir bakanın izni, emri, açık veya gizli onayı ile mi gerçekleşmiştir? Emniyet birimlerinin hiçbir suçla alakası olmayan, tamamen kişilerin özel hayatını bağlayan görüntü ve ses kayıtlarını toplayarak, bunları başka kişilerle paylaştığı doğru mudur?

Bu sürecin araştırılması için gereken adli ve idari adımlar ne zaman atılacaktır? Bu tipte kişilerin özel hayatını ilgilendiren bilgi, belge, görüntü ve ses kayıtları Emniyet tarafından tutulmakta mıdır? Bu kayıtlar arasında 2011 yılında yapılan milletvekili genel seçimlerinden önce internet üzerinden kamuoyuna sızdırılan, muhalefet partilerine mensup milletvekillerine ait bir takım görüntüler de bulunmakta mıdır? Herhangi bir soruşturma kapsamında kolluk ve adli birimlerce elde edilen teknik takip belgeleri, görüntü ve bilgiler Bakanlar Kurulu üyeleriyle de paylaşılmakta mıdır? ABD Büyükelçiliği ile böyle bir görüşme yapılmadı ise bu ülke nezdinde girişimde bulundunuz mu, girişimde bulunduysanız elde ettiğiniz sonuç nedir?"

http://www.haberler.com/brifing-veren-istihbaratci-vekillere-hediye-3349136-haberi/

‘İstihbarat ABD’den değil İran’dan’ iddiası /// CC : @MahirKaynak @MKaynakf @MahirKaynakStar


Moskova-Suriye seferini yapmaktayken, içinde askeri malzeme taşıdığı iddiası ile Türkiye hava sahasında indirilen Suriye uçağıyla ilgili ilginç bir iddia ortaya atıldı.

ABD’LİLERDEN GELMEMİŞ MİYDİ?

Uçakta yapılan aramalarda bir takım askeri malzemeler bulunduğu açıklanmıştı. Bunun üzerine akıllara gelen sorulardan biri de istihbaratın ABD’den mi gelmiş olduğuydu.

‘İSTİHBARAT İRAN’DAN’ İDDİASI

Mehmet Ali Birand’ın sunumuyla ekrana gelen Kanal D Haber, o iddianın peşinden gitti ve ilginç sonuçlara ulaştı. Bülten öncesinde "Uçaktaki malzemelerin istihbaratını kimin verdiğini açıklıyoruz" diye duyurulan haberde, uçakta askeri malzeme bulunduğu iddiasının İran kaynaklarınca Türk yetkilelere ulaştığı iddiası vurgulandı.

YALÇIN DOĞAN : Kritik soru …. İstihbarat kimden ??? /// CC : @MahirKaynak @MKaynakf @Mah irKaynakStar


Yalçın DOĞAN

Muhtemelen bu soru da, yine tarihin karanlık sayfalarına gidecek. Muhtemelen pek çok çarpıcı olayda yaşadığımız gibi, indirilen Suriye uçağındaki en kritik soru yine esrar perdesine bürünecek.

O Suriye uçağında askeri malzeme taşındığına ilişkin istihbarat kimden geldi?

Kimden geldiyse geldi, demek bir lüks. Böyle bir soruyla uğraşmak pek çok bilinmeyeni açıklayamaya yetecek. Üç şık var:

1-İstihbarat MİT’ten geldi.

2-CIA’dan geldi.

3-MİT ve CIA ortaklaşa elde etti.

Eğer, tek başına MİT’ten geliyorsa, MİT’e bravo. Bu durumda her şey ulusal çerçevede kalıyor, anlamına geliyor. Bu bizi biraz rahatlatır.

KUVVETLİ ŞÜPHE

Yok eğer, işin işine CIA parmağı karışıyorsa, o zaman aylardır söylenen tezler gerçeğin ta kendisi.

Başta Amerika, birileri bizi adım adım Suriye batağına itiyor. Uçaktaki malzeme üzerinden, uçağın indirilmesi bataklığa giden yolun ta kendisi.

Uçağın indirilmesine dünyadan çeşitli tepkiler gelirken, Amerika zil takıp, oynuyor. Resmi açıklamada öyle bir destek çıkıyor ki, sanırsınız, uçağı indiren sanki

Amerika. Benim de, midemi bulandıran bu. Yoksa CIA parmağı mı, dedirten bu kuvvetli şüphe.

Kaldı ki, elbette bilinmiyor ama, herhangi bir askeri malzeme ile uçan ilk sivil Suriye uçağı bu mu?

Neden aniden ve tam bu günlerde ve sınırda karşılıklı top atışlarının hızlandığı bir aşamada “sivil uçakta askeri malzeme var” nidalarıyla ortalık kasıp kavruluyor?

Hiç garip gelmiyor mu bu size?

DÖRDÜNCÜ ELMA

Moskova’da bulunan yabancı gazetecilerle iki gündür konuşuyorum. İngiliz, Alman, Amerikalı gazeteciler. Hepsi ortaklaşa aynı şeyi söylüyor:

“Rusya bunu unutmaz, Rusya bunu burada bırakmaz”.

Böylelikle, Davutoğlu ermiş muradına, biz milletçe çıkalım kerevetine. Gökten düşen bu dördüncü elma. Suriye, İran, Irak derken “sıfır sorun” hayalinde, nihayet

Rusya’yı da halletmiş oluyoruz. Rusya da, artık “uzak komşular” arasına katılıyor.

Batı Basınına bakıyorum, hepsi ortaklaşa aynı soruyu soruyor:

“Türkiye ne yapmaya çalışıyor?”

Tarihte bunun adı var, ünlü tarihçiler buna, “Çılgınlığın Yürüyüşü” diyor.

Aynı masada tek kelime yok

ÇANKAYA’da yaklaşık on beş kişilik bir masa. Cumhurbaşkanı Gül konuk Devlet Başkanı Nazarbayev onuruna akşam yemeği veriyor.

Gül’ün sağında Nazarbayev, onun yanında Tayyip Erdoğan oturuyor. Gül’ün solunda Meclis Başkanı Cemil Çiçek, yanında tercüman, yanında Kemal Kılıçdaroğlu, onun iki yanında Devlet Bahçeli. Hepsi aynı masada.

Bu kadar ağır bir masada ne konuşulur? Herkes yanında oturan kişiyle havadan, sudan sohbet içinde. Ne terör, ne yakılan okullar, ne indirilen Suriye uçağı, ne bir başka konu, hiç biri yok.

Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli ile tek kelime konuşmuyor. Masada birbirlerine uzak oturuyorlar, o tamam, ama kimse kimseye dönüp bakmıyor, yemek sonrasında da, herkes birbirini pas geçiyor.

İktidar gergin, hayat gergin, Çankaya gerginliğin aynası.

Son çamur: Sol eşittir darbe

BİR 28 Şubat’tır gidiyor. Benim de katıldığım TV tartışmalarında ve pek çok kanalda varsa yoksa, 28 Şubat darbesi.

Ortada kapı gibi 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül darbeleri var. Partiler kapatılmış, Meclis feshedilmiş, işkenceler, idamlar, sürgünler, işten atılmalar, hayır ille de 28

Şubat’ı tartışacağız.

Ve o tartışmaların vazgeçilmez ahkamı, 28 Şubat’ın arkasında Sol vardı, Sol zaten darbecidir, medyadaki eski solcular da 28 Şubat’ı desteklemiştir.

Darbelerin anatomisini bilmeden, ekonomik analizini yapmadan, dış politika açısına bakmadan, gelişi güzel, darbeleri Solun üstüne yıkmak, iktidar yandaşlarının son numarası. Maksat, sesi biraz çıkan Solu suçlayıp, mahkum etmek. 28 Şubat ile medya arasında bağlantı zorlamasıyla, medyayı iyice susturmak.

28 Şubat’çıların hazırladığı öne sürülen, gazetelerde yayınlanan bir Bakanlar Kurulu listesi var. Orada bazı isimler var ki, sermaye örgütlerinin yıllardır üyeleri.

Onlar solcu mu?

‘İstihbarat ABD’den değil İran’dan’ iddiası


Moskova-Suriye seferini yapmaktayken, içinde askeri malzeme taşıdığı iddiası ile Türkiye hava sahasında indirilen Suriye uçağıyla ilgili ilginç bir iddia ortaya atıldı…

ABD ‘LİLERDEN GELMEMİŞ MİYDİ?

Uçakta yapılan aramalarda bir takım askeri malzemeler bulunduğu açıklanmıştı. Bunun üzerine akıllara gelen sorulardan biri de istihbaratın ABD ‘den mi gelmiş olduğuydu.

‘İSTİHBARAT İRAN’DAN’ İDDİASI

Mehmet Ali Birand’ın sunumuyla ekrana gelen Kanal D Haber, o iddianın peşinden gitti ve ilginç sonuçlara ulaştı. Bülten öncesinde " Uçaktaki malzemelerin istihbaratını kimin verdiğini açıklıyoruz" diye duyurulan haberde, uçakta askeri malzeme bulunduğu iddiasının İran kaynaklarınca Türk yetkilelere ulaştığı iddiası vurgulandı./Kaynak:Haber7

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

Derin İstihbarat

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

%d blogcu bunu beğendi: